YEREL HABERLER - 03 Nisan 2015 Cuma 17:31

Gümüşhane'de Kitap Okuma Eylemi

A
A
A
Gümüşhane'de Kitap Okuma Eylemi

Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı Genç Memur-Sen üyeleri, Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde kitap okuma eylemi gerçekleştirdi.
’Sesini değil, fikrini yükselt’ ve ’Kitabını kap, gel!’ sloganıyla gerçekleştirilen etkinlik 81 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
Gümüşhane Üniversitesi Gümüşhane Meslek Yüksekokulu açık hava amfisinde gerçekleştirilen etkinlikte yanlarında getirdikleri kitapları okuyan Genç Memur-Sen üyeleri daha sonra basın açıklaması yaptı.
Genç Memur-Sen Gümüşhane İl Başkanı İsa Aslan, söz söylemek yerine gürültü çıkarmayı tercih edenlere, ilmin birleştiriciliğini ve irfanın aydınlık iklimini idrak edemeyenlere, şiddeti bir yöntem, kavgayı çıkar yol zannedenlere karşı, üniversitelerin ilim ve irfan yuvaları olduğunu, farklılıkların zenginlik ve ülkemiz için manevi bir sermaye olduğunu hatırlatmak ve onları dünyanın en anlamlı, en birleştirici eylemine davet etmek için toplandıklarını söyledi.
Üniversiteli gençliği suni ayrımlarla kamplaştırmak, aralarına siyasi fay hatları döşeyerek bilim ortamını ifsat etmek, gençleri şiddet ve terör dalgasının dinamik gücü olarak kullanmak için kolları sıvayan karanlık şer odaklarına karşı ortak bir ses vermek, konuya gereken toplumsal duyarlılığı sağlamak için harekete geçtiklerini kaydeden Aslan, “Eski Türkiye’nin ideolojik saplantılı ellerinin karanlık planlarını bozmak için buradayız. Ülkeyi kaos eylemleriyle istikrarsızlaştırarak kardeşlik iklimini bozarak kavgadan siyasi çıkar sağlamak isteyenlere tepkimizi göstermek için buradayız. Gençlerin senaryosu karanlık mahfillerde yazılan oyunlara gelmeyeceğini haykırmak için buradayız. Tüm siyasi provokasyonlara sosyal manipülasyonlara rağmen sağduyu ve soğukkanlılığımızı muhafaza etmekte kararlı olduğumuzu göstermek için buradayız. Üniversitelerimiz ilmi kaygıların, insani değerlerin hayat bulduğu irfanın ve hikmetin peşinde koşan çağın şuurlu ve erdemli gençliğin yuvası olmalıdır demek için buradayız. Ve Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit edenleri kınamak, maşa örgütlerin eliyle tezgâhlanan bu alçak saldırıların, milletimizin sahip olduğu birlik ve beraberliğini bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yıkmaya yetmeyeceğini milletin irfanının tüm karanlığı aydınlatacağını deklare etmek için buradayız. Bugün tüm Türkiye’de “meydanlardayız”. Çünkü Üniversite gençliğinin içine çekilmek istendiği tuzağa karşı onların yanında olduğumuzu göstermek istiyoruz. Bu şiddet sarmalından uzaklaşmak için gençliğimizi ”Kitap okumaya, karanlığa karşı bir mum yakmaya” davet ediyoruz.” dedi.
Çevreye ve insanlara zarar vermeden de bir eylemin yapılabileceğini gösterdiklerini dile getiren Aslan, şunları söyledi: “Üniversite gençliğinin şiddet sarmalı ile terör dalgasına maruz bırakılması, ülkenin geleceğine yerleştirilmiş olan bir nükleer bombadır. Üniversiteler, beyin gücü yetiştiren, aydınlarımızın ve önderlerimizin yetiştiği bilim yuvalarıdır. Bilim yuvalarında yetişen gençliğimize kast eden karanlık eller, ülkenin geleceğini sabote etmenin çabası içerisindedir. Geleceğimiz dinamitlenirken sessiz mi kalmalıyız? Şiddetin ve terörün panzehiri olması gereken ilim ve irfan yuvaları, bu şiddet ve kirli provokasyonlara teslim mi olmalı? Buna hayır diyoruz, bütün gücümüzle, bütün benliğimizle, bütün vatanseverliğimizle. Zira dinamitlenen yol Büyük Türkiye’ye giden yoldur! Tüm gelişmiş ülkelerde üniversiteler, gelişimin lokomotifi, toplumsal ilerlemenin ana eksenini belirleyen kuruluşlar oldular. Türkiye’de de üniversiteler, üniversal, evrensel bilgi üretmenin ve insanlık için değer yaratmanın başat aktörleri olmaları gerekirken, bu ilim ve irfan yuvalarının terör dalgası ile iğdiş edilmelerine müsaade edilebilir mi? Üniversitelerde şiddet ve terör dalgasının yayıldığı bu dönemde, sessiz kalmanın bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu düşünüyoruz. Buradan tüm üniversite gençliğine karşı ortak bir irade çağrısında bulunmak istiyoruz!” diye konuştu.
