TEKNOLOJİ - 22 Ekim 2025 Çarşamba 16:56

Türkiye 2035 yılında nadir toprak elementleri konusunda söz sahibi ülkeler arasında yer alabilir

A
A
A
Türkiye 2035 yılında nadir toprak elementleri konusunda söz sahibi ülkeler arasında yer alabilir

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden (ESOGÜ) Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, doğru adımlar atılması halinde 2035 yılında nadir toprak elementleri konusunda Türkiye’nin söz sahibi ülkeler arasında yer alabileceğini belirtti.


ESOGÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, Türkiye’nin, nadir toprak elementlerinde Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük rezervine sahip olduğunu hatırlattı. Eskişehir Beylikova’da keşfedilen 694 milyon tonluk rezerve sahip yatağın Çin’den sonra ikinci büyük yatak konumunda olduğunu anlatan Sendir, "Uluslararası standartlarda rezerv hesaplama, gelişmiş saflaştırma ve metalik alaşım tesislerinin kurulması ve ardından çevre dostu üretim ve geri dönüşüm tesislerinin kurulması gibi adımlar doğru atılırsa 2035 yılında söz sahibi ülkeler arasında yer almamız muhtemeldir" diye konuştu.



"Artan talebe karşın sınırlı arz, nadir toprak elementlerini küresel ölçekte rekabetin merkezine yerleştiriyor"


Nadir toprak elementleri olarak sınıflandırılan grubun lantanitler grubu elementler ile bu elemente kimyasal olarak benzerlik gösteren itriyum ve skandiyum elementlerini kapsayan geniş bir element grubu olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, bu elementlerin cep telefonlarından rüzgar tribünlerine, savunma sanayine kadar bir çok aklanda kullanıldığını ifade etti. Geniş kullanım alanları nedeniyle rezerv sahalarının jeopolitik bir önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Sendir, artan talebe karşın sınırlı arzın, nadir toprak elementlerini küresel ölçekte rekabetin merkezine yerleştirdiğini vurguladı.



"ABD ile Ukrayna arasındaki iş birliği Çin’in tekelini kırma bakımından önemlidir"


Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:


"Bu alanda dünya lideri Çin’dir. 800 milyon tonluk rezervi ile İç Moğolistan’daki yatağı dünyanın en büyük nadir toprak elementleri yatağıdır. Üretim kapasitesi olarak dünyanın yüzde 60’ına sahip, işleme kapasitesi olarak da dünyanın yüzde 90’lık kısmına hakimdir. Bu verilerle hem lisanslama hem de rekabeti arttırma ve fiyatı belirleme konusunda tek ülkedir. Buna karşılık ABD, Kanada, Avustralya ve Hindistan gibi ülkeler yeni rezerv alanları bularak rekabet etmeye çalışmaktadırlar. Son zamanlarda ABD ile Ukrayna arasındaki iş birliği Çin’in tekelini kırma bakımından önemlidir. Nadir toprak elementleri yeşil enerji dönüşümünde de çok önemlidir. Savunma sanayinde de çokça kullanılmaktadır. Örneğin F-35 savaş uçaklarında 400 kg’dan fazla, nükleer denizaltılarda ise tonlarca nadir toprak elementi kullanılmaktadır. Ülkemizin de son yıllarda savunma sanayine yaptığı yatırımlar dikkate alındığında kendi yataklarımızın bulunması son derece büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda Eskişehir Beylikova’da keşfedilen 694 milyon tonluk rezerve sahip yatağımız, Çin’den sonra ikinci büyük yatak durumundadır. Pilot tesis kurulduğunda 570 bin tonluk üretim bir üretim ve saflaştırma gerçekleşecektir. Bu, sadece üretici olmaktan çıkıp katma değer üreten bir ülke konumuna gelmemizde son derece önemlidir. Bu potansiyele sahip ülkemizin katma değer üreten bir ülke konumuna gelmesi için bir dizi çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar uluslararası standartlarda rezerv hesaplama, gelişmiş saflaştırma ve metalik alaşım tesislerinin kurulması daha sonra çevre dostu üretim ve geri dönüşüm tesislerinin kurulmasıdır. Enerji alanında rüzgar türbinleri ve elektrik motorlarında kullanılanan kalıcı mıknatıslar, yeşil enerji dönüşümleri için çok önemli konumdadır. Ülkemiz açısından da yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelimize uygun olarak bu mıknatısların üretilmesi son derece önemlidir. Ülkemiz rezerv sahibi bir ülkeden katma değer üreten bir ülkeye geçme yolunda önemli adımlar atmaktadır. 2035 yılına gelindiğinde, söz konusu adımlar doğru atıldığında söz sahibi ülkeler arasına gireceğimiz muhtemeldir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı Antalya’da meydana gelen trafik kazasında araç sürücüsü kadın hurdaya dönen araçtan burnu bile kanamadan çıktı Kaza, saat 22.30 sıralarında Kepez ilçesi Ulus Mahallesi Gazi Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Gazi Bulvarı üzerinde seyir halindeki Esra G.’nin kullandığı 07 CKC 146 plakalı otomobile plaka ve sürücüsü öğrenilemeyen başka bir araç yandan çarptı. Aracın sıkıştırması ile direksiyon hakimiyetini kaybeden otomobil sürücüsü genç kadın refüjde bulunan bariyerlere çarptı. Esra G.’nin kaza yapmasına neden olan plakası öğrenilemeyen otomobil ise hızla olay yerinden uzaklaştı. Hurdaya dönen araçtan yara almadan çıktı Kazayı gören diğer sürücülerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekibin yanı sıra polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Verilen adrese gelen itfaiye ekipleri araç içerisinde her hangi bir sıkışma olmadığını belirleken, otomobil sürücüsü genç kadın kazayı burnu bile kanamadan atlattı. Sağlık ekipleri tedbir amacıyla Esra G.’nin sağlık durumunu kontrol ederken genç kadın durumunun iyi olduğunu ve hastaneye gitmek istemediğini belirtti. Kaza nedeniyle Gazi Bulvarı üzerinde uzun araç kuyrukları oluşurken, trafik kontrollü olarak sağlandı. Polis ekipleri kazaya sebep olarak olay yerinden kaçan otomobilin yakalanması için çalışma başlattı.
Bitlis "Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi" Ahlat’ta Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Bitlis’in Ahlat ilçesindeki etabı başladı. Adıyaman Nemrut Dağı’ndan yola çıkan ekip yaklaşık 7 saatlik yolculuğun ardından Bitlis’in Ahlat ilçesindeki Selçuklu Meydan Mezarlığı’na vardı. Burada tarihi Selçuklu Meydan Mezarlığını gezerek hatıra fotoğrafı çeken ekip, bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerine dikkat çekti. Tarihi alanda gazetecilere açıklama yapan Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, "Toplam yolculuğumuz 1,5 ay sürüyor. Arabalarımızın çoğunu Nepal’de yardım kuruluşuna hibe edeceğiz. Bu kullandığım aracı ise çekiciyle getirerek Cumhurbaşkanımıza hediye edeceğiz. Bu rotadan üçüncü geçişim. Ama Ahlat’a daha önce hiç girmedik. Doğubayazıt üzerinden İran’a gidiyorduk. Cumhurbaşkanlığından çıktıktan sonra Aksaray’a vardık. Orada muhteşem bir organizasyonla karşılandık. Burada gerçekten çok güzel misafirperverlik var. Benzinliklerde ücretsiz çay ikram ediyorlar. Tabii katılımcılar döndükten sonra gönüllü elçilerimiz olacak. Türkiye’nin yumuşak yüzünü gösterecekler. Almanya, İtalya, Belçika, Bulgaristan, İngiltere ve Türkiye’den katılımcılar var" dedi. Yarışmaya İstanbul’dan katılan Kıvanç Yaralı ise, "İstanbul’dan Almanya’ya uçakla gittim. Almanya’dan Bitlis Ahlat’a kadar araç sürdüm. Fiziksel olarak yorgun olsak da Ahlat Selçuklu Mezarlığında olmanın bize verdiği manevi huzur bizi doyurdu. Açıkçası burada olmak bizi çok mutlu etti. Burada atalarımızın mezarlarını gördük ve kültürel mirasımızla tanıştık. İlk defa buradayız. Daha öncesinde ralliye 4 kez katıldım fakat Bitlis’e ilk defa geliyoruz. Harika bir duygu. Umarım herkes bir gün buraya gelerek bu mirası görür" diye konuştu. Antalya’dan katılan Mustafa Karakimseliler de, "Bu ralliye üçüncü katılışım. Daha önce Doğubayazıt’tan ve Hopa’dan geçtim. Hayatımda ilk defa Ahlat’a geliyorum ve gerçekten çok beğendim. Selçuklu kabristanı da çok etkileyici. İnşallah tekrar gelirim. Şimdi kısa bir tur oldu ama umuyorum ki daha sonra birkaç günlüğüne Ahlat’a geleceğiz." İfadelerine yer verdi. Geceyi Ahlat’ta geçirecek olan ekip yarın Erzurum Palandöken’e doğru yola çıkacak. Almanya’dan 27 Nisan’da başlayan ralli, Türkiye etabının ardından İran ve Türkmenistan üzerinden ilerleyerek Orta Asya rotasını takip edecek ve Nepal’de son bulacak.