SAĞLIK - 24 Şubat 2026 Salı 11:20

Evden uzak 2 yıllık lösemi tedavisinde torununun yanından ayrılmayan anneanne mutlu sona ulaştı

A
A
A
Evden uzak 2 yıllık lösemi tedavisinde torununun yanından ayrılmayan anneanne mutlu sona ulaştı

Bilecik’ten, Eskişehir’e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez’e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi. İlik nakli ile iyileşen Berat Terlemez, "Hastalıkta yanımda olan anneanneme ben bakacağım. Kanser tedavisi görenlere donör olmak istiyorum ve kitaplarımla oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim" dedi.


Bilecik’te yaşayan Berat Terlemez, 2 yıl önce baş ağrısı, bulantı, kusma ve kemik ağrıları şikâyetleriyle hastaneye gitti. Burada daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde uzmanlığını alan bir doktor, kan sayımındaki anormalliklerden dolayı hastayı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yönlendirdi. Burada muayeneleri yapılan Berat Terlemez’in kan kanseri olduğu tespit edildi. Annesi-babası ayrı olan Berat Terlemez ile ailesi yakından ilgilense de 69 yaşındaki anneanne Kadriye Maltaş bir an bile torunun yanından ayrılmadı. Tedavisi için Bilecik’ten Eskişehir’e torunuyla gelen 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, en çok kalacak yer konusunda problem yaşadı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından anneanne ve toruna kurumun misafirhanesinde oda tahsis edildi. Fedakar anneanne torununun 2 yıllık tedavi ve eğitimi konusunda sağlık problemlerine rağmen bir an bile yanından ayrılmadı. Kızılay’ın Türkkök Projesi’nden uygun donör bulunduktan sonra ilik nakli olan Berat Terlemez sağlığına kavuştu.



Torunun en büyük arkadaşı anneannesi oldu


İyileştiği için çok mutlu olduğunu anlatan Berat Terlemez, bu zorlu süreçte en büyük destekçisi anneannesinin yanından hiç ayrılmayacağına ve ileride ona kendisinin bakacağını söyledi. Hastanede özellikle çocuklar için zamanın zor geçtiğinin altını çizen Berat Terlemez, evindeki kitap ve oyunlarını onkoloji servisine bağışlayacağını belirtirken, ilerde kendisinin de donör olacağını bildirdi. Torunun iyileştiğini gördüğü için oldukça mutlu olan anneanne şimdi de kendi sağlığı için hastanede tedavi görmeye hazırlanıyor.



"Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu"


Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, "Berat, 2 yıl öncesinde bize başvurdu. Yaptığımız tahliller ve tetkikler sonucunda, Berat’ın beyninde de tutulum yapmış olan bir kan kanseri hastalığı olduğunu tespit ettik. Bu süreçte Berat’ın ailesi de birtakım sıkıntılar yaşamaktaydı. Anne ve babası ayrı hayatlar sürüyordu. Ancak bu zorlu dönemde çocuklarını yalnız bırakmadılar ve her zaman destek oldular. Berat’ın en önemli destekçisi ise anneannesi oldu. Yaşı ileri olmasına ve kendi sağlık sorunları bulunmasına rağmen, kendi sağlığını öteleyerek öncelikle torununa yardımcı oldu ve onun bakımını üstlendi. Hastalığı kontrol altına alabilmek için öncelikle bir kemoterapi tedavisi uyguladık. Ancak kemoterapi tek başına yeterli gelmeyince nakil yapma kararı aldık. Berat bu konuda şanslıydı. Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu. Tam uyumlu vericiden aldığımız kök hücrelerle nakil işlemini gerçekleştirdik. Nakil prosedüründeki hazırlık rejiminde Berat’ın ışın alması gerekiyordu. Fakat bu tedaviyi o dönemde hastanemizde uygulama şansımız olmadığından, diğer doktor arkadaşlarımızın desteğiyle kendisini Kocaeli’ye yönlendirdik. Sürecin devamında, daha önce kullanılan ilaçlara bağlı olarak birtakım kemik ve eklem sorunları gelişti. Özellikle kemik erimesi nedeniyle yürüyemeyecek kadar ciddi ağrıları vardı. Kemiği güçlendirecek tedavilerin ardından çocuğumuzu hiperbarik oksijen tedavisine yönlendirdik. Bu dönemde ciddi bir konaklama problemi yaşandı, çünkü aile Bilecik’ten gelip gidiyordu ve tedavinin günlük alınması gerekiyordu. Gidip gelmeleri mümkün olmadığı için üniversitemizin misafirhanesinde onları ağırladık. Bu sırada temel ihtiyaçlarını da yardımseverlerle iletişim kurarak karşıladık. Tedavi nedeniyle Berat okul hayatından da ayrı kaldı. Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler aldığı için bir süre okula gidemedi. ‘Artık okula gidebilir’ dediğimiz noktada ise kemik ve eklem problemleri engel olarak karşımıza çıktı. Okulda merdiven çıkması ve ayakta kalması çok zordu. Berat meslek lisesinde okuduğu için evde eğitim başvurusunda bulunduk. Ancak uygulamalı bir okul olduğu gerekçesiyle bu talebimiz reddedildi. Bunun üzerine çocuğumuz, yine anneannesinin büyük çabalarıyla Anadolu Lisesi’ne geçiş yapmış oldu" dedi.


