EĞİTİM - 24 Ocak 2025 Cuma 11:43

Engelli öğrenciler istedi Anadolu Üniversitesi yaptı

A
A
A
Engelli öğrenciler istedi Anadolu Üniversitesi yaptı

Engelli vatandaşların EKPSS/Kura ile Engelli Kamu Personeli Alımı'na başvurması için Açıköğretim sınav sonuçlarının hızlı şekilde açıklanması talebine duyarsız kalmayan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından verilen talimatla, 2 milyona yakın cevap anahtarı 30 saat gibi rekor bir sürede okundu.

Engelli öğrenciler tarafından Anadolu Üniversitesi Rektörü Adıgüzel'e EKPSS/Kura ile Engelli Kamu Personeli Alımı'na tercihte bulunabilmek için 27 Ocak tarihine kadar Açıköğretim sınavlarının açıklanmasına yönelik mailler ve mesajlar atıldı. Taleplere duyarsız kalmayan rektör, sorumlulara talimat verdi. Hafta sonu yapılan sınav kağıtlarının 20 Ocak Pazartesi günü üniversiteye ulaşmasıyla çalışmalar başladı. Yoğun mesai harcayan ekipler, optik okuyucularla 30 saatte Türkiye'nin 120 ayrı noktasından gelen sınav kağıtlarını okudu. Ekiplerin kontrollerini tamamlanmasının ardından sınav sonuçları yayınlanacak. Rektör Adıgüzel, ekiplerin özverili çalışmaları neticesinde engelli öğrencilerin personel alım tercih dönemine yetişebileceğinin müjdesini bizzat verdi.

“27'sinden önce sınav sonuçlarını açıklayacağız”

Öğrencilerin kendilerine ulaşmasının ardından konuya duyarsız kalmadıklarını ifade eden Adıgüzel, “Sınavların ne zaman açıklanacağı tüm Türkiye'de merakla bekleniyor. Sosyal medya üzerinden engelli öğrencilerimiz mesaj atmaya başladı. 27 Ocak tarihinde engelli öğrencilerimizin KPSS tercihleri için son günmüş ve sınavların erken açıklanabilmesi için çok fazla talep geldi. Mezun olabilecek durumda olan yaklaşık 4 bin engelli öğrencimiz var. 3 vardiya çalışarak, öğrencilerimizin tercih yapabilmeleri için olağanüstü bir çaba sarf ediyoruz. Açıköğretim Sistemi sınav sonuçlarının açıklamak için arkadaşlarımız büyük bir gayret içerisinde. İnşallah tercih dönemine yetiştireceğiz ve 27'sinden önce sınav sonuçlarını açıklayacağız. Engelli öğrencilerimizin başvuru yapabilmesi için büyük bir gayret içerisindeyiz” dedi.

“30 saat gece gündüz çalışarak sınavın okumasını bitirdiler”

Ekiplerin çalışmaları hakkında konuşan Rektör Adıgüzel, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“1 milyon öğrencimiz var ve 2 milyona yakın bireysel soru formunun okunması söz konusu. Bu çok büyük bir rakam ve bu iş için 10-15 gün arasında bir süreye ihtiyacımız var. Ama arkadaşlarımız büyük bir gayret sarf etti. Bu yüz yüze yaptığımız bir sınav ve dolayısıyla Türkiye'nin 120 farklı sınav noktasından sınav kâğıtları geliyor. Pazartesi sınav sonuçları elimize ulaştı. Arkadaşlarımız, 30 saat gece gündüz çalışarak, sınavın okumasını bitirdiler. Birkaç gün sonra kontrolleri bitirerek, Pazar günü sonuçları açıklayacağız. Son derece dikkatle çalışıyoruz. Arkadaşlarımız büyük bir dikkatle, gayretle ve hassasiyetle çalışıyor. Büyük bir özveriyle engelli öğrencilerimizin 27'sindeki başvuru tamamları için çalışmalarımızı bitiriyoruz.”

