GÜNDEM - 24 Ekim 2023 Salı 15:04

Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever: "Genel itibariyle turizme ve madenciliğe odaklanacağız"

A
A
A
Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever: "Genel itibariyle turizme ve madenciliğe odaklanacağız"

Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever, 17 Ağustos’ta göreve başlayıp ilçe ziyaretleri ve diğer tespitlerinin ardından basın toplantısında gazetecilerle bir araya gelerek genel bir durum değerlendirmesi yaptı.


Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Engin Doğru, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Köprülü, gazete sahipleri, çalışanları ve ulusal haber ajanslarının temsilcilerinin katılımıyla Tarihi Balyemez Konağında gerçekleştirilen etkinlikte Vali Tanrısever göreve başladığı günden sonra en çok dikkatini çeken şeyin Gümüşhane insanının sıcakkanlılığı, samimiyeti ve temiz kalpliliği olduğunu, gelir gelmez insanların kısa bir sürede kendisini bağrına bastığını, uzun zamandır sanki buradaymış gibi ilişkiler kurduklarını söyledi.


İlçe ziyaretlerini tamamladığını, şehrin tarihi ve turistik alanlarının büyük bir kısmında incelemelerde bulunduğunu hatırlatan Vali Tanrısever, “Geldiğim günden beri Gümüşhane halkı ve herkes turizmden bahsetti. Gümüşhane’yi kalkındırırsa turizm kalkındırır şeklinde söylemler var. Bunun çok doğru olduğunu ifade edebilirim ama madencilik sektörünün de yabana atılmaması gerektiğini, Gümüşhane’nin il olmasının, bu coğrafyaya insanların yerleşmesinin yegane sebebinin de madenler olduğunu hatırlatayım. Madencilik sektörünü biraz canlandırmamız gerekiyor. Yeni maden sahaları açarak işletmenlerin buraya getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yönde de ciddi girişimlerimiz olacak yakında” dedi.



“Türkiye’de ikinci bir Göbeklitepe Satala’da yatıyor”


İlçe ziyaretleriyle ilgili notları basın mensuplarına anlatan Vali Tanrısever, Özellikle Kelkit ilçesinin Sadak köyü sınırlarındaki Satala Antik Kentiyle ilgili “Burası ortaya çıkarsa Göbeklitepe tüm dünyada meşhur olması gibi Türkiye’de ikinci bir Göbeklitepe Satala’da yatıyor. Valilik imkanlarıyla yapılamayacak kadar değerli bir hazine yatıyor orada. Çok ciddi bir hazine orada yatıyor. Kelkit’teki en önemli işimiz oradaki kazıların güçlü bir şekilde devam etmesi için biliyorsunuz bir takım çözüm önerileri var. Önemli iş adamlarımızdan birinin davet edilmesi söz konusu. Bu yönde de girişimlerimiz var” diye konuştu.


Zigana Tünelinin Gümüşhane’de Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımı olduğunu ve hatta Gümüşhane’nin Kızıl Elması olduğunu hatırlatan Vali Tanrısever, Köse’deki havalimanının Gümüşhane’ye Cumhuriyet tarihinin en büyük ikinci yatırımı olduğunu hatırlatarak birden fazla bağlantı yolunun yapılması için girişimlerde bulunduklarını ve konunun takipçisi olduklarını söyledi.


Gümüşhane’de nereye bakılırsa bir hazinenin yattığını bir güzellik olduğunu bir dünya harikası olduğunu aktaran Vali Tanrısever, Kürtün ilçesinde de Örümcek Ormanlarının o güzelliği bozmadan, çok fazla müdahale etmeden bazı çalışmalar yapılabileceğini ifade etti.


Şiran’da Tomara Şelalesi ve Araköy kaya mezarları, Torul’da Karaca Mağarası, Limni Gölü, Zigana dağlarından bahseden Vali Tanrısever, Limni Gölü ile Karaca Mağarası arasındaki yolun bir şekilde yapılması gerektiğine vurgu yaparak, Karaca’dan sonra ikinci olarak Arılı Mağarasının da bir hazine olduğunu ve orasının da yatırım yapılmayı beklediğini belirtti.



“Süleymaniye’de taş mağazalarda gümüşle ilgili satış noktaları oluşturmak istiyoruz”


İlçelerin ardından il merkezindeki turizm potansiyelinden de bahseden Vali Tanrısever, “Süleymaniye, Rumların, Ermenilerin ve Müslümanların bir arada yaşadığı Anadolu coğrafyasında örnek kültürel hayatın olduğu bir yer. Hem o bölgedeki madenlerin kapanması hem de bazı siyasi gelişmelerin olmasıyla o bölge terk edilmiş. Orada uygulama oteli yapılmış, Belediyenin yapmış olduğu konak ve hamam inşaatı var. Bu konağın işletimi konusunda belediye başkanımızla görüşüyoruz. Ortak ve akıl üzerinde bir fikir bulacağız inşallah. Onun üstünde Sarı Mektep var. Orayı Gümüşhane’nin kent hafıza merkezi olarak düşünüyoruz. Canca Kalesiyle ilgili bir proje yapılmış. Kasım ayında koruma kuruluna sunulacak. Bahardan itibaren de orada o kaleyi vatandaşlarımızın kullanımına açacağız. Özellikle Süleymaniye Mahallesindeki tesislerin işletmesini o bölgede yaşayan vatandaşlara verelim istiyoruz. Bizim anlayışımız şu şekilde olacak. Biz restorasyonu yapacağız ondan sonra işletmeyi özel sektöre devredeceğiz. Biz kamu olarak işletme tarafında olmayı düşünmüyoruz. Çünkü bizim işimiz hizmet etmek, işletmek profesyonellerin işi. Ayrıca Süleymaniye’de taş mağazalar var. Onlardan birkaç tanesini restorasyonunu yapıp gümüşle ilgili satış noktaları oluşturmak istiyoruz. Şehrin adı Gümüşhane olduğu için gümüşü biraz daha ön plana çıkartmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.