"Anneannem her zaman yanımdaydı"


Hastalığını yendiği için mutlu olan 15 yaşında Berat Terlemez, "Bu hastalıkla iki sene önce tanıştım. İlk zamanlar her şey çok tuhaf geldi, kendi kendime ‘Acaba yapamaz mıyım, başaramaz mıyım?’ diye sordum. Ardından ailem elimden tuttu ve bana bu süreci atlatabileceğimi hissettirdiler. Onların desteğiyle yoluma devam ettim. Süreç boyunca kimi zaman çok ağrım oldu, kimi zaman acılar içinde yerimde duramadım. Ama her zaman doktorlarım bir çaresini buldu. Onlara gerçekten minnettarım, emeklerine sağlık, Allah hepsinden razı olsun. Anneannem her zaman yanımdaydı ve hâlâ da yanımda olmasını çok istiyorum. Bana çok destek oldu, hep arkamda durdu ve hiçbir zaman pes etmemem gerektiğini söyledi. En büyük destekçim oydu diyebilirim. Benimle birlikte günlerce hastanede yattı. Kendi hastalıklarını benim için göz ardı etti. Ben iyileştikten sonra nihayet kendi tedavisine vakit ayırabildiği için çok memnunum. Şimdi kendisinin de sağlığına dikkat etmesini istiyorum. Kendimi daha iyi hissettiğimde ben de ona bakacağım" diye konuştu.



"Kitaplarımı ve oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim"


Hayalleri hakkında konuşan Berat Terlemez;


"Gelecekteki en büyük hayalim makine mühendisi olmak. Okul ortamını, o samimiyeti, arkadaşlarımla eğlenmeyi ve hatta dersleri bile çok özledim. Ayrıca bir gün ben de donör olmak istiyorum, çünkü bana donör oldular ve yaşamamı sağladılar. Ben de diğer insanların hayata tutunması için mutlaka başvuruda bulunacağım. Hastanede benimle aynı hastalığı çeken birçok insan vardı. Kimisiyle çok yakın arkadaş olduk, kimisiyle sadece aynı ortamı paylaştık. Hemşirelerle, doktorlarla çok güzel dostluklar kurduk, ortamımız gerçekten çok iyiydi. İnşallah oradaki herkes bir an önce sağlığına tamamen kavuşur ve dışarıda istediği gibi mutlu bir hayat sürer. Onlar için eskiden okuduğum kitapları ve elimdeki masa oyunlarını hastaneye hediye edeceğim. Yeter ki orada sıkılmasınlar, tedavileri boyunca iyi vakit geçirsinler."



"Hayatı yoluna girdikten sonra, huzurla bu dünyadan göçebilirim"