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Kurum: "Devlet ve millet el ele vererek, asrın felaketini, asrın dayanışmasına dönüştüren büyük bir seferberlik başlattık" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Emlak Katılım’ın düzenlediği 100’üncü Yıl İftar Programı’na katıldı. Bakan Kurum, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devlet ve millet el ele vererek, asrın felaketini, asrın dayanışmasına dönüştüren büyük bir seferberlik başlattık. Kendisini ülkesine ve afetzede kardeşlerine adayan 200 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşlerimizle gece gündüz demeden çalıştık. Rekor bir hızla saatte 23, günde 550 konut üreterek iki yılın sonunda 455 bin konutu inşa ettik" dedi. Emlak Katılım tarafından düzenlenen 100’üncü Yıl İftar Programı Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde gerçekleşti. Programa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Emlak Katılım Bankası Genel Müdürü Onur Gök ve çok sayıda davetli katıldı. Müzik dinletisi ve video gösteriminin ardından iftar yapıldı. Kuran’ı Kerim Tilaveti sonrası program, protokol konuşmaları ile devam etti. Program sonunda Bakan Murat Kurum’a tablo hediye edildi. Programda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye Emlak Katılım Bankası’nın 100. yılı vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı iftar programında, aynı sofrada buluştuk. Bir milletin şehirlerine bakarsanız onun estetik anlayışını, ekonomik gücünü ve devlet aklını o şehirde görürsünüz. Bu nedenle tarih boyunca güçlü devletler hep güçlü şehirler kurmuştur. Selçuklu şehirlerine bakarsınız ilmi görürsünüz. Osmanlı şehirlerine bakarsınız adaleti ve estetiği görürsünüz. Cumhuriyet şehirlerine bakarsınız kalkınma iradesini görürsünüz. İşte Türkiye Emlak Katılım Bankası bu ’şehir kurma ve kalkınma iradesinin’ en güçlü temsilcisidir. Bankamız, yalnızca bir finans kuruluşu değil, aynı zamanda Cumhuriyetimizin imar ve kalkınma hamlesinin ekonomik omurgasını oluşturan kurumdur. 2018 yılında Emlak Katılım Bankası olarak yeniden yapılandırdığımız bankamız, 2019 yılında faaliyet izni alarak köklü kurumsal mirasını çağın finansal dinamikleriyle buluşturmuştur. Bugün ki konumuna baktığınızda da gerçekten tasfiye halinden çıkıp bugün milletimize, vatandaşımıza, sektörlerimize her anlamda destek veren bir kurum haline gelmiştir. Bugün, Emlak Katılım Bankası başta inşaat ve gayrimenkul sektörü olmak üzere, üretim, yatırım ve istihdama katkı sağlayan pek çok alanda önemli finansman modelleri geliştirmektedir" dedi. 6 Şubat 2023 yılında yaşanan deprem felaketi sonrası yapılan faaliyetleri anlatan Bakan Kurum, "6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız ve milletçe hepimizi derinden sarsan deprem felaketiyle 11 ilimizde ağır bir yıkım yaşadık. Bir gecede 108 bin kilometrekarelik alanda, ki bu 100’den fazla ülkenin yüzölçümünden daha büyük, 7’si büyükşehrimiz 11 ilimizde hayat durdu, 680 bin binamız yıkıldı. 53 bin canımızı toprağa verdik, milyonlarca insanımız evini kaybetti. Bu büyük felaket, sadece yüreklerimizde değil, ekonomimizde de derin yaralar açtı. Ülkemize doğrudan 104 milyar dolar, dolaylı olarak da 150 milyar dolar maddi kayıp yaşattı. Depremin hemen ardından Sayın Cumhurbaşkanımız beni aradı. ‘Deprem bölgesinde ne kadar hasar çıkar?’ diye bana sordu. ‘Sayın Cumhurbaşkanım yaklaşık 500 bin konut yıkılır gibi arkadaşların tespitleri var ve bu çerçevede vatandaşımıza daha önce Elazığ’da Malatya’da, Trabzon’da, Rize’de yaptığımız şekliyle yardım yapabiliriz ya da vatandaşımıza bu noktada maddi destek sağlayabiliriz. Talimatınız nedir?’ diye sorduğumda Sayın Cumhurbaşkanım depremin ikinci gününde ‘Milletimizin evini biz yapacağız. Teslim edeceğiz’ dedi ve ona göre de ikinci gün biz çalışmaya başladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devlet ve millet el ele vererek, asrın felaketini, asrın dayanışmasına dönüştüren büyük bir seferberlik başlattık. Bu dayanışma ruhuyla sizlerin de desteğiyle, asrın inşa seferberliğini hayata geçirdik. Kendisini ülkesine ve afetzede kardeşlerine adayan 200 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşlerimizle gece gündüz demeden çalıştık. Rekor bir hızla saatte 23, günde 550 konut üreterek iki yılın sonunda 455 bin konutu inşa ettik" diye konuştu. Tam 11 bin kilometrelik altyapı çalışmasını tamamlayarak şehirlerin geleceğini güvence altına aldıklarını belirten Bakan Kurum, "Deprem bölgesinde yürüttüğümüz bu büyük yeniden inşa hamlesinin yanında, çeyrek asırdır karşılaştığımız her afette olduğu gibi 81 ilimizin tamamında vatandaşlarımız için çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük. Elde ettiğimiz tecrübeyi 81 ilimizin tamamına yaymak için Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olan 500 Bin Sosyal Konut Projesi’ni hayata geçirdik. İnşallah bayramdan sonra İstanbul’lu hemşehrilerimizin kurasını Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle çekeceğiz ve bütün kuraları bitirmiş, bir taraftan inşaat faaliyetini başlatmış olacağız. Bu projeyle dar gelirli vatandaşlarımızı yuva sahibi yapmaya, şehirlerimize yeni ve güvenli yaşam alanları kazandırmayı hedefliyoruz. 81 ilimizin kalkınmasına yönelik katkılarınızın artarak devam etmesini bekliyorum" ifadelerini kullandı.
Bitlis Bitlis’te "Hind Rajab’ın Sesi" filminin özel gösterimi yapıldı Bitlis’in Tatvan ilçesinde Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Filistin Film Günleri kapsamında "Hind Rajab’ın Sesi" adlı filmin özel gösterimi gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Sinema Salonları Yatırımcıları Derneği (SİSAY) iş birliğinde düzenlenen program kapsamında gerçekleştirilen gösterime Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, Tatvan Kaymakamı Yiğit Yaşar Demirer ve kurum amirleri katıldı. Gazze’de yaşanan trajedinin sembol isimlerinden biri haline gelen 6 yaşındaki Hind Rajab’ın hikayesini konu alan film, izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi. Venedik Film Festivali’nden "Gümüş Aslan" ödülüyle dönen film, 29 Ocak 2024’te Gazze’de İsrail saldırıları sırasında bir araçta mahsur kalan Hind Rajab’ın hayatını kurtarmak için verilen mücadeleyi ve yaşanan insanlık dramını anlatıyor. Gösterim sırasında salonda duygusal anlar yaşanırken, programa çok sayıda vatandaş da katıldı. Film gösterimine Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, Bitlis Vali Yardımcısı Onur Aykaç, Tatvan Kaymakamı Yiğit Yaşar Demirer, Bitlis İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, Bitlis İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, kurum amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul Sadettin Saran: "Kadıköy’ü eski atmosferine çevirmemiz lazım" Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, şampiyonluk yolunda taraftarların sonuna kadar desteğine ihtiyaçları olduğunu belirterek, "Kadıköy’ü eski atmosferine çevirmemiz lazım. Başka türlü şampiyon olamayız" dedi. Başkan Sadettin