KÜLTÜR SANAT - 05 Mayıs 2025 Pazartesi 16:03

Yunus Emre Haftası etkinlikler "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı ile başladı

A
A
A
Yunus Emre Haftası etkinlikler "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı ile başladı

Anadolu Üniversitesinde Yunus Emre Haftası etkinlikleri "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı ile başladı.


Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy’in konuşmacı olduğu konferansa Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Anadolu Üniversitesi Senato Üyeleri, akademik ve idari personel ile öğrenciler katılım gösterdi.


Rektör Adıgüzel: "Yunus’un dili Türkçeyi bütün dünyada daha fazla konuşulur hale getirmek istiyoruz"


Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Yunus Emre Haftası’nın açılış etkinliğinde yaptığı konuşmada bu haftanın yalnızca Türkiye için değil, aynı zamanda Eskişehir ve Anadolu Üniversitesi için de çok özel bir anlam taşıdığını vurguladı. Yunus Emre’nin değerlerini yaşatmanın ve onun mesajlarını geniş kitlelere ulaştırmanın büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Rektör Adıgüzel, bu özel haftayı anlamlı bir etkinlikle başlattıklarını ifade etti. Rektör Adıgüzel konuşmasına şöyle devam etti:


"Haftanın ilk programını Yunus’un Türkçesi üzerine Yunus Emre Enstitüsü Başkanımız Prof. Dr. Abdurrahman Aliy ile başlatma çok anlamlı olacaktı. Yunus Emre, Anadolu kültürünün ve medeniyetinin en güçlü temsilcilerinden biridir. Anadolu Üniversitesi olarak bizim Yunus Emre hakkında daha fazla konuşmaya, daha fazla konuşulur hale getirmeye; onu yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada kültürümüzün bir bayraktarı olarak daha çok tanıtmaya ihtiyacımız var.


Yunus Emre Enstitüsü ve Anadolu Üniversitesi olarak bugünden itibaren daha fazla iş birliği yaparak Yunus’u, Yunus’un felsefesini, Yunus’un dili Türkçeyi bütün dünyada daha fazla konuşulur, itibar edilir ve dinlenir hale getirmek için bugün önemli ve güçlü bir adım atmak istiyoruz. Yunus, ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım’ diyor. Tanışmak dil ile olan bir eylemdir ve insanlar olarak konuşarak anlaşırız. Bu dil sadece konuştuğumuz literal anlamdaki dil değil, aynı zamanda gönül dilidir. Yunus’un yaptığı da sadece dil bilgisi anlamında değil, gönül dilinde de konuşmayı bize tavsiye eder. Biz de elimizden geldiği kadar bu gönül dilini anlamayı ve anlatmayı hedefliyoruz."


Konuşmasının sonunda ise önemli bir müjdeyi paylaşan Rektör Adıgüzel, yükseköğretim kurumları açısından kritik bir adım atmak üzere olduklarını söyledi. Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) sundukları bir program önerisiyle, tüm dünyada uzaktan eğitim yöntemiyle akademik düzeyde Türkçe öğretiminin yapılabileceği bir sistem kurmayı planladıklarını açıkladı. Bu program hayata geçtiğinde, yurt dışındaki bireylerin kendi ülkelerinden akademik Türkçe eğitimi alabileceklerini ifade ederek konuşmasını tamamladı.



Prof. Dr. Abdurrahman Aliy: "Yunus Emre, bir dil işçisi ve gönül mimarıdır"