Torunun en büyük destekçisi olan 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, "Hastaneye, tüm çalışanlara, ekibe ve hocamızın ekibine çok teşekkür ederim; hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bize her konuda yardımcı oldukları gibi, dışarıdan bazı hayırseverlerin desteğine ulaşmamızı sağladıkları için de minnettarım. Dışarıdan gelen hastalar için ulaşım konusu gerçekten zorlayıcı olabiliyor. Hastaların düzenli gidip gelebilmesi için araç desteği sağlanması ve düzenli olarak psikologların evlere giderek bu ailelere destek vermesi çok önemli. Refakatçiler için kalacak yer meselesi de göz ardı edilmemesi gereken bir ihtiyaç. Özellikle onkoloji bölümünde, hastalar ve refakatçiler olarak her türlü zorlukla karşılaşıyoruz, bu süreçte yıprandığımız için zaman zaman yanlış anlaşılmalar ya da moral bozuklukları yaşayabiliyoruz. Bu yüzden bölüme kalıcı bir ‘onkoloji psikoloğu’ atanması en büyük beklentimiz. Berat’ın eğitimi için çok mücadele ettik. Rehberlik bölümünden raporlar istediler, hastaneler arası yönlendirmeler oldu. Berat’ın okuduğu okul, derslerin uygulamalı olması nedeniyle eve öğretmen gönderilemeyeceğini söyledi. Okul müdürleriyle ve rehberlik birimleriyle tekrar tekrar konuştuk, ‘Başka bir okul üzerinden öğretmen gönderme şansımız var mı?’ diye sorduk. Sonunda istekli olan öğretmenlerin ve bazı temel derslerin hocalarının eve gelmesi sağlandı ancak tüm dersleri tam olarak alamıyor. İçimizde hep ‘Acaba hastalık tekrarlar mı?’ korkusu vardı. Hastanede diğer hasta yakınlarıyla yardımlaşırken, ‘Seninki nasıl oldu, benimki nasıl oldu?’ diye konuşurken bazen karamsarlığa kapılsak da hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. Benim de sağlık sorunlarım vardı ama torunumla ilgilenirken hepsini erteledim. Berat’ın iyileştiğini duyduktan sonra ancak kendi tedavime başlayabildim. Berat’a hep söylüyorum, artık daha hareketli olması, hayata karışması kendi elinde. Tek isteğim okuyup iyi bir yerlere gelmesi, güzel bir iş bulması. Onun hayatı yoluna girdikten sonra, Hak ne zaman nasip ederse o zaman huzurla bu dünyadan göçebilirim" ifadelerini kullandı.