Saran, Fenerbahçe Televizyonu’nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Saran, "Öncelikle İslam alemine hayırlı Ramazanlar diliyor, camiamızı, taraftarlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Evet, çok yoğun bir dönemdeyiz. Birçok branşta mücadele eden bir kulübüz. Ben ve Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarım çok mesai harcıyoruz. Her branşta zirveyi zorluyoruz. Geçen hafta Antalya’da atletizm yarışmalarındaydım. Masa tenisinden kadın futboluna kadar voleybolda, basketbolda her yerde kupaları hedefliyoruz. Yoğun bir süreçten geçiyoruz. Bir taraftan da keyif alıyoruz" diye konutu. Yoğun ve zorlu bir dönemden geçtiklerini ifade eden Sadettin Saran, "Ama ona değinmeden önce nereden geldiğimizi hatırlamamız lazım. Ben seçim sürecinde ‘Samandıra’da ölü toprağı var’ demiştim. Seçildikten sonra ilk gittiğim yer Samandıra’ydı. Beklediğimden daha ciddi anlamda ölü toprağı vardı: Hatta oyuncularla ilk görüşmemden sonra oradan çıkarken Zagreb maçı vardı, kendi kendime ‘Eyvah’ dediğimi hatırlıyorum moral açısından. Camiada, oyuncularda şampiyonluk umudu yoktu. Samandıra’da yoktu. Bugün gelinen noktada bir umut var. Onu hatırlayalım. İnancın ciddi zedelendiği bir dönemdi. Ama camiamız için bence önemli kırılma noktalarından bir tanesi, ocak ayının başında Süper Kupa’yı kazanmamızdı. Hocamızla, teknik kadromuzla, ekibimizle birlikte yaptığımız transferlerin Süper Kupa’da etkili olması önemli bir eşikti. Camiaya umut verdi. Futbola ilk kupamızı aldık. Ama bu süreçte geldiğimiz noktada bir takım aksaklıklar yaşıyoruz. Futbolun doğasında sakatlıklar vardır. Peş peşe geldi; Alvarez’in ameliyatı, Archie Brown, Jayden, Çağlar, Talisca, Skriniar Bir de üzerine Tedesco’nun hastalığı, iki hafta maça çıkamaması maalesef talihsiz oldu. Avrupa’da çok önemli bir mücadele verdik. Evimizde çok iyi oynamadık ama orada çok çok iyi oynadık. Orada taraftarımız da inanılmazdı. Hatta dünya basınına konu bile oldu. Bizim için her kupa çok önemli. Sonuna kadar mücadele ettik. Ben takımımdan, ortaya koydukları futboldan, mücadeleden çok memnunum. Karakterli bir takım. Hep söyledim, ‘Tekmeye kafayla giren bir takım kuracağız’ dedim. Ara transferleri yaparken özellikle buna dikkat ettik. Şu an geldiğimiz noktada şampiyonluk umudumuz var. Yüksek derecede var. Sakatlar dönünce bambaşka bir futbol göreceğiz, buna inanıyorum. Benim için en önemlisi takımın ruhu, pes etmemesi, mücadele ruhu Bir aile ortamı oluştu. Ben ve arkadaşlarım umutluyuz" açıklamasında bulundu. "Sene sonu güzel transferler yapacağız" Ara transfer dönemine de değinen Saran, "Ara transferler doğası gereği çok yoğun ve zordur. Devre arası kimse takımını kolay kolay bozmak istemez. Bozarsa da çok yüksek rakam ister. Bu sene Dünya Kupası olması sebebiyle çok zor bir transfer süreciydi. Ona rağmen 5 transfer yaptık. Hepsi de hocanın istediği doğrultuda. Guendouzi bence apayrı bir futbolcu. Mert Türkiye’nin en iyi kalecilerinden. Efendiliğiyle, ağabeyliğiyle bu takıma çok şey katıyor, çok şey de katacak. Sidiki hocamızın en başından beri istediği, çok koşan, çok istikbal vadeden ama taraftarın desteğine ihtiyacı olan bir oyuncumuz. Kante. Bu arada bu konuda eleştirildim ama Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kez daha teşekkür ediyorum desteği için. Ve Musaba. Bu transferlerin hepsinden memnunuz. Eleştiriliyoruz, 3 tane daha transfer yapılabilirdi diye. Yapıcı eleştirilere her zaman açığım. Eksiklerimiz olabilir. Bunları görüyoruz. Sene sonu için bir takım çalışmalarımız başladı. Sene sonu güzel transferler yapacağız, takıma ilaveler yapacağız" diye konuştu. "Lookman da gelmek istiyordu" Lookman transferiyle ilgili de yaşananları anlatan sarı-lacivertli takımın başkanı, şunları söyledi: "Gelelim Lookman olayına. Ben genelde takımımızda olmayan oyuncularla ilgili konuşmayı seven biri değilim. Ama o kadar konuşuldu ki oraya değinelim. 