GÜNDEM - 27 Mart 2026 Cuma 16:09

Suça sürüklenen çocuklar için ’Sosyal Risk Haritası’ oluşturuldu

A
A
A
Suça sürüklenen çocuklar için ’Sosyal Risk Haritası’ oluşturuldu

Türkiye’nin "Suça Sürüklenen Çocuklar Sosyal Risk Haritası" saha çalışmaları Gaziantep’te başlatıldı.


Gaziantep’te çocukların suça sürüklenmesini önlemek amacıyla başlatılan proje ve çalışmalar aralıksız sürdürülüyor. Çalışmalar kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Gaziantep Valiliği, 5 bin çocuk için seferber olurken, geliştirilen Toplumsal Uyum ve Destek Programı (TUDEP) suça sürüklenen çocuklara umut oldu.


Gaziantep’te suça sürüklenen çocuklara yönelik farkındalığı artırmak, koruyucu ve önleyici çalışmaları güçlendirmek amacıyla "Çocuklar Güvende" Programı Tanıtım Toplantısı gerçekleştirildi.


Gaziantep Valiliği Toplantı Salonunda düzenlenen, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün’ün katıldığı toplantıda, suça sürüklenen çocukların yeniden topluma kazandırılmasına yönelik yürütülen çalışmalar ele alındı.



Çocukların suça sürüklenmesi önlenecek


Gaziantep Valiliği koordinasyonunda hayata geçirilen Toplumsal Uyum ve Destek Projesi (TUDEP) ile proje kapsamında elde edilen çıktıların da kapsamlı şekilde değerlendirildiği toplantıda, çocukların güvenli, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe adım atması için kurumlar arası iş birliği ve kararlılıkla çalışmaların sürdürüleceği vurgulandı.



"Bu çalışma bizim için çok faydalı oldu"


Toplantıda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün, Gaziantep’te çocuklara yönelik yürütülen çalışmalardan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Programın saha ve pilot çalışmalarını yapıyoruz. Gaziantep bu konuda bir çalışma yaptığı için bizim için çok faydalı oldu. Birbirimizi çok daha iyi anlayacağız. Çünkü konuştuğumuz konular bizim de konuştuğumuz konularla aynı ve aynı perspektifle bakıyoruz. Toplumsal Uyum ve Destek Programı (TUDEP) kapsamında sahada büyük bir özveriyle çalışan tüm ekibe özellikle teşekkür etmek istiyorum ve bu konuda valimizin önderliği çok kıymetli" dedi.



"Ev ev sosyal risk haritası oluşturduk"


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak riski önceden gören ve veriye dayalı çalışmalar yaptıklarını belirten Yenigün, "Biz bu anlayışın en güçlü araçları olarak da sosyal risk haritaları oluşmaya başladık. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aslında bir veri deposu, yaşlı, dul, engelli, kadın ve şiddet görenler gibi bize devamlı bir veri geliyor. Ama risk haritası oluştururken sadece kendi verilerimiz yetmiyor. Bütün bakanlıklarımızdan da veri entegrasyonuna sağladık. Biz de Türkiye çapında sadece mahalle mahalle değil, hane hane yaptığımız sosyal risk haritasını oluşturduk" ifadelerini kullandı.



"Gaziantep’teki model bir Türkiye modeline dönecek"


Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Gaziantep birçok özelliğiyle beraber genç nüfusuyla da öne çıkan bir şehir. Türkiye’nin 18 yaş altı nüfus ortalaması yüzde 24,5 iken, Gaziantep’te ise 18 yaş altı nüfus ortalaması yüzde 35’i buluyor. Bizim bir milyona yakın 18 yaş altı nüfusumuz var. Dolayısıyla onlarla ilgili çok daha dikkatli, tedbirli ve onlara dönük projeler uyguluyoruz. Suça özendirilen çocuklar meselesi de son zamanlarda bütün dünyayı, ülkemizi meşgul eden bir konu. Biz bu meseleye şehrimizin güvenliğinden öte ülkemizin geleceği meselesi olarak bakıyoruz. Suça özendirilen çocuklarla ilgili çok özel projeler yapıyoruz. Bu projeler Ankara’daki bakanlıkların ve meclisimizin de dikkatini çekti. Geçtiğimiz haftalarda TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nu ilimizde misafir ettik. Gaziantep’te uygulanan TUDEP projemizi onlara anlattık. Onların da çok yoğun bir ilgisini çekti. Sanıyorum bu bir Türkiye projesine dönüştürülecek. Bugün de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün ile uzmanlardan oluşan bir heyeti ağırladık. Onlarla da bu konuyu işleyeceğiz. Yakında İçişleri Bakanlığından bir heyet yine bu konuyla ilgili gelecek. Gaziantep’teki model bir Türkiye modeline dönecek gibi görünüyor. Tabi onların da profesyonelliklerinden istifade edeceğiz" dedi.