Evden uzak 2 yıllık lösemi tedavisinde torununun yanından ayrılmayan anneanne mutlu sona ulaştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Gümüşhane’de üniversite öğrencileri afet tatbikatında yarıştı Gümüşhane’de düzenlenen afet tatbikatında üniversite öğrencileri, gerçeğini aratmayan parkurlarda yarıştı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca yürütülen Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında düzenlenen tatbikatta üniversite öğrencileri kıyasıya yarıştı. Program kapsamında Gümüşhane Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi, Avrasya Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi öğrencileri, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibinin de desteğiyle oluşturulan senaryolarda bilgi ve becerilerini ortaya koydu. Toplam 10 ekipten oluşan 40 öğrenci, hasta taşıma, dar alan, triyaj ve ileri yaşam desteği etaplarında mücadele etti. Gerçek afet senaryoları baz alınarak hazırlanan uygulama alanlarında öğrencilerin mezun olmadan önce sahada karşılaşabilecekleri zorlukları deneyimlemeleri amaçlandı. Etaplarda afet anında uygulanan müdahale yöntemleri birebir simüle edilirken, ekip çalışması ve kriz yönetimi ön plana çıktı. Etkinlikte yalnızca teknik ekipman kullanımına değil, ekip liderliği, koordinasyon ve kişisel gelişim konularına da dikkat çekildi. Organizasyonun üniversiteler arasındaki iş birliğini güçlendirmesi, öğrenciler arasında bilgi aktarımını artırması ve yeni iletişim ağlarının kurulmasına katkı sağlaması hedeflendi. "Öğrencilerimizi gerçeğe yakın senaryolarla test ettik" Etkinliğin ekip içerisindeki iletişimi geliştirmek için de büyük önem taşıdığını vurgulayan Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Olcay Karaoğlu, "Bugün burada UNIDES projesi kapsamında 4 üniversite ile birlikte AFAD ve UMKE ekiplerinin de katılım sağladığı bir program gerçekleştirdik. Program kapsamında afet tatbikatı yapıyoruz. Tatbikatta hasta taşıma, dar alan, triyaj ve ileri yaşam desteği etapları yer alıyor. Her üniversiteden çeşitli ekiplerle katılım sağlandı. Yaklaşık 10’un üzerinde ekip oluşturduk. Ekipleri öğrencilerimiz arasından dengeli bir şekilde seçmeye çalıştık. Burada alınan ödüller sadece kupa ya da madalyadan ibaret değil. Aynı zamanda üniversiteler arasındaki iş birliğini güçlendiren, öğrencilerin kendi aralarında bilgi aktarımı yapmasını sağlayan ve üniversiteler arasındaki network ağını geliştiren bir organizasyon gerçekleştiriyoruz. Burası gerçek hayatta yaşanabilecek afet senaryolarına göre simüle edildi. Öğrencilerimiz mezun olmadan ve sahaya çıkmadan önce bu zorlukları yaşayarak mesleklerine daha hazır hale geliyor. Bugün burada kurduğumuz 4 etapta öğrencilerimizi yarıştırıyoruz. Triyaj, ileri yaşam desteği, dar alan ve taşıma etapları, afet anında gerçekleştirilen uygulamaların birebir simülasyonu olarak hazırlandı. Amacımız öğrencilerimizi bu konuda geliştirmek. Ayrıca burada sadece ekipman kullanımının değil, ekip liderliğinin ve kişisel gelişimin de ne kadar önemli olduğunu göstermeyi hedefliyoruz. Bir liderin ekip üzerindeki etkisini öğrencilerimize uygulamalı şekilde aktarmayı amaçlıyoruz" dedi. "Ekip ruhunu geliştirmeye çalıştık" Trabzon Üniversitesi Tonya Meslek Yüksekokulu Paramedik Bölümü öğrencisi Rüfeyda Hanım Çiçek de, "Tatbikatta ekiple birlikte olay yerine girdiğimizde zorlandık. Çünkü parkurlar ve hastalar çok gerçekçiydi. Kendimi gerçekten olay yerinde gibi hissettim. Parkurlarda hocalarımızın da yardımıyla zorlanmamak için elimizden geleni yaptık. Ekip ruhunu konuşturmaya çalıştık" diye konuştu. Aynı bölüm öğrencisi Enes Kaplan, "Tırmanma alanında zorlandık. İlerideki mesleğim açısından iyi bir tecrübe oldu bana. Daha sonra triaj alanına girerek burada ekip içi iletişimimizi test ettik. En son etapta enkaz içerisinde yaralı taşımaya çalıştık. Bu da bizi zorladı ama yine de bize tecrübe kazandırdı" ifadelerini kullandı.
