GÜNDEM - 08 Mart 2026 Pazar 09:25

Başkan Sekmen "İftara 5 Kala" iftariyelik dağıttı

A
A
A
Başkan Sekmen "İftara 5 Kala" iftariyelik dağıttı

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, "İftara 5 Kala" programı çerçevesinde vatandaşlara iftariyelik dağıttı.


AK Parti Erzurum İl Gençlik Kolları teşkilatıyla birlikte "İftara 5 Kala" programı kapsamında vatandaşlara iftariyelik ikramlarında bulunduklarını anlatan Başkan Sekmen, "Bu mübarek ayın manevi ikliminde gönüllerimizi buluşturan bu güzel buluşmalar bizlere bir kez daha kardeşliğin ve dayanışmanın kıymetini hatırlatıyor. Bu anlamlı organizasyonda emeği olan genç kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Hemşehrilerimize hayırlı iftarlar diliyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Kadınlar Gününü tarlada çalışarak kutladılar Mersin’in Silifke ilçesinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde birçok kadın, tarlada sabah saat 06.00’da başladıkları mesailerini güneş batıncaya kadar sürdürüyor. Tüm dünyada emekçi kadınların günü olarak kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde etkinliklerle kutlanıyor. Kimi kadınlar bu özel günde eğlenirken kimileri de tarlalarda çalışarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Tarladaki kadın isçilerin günlerinden habersiz yevmiye telaşına düşerken, ortaya konulan tablo hayatın gerçeklerini de gözler önüne seriyor. Özellikle Silifke’de tarlalarda çalışan kadın işçilerin sayısı oldukça yüksek. Silifke’de binlerce kadın hemcinsleri çeşitli etkinliklerle bu özel günü kutlarken, bazı kadınlar tarlalarda çalışarak evine ekmek götürme telaşına düştü. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kendileri için diğer günlerden farklı olmadığını belirten işçi çavuşu Nahide Aydın, bugünü de çalışarak geçirdiklerini yarın da çalışacaklarını söyledi. Aydın, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yine çalışıyoruz. Kadınlar gününü kutluyorum. Çalışıp alın terimizle evimize ekmek götürüyoruz. Günlük çalışmamız devam ediyor" dedi. Teslime Gür de Türk kadınlarının yağmur çamur demeden çalıştığını, hakları ile birlikte alın teri ile çalışarak emek harcadıklarını belirtti. Sultan Boz ise "Bugün kadınlar gününden haberimiz yok. Kalktık tarlaya geldik çalışıyoruz. Tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun" dedi.
Ankara Şehir hayatını bırakıp üretime yöneldi: Kadın girişimci Fransız koyunlarıyla dikkat çekiyor Ankara’da şehir hayatını bırakan Nurcan Göçmen, Fransız ırkı koyunlardan elde ettiği sütle yoğurt ve peynir üretimi yaparak girişimci kadınlara örnek oluyor. Başkent’te şehir hayatını bırakarak üretimi tercih eden Nurcan Göçmen, eşiyle birlikte kurduğu çiftlikte Fransız Lacaune ırkı koyun yetiştiriciliği yapıyor. Çubuk ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Göçmen, koyun sütünden yoğurt ve peynir üretimi yaparak hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kadın girişimciliğine örnek oluyor. Bir dönem koyunları sattıklarını ve ailece büyük bir boşluk hissettiklerini ifade eden Göçmen, eşinin desteğiyle yeniden koyun yetiştirmeye başladıklarını ve bugün birlikte üretim yaparak çiftlik hayatını sürdürdüklerini dile getirdi. "Fransız koyunları hem süt hem et verimi açısından avantajlı" Daha önce farklı koyun ırklarına baktıklarını anlatan Göçmen, Fransız koyunlarının hem süt hem de et verimi açısından avantajlı