ASAYİŞ - 04 Şubat 2026 Çarşamba 09:20

Erzurum’da kara saplanan otomobil 3 saat mahsur kaldı

A
A
A
Erzurum’da kara saplanan otomobil 3 saat mahsur kaldı

Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Kırgın Dere Mahallesi’nde yoğun kar yağışı nedeniyle bir araç yolda mahsur kaldı. Yılın en fazla kar yağışı alan ilçelerinden biri olan Karayazı’da etkili olan kar ve tipi, ulaşımı olumsuz etkiledi.


Edinilen bilgilere göre, GSM şebekesinin çekmediği arazi yoluna giren sürücü, yoğun kar nedeniyle ilerleyemedi. Araç yaklaşık 3 saat boyunca karlı yolda mahsur kaldı. Aile bireyleri, sürücünün eve geç dönmesinden şüphelenerek durumu araştırdı. Olay yerine ulaşan aile, Erzurum Büyükşehir Belediyesi kara yolları ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler, yapılan çalışmalar sonucunda mahsur kalan aracı bulunduğu yerden çıkararak yolu güvenli hale getirdi.


Olayda herhangi bir yaralanma yaşanmazken, yetkililer vatandaşları yoğun kar yağışı sırasında arazi yollarını kullanmamaları konusunda uyardı.



