GÜNDEM - 07 Mayıs 2025 Çarşamba 09:43

Marketini ’sırtına’ sarıp köyleri gezmeye başladı; "O olmasa aç kalırız"

A
A
A

 Eskişehir'de yaşayan esnaf Semih Gör, içini ürünlerle doldurduğu otobüs ile marketi olmayan 40 köy ile mahalleye hizmet verirken günde 120 kilometre yol kat ediyor. Gör'ün gittiği köyde yaşayan 68 yaşındaki Rabia Özsoy, "Eve lazım ne varsa burada buluyoruz, en çok da ekmek alıyoruz. Marketimizi çok seviyoruz, o olmasa biz aç kalırız" dedi.

Eskişehir'de yaşayan evli ve 2 çocuk babası 36 yaşındaki Semih Gör, ailesiyle birlikte Odunpazarı ilçesi Çankaya Mahallesi'nde market işleterek geçimini sağlıyor. Onu diğer meslektaşlarından ayıran özellik ise mahalledeki marketinin yanı sıra bir de bir otobüsün içine dizayn ettiği seyyar marketinin olması. 2019 yılında ülke genelinde etkili olan koronavirüs pandemisinde satın aldığı otobüsün içini ürünlerle dolduran Gör, sokağa çıkma yasağında satış yaparak bu işe başladı. Genellikle kırsalda olan müşterilerince hizmeti çok tutulan esnaf, pandeminin bitmesinin ardından da işine marketi olmayan köylere giderek devam etti.

Marketini ’sırtına’ sarıp köyleri gezmeye başladı;

Günde 120 kilometre yol yapıyor

Haftanın 5 günü yaklaşık 40 köy gezen Semih Gör, günde ise 12 mahalle gezerek hemen hemen 120 kilometre yolu seyyar marketi ile yapıyor. Mutfak tüpünden, ekmeğe, çikolatadan cipse kadar birçok ürünü kırsalda yaşayan vatandaşlara satan esnaf, özellikle yaşlıların duasını alıyor. Marketinde kredi kartı da geçerli olan Gör, mesleğini ve uzun yol gitmeyi çok seviyor.

Marketini ’sırtına’ sarıp köyleri gezmeye başladı;

"Gittiğim köylerin hiçbirinde bakkal ya da market yok"

Seyyar market işine pandemi döneminde başladığını söyleyen Semih Gör, "Bu işe pandemi döneminde başladım, normalde köylere mutfak tüpü dağıtımıyla uğraşıyordum. Pandemide tüp getirirken insanlar benden erzak da istemeye başladılar; benim de aklımda böyle bir fikir oluştu. ‘Hem market yapalım erzak olsun hem de tüp olsun' diyerek köylere gitmeye başladım. Toplam 38-40 köy dolanıyorum, köylünün de oralarda bize ihtiyacı var. Günde 100-120 kilometre yol yapıyorum 12-13 köye giderek. En yakın köylerim Yukarı ve Aşağı Çağlayan, oradan da Kalabak'a doğru ilerleyeceğim, günüm bu şekilde geçiyor. Gittiğim köylerin hiçbirinde bakkal ya da market yok, sadece seyyar sebze-meyveci geliyor bir de ben gidiyorum. Yazın tabii daha güzel oluyor yazlıkçılar da gelince. Şehirden gelenler köyü görünce çok şaşırıyor, fotoğraf çekmek isteyenler falan oluyor, tabii köylüler bu duruma alışkın olduğu için onlara yabancı gelmiyor artık" dedi.

Marketini ’sırtına’ sarıp köyleri gezmeye başladı;

"Marketimizde kredi kartı da geçiyor"

Kışın hava şartlarına bağlı olarak işlerinin daha zor olduğuna değinen esnaf Gör, şöyle devam etti:

"Kışın işlerimiz daha sakin, yazın çok canlı ve hareketli oluyor. Kışın daha çok karlı ve çamurlu yollardan geçtiğim için biraz mücadele istiyor, zorluyor baya. Pazartesi ve Perşembe hariç haftanın 5 günü çalışıyorum. Köylerde özellikle hayvancılık yoğun olduğu için tabii köpekleri de var, onlara poşet poşet ekmek götürüyorum. Onun dışında seyyar marketimizde tüp, çocuklar için dondurma çikolata gibi sevdikleri şeyler ve diğer tüm temel ihtiyaçlar satılıyor. Ayrıca özel bir istekleri olursa da söylüyorlar, bir sonraki gün getiriyorum. Herkesin ihtiyacını karşılamaya çalışıyoruz, aslında herkesin ayağına hizmet gibi oluyor. Bu otobüs daha öncesinde de köylerde çalışıyormuş; şansıma bana çok iyi denk geldi. İçi de zaten hazır ve yapılıydı, ben sadece dekorasyon anlamında birkaç şey ekleyip toparladım ve bu hale getirdim. Sabit dükkânımız üzerinden devam ettiğimiz için araba temel gıda satış aracı olarak geçiyor, projesi falan da çizilmiş. Ayrıca marketimizde kredi kartı da geçiyor."