Samsun Zeki Yavru: "Futbolu Samsunspor’da bırakmak istiyorum" Samsunspor’un kaptanı Zeki Yavru, 2-3 sene daha takımda oynayıp futbolu burada noktalamak istediğini söyledi. Süper Lig ekiplerinden Samsunspor, Cumartesi günü deplasmanda oynayacağı Başakşehir maçının hazırlıklarını Teknik Direktör Thorsten Fink yönetiminde sürdürdü. Sakatlıkları bulunan Olivier Ntcham ve Celil Yüksel takımdan ayrı düz koşu yaparken, takım kaptanı Zeki Yavru ise antrenman öncesinde açıklamalarda bulundu. "Çok güzel bir sezon geçirdik" 4 kulvarda yarışmalarına rağmen çok güzel bir sezon geçirdiklerini dile getiren Zeki Yavru, "Genel tabloya baktığımız zaman bizim adımıza çok güzel geçen bir sezon olduğunu düşünüyorum. Bugün hala son iki hafta kala beşincilik şansı bulunan Samsunspor bence çok başarılı bir sezon geçiriyor. O yüzden mutluyuz. Önümüzde iki karşılaşma var. İkisini de kazanmak istiyoruz ve sonrasında ligi nerede bitireceğiz, pozisyonumuz ne olur hep birlikte göreceğiz" dedi. Bazı olumsuz olayların bu sezon ilk kez başlarına geldiğine dikkat çeken Zeki Yavru, "Çok uzun sakatlığı olan arkadaşlarımız oldu. Bir anda kadromuz çok eksildi. Trabzonspor, Gençlerbirliği ve Fenerbahçe ile oynadığımız Süper Kupa maçında çok eksik kadrolarla sahada mücadele ettik. O günkü şartlarda tam kadromuzla sahada olabilseydik belki de çok farklı sonuçlar olabilirdi. Süper Kupa’da da iddialı olabilirdik o dönemde. Ama dediğim gibi uzun süreli sakatlık yaşayan arkadaşlarımız oldu. O süreçler bizi etkiledi. Sonrasında Thorster Fink’in gelmesi ve sakat arkadaşlarımızın düzelmesi, transfer döneminin ardından takımın toplanması, hocanın da tabii ki katkısıyla birlikte yavaş yavaş takım yükselişe geçti" diye konuştu. "2-3 sene daha oynayıp futbolu burada noktalamak isterim" Samsunspor forması ile kariyerini noktalamak istediğini belirten Zeki Yavru, "Son haftalarda hepimizin gördüğü gibi dörtte dört yaptık. Evimizde Beşiktaş’ı, Galatasaray’ı yenmemiz bizim için çok güzel oldu. Bu sezon ben 40 maç oynadım. En az oynayan takım arkadaşımız zaten yaklaşık 30 maç süre aldı burada. 50 maç oynayan arkadaşlarımız var. Milli takımla birlikte belki de 60 maçı bulan arkadaşlarımız var. Benim de sezon sonunda sözleşmem bitecek. Ne olacağını ilerleyen süreçte göreceğiz. 4 sezondur buradayım. Saha içi, saha dışı, bu kulübe en iyi şekilde hizmet etmeye çalıştım. Başkanımızla da görüştüm. Hocamız da benimle görüştü. Ne olacağını göreceğiz hep birlikte. Hayırlısı olsun diyelim. Şimdi bir şey söylemeyeyim. Burada çok güzel günlerim oldu. Şehirde, camiamızla birlikte, taraftarımızla birlikte 2-3 sene daha oynayıp futbolu burada noktalamak isterim. Hedeflerimden biri bu" şeklinde konuştu. Hafta sonu oynanacak Başakşehir karşılaşmasını da değerlendiren Yavru, Başakşehir’i deplasmanda yenerek, galibiyet serisini sürdürmek istediklerini ifade etti.
Ankara 2 bin 200 öğrenci sanat festivalinde 50 metrelik dev brandayı boyadı Ankara genelinden 2 bin 200 öğrencinin katıldığı Sincan Sanat Festivali başladı. Festivalin açılışında yaklaşık bin öğrenci, aileleriyle birlikte ’Nezaket ve Aile’ temalı resimler yaparak, 50 metrelik dev brandayı boyadı. Sincan Kaymakamlığı ev sahipliğinde düzenlenen Sincan Sanat Festivali’nin açılış programı Lale Meydanı’nda gerçekleştirildi. Ankara genelinden öğrencilerin öğretmenleri ile katıldığı festivalde tiyatro, müzik ve resim alanlarında hazırlanan çalışmalar, 10 gün boyunca sanatseverlerle buluşacak. Açılış programında 2 bin 200 öğrenci, aileleriyle birlikte ’Nezaket ve Aile’ temalı resim etkinliğine katılırken, etkinlik kapsamında 50 metrelik dev branda boyandı. "Çocuklar burada olmaktan çok mutlu" Sincan Kaymakamı Levent Kılıç yaptığı konuşmada, "Sincan’da 3 yıldır Milli Eğitim Bakanlığıyla, Belediyemizle, sanayicilerimizle de katkı veriyorlar. Böyle bir bayram havasında, onlarla beraber okulların da, havaların da müsait olduğu dönemlerde güzel etkinlikler yapıyoruz. Çocuklar burada olmaktan çok mutlu. Konumuz bugün aile ve nezaket. Bu konu üzerinden resimler boyuyorlar. Bundan sonra salonlarımızda tiyatrolarımız, korolarımız boy gösterecek. Çocuklarımız biraz daha sosyal medyadan uzak olsun, daha sosyal çocuklar olsunlar" dedi. "Geçen yıl roman kahramanlarıyla festivalimizde yer almıştık" Mehmet Akif Ersoy İlkokulu Müdür Yardımcısı Gamze Peksat ise