olduğunu vurgulayarak, "Çevremdekiler de süt satıyor musunuz diye soruyorlardı. Eşim de ‘Bunların sütü pek olmuyor, bunlar et ırkı. Gel ben sana süt ırkı bir koyun alayım’ dedi. 3 tane alarak başladık. Daha sonra baktık ki süt verimi çok güzel. Ayrıca et olarak da güzel. Hayvanlar bir sağlık problemi yaşar, kesime gitmek zorunda kalır, eti de önemli tabii ki. Bazı koyunlar var, çok süt veriyor ama su gibi, yağ oranı düşük. Bu koyunun avantajı hem sütü çok yağlı hem çok besleyici hem de kesime gittiğinde çok etli bir hayvan. Eti de çok lezzetli" şeklinde konuştu. "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var" Geçmişte daha fazla koyunları olduğunu dile getiren Göçmen, "Şu an bizim 23 tane koyunumuz var. Fakat bir eleme yöntemi yaptık. Çevremizde isteyen arkadaşlarımıza bir kısmını sattık. Yerimiz küçük, inşallah daha büyük bir yere geçtiğimizde daha da arttırmayı düşünüyoruz. Kendi yavrularından, büyüyen kuzulardan çoğaltmayı düşünüyoruz. Şimdilik yerimize göre bu kadar yeterli geliyor bize. Zaten 2 tane de büyük koçumuz var. Kuzularımız da toklularımız da var" ifadelerini kullandı. "2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı" Tek bir koyundan yapılan tartımlara dair konuşan Nurcan Göçmen, "Daha önce tarttığımızda 2,5 kilo sütü bulan koyunlarımız vardı. Malum nazar denilen bir gerçek var. Biz bu koyunlarımıza hiç ölçüm yapmadık. Ben de eşim de çok meraklı acaba ne kadar süt verir diye. Hayvanın memesi çok diri gözüküyor ama sütü az olabiliyor. Yani göğsünün büyük olması sütünün çok olmasıyla alakası yok. Bu sene hiç ölçmedik. Acaba hangisi çok gelir süt verimi açısından, hangisi daha fazla süt veriyor gibi. Akışına bıraktık diyebiliriz" şeklinde konuştu. "Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra tekrar işime devam ediyordum" Başlarda en çok zorlayan şeyin hayvanlara dokunmak olduğunu ifade eden Göçmen, "Yapabilir miyim acaba diye düşündüm. Ailem, eşim, kayınvalidemler, hepsi destek verdi. Tabii çevrede olumsuz yorumlara da maruz kalıyordum. ‘Sen hayvanlarla alışık değilsin, yapamazsın’ gibi. İlk başta çok zorlandım. Arka tarafa geçip biraz ağlıyordum, ondan sonra gelip tekrar işime devam ediyordum. Bu bir istek, yapma arzusu. Bir de hayvanları seviyorsan, özellikle ben sütüyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Zaten buna alışan asla vazgeçemiyor. Hepsi bir süreçti. Bir anda yapılacak bir şey değil zaten sağıma, hayvanlara alışmak, süt doldurmak, peynir yapmak. Peynir ilk başta olmuyor, yapamıyorsun. Yoğurt mayalıyorsun, o da tutmuyor. Pes etmeden daha da ilerlemek, elinden geleni yapmak, istemek en önemlisi" dedi. "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor" Aynı zamanda Nurcan Göçmen, şu ifadelere yer verdi: "Günlük yaklaşık 15-16 litre sütümüz oluyor. Bunu çevremizde bizi tanıyanlar sipariş veriyorlar. Sosyal medya hesabım var, orda da satış yapıyorum. Ayrıca arabamla kendi kapılarına kadar götürebiliyorum Çubuk içerisinde isteyenlere. Her gün süt satılacak diye bir şey de yok. Satılmayan sütleri buzluğa atabiliyorum. Buzluktan çıkan süt de aynı normal sağılmış süt gibi hiçbir farkı olmuyor. Bir kısmını ben kendim eve götürüp peynir olarak değerlendiriyorum. Basma peynir yapamıyoruz, o biraz daha zahmetli bir iş. Biz salamura peyniri yapıyoruz. Yoğurt mayalıyorum isteyenlere." "Makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor" Koyun