Marketini ’sırtına’ sarıp köyleri gezmeye başladı;

"Eve lazım ne varsa burada buluyoruz"

Odunpazarı ilçesi kırsal Süpüren Mahalle'sinde yaşayan 68 yaşındaki Rabia Özsoy, "Burası 30 haneli bir köy. Köyde bakkalımız da marketimiz de yok, sadece bu seyyar market geliyor. Yaklaşık 7 seneden beri geliyor buraya, Pazartesi Salı ve Çarşamba günleri geliyor. Eve lazım ne varsa burada buluyoruz, en çok da ekmek alıyoruz. Marketimizi çok seviyoruz, o olmasa biz aç kalırız" dedi.

Marketini ’sırtına’ sarıp köyleri gezmeye başladı;

Bahadır Turgut

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Yol kenarında yaralı halde bulunan yavru karaca, koruma altına alındı Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde kayalıktan düşerek yaralanan yavru karaca, yoldan geçen vatandaşlar tarafından araca alınarak Kastamonu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Yaralı yavru karaca, veteriner hekime götürülerek tedavi altına alındı. İnebolu’dan Kastamonu’ya çocukları ile birlikte kendi araçları ile seyahat eden Bilal Yılmaz, İnebolu-Kastamonu kara yolu Yukarı Çaylı Mevkiinde yolun kenarında hareketsiz halde yavru karaca gördü. Çocuklarının ısrarı üzerine yavru karacayı sevmek için durduklarında karaca, hiç tepki vermeden yerinden oynayamadı. Hayvanın arka ayaklarından yaralı olduğunu anlayan Bilal Yılmaz, 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak yardım talebinde bulundu. Yavru karacanın yaralı olduğu durumunu anlatan Bilal Yılmaz, Kastamonu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekipleriyle iletişim kurulması sağlandı. Milli Parklar Müdürlüğü ekipleri, yaralı haldeki karacayı araçlarına alarak Kastamonu’ya kadar getirmelerini talep etmeleri üzerine Bilal Yılmaz, yaralı haldeki yavru karacayı aracına alarak Kastamonu’nun girişinde görevlilere teslim etti. Yaralı haldeki yavru karaca, görevliler tarafından veteriner hekime götürülerek tedavisine başlandı. Bacanağı ile birlikte Kastamonu’yu seyahat ettiklerini söyleyen Bilal Yılmaz, "Yukarı Çaylı köyü mevkiinde aracımıza bir yolcu aldık. Yaralı yavru karacayı, Kastamonu’ya götürüyoruz, ekiplere teslim edeceğiz. Kayalıklardan asfalta düşmüş. Çok yüksekten düştüğü için fazla hareket edemiyor arka kısımları. Biz, karacayı çocuklarımızla çok sevdik ama yaralıydı" dedi. İnebolu ilçesinde çok fazla yaban hayatının olduğunu belirten Yılmaz, "Ben ilk defa yavru bir karaca ile karşılaştım. Bizlerde yardım olsun diye 112’yi aradık. Bizi, 112’den Kastamonu Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğüne bağladılar. Ekipler, yavru karacayı aracımıza alarak Kastamonu’ya getirmemizi rica etti. Bizde karacayı aracımıza aldık, götürüyoruz" diye konuştu.
İstanbul Kurban Bayramı’nda "Tatil Kalbi Sendromu" uyarısı: "Kırmızı et ve hareketsizlik kalbi zorluyor" Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gültekin Günhan Demir, Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, hareketsizlik ve yoğun fiziksel eforun kalp sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturabileceğini belirterek özellikle 40 yaş üstü vatandaşları uyardı. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Kalp Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Aritmi Kliniği’nden Doç. Dr. Gültekin Günhan Demir, Kurban Bayramı döneminde artan kırmızı et tüketimi, yoğun yemek düzeni ve hareketsiz yaşamın kalp sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturabileceğini söyledi. Yurt dışında "Holiday Heart Syndrome" olarak bilinen ve Türkçede "Tatil Kalbi Sendromu" şeklinde ifade edilen durumun bayram dönemlerinde daha sık görüldüğünü belirten Demir, özellikle risk grubundaki vatandaşların ölçülü davranması gerektiğini ifade etti. "Bayram dönemlerinde kalp rahatsızlıkları artıyor" Bayram dönemlerinde sadece acemi kasap vakalarının değil, kalp krizi ve ritim bozukluğu gibi acil kardiyolojik rahatsızlıkların da arttığını belirten Demir, "Noel ve Şükran Günü gibi yoğun yemek tüketiminin olduğu dönemlerde yapılan çalışmalarda acil kardiyoloji başvurularında yüzde 30-40 oranında artış olduğu görülüyor. Ülkemizde de Kurban Bayramı’nda durum farklı değil, hatta daha ağır olabilir" dedi. "Kırmızı et ve hareketsizlik kalbi zorluyor" Kurban Bayramı boyunca günlerce kırmızı et, kavurma ve sakatat tüketildiğine dikkat çeken