GÜNDEM - 14 Şubat 2025 Cuma 12:56

Rektör Adıgüzel, Dünya Radyo Günü’nde Radyo A’ya konuk oldu

A
A
A
Rektör Adıgüzel, Dünya Radyo Günü’nde Radyo A’ya konuk oldu

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, 13 Şubat Dünya Radyo Günü dolayısıyla Anadolu Üniversitesi’nin kurumsal radyosu Radyo A’da canlı yayına katıldı.


Misafir Odası programında Öğr. Gör. Dr. Nebiye Özaydemir’in sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Adıgüzel, radyo yayıncılığının geçmişi, bugünü ve geleceği üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Adıgüzel ayrıca, Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleşecek yenilikler hakkında da öğrencilere müjdeler verdi. Eski bir radyocu olarak Dünya Radyo Günü’nde Radyo A’da olmaktan dolayı mutluluğunu dile getiren Rektör Yusuf Adıgüzel, şunları söyledi:


"Radyonun herkes için ayrı bir anlamı olabilir. Öğrencilik yıllarımda İletişim Bilimleri Fakültesi’nde (İBF) okurken, Eskişehir’de çok fazla yerel radyo vardı. Ben de üç arkadaşım ile bu radyolardan birinde 3 yıl aralıksız çalıştım. Radyo A kurulmadan 5 yıl önce, 90’lı yıllarda çalıştığımız radyonun tüm işlerini biz yapıyorduk diyebilirim. Her akşam yaklaşık 2 buçuk saatlik bir program yapıyordum. O zamanlarda belirli bir dinleyici kitlem de vardı. Şimdi baktığımızda bir öğrenci için 3 buçuk yıl bir radyoda program yapmak ve çalışmak az bir süre değil."



"Televizyonumuz olmadığı için radyo her şeyimizdi ve iletişim kurduğumuz tek araçtı"


Radyo A’nın 27 yıldır başarıyla yayın hayatına devam etmesinin önemini vurgulayan Adıgüzel, yıllar içerisinde Radyo A’nın eğitim kurumunun içerisinde yer alan bir ekol haline geldiğini ifade etti. Adıgüzel, radyoculuk dönemlerine dair hatıralarını paylaşırken, "Benim dönemimde beraber program yaptığım Beyazıt Öztürk vardı. Mezun olduktan sonra kendisinin meslek hayatı televizyonculuğa evrildi. Ben de İstanbul’a gidince iletişimin bir diğer kolu olan halkla ilişkiler alanına geçiş yaptım, ancak radyo ile olan bağımı hiçbir zaman koparmadım, hep devam ettirdim. Bir de aslında üniversite eğitim hayatımdan ayrı olarak radyonun benim için farklı ve özel bir anlamı daha var. Çocukluğum Adana’da geçti. Televizyonumuz olmadığı için radyo her şeyimizdi ve iletişim kurduğumuz tek araçtı. O radyo hiç kapanmaz ve hep açık dururdu. 9 kardeşiz, hep beraber akşamları oturur radyo dinlerdik. Radyo o zamanlar evin vazgeçilmez demirbaşıydı" ifadelerine yer verdi.



"Diğer çalıştığım yerlerde de Eskişehir’de aldığım eğitimin çok büyük katkıları olduğunu gördüm"


"Anadolu Üniversitesi İBF’de aldığı eğitimlerin kendisi için çok kıymetli olduğunu dile getiren Adıgüzel, konuşmasının devamında şunları söyledi: "30-35 yıl önce bu okuldan aldığım eğitimle kariyer hayatım boyunca başarılı işlere imza attım. Anadolu Üniversitesi’nin öğrencilerine kattığı birikim ve donanımı insan yaş aldıkça daha da çok fark ediyor. Kısaca sürecimden bahsedecek olursam eşim de Anadolu Üniversitesi İBF mezunu. 1995 yılında okuldan mezun olduktan sonra İstanbul’a gittik. O yıllarda ben halkla ilişkiler müdürlüğünde çalışmaya başladım. İş görüşmesine gittiğimde ‘Kurumsal bir dergi çıkarmak istiyoruz’ dediler. ‘Bunu yapabilir misin?’ diye sordular. ‘Yapabilirim’ dedim. Orada üniversitede aldığım eğitimin ne kadar faydalı olduğunu daha iyi anladım. Hem tasarım hem fotoğraf hem de haber metni yazmayı biliyordum. Çalışmaya ayın 1’inde başladım ve 15 gün sonrasında 16-24 sayfalık ilk bülteni çıkardım. Ardından aralıksız olarak 5 sene boyunca 48 yayın çıkardım. Böylece İBF’den aldığım eğitimin önemli bir kazanım olduğunu görmüş oldum. Sonraki yıllarda yolum başka kurumlara düştü. Büyükşehir Belediyesi’nde Halkla İlişkiler Biriminde başladığım işimde birkaç ay sonra şef, sonrasında da müdür oldum ve burada da 8 yıl çalıştım. Sonrasında devlete bağlı bir kuruma geçtim. Orada da medyayla ilgili önemli çalışmalarda bulundum. Ulusal gazetelerde yöneticilik yapma olanağı buldum. Diğer çalıştığım yerlerde de Eskişehir’de aldığım eğitimin çok büyük katkıları olduğunu gördüm."