"Akademik, bilimsel ve uzmanlık gerektiren çalışmalar hazırladık"


Bir yıl önce suça özendirilen ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili çalışmalara yoğunluk verdiklerini ifade eden Çeber, "Akademik, bilimsel ve uzmanlık gerektiren çalışmaları hazırladık. Gaziantep’te kaç tane suça karışan çocuğumuz var. Bunların kaçı 20 yaşın üzerinde, kaçı 15 yaşın üzerinde ve kaçı suç işledi. Hangi mahallelerdeler, evlerinin yapısı neler, hangi tip suçları işliyorlar ve bu suçları hangi saatlerde işliyorlar. Bir araya gelenler nasıl bir araya geliyorlar. Böyle çok sağlam bir haritamız var ve bunların sosyokültürel yapıları, demografik yapıları anlamında göreceli çalışmaları yaptık ve hiçbir ilde belki olmayan bir envanter var. Bizim sağlıklı çalışmamız için gerekli olan bir envanteri hazırladık ve onun üzerine kurgular yaptık" ifadelerini kullandı.



"TUDEP projesi bir Türkiye projesine dönüşecek"


Bu kapsamdaki çalışmaları 6 aydır Toplumsal Uyum ve Destek Projesi (TUDEP) ile yürüttüklerini ifade eden Çeber, "TUDEP, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğümüzün koordinasyonunda bir projeye döndü. Çalışmaların içinde birçok kurumumuz var. Yine 36 sivil toplum örgütümüzü de bu projeye dahil ediyoruz. TUDEP projesi Gaziantep Valiliği ile Gaziantep’teki tüm bileşenleri içine aldığımız bir proje olarak devam edecek. Bu çalışmaları yaparken hep uzmanlarla, bilim insanlarıyla ve çocuklarla ilgilenen sağlık birimleriyle yaptık. Gaziantep Valiliğinin gençlerimizle, çocuklarımızla, nesillerimizle ilgili olan TUDEP projesi bir Türkiye projesine dönüşecek. Çünkü gençler bizim geleceğimiz. Yani bizim tek bir çocuğumuz, tek bir evladımız bile yok ki suç düşünenlere çocuklarımızı feda edelim ve feda etmemek için de elimizden geleni yapıyoruz" şeklinde konuştu.



"25 tane çocuğumuzu okula tekrar kazandırdık"


Projenin olumlu sonuçlarını şimdiden almaya başladıklarını belirten Çeber, "Son 6 aydır uyguladığımız projelerle 18 yaş altı çocukların mala karşı işlediği suçlarda yüzde 30 civarında ve kişiye karşı işlenen suçlarda da yüzde 18 civarında azalma görüyoruz. Bu çocuklarımızın her biri evlerinde kurduğumuz özel ekipler tarafından tek tek ziyaret ediliyor. Başlarında da kaymakamlarımız var. Çocuklar, aileleri, sosyal çevreleri ve sonra onlarla ilgili uygulanması gereken detaylar ilgili kurumlara görev olarak veriliyor. Burada üniversitelerimiz var. 12 tane kamu kurumumuz var, sivil toplum örgütlerimiz var, meslek odalarımız var. Onlar bunları uyguluyor. Bugüne kadar 25 tane çocuğumuzu okula tekrar kazandırdık. Şimdi okuyorlar ve çok memnunlar. Birçok çocuğumuzu bulunduğu ortamlardan aldık. Yani somut dönüşleri de almaya başladık. Dolayısıyla bu boyutuyla da dikkat çekti ve inşallah kötü niyetlilere verebileceğimiz tek bir çocuğumuz bile yok" dedi.



"Gaziantep pilot il seçildi"


Çeber, "Suç işlendikten sonraki meselenin yönetiminden ziyade suç işlemeye teşvik eden konuların, ortamların, olguların ortadan kaldırılmasına dönük çalışıyoruz. Bugün yaptığımız toplantıda Gaziantep Valiliği’nin öncülüğünde yapıldı. 18 yaş altı çocuklarımıza yani suça sürüklenen çocuklarımıza ilişkin başlattığımız TUDEP projesini tanıttık. Proje ve çalışmalar beraber değerlendirildi, bakanlıkta yapılan çalışmalar ve Gaziantep’te yürütülen çalışmaların bir araya getirildi. Gaziantep pilot il seçildi" diye konuştu.


Toplantıya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş, Büyükşehir Belediyesi temsilcileri, ilçe kaymakamları, belediye yetkilileri ve ilgili kurum amirleri katıldı.