Aslan, eski Türkiye özlemi duyanlara fırsat vermeyeceklerini, milleti ve değerlerini hedef alanların senaryolarında yer almayacaklarını, milletin hem dışarıdan hem de içeriden tezgahlanan kirli oyunlarla hedef alındığı bir süreçte gençliği yalnız bırakmayacaklarını, soylu gençliğin inşası medeniyet değerlerinin ihyası için kitap okuyarak ve kendilerini en iyi şekilde yetiştirerek her zaman üzerlerine düşeni yapacaklarını söyleyerek açıklamasını sonlandırdı.
Eyleme Memur-Sen Başkanı Veli Ağaç, Eğitim-Bir-Sen Başkanı Musa Uncu ve diğer sendika temsilcileri de destek verdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çatıda yetişen ağaç hayrete düşürüyor: Kesiliyor, kuruyor ama yeniden yeşeriyor Çorum’da tarihi hamamın çatısında yetişen ağaç, defalarca kesilmesine rağmen tekrar aynı noktadan yeniden filizlenerek büyüyor. Çorum il merkezinde Osmanlı döneminde Hacıbeyoğlu Taceddin İbrahim Paşa tarafından 1487 yılında yaptırılan Tarihi Paşa Hamamı’nın çatısında yetişen ağaç dikkat çekiyor. Hamamın çatısındaki kiremitlerin arasında yetişen ve gövdesi çatı katmanlarının derinliklerine uzanan ağaç, defalarca kesilmesine rağmen tekrar filizlenerek büyüyor. Bölgede uzun yıllardır bulunan esnaflar, ağacın defalarca kesilmesine rağmen yeniden büyüdüğünü dile getirdi. "Kuruyor, geri çıkıyor" Tarihi Paşa Hamamı’nın yanında tuhafiyecilik yapan Mehmet Mert, çatıdaki ağacın 39 yıldır var olduğunu dile getirerek, "Daha önce çatıdaki kiremitleri değiştirdiklerinde ağacı söktüler ama tekrar çıktı. Kuruyor, geri çıkıyor. Ben burada esnaflık yapmaya başladığım günden beridir bu ağaç burada" dedi. Tarihi Paşa Hamam’ının işletmeciliğini yapan Bayram Dişkaya da, "Yaklaşık 3 yılır Paşa Hamamı’nın işletmeciliğini yapıyorum. 1487 yılında Hacıbeyoğlu Taceddin İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış. Ortalama 6 yüzyıllık bir hamamdır. Hamamımız dimdik bu şekilde ayakta duruyor. Ben burada çalışmaya başladığım zaman ağaç aynı yerinde duruyordu. Esnaflarımızdan aldığımız bilgilere göre de kesildiği halde tekrardan büyüyor. Ağacın hangi tür olduğu hakkında bir bilgimiz yok ama aynı bu ağaçtan hamamımızın bir kaç bölgesindede görebilirsiniz" diye konuştu.
Kocaeli Çolakoğlu Metalurji’nin geleneksel bilgi ve kültür yarışması yoğun katılımla gerçekleşti Eğitime verdiği desteği sürdüren Çolakoğlu Metalurji’nin, Kocaeli Valiliği himayesinde ve Kocaeli İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlediği "Geleneksel Ortaokullar Arası Bilgi ve Kültür Yarışması", Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen finalle tamamlandı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında gelenekselleşen "Geleneksel Ortaokullar Arası Bilgi ve Kültür Yarışması", bu yıl Kocaeli’nin 12 ilçesinden yaklaşık 200 okulun katılımıyla önceki yıla kıyasla yüksek bir ilgi gördü. Kocaeli genelinden öğrencilerin yoğun katılım sağladığı yarışma, bilgi, heyecan ve rekabetin bir arada yaşandığı anlamlı bir buluşmaya dönüştü. İlçelerinde birinci olan 12 okulun finale yükseldiği yarışmada öğrenciler; Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler ve Genel Kültür alanlarında kıyasıya mücadele etti. Final programı boyunca öğrencilerin performansları salonda büyük heyecan oluştururken, izleyenlere de gurur dolu anlar yaşattı. Programa Kocaeli İl Millî Eğitim Müdürü Emrullah Aydın başta olmak üzere Kocaeli il protokolü, Çolakoğlu Metalurji yöneticileri, eğitim camiası temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Kocaeli İl Millî Eğitim Müdürü Emrullah Aydın konuşmasında, eğitime verdikleri katkı dolayısıyla Çolakoğlu Metalurji’ye teşekkür ederek, yarışma ve kurumlar arası iş birliğinin eğitim ekosistemine önemli bir değer kattığını ifade etti. Bu tür organizasyonların öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra sosyal ve kültürel gelişimlerine de katkı sağladığını vurgulayan Aydın, emeği geçen tüm öğretmen ve idarecilere de teşekkür ederek yarışmaya katılan öğrencileri tebrik etti. Çolakoğlu Metalurji Kurumsal İletişim Müdürü Seda Demirel Yıldırım ise konuşmasında, Çolakoğlu Metalurji’nin seksen yılı aşan köklü geçmişi boyunca yalnızca sanayi ve ekonomi alanında değil, eğitime, gençlere ve toplumsal gelişime katkı sunmayı da kurumsal sorumluluğunun önemli bir parçası olarak gördüğünü ifade etti. Eğitime yapılan yatırımın geleceğe yapılan en değerli yatırım olduğuna inandıklarını belirten Yıldırım, gençlerin gelişimine katkı sunan bu tür organizasyonları sürdürmekten memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Final programı kapsamında Kartepe Türk-Fransız Kardeşliği Ortaokulu Mehteran Takımı tarafından gerçekleştirilen mehter gösterisi ise ilgi gördü. Yarışma sonunda Çayırova Özel Güneş Ortaokulu birinci, Derince Fatih Ortaokulu ikinci, Darıca Deniz Yıldızları Ortaokulu ise üçüncü oldu. Başarılı öğrenciler gösterdikleri performansla büyük takdir topladı. Çolakoğlu Metalurji’nin kurumsal sosyal miras anlayışıyla sürdürdüğü yarışma sonunda ilk üç dereceye giren öğrencilere ve okullara; laptop, tablet, yazıcı ve bisiklet gibi ödüller Çolakoğlu Metalurji tarafından takdim edildi.