"Radyo A sadece üniversite yayını değil, küresel bir yayın platformudur"


Kültür, sanat ve entelektüel birikim olarak Anadolu Üniversitesinin çok zengin bir üniversite olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Mevcut fakülte ve yüksekokullarımızda öğrenim gören tüm öğrencilerimiz çok şanslılar. Çünkü Radyo A’da çalışma fırsatı sadece İBF öğrencilerine özel değil. Dileyen tüm öğrencilerimiz radyomuzda eğitim alıp program yapma hakkına kavuşabilir. Böylece öğrencilerimiz kendi eğitim aldıkları disiplinle alakalı içerikler üreterek kendilerini gösterebilir, başarılı yayınlar yapabilirler" dedi. Radyo A’nın bir marka olarak da değerinin bilindiğini söyleyen Adıgüzel, şunları aktardı:


"Radyo A, radyoculuğun en üst düzeyinde radyo yapan çok anlamlı bir haldedir. Günümüzde yerel diye bir tabir kalmadı. Mevcut dijital teknolojilerde her şey ulusal olarak kabul edilebilir. Radyo A’ya da her ne kadar üniversite radyosu desek de üretilen nitelikli yayınları dünyanın her yerinden dinleyebiliyoruz."



"Anadolu Üniversitesi birçok farklı projeyle yeni bir döneme başlıyor"


Anadolu Üniversitesinin yeni dönemde birçok farklı projeyle gündeme geleceğini de belirten Rektör Adıgüzel, "Anadolu Üniversitesi olarak her gün yeni projelerle gündeme geleceğiz. Sadece burada okuyan öğrencilerimiz için değil, Eskişehir’i Türkiye’yi hatta Dünya’yı ilgilendiren projeler yapacağız. Üniversitemizde dijitalleşmeyle beraber yeni aplikasyonlar uygulanarak 3B olarak müzeleri gezebilme olanağı buluyoruz. Bunun yanı sıra üniversitemizde dijital resimler konusunda yapılan projeler de çok kıymetli. Hocalarımız bununla ilgili de önemli çalışmalar yapıyorlar. Çok yakın zamanda Sinema Anadolu yeniden açılacak. Öğrencilerimiz vizyondaki filmleri yeniden izleme olanağına sahip olacak. Tiyatro Anadolu da ilk oyunlarıyla bu ay uzun bir aradan sonra yeniden sahneye çıkacak. Öğrencilerimiz hem tiyatroyu hem de sinemayı uzun yıllar sonrasında kampüsümüzde tekrar deneyimleme fırsatı bulacaklar. Eskişehir Film Festivali’ni de mayıs ayında sinemaseverlerle buluşturacağız. Bunun dışında sporla ilgili de güzel şeyler yapmamız lazım. Kampüste yüzmeden futbola kadar çok güzel imkanlarımız var. Çeşitli küçük dokunuşlarla öğrencilerimizin bu imkanlardan yararlanabileceği adımlarımız olacak. Spor, gençlerimiz için oldukça önemli bir alan olduğu için çalışmalarımızla öğrencilerimizin kampüs içinde daha çok zaman geçirebilecekleri bir dönem başlatacağız." şeklinde konuştu.



"Bu ay içerisinde uluslararası yayınevinin kuruluşunu sağlamış olacağız"