Demir, "Bu yiyecekler yüksek oranda kolesterol, doymuş yağ ve tuz içeriyor. Bunun yanında pilav, börek, turşu ve ayran gibi ürünlerle birlikte tuz yükü daha da artıyor. Bayramlarda insanlar genellikle oturuyor, dinleniyor ve hareket minimum seviyeye düşüyor. Tüm bunlar kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturuyor" diye konuştu. "Anahtar kelime ölçü olmalı" Özellikle 40 yaş üstü, hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi, sigara kullanımı ve kilo fazlası bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Demir, ölçülü beslenmenin önemine vurgu yaparak, "Et tüketiminin yanında yeşillik tüketmek, öğün aralarını açmak ve porsiyonları küçültmek önemli. Ağır yemek yenildiyse şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Sigara tüketiminden kaçınılmalı ve mümkünse yürüyüş yapılmalı" ifadelerini kullandı. "Büyükbaş kurban kesimi ciddi efor gerektiriyor" Kurban kesiminin özellikle büyükbaş hayvanlarda ciddi fiziksel güç gerektirdiğini belirten Demir, yakın zamanda kardiyak kontrolden geçmemiş vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi. Demir, "40 yaş üstü kişiler kendilerini fit hissetseler bile büyükbaş hayvan kesimi ciddi kondisyon gerektiriyor. Ani ve yoğun fiziksel yüklenme altta yatan damar tıkanıklıklarını tetikleyebilir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin profesyonel destek alması önemli" şeklinde konuştu. "Belirtiler hafife alınmamalı" Bayram ortamının bozulmaması düşüncesiyle birçok kişinin şikayetlerini ertelediğini belirten Demir; göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve baskı hissi gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini kaydetti. Demir, "’Çok yemek yedim, hazımsızlıktır geçer’ düşüncesi yanlış olabilir. Bu tür şikayetler varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Ayrıca ağır yemek sonrası uzun yola çıkılmamalı" dedi.
Aydın ÇEDES yıl sonu şenliğine yoğun ilgi Nazilli’de düzenlenen ÇEDES yıl sonu şenliği, öğrencilerin yoğun katılımıyla renkli görüntülere sahne oldu. Sümer Park’ta gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler hem eğlenceli aktivitelerle keyifli vakit geçirdi hem de öğretici etkinliklerle yeni bilgiler edindi. Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ortaklığıyla yürütülen ve öğrencilere millî, manevi ve ahlaki değerlerin kazandırılmasını amaçlayan bir değerler eğitimi projesi olan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi Nazilli’de de yürütülmeye devam ediyor. Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Nazilli Gençlik ve Spor Müdürlüğü ve Nazilli İlçe Müftülüğü iş birliğinde düzenlenen etkinliğe, Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdinç Güner, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Güven Eker, İlçe Müftüsü Hakan Türe, Kızılay Nazilli Şube Başkanı Mevlüt Günay ve ilçe Milli Eğitim Şube Müdürü Arif Tokmak ile çok sayıda okul müdürü, öğretmen ve öğrenciler katıldı. Katılımcılar gün boyunca düzenlenen etkinlikleri yakından takip ederek öğrencilerin heyecanına ortak oldu. Öğrenciler eğlenceli yarışmalara katıldı Şenlik kapsamında ilkokul ve ortaokul öğrencileri için çeşitli sportif aktiviteler düzenlendi. Gençlik ve Spor Müdürlüğü antrenörleri tarafından hazırlanan parkurlarda öğrenciler eğlenceli yarışmalara katılarak hem fiziksel aktivitelerde bulundu hem de takım ruhunu deneyimledi. Etkinlik alanında öğrencilerin enerjisi ve neşesi dikkat çekerken, spor faaliyetleri büyük ilgi gördü. Çocuklar, dini ve kültürel değerler hakkında bilgilendirildi Nazilli İlçe Müftülüğü personelleri tarafından öğrencilere cami kültürü ve cami bölümleri hakkında bilgiler verildi. Eğitici faaliyetlerde çocuklara dini ve kültürel değerler hakkında bilgilendirme yapıldı. Öte yandan Nazilli Halk Eğitimi Merkezi tarafından hazırlanan Hüsn-ü Hat ve geleneksel sanatlar sergisi de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Öğrenciler ve öğretmenler sergiyi ilgiyle ziyaret edip el emeği eserleri yakından inceleme fırsatı buldu. Eğlence ve eğitim bir arada sunuldu Sümer Park’ta gün boyu devam eden etkinlikler, öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif gelişimlerine katkı sağlayan aktivitelerle tamamlandı. Eğlence ve eğitimin bir arada sunulduğu şenlik, katılımcılardan tam not aldı.