sütünün toplum arasında kokar diye bir önyargısı olduğunu belirten Göçmen, "Bu tamamen yanlış. Bu sağımla ilgili. Elle sağım yapıldığında bir de hayvanın memesi kirliyse zaten otomatikman süte geçiyor hayvanın pisliği. Bu da sütte bir kokuya sebep oluyor. Bizimki tamamen makineli sağım olduğu için herhangi bir koku olmuyor. Tamamen lezzetli harika bir süt, yoğurt, peynir olarak üretip satabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlar vazgeçmesinler" Kadınların, hayvancılık dışında da meslekler icra edebileceğini söyleyen Göçmen, "Kadınlar vazgeçmesinler. Ben bunu gördüm, eşim de bu meslekten anlıyordu. Biz bu işte çalışmaya karar verdik. Bir kadın için çalışmak, para kazanmak en önemlisi çocuklarımız için. Okulda ihtiyaçları oluyor. Harçlığı olmasa kendimizi birazcık eksik hissediyoruz çocuklarımıza karşı. Bir özgüven veriyor insana. Yapabiliyorlarsa, ne işle meşgul olmak istiyorlarsa hem topluma karşı bir yarar sağlarlar hem kendilerine hem de ailelerine. Çalışmak çok güzel bir şey. En önemlisi bir şeyleri başarabildiğini hissetmek. Başarma duygusunu tatmak çok güzel bir şey. Bütün kadınlarımıza çalışmayı ve bir şeyler yapmayı öneriyorum" diye konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Programı ile gelecek hedefi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek programlarına başvurarak çiftliğini büyütmeyi planladıklarını dile getiren Göçmen, "Sağ olsun devletimizin de bu sene öyle bir projesi varmış. Bundan da haberdarım. Nisan ayında sanırım başvurular gerçekleşecekmiş. Bunu da takip ediyoruz. İnşallah ben de buna başvurmayı düşünüyorum. Hani daha büyük bir yerde, daha büyük bir ahırda. Elimizden geldiği kadarıyla daha da büyütmeyi istiyoruz inşallah" ifadelerini kullandı. Son olarak Göçmen, toplumda hayvancılıkla uğraşan kişilere karşı zaman zaman önyargılı yaklaşımlar olabildiğini belirterek, bir kadının isterse hem hayvancılık yapabileceğini hem de sosyal hayatını sürdürebileceğini söyledi.
Batman Cumhuriyetin tanığı 113 yaşındaki Cemile Nine’nin Kadınlar Günü kutlandı Batman’ın Sason ilçesinde yaşayan cumhuriyettin kuruluşunun tanıklarından 113 yaşındaki şehit annesi Cemile Yıldırım, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ziyaret edildi. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına tanıklık eden ve 7 çocuk ile 80’in üzerinde torun sahibi olan Cemile Yıldırım’ı, Sason Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Mutalip Çelik ve beraberindekiler evinde ziyaret etti. Ziyarette Cemile nineye bir buket çiçek takdim edilerek Kadınlar Günü kutlandı. Sason Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Mutalip Çelik, şehit ailelerini hiçbir zaman yalnız bırakmadıklarını belirterek, "Kadınlar Günü vesilesiyle 113 yaşındaki şehit annemiz Cemile nineyi ziyaret ederek gününü kutladık. Allah kendisinden razı olsun. Cumhurbaşkanımıza ve ülkemize sürekli dua ediyor. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz. Cemile ninemize de sağlıklı ve huzurlu bir ömür temenni ediyoruz" dedi. Yaklaşık 25 yıl önce terörle mücadelede oğlunu şehit veren Cemile Yıldırım ise yaşadığı zorluklara rağmen ülkesinin bugün daha iyi durumda olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için sık sık dua ettiğini belirten Cemile nine, "Allah Müslümanlara güç ve kuvvet versin. Cumhurbaşkanımıza her zaman dua ediyorum. Allah ona güç kuvvet versin" diye konuştu.