Rektör Adıgüzel, Anadolu Üniversitesi’nin araştırma konusunda Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisi olduğunu da vurgulayarak, "Anadolu Üniversitesi araştırmalara kaynak aktarma konusunda belki de Türkiye’nin en güçlü üniversitesi. Ancak bu araştırmaları destekleme, üniversite içi kaynak ve fon sağlamayla sabit kalıyor. Bu da bizim dışarıya açılmamızı engelliyor. Bu kapsamda yeni hedefimiz dış kaynaklı projelerimizi daha fazla artırmak. Valilik üzerinden kalkınma ajanslarıyla proje yapma hedefimiz var. Daha fazla dış kaynak kullanmak daha fazla ulusal ve uluslararası partnerle çalışmak, bakanlıkların fonlarına daha fazla talip olmak, yaptığımız işleri sadece üniversite kaynaklarıyla değil dış kaynaklarla arttırmak istiyoruz. Dolayısıyla bundan sonraki hedefimiz dış kaynaklı projelere ağırlık vermek olacak. Akademik yayınlarla ilgili Anadolu Üniversitesinin çok yüksek potansiyeli var. Bilimsel yayınlara daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Bunun için daha fazla bilimsel dergiye, uluslararası yayınevine ihtiyacımız var. Hem dergi sayılarının artması hem de uluslararası yayınevinin açılması noktasında önemli adımlarımız var. Herhalde ay içerisinde uluslararası yayınevinin kuruluşunu sağlamış olacağız. Bu projenin bilgisini de yine sizin aracılığınızla vermiş oldum" ifadelerini kullandı.



"Radyo A 27 yıldır bizlere ses oluyor"


Son olarak Radyo A’nın 27’inci yaşını kutlayan Adıgüzel, şunları söyledi:


"Radyo A 27 yıldır bizlere ses oluyor. Sesiyle gönüllere dokunuyor, insanlara ulaşıyor. İnşallah nice 27 yılları görür, yeni radyo günlerinde birlikte olma olanağı buluruz. Teknoloji geliştikçe insanlar ‘Televizyon öldü, gazete öldü, gazetecilik öldü’ diye söylemlerde bulunuyor. Aslında hiçbir şey ölmüyor, sadece biçim değiştiriyor. İletişim araçları da yeni formata, yeni teknolojik ortama uygun olarak işini yapmaya devam ediyor. Bu durum radyoculuk için de böyle. Radyo form ve yön değiştirdi. Dinleyiciler dijital platformlardan ya da podcast olarak radyo dinlemeye devam ediyor. Dolayısıyla Radyo A bundan sonra da hayatımızda olmaya devam edecek. Öğrencilerime tavsiyem buranın kıymetini bilin, öğrenebildiğiniz kadar çok şeyi öğrenip kendinizi geliştirin."