19 Aralık’ta benim yurt dışı yasağım kalkar kalkmaz ilk gittiğim yer Milano oldu. Sadece ve sadece Lookman için gittim. Lookman’ın menajeriyle buluştum. Arkadaşlarım da vardı. Çok iyi geçti. Sonra kulüp yetkilileriyle görüştük, gayet iyi geçti. Apar topar geri dönmek zorunda kaldım ama o süreçten hiç taviz vermedik, çok yakın takip ettik. Bizden 1 hafta sonra teminat mektubu istediklerini, daha önce Türk kulüplerinden vesaire alamadıklarını söylediler. Biz, ‘Kimseye borcumuz yok. Biz borcumuzu ödeyeceğiz, bizden teminat mektubu istemeyin, vermeyeceğiz, ihtiyacınız yok.’ dedik. ‘Haklısınız’ dediler. Sonra süreç ilerledi. Atletico Madrid girdi devreye. Hocamızla Lookman’ı görüştürdüm. Çok güzel geçti. İki, üç defa görüştüler yanlış hatırlamıyorsam. Lookman da gelmek istiyordu. Sonraki gelişmelerde 35 milyon Euro’ya kadar çıktık. Sonra Atalanta bir daha gelip teminat mektubu istedi bizden. Bize vermek istemiyorlardı, belli oldu. Atletico Madrid’i tercih ediyorlardı. Dolayısıyla o süreç öyle kapandı, olmadı transfer. En-Nesyri’ye gelince. ‘En-Nesyri’ gitti diyorlar. Maalesef gitmesine sebep olanlar da en çok bugün bağıranlar. En-Nesyri Afrika Kupası’ndan sonra geldi, ‘Ben ayrılmak istiyorum’ dedi. Sebep? ‘Sosyal medya ve statta bana yapılan protestolar, ağır konuşmalar. Artık kaldıramıyorum, gitmek istiyorum’ dedi. Yapacak bir şey yok. ‘Peki’ dedik. Sidiki hocamızın başından beri istediği, çok koşan ve benim üzerinde durduğum, ‘karakter’ dediğim yapıya çok uygun bir topçu. Mücadeleci. İlk günden beri diyorum ya ‘Tekmeye kafayla giren takım kuracağız.’ En çok gurur duyduğum pes etmeyen, 90 dakika sahada koşan bir takımımız var. Hep başından beri istediğim bir takım. O profile uyan biriydi ve hocamız da çok istiyordu, aldık" sözlerini sarf etti. "‘Maça gitmeyeceğim’ demesi benim adıma bardağı taşıran son damla oldu" Jhon Duran konusuna da açıklık getiren Sadettin Saran, "Jhon Duran’la beraber ikisi gayet iyi olur diye düşündük. Jhon Duran çok yetenekli tartışmasız. Transfer yaparken hem Fenerbahçe’deki yöneticilik günlerimden, Borussia Dortmund’dan oyuncunun hiçbir zaman sadece yeteneğine bakmam, takımdaki uyumuna bakarım. Jhon Duran benim transfer edeceğim profilde bir oyuncu değildi. Ama Samadıra’da seçildiğim gün ilk konuştuğum oyunculardan biri kendisi oldu. İspanyolca konuştum, anlattık. ‘Ne duyduysan duydun, bizimle ilgili bir sürü şeyler konuşuldu. Burada seninle aile olacağız’ dedim. Sıkıntılarını anlattı. Haftada 3-4 kez konuştuk. Güzel bir noktaya da geldi. Çok kritik yerlerde çok kritik goller attı. Bizi mücadele içinde tuttu. Beşiktaş, Galatasaray Ama maalesef bir uyum sorunu vardı ilk günden beri. Biz, Jhon Duran’la devam ediyor olsaydık takıma da ihanet ediyor olacaktık çünkü kendini takımın önünde tutmaya başladı diğer oyuncularımızın aksine. En son deplasmanda Bükreş maçında ya bir gün önce ya aynı sabah ‘Ben maça gitmeyeceğim’ demesi benim adıma bardağı taşıran son damla oldu. Fenerbahçe’de hiçbir oyuncu maç seçemez. Jhon Duran beklemediğimiz bir gelişmeydi" dedi. "Çok