Yozgat Beş parmağında beş marifeti var Yozgat’ta yaşayan 14 yaşındaki Orçun Karakılınç’ın beş parmağında beş farklı enstürmanın marifeti var. Yozgat Cumhuriyet Ortaokulu 8. sınıf öğrencisi olan 14 yaşındaki Orçun Karakılınç, son 6 yıldır müziğe karşı ilgi duydu. Evde kapılara, pencerelere vurup ritim tutmasıyla ailesinin dikkatini çekti. Müzik öğretmeni olan dayısı Ömer Ülgen’in yönlendirmesiyle vurmalı çalgılar çalmaya başladı. Darbuka, def, tef, kajon ve davul çalan Karakılınç, beş parmağında beş farklı enstrümanın marifetini taşıyor. Mayıs 2024’te okullarında düzenlenen ‘O Ses Cumhuriyet’ yarışmasında ikincilik derecesi alan Karakılınç, Yozgat Polifonik Çocuk Korosu’na katıldı ve yeteneğini geliştirdi. Önceki hafta Yozgat Polifonik Çocuk Korosu ile Ankara’daki konser programında yer alan Karakılınç, sanatın insan ruhuna iyi geldiğini belirtti. "En sevdiğim enstürman darbuka" Orçun Karakılınç yeteneğini keşfettiği yolculuğu şu cümlelerle ifade etti: "Son 6 yıldır müzik ile ilgileniyorum. Müziğe olan ilgim ilk olarak dayım ile başladı. Dayım öğrettikçe ben ritim kalıpları üzerine çalışarak kendimi geliştirdim. Sonra Yozgat’a taşındık. Yozgat’a geldiğimde Belgüzar Hocam ile tanıştım, onun sayesinde sahnelere çıktım. İlerleyen zamanlarda Yozgat Polifonik Çocuk Korosu’ndaydım. LGS sürecim olduğu için ayrılmak zorunda kaldım. O koroda Okan Bozkurt ve Kübra Mutlu hocam ile de tanıştım. Çoğu zaman resmi programlara çıktım Valilik eşliğinde. Anneler Günü programı, okul programları ve benzeri etkinliklere katıldım. Okulumuzda ses yarışması oldu ‘O Ses Cumhuriyet’ diye. Birçok öğrenci arasından ikinci oldum. En sevdiğim enstürman darbuka. Zaten ilk olarak darbuka ile başladım. Bundan 5-6 yıl önce pencerelere, masalara vuruyordum, elimle ritim tutmaya çalışıyordum. Bu zamanlara kadar dayım ve öğretmenlerim sayesinde geldim." "Amacım ‘Suça Sürüklenen Çocuklar’ kavramını ‘Sanata Sürüklenen Çocuklar’ olarak değiştirmek istiyorum" Sanatın iyileştirici gücünden söz eden Karakılınç, "Benim asıl amacım ‘Suça Sürüklenen Çocuklar’ kavramını ‘Sanata Sürüklenen Çocuklar’ olarak değiştirmek istiyorum. Çünkü elinde enstrümanı olan bir çocuk hayatın ritmini yakalar. Buradan akranlarıma sesleniyorum: Vaktinizi boş geçirmeyin, siz de sanata başvurun. Müziğin hayatımda nasıl etkileri oldu? Sinirlendiğimde, hüzünlendiğimde, moralim bozuk olduğunda enstrümanımın başına geçiyordum. Bana moral veriyordu. Mutlu ve heyecanlı olduğumda enstrümanımın başına geçiyordum. Tekrar beni mutlu ediyordu" dedi.