Rektör Adıgüzel, Dünya Radyo Günü’nde Radyo A’ya konuk oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Maksim Gaubets’in Mezopotamya ve Nemrut tutkusu Adıyaman’ın Kahta ilçesinde Nemrut Dağı’nı ziyaret eden Rus yazar Maksim Gaubets, Mezopotamya’yı önce Rusça konuşan toplumlara, daha sonra Türkiye insanına ve dünya insanlarına tanıtmaya devam ediyor. Rus yazar Maksim Gaubets, Mezopotamya’nın Nemrut’tan başlayarak Türkiye’de doğan ve Persian Gulf (Pers Körfezi) veya Şatül Arap’ta birleşen Fırat ile Dicle’nin hayat verdiği Bereketli Hilal, Fertile Crescent olarak dünyanın bildiği Mezopotamya’yı dünya insanlarına tanıtmak için; önce Rusça konuşan toplumlara, daha sonra Türkiye insanına ve dünya insanlarına tanıtmaya devam ediyor. Genç yazar; yazdığı Antik Anadolu’nun Yedi Harikası, Yukarı Mezopotamya’nın Yedi Harikası kitabı ve dünyaca ünlü ressamların resim sergilerinin düzenlediği konferanslarla başta Kommagene olmak üzere Yukarı Mezopotamya’yı tanıtmaya devam ediyor. Maksim Gaubets, yaptığı açıklamada; "Uygar dünyaya bugünkü medeniyetin ilk basamağı olan Mezopotamya’ya vefa borcumuz var. Elimizden geleni yapmak bizlere huzur verir. Yakın bir sürede bunu kitap halinde baskıya alacağız. Amacımız Mezopotamya’nın hak ettiği korumayı alması ve uluslararası tanıtımıdır. Kommagene uygarlığı ve özellikle Antiochos Theos’un Nemrut’ta bıraktığı tarihi mirası korumak ve dünyaya tanıtmak biz yazarçizerlerin görevi olduğunu ve sorumlu olduğumuzu düşünüyorum" dedi.
Gaziantep Yılmaz’dan fırtına seferberliği Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Gaziantep’te bugün etkili olan yağmur ve dolu yağışının ardından mahalleleri tek tek ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi, ekiplerden detaylı bilgi aldı. Yağışın hemen ardından sahaya inen ekiplerin hızlı ve koordineli bir şekilde müdahalede bulunduğunu belirten Başkan Yılmaz, temizlik, su tahliyesi ve altyapı kontrollerinin titizlikle sürdürüldüğünü ifade etti. Ara sokaklar ve ana arterlerde biriken suyun tahliyesi, menfezlerin açılması ve genel temizlik çalışmalarının aralıksız devam ettiği vurgulandı. Başkan Yılmaz, müteahhitlerle görüştü Zarar gören binalarda da incelemelerde bulunan Yılmaz, ilgili müteahhitlerle birebir görüşerek gerekli uyarılarda bulundu. Yapı güvenliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, vatandaşların can ve mal güvenliğini riske atacak hiçbir ihmale müsaade edilmeyeceğini ifade etti. Valilik ve büyükşehir ile koordinasyon Vatandaşlarla da bir araya gelen Başkan Yılmaz, yaşanan olumsuzlukların en kısa sürede giderilmesi için tüm imkânların seferber edildiğini belirterek, "Gaziantep Valiliğimiz ve Büyükşehir Belediyemiz ile hızlı bir şekilde koordinasyonu sağlayarak, hemşehrilerimizin günlük yaşamını en kısa sürede normale döndürmek için ekiplerimizle birlikte sahadayız. Süreci anbean takip ediyor, gerekli tüm müdahaleleri hızlıca gerçekleştiriyoruz" dedi. Yılmaz’dan önemli uyarılar Başkan Yılmaz ayrıca vatandaşların can güvenliği konusunda dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatarak önemli uyarılarda bulundu. Yağış sonrası oluşabilecek risklere karşı bina altları, saçak altları ve özellikle elektrik kablolarının bulunduğu direklerin çevresinden uzak durulması gerektiğini belirten Yılmaz, ihtimal tehlikelere karşı duyarlı olunmasını istedi. Şehitkamil Belediyesi’nin sahadaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Yılmaz, ekiplerin gece gündüz demeden görev başında olduğunu ve sürecin yakından takip edildiğini sözlerine ekledi.
Antalya Üretime genç kadın eli değdi: O ilçede yıllık 550 bin ton domates hasat ediliyor Antalya’nın Aksu ilçesinde 33 bin dekar alanda üretimi yapılan ve yıllık yaklaşık 550 bin ton hasat edilen domateste ikinci ekim sezonunun ilk hasatları başladı. Boztepe Mahallesi’nde genç çiftçi Melike Sogay’ın serasında yapılan ilk hasat, kadın ve genç çiftçilerin tarımdaki yerini bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye’nin önemli tarım üretim merkezlerinden Antalya’nın Aksu ilçesinde domates üretimi tüm hızıyla devam ediyor. İlçe genelinde 33 bin dekar alanda ekimi yapılan ve yıllık yaklaşık 550 bin ton üretim gerçekleştirilen domateste ikinci ekim sezonunun ilk hasatları başladı. Boztepe Mahallesi’nde üretim yapan 25 yaşındaki Melike Sogay’ın serasında sezonun ilk domatesleri toplandı. Çocuk yaşlardan bu yana üretimin içinde yer aldığını belirten Sogay, ailesiyle birlikte toplam 7 dönüm serada üretim yaptıklarını söyledi. Üç dönümlük alanda pembe domates yetiştirdiklerini belirten Sogay, "Normalde 7 dönüm seramız var. İki buçuk dönümünde patlıcan yetiştiriyoruz. Bir buçuk dönümünde farklı ürünlerimiz var. Burası da domates alanımız. Yeni siftah yaptık, bugün ilk hasadımızı gerçekleştirdik. Yaklaşık 500 kilo civarında ürün aldık" dedi. Hasadın yaz aylarına kadar devam edeceğini ifade eden genç çiftçi, üretimin yoğun emek istediğini belirterek, "Ben bu işi 9 yaşından beri yapıyorum. 