"Yunus Emre’nin yaktığı gönül kandilinin ışığında ülkemizin dünya ile kurduğu derin ve anlamlı ilişkiyi konuşmak için bir araya geldik. Bu vesileyle Yunus Emre’yi hem anıyor hem de kültürümüze kattığı değerleri yeniden hatırlıyoruz." diyerek sözlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy: "Yunus Emre yalnızca bir şair değil; bir dil işçisi, bir gönül mimarıdır. 13. yüzyılda, halkın anlayabileceği sade ve arı bir dille ele aldığı şiirleriyle hem zamanına hem de çağların ötesine seslenmiştir. Bugün biz de Yunus’un izinden giderek Türkiye’yi sadece öğretmeyi değil, aynı zamanda taşıdığı kültürel ve insani değerlerle birlikte dünyaya sunmayı amaçlıyoruz. Yunus Emre, Türkçenin özüdür; sevginin, hikmetin ve insanlık değerlerinin dilidir. Onun adı sadece bir şairi değil, Anadolu’nun irfanını, barışını ve gönül birliğini temsil etmektedir. Bu anlamlı miras doğrultusunda, Türkiye’nin kültürel diplomasisini yurt dışında yürüten başat kurumlardan biri olan Yunus Emre Enstitüsü’ne Yunus Emre adının verilmesi; dilimizin ve kültürümüzün evrensel mesajını tüm insanlığa ulaştırma iradesinin en güçlü ifadesidir." şeklinde konuştu.



"Yunusun çağrısını dört bir yana taşıyoruz"


Yunus Emre Enstitüsünün 2009 yılından bugüne çalışmalar yürüttüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Aliy konuşmasına şöyle devam etti:


"Türkiye’nin diğer ülkelerle dostluğunu geliştirmek, kültürel etkileşimini artırmak; Türk dilini, tarihini, edebiyatını, kültürünü ve sanatını tanıtmak amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor, onun çağrısını dünyanın dört bir yanına taşıyoruz. Dil, sadece kelimelerle örülmüş bir iletişim aracı değildir. Aynı zamanda toplumların ruhunu ve kimliğini yansıtan, geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran bir hazinedir. İnsanlık tarihinin en derin katmanlarında süzülerek, bireylerin ötesinde milletlerin varoluşunu biçimlendiren en güçlü unsurlardan biri haline gelir. Bir topluluğu millet yapan ortak değerlerin, inançların ve geleneklerin dokusunda dil, hem taşıyıcı hem de birleştirici bir güç olarak karşımıza çıkar."


"Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı soru cevap kısmının ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy’e katkılarından dolayı teşekkür belgesi ve hediye takdim edildi.



Yunus Emre Haftası kapsamında birçok etkinlik düzenlenecek


Yunus Emre Haftası kapsamında 6-16 Mayıs tarihleri arasında Öğrenci Merkezi Fuaye Alanı’nda "Yunus Emre Uluslararası Kaligrafi ve Tipografi Sergisi" sanatseverlerle buluşacak. Hafta kapsamında Tiyatro Anadolu tarafından hazırlanan "Aşk Neyledi" adlı tiyatro oyunu sahnelenecek ve "İlahi Nefes: Gönülden Dile Yunus Emre" başlıklı konser müzikseverlerle buluşacak. Yunus Emre Haftasının son etkinliği ise "Yunus Emre’yi Anlamak" adlı panel olacak. Tüm etkinlikler halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek, aynı zamanda Anadolu Üniversitesi öğrencileri için kültürel etkinlik kapsamında değerlendirilecek. Anadolu Üniversitesi, Yunus Emre’nin evrensel mesajlarını sanat ve ilim yoluyla yaşatmayı hedefliyor.