Suça sürüklenen çocuklar için ’Sosyal Risk Haritası’ oluşturuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa’da müzik dolu proje başlıyor Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Genç Sahne Manisa" projesiyle lise öğrencileri, kendi kurdukları müzik gruplarıyla sahne deneyimi yaşayacak. Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, gençlerin sanatsal ve kültürel gelişimini desteklemek amacıyla dikkat çeken bir projeye imza attı. "Genç Sahne Manisa" adıyla duyurulan proje kapsamında, Manisa genelindeki resmî ve özel liselerde eğitim gören öğrenciler, oluşturdukları müzik gruplarıyla yeteneklerini sergileme fırsatı bulacak. Proje süreci, öğrencilerin hazırladıkları performans videolarının değerlendirilmesiyle başlayacak. Belirlenen kriterleri karşılayan gruplar ise ilerleyen aşamada canlı sahne performansına davet edilecek. Final aşamasında başarılı bulunan öğrenciler, Manisa Cumhuriyet Meydanı’nda kurulacak sahnede izleyiciyle buluşacak. Yarışma formatının ötesine geçen projede; müzikal uyum, teknik yeterlilik, sahne hâkimiyeti, özgünlük ve yorum gücünün geliştirilmesi hedefleniyor. Öğrencilerin sanatsal yönlerini keşfetmeleri ve kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam oluşturulması amaçlanırken, aynı zamanda okullarına olan aidiyet duygularının güçlendirilmesi de hedefler arasında yer alıyor. Manisa İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli, projenin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile örtüştüğünü belirterek, gençlerin milli ve kültürel değerlerinden kopmadan çağdaş eserler ortaya koyabileceklerine inandığını ifade etti. Uğurelli, öğrencilerin sanat alanında da önemli başarılara imza atacaklarına olan güvenini dile getirdi. Öte yandan etkinlik süresince gerçekleştirilecek tüm video ve fotoğraf çekimlerinin, öğrencilerden oluşan Manisa Çocuk TV ekibi tarafından yapılacağı bildirildi.
Manisa Manisa’da ’Din ve hayat’ uluslararası arenada masaya yatırılacak Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlenecek olan "Uluslararası Geçmişten Günümüze Manisa’da Din ve Hayat Sempozyumu", yerli ve yabancı çok sayıda akademisyeni Manisa’da buluşturmaya hazırlanıyor. Manisa’nın köklü dini ve kültürel mirası, ekim ayında uluslararası katılımla akademik bir zeminde ele alınacak. 16-17 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek sempozyum, Manisa’nın tarihi süreçte dini, sosyal ve kültürel hayatına yön veren dinamikleri disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlıyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ev sahipliğinde yapılacak etkinlikte, alanında uzman çok sayıda bilim insanı bildiri sunacak. Sempozyumun onursal başkanlığını Prof. Dr. Rana Kibar, başkanlığını ise Prof. Dr. Halit Ev üstlenirken, düzenleme kurulunda üniversitenin farklı akademik birimlerinden çok sayıda öğretim üyesi yer alıyor. Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilim ve danışma kurulu, etkinliğe uluslararası nitelik kazandırıyor. Sempozyum kapsamında; Manisa’da tarihi süreçte dini hayat, dini kurumlar, alimler ve ilim geleneği, din eğitimi, modernleşme sürecinde din, din ve toplum ilişkisi gibi pek çok başlık ele alınacak. Ayrıca dini çeşitlilik, sosyal hizmetler, sanat ve estetik ile güncel sorunlar da akademik çerçevede münazara edilecek. Bildiri özetlerinin 15 Nisan tarihinden itibaren kabul edilmeye başlanacağı sempozyumda, son başvuru tarihi 1 Eylül olarak açıklandı. Kabul edilen bildiriler 15 Eylül’de ilan edilecek, sempozyum programı ise 1 Ekim’de kamuoyuyla paylaşılacak. Yetkililer, sempozyumun Manisa’nın dini ve kültürel mirasının akademik açıdan ortaya konulmasına katkı sağlamasının yanı sıra, yeni bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi ve şehir hafızasının güçlendirilmesi açısından önemli bir platform olacağını ifade etti.
Bursa Bahar aylarında bu hastalıklar peşinizi bırakmayabilir Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri, birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırladığını belirten uzmanlar, bazı konularda uyarılarda bulundu. Üst solunum yolları enfeksiyonları, doktora başvurmanın önde gelen sebepleri arasında yer aldığını ifade eden uzmanlar, zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep olduğunu söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en çok görülen ve en fazla iş gücü kaybına neden olan hastalıkların başında geldiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, "Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan faktörler virüslerdir. Virüslerin zayıf düşürdüğü bireylerde diğer bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilir. En çok bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları nezle ve grip olmakla birlikte, bu hastalıklar sinüzit, tonsillit (bademcik iltihabı), orta kulak iltihabı ve larenjite neden olabilir" dedi. Üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artıran faktörleri anlatan Op. Dr. İdil Öztürk, "Alerjik bünyeye sahip olma, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler riski artırabilir. Bu hastalıklar daha çok mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülür. Damlacık enfeksiyonu biçiminde ortaya çıkar, yani yakın mesafeden konuşma, öpme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşmalarını kolaylaştırır. Virüs, bulaşı olan yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de bulaşır. Gereksiz antibiyotik kullanımını önlemek amacıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarının tanısında viral hastalık farklarının bulunması gerekir" diye konuştu. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını şöyle sıraladı: "Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Soğuk mevsimlerde daha sıktır. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. 5 yaşın altındaki çocuklar yılda ortalama 8-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. Klinik belirtiler genellikle hafiftir. Hafif ateş, burun akıntısı, hapşurma bazen öksürük, en sık rastlanan belirtilerdir. Özel bir tedavisi yoktur. Komplikasyon gelişmezse hastalık kendini sınırlar ve ortalama bir hafta sürer. Antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burunu açmak için okyanus suyu içeren spreyler, bazen ateş düşürücü-ağrı kesiciler, destekleyici tedavi olarak uygulanır. Hastayı izleyen doktor ikincil bakteri enfeksiyonu eklendiğini görürse antibiyotik başlayabilir." İnfluenza virüslerinin yol açtığı üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk, "Virüsün 3 tipi vardır. Tip A insanlar, domuzlar ve kümes hayvanlarında, Tip B sadece insanlarda hastalık yapar. Tip C ise insanlarda çok hafif belirtilere yol açar. Sıklıkla ani başlayan yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tanıda grip benzeri hastalık belirtileri olan ve bu şikâyetlerden herhangi biri ile başvuran olgulardan boğaz, burun ya da geniz sürüntüsü alınarak yapılan hızlı tarama testleri kullanılabilir. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotik verilmez ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, zatürre gibi ikincil enfeksiyon, komplikasyon olarak eklenmiş ise antibiyotik kullanılır. Tedavi için bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir ancak etki için tedaviye hızlı başlanması gerekir ve hastalığın seyrini ancak 1-2 gün kısaltır. Bu yüzden ilaç kullanımı daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk taşıyan çocuklar veya hastaneye yatırılması gereken vakalar için önerilmektedir. Grip, bazı insanlar için daha tehlikelidir. Bebekler ve küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerinde olanlar, gebeler, bazı hastalıklara sahip kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar en yüksek risk altındadır. Gripten korunmanın en etkin yolu, grip aşısıdır. Dünya Sağlık Örgütü 6 aydan büyük tüm çocuklar ve erişkinlere her yıl aşı uygulanmasını önermektedir. İki tip aşı mevcuttur. İlki 6 aylıktan büyük herkese uygulanabilen ölü virüs içeren aşıdır. İkincisi burun spreyi olarak uygulanan canlı zayıflatılmış grip aşısıdır, bu aşı 5-49 yaş arası sağlıklı, ek kronik hastalığı bulunmayan bireylere uygulanmak üzere onay almıştır. 6 ay- 9 yaş arası küçük çocuklarda yüksek düzeyde yeterli cevap oluşması için, aşının bir ay ara ile iki doz yapılması önerilmektedir. Çocuklarda ve yüksek risk grubunda özelikle aşı uygulanması önerilmektedir" diye konuştu. AkutFarenjit ve tonsilit, yutak ve bademciklerin ani başlayan enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk şöyle devam etti; "Virüs veya bakteriyel kaynaklı olabileceği için etkene göre tedavi metodu değişiklik gösterir. Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Bronşit ve zatürre önemli komplikasyonlardandır. Bakteriyel sebeplerle oluşan farenjitte hastalık daha ağır seyreder. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri ( boğazdan alınan örnek ile hızlı antijen tarama testi) sonucu etkenin bakteri olduğu düşünülürse uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Orta kulak iltihabı ise çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay asındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Çocukta huzursuzluk, sık ağlama ve kulaklarını tutma gibi belirtiler olur. Genellikle bakteriyeldir ve doktor kontrolünde antibiyotik tedavisi gerekebilir. Akut sinüzit, yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Yine sıklıkla viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Vira enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir. Op. Dr. İdil Öztürk, söz konusu bu üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için hijyene ve el yıkamaya özen gösterilmesi, kalabalık ortamlardan uzak durulması, kalabalık ortamların sık sık havalandırılması, hasta kişilere mümkünse maske taktırılması ve fazla yaklaştırılmaması, yaşa uygun ve dengeli beslenilmesi, mevsime uygun giyinilmesi gerekir."