Erzurum’da kara saplanan otomobil 3 saat mahsur kaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar" Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç Dr. Muhammed Emin Demirkol, "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar. Erken taramanın, erken tanımanın sonuçlarını bizler sahada görüyoruz" dedi. Türkiye’de her yıl yaklaşık 240 bin kişi kanser tanısı alıyor. Uzmanlar, obezite ve tütün kullanımının kanser riskini artırdığını vurgularken, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında tarama zamanı gelen vatandaşlar mesajla bilgilendiriliyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç Dr. Muhammed Emin Demirkol, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada erken tanının önemine dikkati çekti. Kanserin bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Demirkol, "Dünyada ölümlerde en sık ikinci sebep olarak kalp damar hastalıklarından sonra kanser dikkat çekmekte" diye konuştu. Obezite ve tütün kullanımı kanser riskini artırıyor Kansere sebep olan etkenlerin başında tütün ürünlerinin geldiğinin altını çizen Demirkol, "Başta tütün ve tütün ürünleri, sigara olmak üzere kansere sebep olan birçok maruziyet var. Bunun dışında son dönemlerde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan obezite yine kanserin en önemli sebeplerinden biri. Bunun yanı sıra alkol tüketimi, bazı viral etkenler hepatit gibi, bunlar kansere neden oluyor. Özellikle bazı kanserojen maddeler, tüketilen ve sağlıklı olmayan gıdaların uzun dönem tüketilmesi de yine kansere neden olan önemli sebeplerden bazıları" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis oldukça önemli" Kanserde erken teşhisin önemine değinen Demirkol, "Birçok faktör kansere sebep oluyor. Tabii ki burada kansere yakalanmamak, eğer yakalanmışsa da erken teşhis oldukça önemli. Biz de Sağlık Bakanlığı olarak hem kanserden uzak kalma, kansere yakalanmama konusunda bir farkındalık, sağlıklı hayat, sigaradan uzak kalınan bir hayat, fiziksel aktivitenin arttırıldığı, mobilize bir hayatın, hareketli bir hayatın bizim en önemli gündemlerimizden biri olmasını sağlamaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Paketli gıdalardan uzak durmanın ve doğal beslenmenin önemine değinen Demirkol, bunlara rağmen hala herkes için bir risk olduğunu söyleyerek, erken tanı konusunda uyarıda bulundu. Üç kanser türü yakından takip ediliyor Türkiye’de tüm illerde üç kanser türünü yakından taradıklarını hatırlatan Demirkol, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve rahim ağzı kanseri. Bu üç kanser türü bizim ulusal tarama programımızda, aile hekimliklerimizde, sağlıklı hayat merkezlerimizde ve Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerimizde (KETEM), aynı zamanda hastanelerimizde fırsatçı taramalarla 85 milyonun bu yaş grubunda, belirli yaş grubunda olan özellikle meme kanseri ve rahim ağzı kanseri ve kalın bağırsak kanserinde, kadınlarda yine kalın bağırsak kanserinde, erkeklerde bu taramaları belirli yaş gruplarında yapıyoruz. Hem mamografiyle meme kanserini 2 yılda bir tarıyoruz. Yine gaitada gizli kan dediğimiz tuvalet örneğinde de, dışkı örneğinde de kan var mı diye yine aile hekimliklerimizde ve tüm sağlık tesislerimizde tarama olarak bakıyoruz ve bunu her iki cinsiyette de yapıyoruz. Rahim ağzı kanserleri için de yine kadınlarda belirli bir yaş grubunda 5 yılda bir tarama yapıyoruz." "Tarama zamanı gelen tüm vatandaşlarımıza SMS’le bu tarama vaktinin geldiğini tekrar hatırlatıyoruz" Demirkol, tarama zamanı gelen vatandaşların telefonuna mesaj gönderildiğini söyleyerek, "Geçen yıl olduğu gibi bu sene de tarama zamanı gelen tüm vatandaşlarımıza SMS’le bu tarama vaktinin geldiğini tekrar hatırlatıyoruz. Sağlıklı yaşama, tekrar merhaba demelerini istiyoruz. Bu kapsamda yaklaşık olarak 15 milyon vatandaşımıza 40 milyona yakın SMS’i bu ay içerisinde göndermeye başladık. Telefonlarına SMS geliyor ve onlar hızlıca KETEM, sağlıklı hayat merkezine ve aile hekimliğine giderek vakti gelmiş kanser taramasını bu üç kanserde yapıyorlar" açıklamasında bulundu. "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar" Gönderilen mesajların dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Demirkol, "Kanserden değil, geç kalmaktan korksunlar. Erken taramanın, erken tanımanın sonuçlarını bizler sahada görüyoruz. Erkenden de bu tanıma ve erken taramanın avantajlarından da tüm vatandaşlarımız faydalansın diyoruz. Bu hizmetlerimizin tamamı ücretsiz. Biz vatandaşlarımızın sağlıklı olmasının onlar üzerindeki pozitif etkisini canı gönülden arzu ediyoruz ve bir an önce kanser taramalarını bu vesileyle yaptırmalarını, kansere sebep olan sigara, alkol gibi bütün maruziyetlerden uzak kalmalarını, hareketli yaşamla fazla kilolardan kurtulmalarını ve sağlıklı bir yaşamla yaşam süresinin uzadığı ülkemizde kaliteli ve sağlıklı yaşamla devam etmelerini kendilerinden istirham ediyoruz" diye konuştu. "Türkiye’de yıllık yeni kanser tanı sayımız yaklaşık 240 bin" Türkiye’deki kanser vakalarına ilişkin konuşan Demirkol, "Türkiye’de yıllık yeni kanser tanı sayımız yaklaşık 240 bin. Yani her yıl yaklaşık 240 bin vatandaşımız kanser tanısı alıyor. Erken evre olanlar var, geç evre olanlar var. Kansere yakalandıktan sonra özellikle erken tanıda cerrahi büyük bir avantaj sağlıyor. Ama geç kalındığında metastaz dediğimiz uzak organ sıçraması yaptığında, o zaman kemoterapi tek şans olarak kalabiliyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul Boyun çıtlatma felce kadar götürebilir Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Bayram, bilinçsiz ve ani boyun çıtlatma hareketlerinin çok nadir de olsa boyun damarlarında yırtılmaya neden olabileceğini belirterek, bu durumun inmeye kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Bayram, boynun sert ve ani şekilde çevrilmesiyle oluşan manipülasyonların, beyne giden karotis ve vertebral arterleri etkileyebildiğini ifade ederek, "Boyun çıtlatma çoğu zaman masum bir alışkanlık gibi görülse de, kontrolsüz ve zorlayıcı hareketler damar duvarında yırtılmaya yol açabilir. Bu yırtık pıhtı oluşumuna, pıhtı da beyin damarlarının tıkanmasına neden olabilir" dedi. "Belirtiler gecikmeden ciddiye alınmalı" Arter diseksiyonunun nadir görüldüğünü vurgulayan Doç. Dr. Muhammed Bayram, buna rağmen belirtilerin önemine dikkat çekti. Ani ve alışılmadık şiddetli boyun ya da baş ağrısı, baş dönmesi, denge kaybı, konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta uyuşma ve güçsüzlük gibi şikâyetlerin acil değerlendirme gerektirdiğini belirtti. "Günlük hafif hareketlerle karıştırılmamalı" Kişinin kendiliğinden yaptığı hafif gerinmelerle çıkan eklem seslerinin genellikle tehlikeli olmadığını söyleyen Doç. Dr. Muhammed Bayram, "Risk; ani, sert ve zorlayıcı manevralarda artar. Özellikle altta yatan damar duvarı hassasiyeti olan bireylerde bu tür uygulamalar daha sakıncalı olabilir" diye konuştu. "Boyun ağrısında güvenli yöntemler tercih edilmeli" Doç. Dr. Muhammed Bayram, boyun ağrısı ve tutulmalarında bilinçsiz manipülasyonlardan kaçınılması, şikâyetlerin sürmesi halinde hekim değerlendirmesi sonrası uygun tedavi yöntemlerine yönelinmesi gerektiğini vurguladı. Bayram, toplumda yaygın olan "çıtlatınca rahatlama" algısına karşı, kontrollü egzersiz, duruş düzenlemesi ve uzman önerilerinin esas alınmasının, muhtemel riskleri en aza indireceğini sözlerine ekledi.