9 yaşından 25 yaşıma kadar seraların içindeyim. Sabah 7’de giriyoruz öğlen sıcak olunca çıkıyoruz. Sonra öğleden sonra tekrar giriyoruz, akşam 7’ye kadar devam ediyoruz. Bu hasadımız Haziran-Temmuz ayına kadar sürecek" diye konuştu. Çiftçiliği severek yaptığını belirten Sogay, gençlere de üretim çağrısında bulunarak, "Ben severek yapıyorum. Üretmek çok güzel bir duygu. Herkesin bir kendi işi olmalı. Ben üretim tarafını seçtim. Mutluyuz işimizden. Üretiyoruz, hale götürüp satıyoruz. İnsanların memnun olması da bizi mutlu ediyor. Şu anda domatese talep çok güzel" ifadelerini kullandı. İlk hasada katılan Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise genç üreticilerin tarım sektörünün geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Boğatimur, "Bugün burada Melike Hanım’ın misafiri olduk ve ilk hasadı bize de nasip oldu. Gözlerindeki pırıltı bizi çok mutlu etti. Tarım sektörüyle ilgili zaman zaman olumsuz konuşmalar yapılıyor. Ancak böyle genç, parlak, işini severek yapan gençlerimizi ve genç kızlarımızı görünce geleceğe güven duyuyoruz" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın vizyonunda kadın ve genç çiftçilerin önemli bir yer tuttuğunu belirten Boğatimur, "Bir ilçe tarım müdürü olarak kadın ve genç çiftçilerimizin yanında olduğumuzu söylemek istiyorum. Sadece domates değil, farklı ürünler üretmeleri yönünde de fikir geliştireceğiz. Teknik destek, yeni iş fikirleri ve girişimler konusunda her zaman yanlarında olacağız" diye konuştu. Genç çiftçilerin eğitim çalışmalarında da yer almasını istediklerini kaydeden Boğatimur, "Melike kızımız lise mezunu. Açacağımız tarımsal eğitim akademilerinde kendisini de yanımızda görmek isteriz. Donanımına donanım katmak, kapasitesini geliştirmek adına destek vermek istiyoruz. Kendisine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Seralarda bilinçli üretim yapıldığını da vurgulayan Boğatimur, "Sabah çok erken saatlerde seraya giriliyor. Kullanılan ilaçlar ve gübreler doğru dozda, doğru zamanda uygulanıyor. Bugün burada gönül rahatlığıyla dalından domates koparıp yiyebiliyoruz. Genç çiftçilerimiz tarımın geleceğidir" dedi. Ziyarette yer alan Emine Yıldırım da genç üreticinin seracılığın her aşamasına hakim olduğunu belirterek, "Bugün Boztepe Mahallemizde genç çiftçimiz Melike Sogay Hanımefendiyi ziyaret ettik. Kızımız çiftçiliğe bayağı hakim maşallah. Seraların hazırlanmasından başlayarak ürün bitimine kadar her şeyi biliyor. Traktörü de kullanıyor. Seradaki her iş onun elinden geçiyor" dedi. Genç kadın çiftçilerin üretimde yer almasının sevindirici olduğunu ifade eden Yıldırım, "Bu yaşta bütün seraların hazırlığından işçiliğine kadar her aşamaya hakim olması çok hoşuma gitti. Genelde yaşça büyük üreticiler görüyoruz. Ancak böyle genç, eğitimli ve çiftçiliği seven kızlarımızı görmek beni çok mutlu etti. Her zaman kadın çiftçilerimizin yanındayım, destekliyorum" diye konuştu. Yıldırım, ilk hasadın bereketli geçmesini dileyerek, "Bugün serasının ilk hasadıymış. Domatesine çok güzel bakmış. Ürünler çok güzel yetişmiş maşallah. Çiftçiliği de kaliteli yapıyorlar" ifadelerini kullandı.
Adana Teyze ve yeğenin çaldığı parayla alışveriş yaptığı anlar görüntülendi Adana’da bir evden 51 bin TL çalan teyze ile yeğeni, çaldıkları parayla alışveriş yaparken güvenlik kameralarına yansıdı. Teyze tutuklanırken, yeğeninin yakalanması için çalışmalar sürüyor. Tutuklanan şüpheli, "Görüntülerde kişi benim ama kesinlikle hırsızlık yapmadım" dediği öne sürüldü. Olay, 12 Mart’ta Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Kibariye S. (38) ile yeğeni D.K. (17), yüzlerini eşarpla gizleyerek bir apartmana girdi. Şüpheliler, 7’nci katta bulunan Jale K.’a ait dairenin kapısını zorlayarak içeri girdi. Evde değerli eşya arayan ikili, yatak odasında bulunan 51 bin TL ve 30 euronun yer aldığı poşeti alarak kaçtı. Şüphelilerin apartmana giriş ve çıkış anları güvenlik kameralarına yansıdı. Ev sahibi Jale K.’ın ihbarı üzerine olay yerine Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri, apartman ve çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelilerin çaldıkları parayla bir mağazadan mont satın aldığı belirlendi. Bu anlar da saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı. Elde edilen tespitlerin ardından düzenlenen operasyonda Kibariye S. gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde, "Görüntülerdeki kişi benim ancak hırsızlık yapmadım" dediği öne sürülen şüpheli, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan Kibariye S. tutuklanırken, kaçan şüpheli D.K.’nın yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.