Yunus Emre Haftası etkinlikler "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı ile başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Evin çatısına ve önündeki çitlere yazılan yazılar ekipleri harekete geçirdi Karabük’te kendisinin "Mesih" olduğunu iddia eden 61 yaşındaki şahsın evinin çatısına ve önündeki çitlere yazdığı yazılar, polis ve zabıta ekiplerinin kontrolünde kaldırıldı. Edinilen bilgiye göre, Bayır Mahalle Bağlar Sokak’ta M.D. (61) isimli şahsın ikamet ettiği evin çatısına ve çevresine "Peygamber’ "66", "Mesih", "İsa" ve "35" gibi çeşitli yazılar yazıldığını gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Ekipler, görüştükleri ev sahibi M.D.’den söz konusu yazıları kaldırmasını talep etti. Şahsın tepki göstermesinin ardından yazılar boya yardımıyla silinerek kaldırıldı. M.D., Allah tarafından kendisine tebliğ yapıldığını söyledi. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşandığını öne sürdüğü bir olayın ardından ailelerinin takip altına alındığını iddia eden M.D., kendisinin kamuoyunda bilinen bazı isimlerle ilgisinin olmadığını söyledi. Vatandaşlardan herhangi bir şikayet olmadığını ve bazı kişilerin kendisini tebrik ettiğini öne süren M.D., insanlara tebliğde bulunduğunu, "cihat" çağrısı yaparken bunun şiddet içeren bir anlam taşımadığını, en büyük mücadelenin kalem ve sözle yapılan mücadele olduğunu söyledi. Küçük yaşlardan itibaren ailesinin çevresinin kuşatıldığını düşündüğünü aktaran M.D., Mesihlik iddiasının yaklaşık 5 ila 8 yıl önce kesinlik kazandığını ileri sürdü. M.D., farklı dinlere mensup insanların "Mesih İsa’yı beklediğini" ve kendisinin de bu kişi olduğunu iddia etti. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Hatay Turfanda can eriği Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor Hatay’da 5 bin metrekarelik serasında 320 ağaçta can eriği üretimi yapan Aladdin Aslan, nisan ayında başladığı hasadı sürdürüyor. Ağaçlardan tek tek elle toplanan can eriğinin kilosu iç piyasada 350 TL iken, yurt dışına 450 TL’den ihraç ediliyor. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan Hatay’da afetzede çiftçiler üreterek hayata tutunmayı sürdürüyor. Samandağ ilçesi Yaylıca Mahallesi’nde 5 bin metrekarelik serasında 320 ağacıyla can eriği üretimi yapan çiftçi Aladdin Aslan, bahçesinde nisan ayında can eriği hasadına başladı. Kış aylarında örtü altında üretilen can eriğinin kilogram fiyatı iç piyasada 350 TL iken, dış piyasada ise 450 TL’den genellikle Avrupa ülkeleri İngiltere, Almanya, Danimarka, Belçika ve Hollanda’ya ihraç ediliyor. Geçtiğimiz yıl Orta Doğu’ya da ihracat yapan Arslan, ABD, İsrail ve İran’ın savaşı nedeniyle bu yıl Arap ülkelerine satış yapamıyor. Can eriği üretiminden memnun olduğunu ifade eden Aslan, bu yıl yağışlarla birlikte can eriğinde rekolteyi yüksek beklediğini söyledi. Çiftçi Alaadin Arslan, "Ben 15 yıldır örtü altı yani serada can eriği yetiştiriyorum. Geçen sene bir kuraklık vardı. Onun zorluğunu bir şekilde çektik ama çok şükür yine atlattık. Bu sene de yağışlardan dolayı biraz erkencilikte geç kaldık ama yine şükür erikte rekolteler güzel oluyor. Burası 5 dönüm ve içinde 320 erik ağacı var. Ben bir hevesle ve sevgiyle başladım. Bizde Akdeniz Bölgesi iklim olarak müsait durumda. Biraz daha erkencilik sağlayalım diye düşündük, yaptık ve başardık. Bu yıl hasat çok şükür rekolte olarak güzel. Kışın bu şekilde soğukların iyi gitmesi etki etti. Çünkü bu sert çekirdekli olan bütün ağaçlar, meyveler soğuğu sever. Soğuğu alacak ki uykuya girsin ve uyandığı zaman rahat uyansın. Bu sene bunu yaşadık ve iyi verim olarak çok güzel oldu. İç piyasa ve ihracat piyasası gibi iki ayrı kalemden topluyoruz. Zaten ihracat olmazsa ciddi bir şekilde bu işi yapamayız. Erik iç piyasada 200 ila 350 TL bandında değişiyor. İhracat olduğu zaman biraz daha kalite gerekiyor. İhracatta ise 350 ila 450 TL arasında değişiyor. Geçen yıl verim az olduğu için biraz daha iyiydi. Geçen sene fiyat 500 TL bandındaydı. Biz her sene aynı ihracat firmalarına verdiğimiz için Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Zaten şu anda Orta Doğu’da vardı ama Orta Doğu’ya savaştan dolayı biraz ihracat yapamıyoruz. Avrupa ülkeleri olarak Almanya, Danimarka, Belçika, İngiltere ve Hollanda gibi ülkelere gidiyor. Erikler ağaçlardan elle tane tane koparılarak toplanıyor" ifadelerini kullandı.