doğru transferleri sezon sonu yapacağız" Devre arasında 5 transfer yaptıklarını söyleyen Sadettin Saran, sözlerini şöyle sürdürdü: Ama geldiğimiz noktada 5 transfer yaptık. Halâ eleştiriliyoruz. Anlayabiliyorum. Eleştiriye açığım. ‘3 transfer daha ihtiyacımız var’ diyorlar. Herkes şu konuda müsterih olsun. Biz şu anda da çalışmalarımızı yapıyoruz sezon sonu için. Eksiklerimizi biliyoruz. Nerede yanlış yaptık bir daha zaten konuşacağız sezon sonu. Ama bugün eksiklerimizi az çok biliyoruz ve onlarla ilgili transfer görüşmelerimiz var. Çok doğru transferleri sezon sonu yapacağız. Devre arasındakinden çok daha iyi ve kolay olacak. Sezon sonu oturacağız, çok doğru yerlere doğru transferleri yapacağız. Eksiklerimizi biliyoruz. Basında adı çıkan bir sürü oyuncuyla görüştük. Adı çıkanların hemen hemen hepsiyle görüştük. Çoğu, ‘Biz mayısta gelelim, haziranda gelelim’ dedi. Gelmek isteyenleri de kulüpleri bırakmak istemedi dediğim sebeplerden. Çok ciddi çaba sarf edildi, çok yoğun çaba sarf etti arkadaşlarım, teknik ekibimiz bu transfer sezonunda. Eleştiriler var, imalar var, dedikodular var. Gece gündüz çalıştılar. Varsa bir hata bütün sorumluluk bende. Geldiğimiz noktada oyuncuların karakterinden son derece memnunum. Yapılan transferlerden de memnunum. Takıma, hocamıza güveniyorum. Bu sene şampiyon olacağımıza gerçekten yürekten inanıyorum." "Temel sorun MHK" Hakemlerle ilgili de düşüncelerini aktaran Saran, "Ben, Fenerbahçe’nin enerjisini sürekli hakem kararlarına harcayan bir kulüp olmasını istemiyorum. Sporcu kimliğimden ve eski yöneticilik zamanlarımda da bunu yapan bir tarzım olmadı. Ama sanılmasın bir mikrofonlarda bağırmıyoruz ya da gerekeni yapmıyoruz. Nitekim sonuçlarda alındı, dinlendirilen hakemler de var. Hatta geçen hafta bir açıklamada bulundum. Bu gidişle sene sonuna hakem kalmayacak. Çünkü çok vahim hatalar var. Ama burada sorun hakemler değil, temel sorun MHK. Bunlarla ilgili bir çalışmamız da var. Biz sadece sorunları söylemiyoruz, çözüm de üretiyoruz. Biz adil rekabet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Biz geçen hafta sadece Samsunspor’u yenmedik, MHK’yi de yendik. Bu sürdürülebilir değil. Bunu yapanlar Türk futbolunun altını oyuyorlar ve biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bakın trajikomik bir olay. Guendouzi’ye sevincinden ötürü verilen sarı kart. Torreira nerelere çıktı, Sacha Boey korner bayrağını tekmeledi En ufak bir sarı kart yok. Şaka gibi, alay eder gibi... Dolayısıyla biz bunlardan çok rahatsızız. Rahatsızlığımızı dile getiriyoruz, sadece dile getiriş şeklimiz farklı. Ama sonuç alıyoruz, alacağız da. Bu arada da hakemlere de seslenmek, çok açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yerli hakem, yabancı hakem olaylarına girmek istemiyorum. Performansı iyi olan hakem var, kötü olan hakem var. Değerli hakemlerimiz önümüzdeki 9 hafta çok değerli ve kritik. Ligin kaderini belirleyecek bir dokuz haftaya giriyoruz. Bu maçlarda vereceğiniz kararlar yıllarca izi sürülecek. Bu kararlardan sonra eve vicdanınız rahat gitmeniz gerekiyor. Yastığa kafanızı koyduğunuz zaman rahat olmanız lazım. Ben, Fenerbahçe Başkanı olarak özellikle bu çağrıyı hakemlerimize iletmek istiyorum" şeklinde konuştu. Kongre kararı Kongre kararıyla ilgili de Sadettin Saran, "Ben, bu kararı sadece ve sadece Fenerbahçe’nin menfaatlerini düşündüğüm için aldım. Olağanüstü Genel Kurullara karşı olduğumu biliyorsunuz. Kendi seçildiğim genel kurula da karşıydım. Onun da