festivale daha önce de katıldıklarını belirterek, "Daha önce de yer almıştık, bu yıl da yer aldık. Boyanı al etkinliğiyle öğrencilerimizle katıldık. Çok güzel bir çalışma. Geçen yıl roman kahramanlarıyla festivalimizde yer almıştık. Bu sene ise kolektif resim çalışmalarıyla buradayız" diye konuştu. "Sınıf olarak tüm veliler geldik" Velilerden Tuğba Yalçın, öğretmenlerin vesilesiyle festivali öğrendiklerini açıklayarak, "Sınıf içi etkinlik olarak katıldık. Öğretmenimiz, aile ile beraber katılımın olmasını istedi. Biz de sınıf olarak tüm veliler geldik. Hem çocukların faaliyet olarak kendilerine bir şey katabilmeleri hem de toplu etkinlik olarak çok faydalı bir etkinlik" ifadelerini kullandı. "Aile etkinliği gibi bir görsel boyuyoruz" 2’nci sınıf öğrencisi Hüseyin Duman, etkinliği çok sevdiklerini dile getirerek, "Bu etkinlik çok güzel. Bir daha olmasını istiyorum. Bütün arkadaşlarım çok sevdi. Aile etkinliği gibi bir görsel boyuyoruz. Bu etkinliği ailem de çok sevdi" dedi. Festivalin 10 binden fazla katılımcıya ulaşması bekleniyor.
Samsun Minikler direksiyona geçti, vatandaşlar takla simülasyonunu deneyimledi Karayolu Trafik Güvenliği Haftası kapsamında, Samsun’da kurulan stant ve eğitim parkurları ile çocuklar akülü araçlarla trafik kurallarını öğrenirken vatandaşlar ise simülasyon araçları ve sarhoş gözlüğü uygulamasıyla trafikte güvenli sürüşün önemini deneyimledi. İlkadım ilçesindeki Saathane Meydanı’nda kurulan stantlar ve uygulamalı eğitim alanları vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Polis ve jandarma şapkası ile yeleği giyen minikler, içerisinde yaya ve okul geçitleri, kavşaklar, trafik levhaları ile ışıklı sinyalizasyon işaretlerinin bulunduğu Trafik Eğitim Halısı üzerinde akülü araç kullanarak temel trafik kurallarını öğrendi. Etkinlikler kapsamında vatandaşlarda özel olarak hazırlanan uygulama alanlarında çeşitli deneyimler yaşadı. Emniyet kemerinin önemine dikkat çekmek amacıyla kurulan simülasyon aracında katılımcılara kontrollü takla deneyimi yaşatıldı. Vatandaşlar emniyet kemerinin muhtemel kazalarda hayati önem taşıdığını uygulamalı şekilde gördüklerini belirterek herkesin trafik kurallarına uyması gerektiğini ifade etti. Programda ayrıca trafik güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalarda başarı gösteren polis ve jandarma personeline başarı belgeleri takdim edildi. Etkinliğe Samsun Vali Yardımcısı Vekili Murat Bulacak, Samsun İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş ve Samsun İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mustafa Bahçepınar da katıldı.
Van Muradiye’nin minik yazarları ilk imzalarını attı Van’ın Muradiye ilçesindeki Bebek ve Çocuk Kütüphanesi tarafından "Hayallerimiz Sayfalara Sığdı" sloganıyla düzenlenen ilham verici buluşmada minik yazarlar ilk imzalarını attı. Kütüphane müdavimi olan ve hayallerini kaleme döken dört Yazel Efna, Ruken, Eflin ve Elanur isimli minik yazarlar, düzenlenen imza gününde ilçenin kurum amirleri, akranları ve aileleri ile bir araya geldi. Kütüphanenin minik kalemlerine protokol üyeleri tarafından "Geleceğin Yazarı Sertifikası" takdim edildi. Sertifikalarını alarak büyük mutluluk yaşayan minik yazarlar, kendileri için hazırlanan masalarda akranları, aileleri ve kurum amirleri için ilk kitaplarını gururla imzaladılar. Kütüphane kullanıcısı dört minik yazar; doğa sevgisi, aile yılı, kütüphane ve kitap kültürü gibi anlamlı temalarda kaleme aldıkları eserleriyle okurlarının karşısına çıktı. Kütüphane ortamında iyileşen çocukların kendi hikâyelerini anlatmaya başlaması, törene katılan misafirler tarafından büyük takdir topladı. Kütüphane Sorumlusu Miras Kızılkaya, küçük ellerin büyük eserler ortaya koyduğuna hep birlikte tanıklık ettiklerini belirterek, "Kütüphanemizi, hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir üretim merkezi olarak görüyoruz. Minik yazarlarımızın bu ilk imza günü, aslında gelecekte yazacakları büyük başarı hikâyelerinin de ilk cümlesidir" ifadelerini kullandı. Program, minik yazarların protokol üyeleri, arkadaşları ve aileleriyle çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.