Sakarya Sakaryaspor - İstanbulspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 33. haftasında oynanan Sakaryaspor-İstanbulspor maçının ardından iki takımın teknik sorumluları açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 33. haftasında Sakaryaspor, konuk ettiği İstanbulspor ile 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında mücadeleyi değerlendiren İstanbulspor Teknik Sorumlusu İlyas Öztürk, "Buraya gelirken Sakarya’nın da puanını bildiğimizden dolayı çok zor mücadele olacağını biliyorduk. 2-1 öne geçmemize rağmen Sakarya’nın baskılarına cevap vermek istedik ama Sakaryaspor etkili oldu, golü buldu ve 2-2’ye getirdi. Biz mutluyuz ancak sakatlıklar konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Hiçbir zaman için tam bir kadro çıkamadık ama mutluyuz buradan bir puan aldık. Bundan sonraki maçlara bakıp aldığımız kadar puan alarak ligde kalmayı hedefliyoruz" dedi. "3 puanı hakkettiğimiz bir maçta 1 puan almamız bizi derinden üzdü" Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı ise, "Çok üzgünüz kendi sahamızda kazanmamız gereken bir maçtı. Bütün hafta yaptığımız kazanmak adınaydı. Ön alan baskılarını oyuna başlayıp oyunu domine etmek gibi bir planımız vardı. İyi oynadığımızı düşünüyorum, pozisyon üreten, coşkulu bir takımdık. 2 gol attık ama sadece şuna üzülüyorum; 2 tane gol yemiş olmamız. Sonuna kadar 3 puanı hakkettiğimiz bir maçta 1 puan almamız bizi derinden üzdü. Ama ligin sonuna kadar bırakmadan devam edeceğiz" diye konuştu.
Ankara Ticaret Bakanlığı: "Tüketicilerimizin haklarını korumak için piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürmekteyiz" Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, "Tüketicilerimizin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimizi ülke genelinde kesintisiz ve kararlılıkla sürdürmekteyiz" denildi. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen piyasa gözetim ve denetim çalışmaları kapsamında; İstanbul’da faaliyet gösteren bir marketler zincirinde; çeri domates, Çengelköy salatalık ve kırmızı biber ürünlerine ilişkin olarak tedarik zinciri boyunca oluşan fiyat hareketleri Hal Kayıt Sistemi üzerinden detaylı şekilde incelendiği vurgulandı. Yapılan incelemeler sonucunda; çeri domates ürününün, İstanbul’da faaliyet gösteren bir tüccar tarafından Antalya Kumluca Hali’nde faaliyet gösteren komisyoncudan 50 liradan satın alındığı, aynı tüccar tarafından İstanbul’da faaliyet gösteren zincir markete 110 liradan satıldığı, söz konusu zincir market tarafından ise ürünün tüketicilere 250 liradan satıldığı, Çengelköy salatalık ürününün, İstanbul’da faaliyet gösteren bir komisyoncu tarafından zincir markete 60 liradan satıldığı, zincir market tarafından ise tüketiciye 135 liradan sunulduğu belirlendi. Kırmızı biber ürününün ise Antalya Kumluca Hali’nde faaliyet gösteren komisyoncu tarafından İstanbul’da faaliyet gösteren tüccara 70 liradan satıldığı, aynı tüccar tarafından zincir markete 100 liradan satıldığı, zincir market tarafından ise ürünün tüketiciye 225 liradan sunulduğu tespit edildi. Bakanlık tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, adı geçen firmalar tarafından haksız fiyat artışı yapıldığı tespit edilerek, gerekli idari yaptırımların uygulanması amacıyla konu Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na iletildi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "Ticaret Bakanlığı olarak; üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda fiyat hareketlerini yakından takip etmeye, piyasalarda adil, şeffaf ve dengeli fiyat oluşumunu sağlamaya, tüketicilerimizin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimizi ülke genelinde kesintisiz ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Fırsatçılığa ve haksız fiyat artışlarına karşı mücadelemiz tavizsiz şekilde devam edecektir" ifadelerine yer verildi.