ÇEVRE - 21 Ağustos 2025 Perşembe 10:49

Eskişehir’de ilginç lavanta hasadı

A
A
A
Eskişehir’de ilginç lavanta hasadı

Eskişehir’de bir üretici, "Makasını getir, çiçeğini götür" adıyla ücretsiz bir etkinlik başlatarak kurduğu bahçedeki lavantaları ziyaretçilere ücretsiz hasat ettiriyor. Kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan lavantanın hasadını yapan, morun her tonunu barındıran bahçede bol bol fotoğraf çekinen turistler, oraklarla hasat ettikleri lavantaları ise yanlarında götürüyor.



Eskişehir’de yaşayan Erhan İnan, Odunpazarı ilçesine bağlı kırsal Akçakaya Mahallesi’nde bulunan tarım arazisine 5 yıl önce lavanta ekmeye karar verdi. 20 boyunca kökü toprakta kalabilen, lavantanın bu yılki hasadı başladı. İşçi yerine arazisini ziyaret eden misafirlerin hasat ettiği lavanta bahçesindeki etkinliğe yoğun katılım gerçekleşti. Orak yardımıyla toplanan lavantaları, toplayan misafirler yanlarında götürdüler. Sapları ile birlikte işlenen 100 kilodan 2 litre yağ elde edilen lavantaların seyrine doyumsuz manzarasında özellikle çiftler fotoğraf çekinmeyi ihmal etmedi.


Morun her tonunu barındıran bahçede hasat yağan misafirler lavantadan yapılan gazoz, bal, sirke, parfüm gibi ürünleri inceledi. Lavanta toplayan turist ve misafirler fotoğraflanırken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı.


"Gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor"


Lavanta bahçesi sahibi Erhan İnan, etkinlikle alakalı, "Gördüğünüz gibi, bu tarlamızdaki lavantaları beş yıl önce ektik. Burası normalde kuru tarım yapılan, kurak, taşlı ve kireçli toprakların bulunduğu, verimin düşük olduğu bir bölge. Alternatif ürün olarak lavantayı tercih ettik ve denedik. Toprak tahlilleri sonucunda lavantanın toprağımıza uygun olduğunu gördükten sonra ektik. Başarılı olduk. Çiçeklerimiz beşinci yılında ve hâlâ gençlik dönemindeler. Lavanta, kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan, çok yönlü bir bitki. Bölgemiz, Beşikköy Şelale Mesire Alanı yolunda, yoğun trafiğin olduğu bir yerde. Bu nedenle insanlar bizi tercih ediyor; yol üstünde olmamız ve bu deneyimi yaşamak istemeleri nedeniyle buraya geliyorlar. Çok şaşırıyorlar. "Eskişehir’de lavanta yetişiyor mu?" diyorlar. Başlangıçta bu merakla geliyorlar. Normalde lavanta görmek için Isparta, Kuyucak ya da Burdur’daki Salda Gölü taraflarına gidiyorlardı. "Çok yakınımızda varmış," diyerek olumlu tepkiler veriyorlar. Burası, evlenme tekliflerinden sünnet düğünlerine, normal düğün çekimlerinden açık alan fotoğraf çekimlerine kadar pek çok etkinlik için tercih ediliyor. Özellikle gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor. Bu yola çıkarken zaten bunları hedefleyerek bir yol çizmiştik. Maliyetler getirisinin üzerine çıktığı için bu sene çiçeklerimizin büyük bir bölümünü tarlada bırakmak zorunda kaldık. Bu yüzden, çiçekleri tarlada bırakacağımıza bir etkinlik düzenlemeye karar verdik. "Makasını getir, çiçeğini götür" adıyla ücretsiz bir etkinlik başlattık. İnsanlar buraya geliyor, kendi çiçeklerini kesiyor, önce fotoğraflarını çektiriyor ve mutlu bir şekilde ayrılıyor" dedi.


"Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize"


Boş vaktini ailesiyle birlikte doğada geçirmeyi sevdiğini belirten ve lavanta bahçesindeki hasat etkinliğini sosyal medyadan gördüğünü belirten 34 yaşındaki İlker Gümüş, "Instagram’da karşıma çıktı. Hafta sonu tatilini değerlendirelim dedik. Bizim için güzel oldu, gayet keyifli. Hasat zamanına denk gelmemiz de iyi oldu. Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize, arabamıza koyup değerlendireceğiz. Özellikle buranın ücretsiz olması çok güzel bir şey. Hoşumuza gitti. Zaten yorumları okuyarak gelmiştik. Gerçekten doğayla iç içe, çok güzel bir deneyim. Kokusu nasıl? Mükemmel, gerçekten harika. Zaten araçlarımızda ya da oda kokularında lavanta kullanıyorduk, ama bunu birebir hissetmek çok daha güzel. Çok memnunuz, gerçekten harika. Bu tarz doğayla iç içe etkinliklerin artmasını isteriz. Hele şu zamanlarda, orman yangınlarından sonra gerçekten çok isteriz" ifadelerini kullandı.


(BT-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.