olmamasını düşünüyordum. Olağanüstü genel kurullar kulübe fayda getirmiyor. Çok çok gerekmedikçe zararı var. Ama şahsımla ilgili devam eden hukuki sürecin kulübümüzün etrafında bir gündeme dönüşmemesini istediğim için bu kararı aldım. Bu konuyu da konuşmak istemediğimi söyledim çünkü önümüzdeki 9 hafta çok önemli. Birlik beraberlik diye boşuna söylemiyorum. Mayıs-Haziran gibi seçim olduğunda o zaman konuşulur. Evet, camiadan, derneklerden tepki de var. Kongre yapma gereği yok diyen var. Kimse çıkmaz, bir seneliğine aday mı olunur diyen de çok. Ama bunları tartışmanın anlamı yok. Bunun nihai kararını verecek olan camiamızdır. En büyük hakem camiamızdır. Zamanlama her şey. Ama çıktım ne zaman aday oldum? Fenerbahçe’nin menfaatlerini birinci sırada tuttum. Kendi menfaatlerimin önünde tuttum. Kimseyi birbirine sataştırmadım. Proje ve düşüncelerimle aday oldum. Seçim atmosferi oluşturmadım. Bunları yapanlar seçim atmosferi oluşturmaya çalışıyorlar. Fenerbahçe’ye de zarar vereceğini bile bile yapıyorlar. Şu an Fenerbahçe başkanının görevde olduğunu unutanları, bu camia unutmaz" açıklamasında bulundu. "Samsunspor maçında bazı görüntüler beni çok üzdü" Samsunspor maçında bazı görüntülerin kendisini çok üzdüğünü vurgulayan Saran, "Evet, Mert Müldür bir hata yaptı. Daha da yapacak, hepimiz yapıyoruz. Ama o hatadan sonra top ayağına geldiği zaman ıslıklanması, tribünlerden hakaret edilmesi ve daha da üzücüsü ailesine nişanlısına söylenenler kabul edilebilir değil. Ederson’un eşiyle ilgili yapılanlar kabul edilebilir şeyler değil. Bize yakışmıyor. Biraz önce sosyal medyada yapılan algılardan bahsettik. Bizi hedef haline getirenlerin karşısında duruyorsak, bunların da karşısında durmamız gerekiyor. Bunların kimseye bir faydası yok. En iyi hoca bizim hocamız, en iyi futbolcular bizim futbolcularımız. Son 9 hafta Biz bu oyuncularla şampiyon olacağız. Bunun herkes bilincinde olması lazım. 30 gol atan En-Nesyri boşu boşuna ben gitmek istiyorum demedi. Lütfen bunun farkında olalım. Bu şekilde vedalaşmamız doğru değil, yanlış. Her oyuncu her zaman bekleneni veremeyebilir. Bu gayet normal. Burada yapılması gereken bu kulübe kazandırılan değerleri korumak. Bu değerleri de korumak zorundayız. Taraftarlarımız da korumak zorunda. Bu oyuncuları hedef haline getirmenin kimseye faydası yok, zararı var. Biz bu kadroyla şampiyon olacağız ama taraftarlarımızın desteği olmadan olamayız. Bakın taraftarlarımızın yaşadığı kızgınlıkları anlayabiliyorum. Ama bu kızgınlıkların kaynağı sahadaki oyuncular değil. Bunun kaynağı çok daha derin.11 senedir şampiyon olamamanın bedelini bu oyunculara ödetemeyiz. Bu derin sorunlar çıkardı tartışmasız. Ama oyuncularımızdan bunu çıkaramayız. Ben Kadıköy atmosferinin gücünü kaybettiğini düşünmüyorum ama zaman zaman maalesef o atmosferin dalgalandığı oluyor, bunu görüyoruz. Bunun sebebi de taraftarlarımız değil, camiamızdaki büyük beklenti. Müthiş bir beklenti var. Ama bu beklentiye ulaşmak için Kadıköy’ü eski atmosferine, cehenneme çevirmemiz lazım. Bunu da taraftarlarımızla yaparız. Bakın yeri geliyor deplasmanlarda nasıl bir atmosfer oluyor. Basına konu oluyor. Bizde bu potansiyel var ama bu dalgalanmalar olmadan önümüzdeki 9 haftada taraftarlarımızın desteğine sonuna kadar ihtiyacımız var. Oyuncularımızın arkalarında durmalarına ihtiyacımız var. Başka türlü şampiyon olamayız. Bu şampiyonluk özlemini bu oyuncularla, hoca, yönetim ve taraftarlarla hep beraber gidereceğiz" ifadelerini kullandı.