Diyarbakır Diyarbakır’ın tek kadın ambulans şoförü 5 yıldır hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor Diyarbakır’da görevli sağlık çalışanı Ayfer Kurt, 10 yıl ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptıktan sonra, eğitimlerini tamlayıp ambulans şoförü oldu. Hemcinsinin, ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın’ ön yargısıyla karşılan Kurt, kentin tek kadın ambulans şoförü olarak 5 yıldır hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor. 2011 yılında Sağlık Bakanlığında acil tıp teknisyeni olarak başlayan Ayfer Kurt, mesleğinin ilk 10 yılında ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptı. Ambulans şoförü olarak da çalışma kararı alan Kurt, gerekli eğitim ve sertifikalarını üstün başarı ile aldıktan sonra ambulansın şoför koltuğuna geçti. Hemcinsinin, ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın’ ön yargısıyla karşılan Kurt, kentin tek kadın ambulans şoförü olarak 5 yıldır Çınar ilçesinde hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor. Ambulans şoförü Ayfer Kurt, İHA muhabirine, 2011 yılında Sağlık Bakanlığında acil tıp teknisyeni olarak başladığını, yaklaşık 15 yıldır aktif olarak çalışmakta olduğunu söyledi. İlk 10 yıl ambulansın arka kabininde sağlıkçı olarak görev yaptığını belirten Kurt, son 5 yıldır da sağlıkçı sürücü olarak Çınar ilçesinde görev yaptığını kaydetti. Sağlık Bakanlığının vermiş olduğu bütün belgeleri tamamladığını aktaran Kurt, "2013 yılında ambulans sürüş teknik eğitimi ve sertifikamı aldıktan sonra daha sonra sürücülüğe başlayayım dedim. Üstün başarıyla ileri sürüş eğitimlerimi aldım. Sonrasında bir gün oturup karar verdim. Ambulans şoförlüğü yapmak istiyorum. Bir kadın olarak onu da değerlendirmek istiyorum dedim. Çünkü sürekli kadınlara yapamazsın izlenimi çok baskın olduğu için bunu da yapacağım, insanlara bunu da göstereceğim dedim. Sürücü olarak başladım ve 5 yıldır bu görevi yapmaktayım" dedi. "Trafiğe rağmen bir kadın sürücü olarak ambulans kullanmak çok zor" Kurt, vatandaşların ambulansın sürücü koltuğunda bir kadını gördükleri zaman önce bir şoke olduklarına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bakıyorlar, tekrar dönüp bir daha bakıyorlar. Gülümseyen de var, yüz ifadeleri çok değişik çok farklı bakış açıları olan insanlar da oluyor. Diyarbakır’da yoğun bir trafik sirkülasyonu var. Bu trafiğe rağmen bir kadın sürücü olarak ambulans kullanmak çok zor. Sağ olsun insanlarımız duyarlı. Siren sesini duydukları an özellikle son zamanlarda Türkiye’de herkesin de ciddiye aldığı bir konu var. Fermuar sistemi. Fermuar sistemine uyan insanlarımızın sayısı gittikçe artmaya başladı. Trafikte pek fazla sıkıntı yaşamıyorum. İvedilikle, güvenli bir şekilde vakalarımızı hastanelerimize yetiştirebiliyoruz." "Kadın ambulans şoförü sadece ben varım" "Yanıma oturan hasta yakınları bana baktıklarında onlara sakin olun diyorum, sorun yok. Sizi en güvenli şekilde Allah’ın izniyle yetiştireceğiz" diyen Kurt, "O şekilde hastaneye gidiyoruz. Önce kemerlerini taktırıyorum. Vücut dillerinden anlıyorum çok tedirgin olduklarını, kasılıyorlar. Güzergah devam ettikçe bu sefer rahatlamaya başlıyorlar. Onların rahatlaması da beni mutlu ediyor. Sürücü olarak kadın görüyorlar. Yapamazsın izlenimi çok. Önce ön yargılı yaklaşıyorlar. Tabii ön yargılarını kırıyorum. Şu an kadın ambulans şoförü sadece ben varım" şeklinde konuştu. "Bizler, her gün üzerimize düşen görevi layıkıyla yerine getiriyoruz" 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün önemi emekçi kadınların, başarılarının, emeklerinin, gayretlerinin ön plana çıktığı bir gün olduğunu ifade eden Kurt, "Ama sadece o günle sınırlandırılmamalı. Bizler, her gün üzerimize düşen görevi layıkıyla yerine getiriyoruz. 5 yıldır bu işi yaptığım için Çınar bölgesinde aştım, merkezde aştım. Ama izlenim gerçekten çok güzel oluyor. Bakış açılarını değiştirebiliyorsun. Yapılamaz denilen şeyleri başarmayı görmek çok güzel oluyor. Çok güzel bir duygu. Bir arkadaşım bana ’10 yıl boyunca damar yolu açtın, şimdide çevre yolunu mu açacaksın.’ Bana, ‘yapamazsın’ dedi. Görürsün dedim. Bunu da yapacağım" diye konuştu.