SAĞLIK - 29 Kasım 2023 Çarşamba 10:54

Dikkat eksikliğine nasıl davranılması gerektiği konusunda uzmanı uyardı

A
A
A
Dikkat eksikliğine nasıl davranılması gerektiği konusunda uzmanı uyardı

Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, dikkat eksikliği nedeniyle dışlanan ya da yanlış davranılan çocukların ileride yaşayabileceği sorunlar hakkında konuştu.


Geçtiğimiz 29 Ekim’de Afyonkarahisar’da Atatürk İlkokulunda Cumhuriyet Bayramı kutlamaları gerçekleşmiş, okuldaki 4/İ sınıfı öğrencileri tarafından iddiaya göre, sınıf öğretmeni Ş.Ş. tarafından 24 kişilik sınıfta gösteri hazırlandı. Fakat gösterinin başlayacağı anda sınıf öğretmeni, dikkat eksikliği (disleksi) olduğu ve hareketleri yapamadığını öne sürdüğü M.E.D. isimli öğrenciyi gruptan ayırıp merdiven girişindeki kısma götürdü. Kayda alınan görüntüler ülke çapında gündem olurken, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından konuyla ilgili inceleme başlatılmıştı.


Eskişehir’de bulunan Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, yaşanan olay ve dikkat eksikliği hakkında konuştu. “Çocuğun o şekilde diğerlerinden ayrılması çok rencide edici bir durum" diyen Oksay, dikkat eksikliği olan çocuklara daha hassas davranılması gerektiği konusunda uyardı. Sıdıka Oksay, yanlış davranışların ileride çocuklarda bazı sorunlara neden olabileceği konusunda konuştu.



“Aklına geleni düşünmeden yapabiliyorlar”


Dikkat eksikliğinin toplumda oldukça sık bir şekilde rastlandığını hatırlatan Dr. Sıdıka Oksay, “Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu toplumda oldukça sık rastlanılan, çoğunlukla tanısı çocuklukta konulan bir bozukluk. Bu tür çocukların dikkati süresi kısa oluyor. Genel olarak hareketlilik, dürtüsellik fazla olabiliyor. Aklına geleni düşünmeden yapabiliyorlar. Bu yapısal, gelişimsel bir bozukluktur. Dikkat, aslında bir spektrum içinde yer alır. Herkesin dikkati birbirinden farklıdır. Boylarımız da yüzlerimizde birbirinden farklı. Kimimiz daha uzun, kimimiz daha kısayız. Dikkat süresi sorun oluşturacak kadar kısaysa ona artık dikkat bozukluğu diyoruz ve tedavi uygulamaya başlıyoruz. Bu çocuklar sıklıkla ilaç tedavisi görüyor. Avrupa’da bu farklılığa nöroçeşitlilik diyorlar. İnsan yapısı birbirinden farklıdır. Bunu sakatlık, özür veya bozukluk gibi algılamayalım, birbirimizden farklılığımız var diyorlar. Daha uzun boylu olanı basketbolcu yaparız, daha minyon olan daha iyi mağaracı olur bireysel farklılıklar faydaya dönüşebilir diye düşünürsek bireyin bütün bu hiperaktivite ile ilgili farklılıklarının da toplum için daha pozitif yönde kullanılmasına yönelik bir yaklaşım izlenebilir” dedi.



“Yetersizlik duygusu ilerde duygusal problemlere yol açıyor”


Çocuğa yapılan davranışın oldukça yanlış olduğuna değinen Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Oksay konuşmaya şöyle devam etti:


“Çocuğun o şekilde diğerlerinden ayrılması çok rencide edici bir durum. Çocuğa en başta ‘burada sana rol vermiyorum, senin için başka bir rol düşündüm’ diyerek başka bir rol verebilirlerdi. Orada herkesin ortasında ayrılması kötü bir görüntü oluşturmuş. Çocuk için üzülüyoruz. Böyle şeyleri daha iyi planlamak gerekiyor. Bu türdeki öğrencileri sınıftaki diğer arkadaşlarıyla kaynaştırmak için belki hocaların da eğitim alması gerekiyor. Daha iyi bir plan yapmaları gerekiyor. Dikkat eksikliği olan bir çocuğun hayatı zordur. Hiperaktif çocuk istese de yerinde oturamaz, çok hareketlidir. Çevresinin dikkatini dağıtır. O yüzden öğretmenler tarafından zor ve problemli bir öğrenci olarak görülür. Derslerinde istediği kadar başarılı olamaz. ‘Ben diğerleri kadar iyi değil miyim’ şeklinde yetersizlik duyguları yaşar. Bunları telafi etmek için aslında çaba göstermek gerekiyor. Çocuğa da kendisinin normal ama farklı hissettirmek için daha fazla çaba gösterilmeli. Bu şekilde dışlanmak çocuklarda uzun vadede yetersizlik duygularına ve duygusal sorunlara yol açıyor. İlaçla tedavisi ve aileye ve çevreye önerilebilecek düzenleyici önlemler söz konusu.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Bu laleleri gözleri gibi koruyorlar Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi Değişören mahallesi, ilkbaharla birlikte çiçek açan ve yörede ‘Turşail’ olarak isimlendirilen ters lalelerle süslendi. Nadide bitkiye çok değer veren yöre halkı tarafından laleleri adeta gözleri gibi korunuyor. Bazı bölgelerde "Ağlayan gelin" ya da "Hüzün çiçeği" olarak da bilinen endemik tür ters laleler, kanunen koruma altında da bulunuyor. Türkiye genelinde 43 türü bulunan ve bunlardan 20’si endemik olan laleyi koparanlara 700 bin liralı cezai işlem uygulanacağı belirtilerken Değişören mahallesi halkı, bu bilinçle hareket ediyor. Her yıl nisan ve mayıs aylarında çiçek açan laleler, kısa ömürlerinde renkleri ve duruşları ile çevresine büyük güzellik katıyor. Mahalle sakinlerinden Selami Özdemir, ters lalelerinden açması ile geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu ilkbaharda da mutlu olduklarını anlattı. Gerek kendiliğinden yetişen ve gerekse soğanları ile sayıları artan lalelerin uzun yıllardır köy mezarlığı başta olmak üzere birçok evin bahçesinde, çevrede yetiştiğini anlatan Özdemir, "Biz bu lalelerin kıymetini elbette biliyoruz. Bu laleler mahallemize ayrı bir renk katıyor. Koparmanın cezasını da biliyorum, ama zevkle koruyoruz. Her yıl yaklaşık 20 günlük bir sürede mahallemizin birçok yeri bu laleler ile süsleniyor. Eskiden köy içinde daha fazla vardı, ama bu yıllarda sayılarında bir azalma var. Biz yöremizde bu laleye ‘Turşail’ ismini veriyoruz" dedi.