GÜNDEM - 04 Nisan 2026 Cumartesi 12:43

ETÜ’de Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında konferans düzenlendi

A
A
A
ETÜ’de Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında konferans düzenlendi

Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (PUAM) ile Bilim İletişimi Ofisi (BİO) iş birliğinde Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında konferans düzenlendi.


Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naim Ürkmez, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Gürol, akademisyenler, özel gereksinimli bireyler ve aileleri katıldı.


Programın açılışında konuşan ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, otizm konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının yalnızca akademik bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir gereklilik olduğunu ifade etti. Bu tür etkinliklerin bireyler arasındaki empatiyi güçlendirdiğini ve özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşama daha etkin katılımına katkı sunduğunu belirten Çakmak, üniversitelerin bu noktada önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Sağlık bilimleri ve psikoloji alanındaki çalışmaların desteklenmeye devam edeceğini dile getiren Çakmak, farkındalık odaklı etkinliklerin toplumun tüm kesimlerinde bilinç oluşturma açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.


Rektör Çakmak’ın konuşmasının ardından program, alanında uzman isimlerin sunumlarıyla devam etti. Konferansta Uzman Dr. Özgür Esmeray otizmin belirtileri ve tanı koyma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Psikolog Gizem Keskin Yeğen otizmli çocuk sahibi ailelerin karşılaştığı görünmeyen yükleri ele aldı. Doç. Dr. Sümeyye Ulaş ise otizmde ebeveyn-çocuk etkileşim terapisine ilişkin bilgiler paylaşırken, Palandöken Otizm Dernek Başkanı Nazan Yaşarbaş da otizm farkındalığı ve dernek faaliyetlerine yönelik sunum gerçekleştirdi.


İlgiyle takip edilen program, katılımcıların sorularını uzman isimlere yöneltmesiyle sona erdi.



ETÜ’de Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında konferans düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Haliç’te alarm: Yağmur sularıyla taşınan kirlilik balık ölümlerine yol açabilir İstanbul’da etkili olan aralıksız yağışların ardından Haliç’te gözlenen renk değişiminin yaklaşık 10-15 gün içinde yeniden normale dönmesi bekleniyor. 48 saat süren yoğun yağış sonrası dereler ve kanalizasyon hatlarından taşınan suların Haliç’e karışmasıyla suyun rengi kahverengiye dönerken, Boğaz’ın turkuaz tonları ile Haliç’in kahverengi suları arasındaki belirgin fark dron görüntülerine yansıdı. Uzmanlar ise taşınan kirliliğin balık ölümlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Havadan görüntülenen Haliç’te, yağış sonrası oluşan yoğun bulanıklık ve kahverengi renk dikkat çekti. Derelerin büyük bölümünün yapılaşma nedeniyle kapanmasıyla birlikte yağmur sularının caddeler üzerinden taşınarak Haliç’e ulaştığı, bu süreçte çamur ve atıkların da suya karıştığı gözlemlendi. Yağmur suyu altyapısı yetersiz Çevre Konseyi Genel Sekreteri Zafer Murat Çetintaş, yağmur suyu toplama sistemlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, "Bütün belediyelerin başta yağmur sularını toplama kanallarını yeniden aktif hale getirmesi gerekiyor. Haliç çevresindeki kollektörlerde bu suların toplanıp kullanılabilmesi gerekirken bugüne kadar yüzde beşi bile gerçekleştirilemedi. Derelerin büyük kısmı yapılaşma nedeniyle kapatıldı. Bu nedenle yağmur suları artık caddelerden akarak Haliç’e ulaşıyor" dedi. Kirlilik balık ölümlerine yol açabilir Çetintaş, kirliliğin canlı yaşamını doğrudan tehdit ettiğini ifade ederek, "Caddelerden gelen çamur ve partiküller Haliç’e taşınıyor. Bu durum fauna ve florayı bozuyor. Suda yaşayan canlıların solungaçlarına partikül kaçması ölümcül sonuçlara yol açar. Bunun benzerini daha önce balık çiftliklerinde gördük. Aynı risk Haliç için de geçerli. Bu şekilde devam ederse hem balık ölümleri yaşanır hem de bölgede ağır koku oluşur" diye konuştu. Haliç 10-15 günde temizlenebilir Haliç’in hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Çetintaş, çözüm önerisine de değinerek, "Haliç’in temiz kalabilmesi için Karadeniz’den temiz su basılması gerekiyor. Bu işlem devam ederse yaklaşık 10-15 gün içerisinde suyun yeniden eski haline dönmesi mümkün. Temiz su, kirli suyu iterek çökmesini sağlar" ifadelerini kullandı. Yetkililerin yağmur suyu ve kanalizasyon altyapısını ayrıştıracak çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Çetintaş, mevcut durumun İstanbul için ciddi bir çevre riski oluşturduğunu sözlerine ekledi.