“Gümüşhane’ye önce kendi insanımızı getirmemiz gerekiyor”


Gümüşhane’de esnaf ziyaretlerinde “Yazlıkçılar ayaklarını çekince işler durdu” cümlesini çok duyduğunu ifade eden Vali Tanrısever, “Gümüşhane dışında yaşayan hemşerilerimizin bazılarının serzenişlerini işittim. Gümüşhane’ye geleceğiz, köyümüze ev yapacağız, yurt yapacağız ama yerimiz yok. Parayla satın almak istiyoruz ama yerimiz yok şeklinde. O yüzden dün Kaymakamlarımız, İl Özel İdaremiz ve Çevre ve Şehircilik müdürümüzle bir araya geldik. Talep eden köylerde gerek köy yerleşim alanlarının belirlenmesi gerekse köylerde imar yapılacak alanların belirlenmesi konusunda bir çalışma yapacaklar. Gümüşhaneli olup, kökenleri burada olup köyünde yer yapmak isteyen, ev yapmak isteyen vatandaşlarımıza yer yapabilecekleri alanları çıkartacağız. Bunları mevcut köy yapısı içerisinde derli toplu, planlı, programlı, altyapısı tamamlanmış, yolu, içme suyu, kanalizasyonu bitmiş alanlarda yapılması için gereken tüm gayreti göstermemiz gerekiyor. Gümüşhane’ye yurt dışını bırakın önce bizim kendi insanımızı getirmemiz gerekiyor. Kendi insanımızın İstanbul’da, Ankara’da özellikle buradan göçüp gitmiş gitmek zorunda kalmış üçüncü kuşağın, dördüncü kuşağın Gümüşhane kültür kaynağından su içmesi gerektiğine inanıyorum. Böylece ülkeye de büyük bir hizmet olacaktır” ifadelerini kullandı.



“Doğa en büyük önceliğimiz olacak”


Harşit Çayına kent merkezinden yukarıda bulunan bazı köylerin kanalizasyonlarının karışması nedeniyle çok büyük bir projeyle kanalizasyonların karışmasını engelleyip Belediye’nin yaptığı arıtma tesisine kadar Harşit Çayının eski güzelliğine, doğallığına, kavuşması için hem kanalizasyon hem de evsel atıkların atılmaması için bir çalışma başlattıklarını ifade eden Vali Tanrısever, “Bazı şeyleri yaparken doğa en büyük önceliğimiz olacak. Bizim aldığımız miras, atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza düzgün, tertemiz, hatta aldığımızdan daha da iyi bir şekilde devretmemiz gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.


Toplantı Vali Tanrısever’in gazetecilerin sorularını cevaplandırmasının ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.



Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever: "Genel itibariyle turizme ve madenciliğe odaklanacağız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Kent Konseyi’nden 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, kadınların toplumdaki yeri ve önemine dikkat çekerek tüm kadınların gününü kutladı. Başkan Tanfer, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Kadınlarımız; aile kurumunun temel taşı, değerlerimizin en önemli temsilcisi, kültürümüzün taşıyıcısı ve koruyucusudur. Hayatın her alanında etkin şekilde yer almalarını sağlayacak şartların hazırlanması, kadın-erkek tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Kadınlarımızın iktisadi, sosyal ve siyasal alanlardaki etkinlik ve yetkinliklerinin artması, daha güçlü ve müreffeh bir toplumun en önemli teminatıdır. Kadınlarımız, hayatın her alanında sevgi ve fedakârlığın en güçlü temsilcileridir. Bizler, cenneti annelerin ayağının altına seren bir dinin mensupları; hem yönetimde hem de aile içinde vakur duruşlarıyla örnek olan, İstiklal Mücadelemizde eşsiz kahramanlıklar gösteren Nene Hatunların ve Kara Fatmaların torunlarıyız. Türk kadınının kahramanlık simgesi Nene Hatun, bebeğini beşikte bırakıp cepheye koşmuştur. Kadınlarımız, millet ve devlet hayatımızın merkezinde yer almış, fedakârlığın en yüce örneklerini sergilemişlerdir. İlk Türk devletlerinden günümüze uzanan süreçte olduğu gibi, özellikle Millî Mücadele yıllarında da vatanın kurtuluşu ve bağımsızlığı uğruna büyük özveriler göstermişlerdir. Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu kadınının cesaret ve fedakârlığına vurgu yapan sözleri, kadınlarımızın tarihimizdeki müstesna yerini en veciz şekilde ortaya koymaktadır. Başarıda kadınlarımızın emeği her geçen yıl daha güçlü şekilde hissedilmektedir. Erzurum Kent Konseyi olarak; evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman olan şehit analarının, metanet timsali şehit eşlerinin ve şehit kızlarının; Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin ve eşlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimizle kutluyoruz. Kadına yönelik şiddetin son bulduğu bir dünya temennisiyle; başta vatan uğruna canını feda eden kahraman şehitlerimizin emaneti olan şehit annelerimiz ve eşleri olmak üzere, emeğiyle, sabrıyla ve merhametiyle dünyayı yaşanabilir kılan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en kalbi duygularımızla kutluyorum."
İstanbul ING, Dünya Kadınlar Günü’nde iş hayatındaki görünmez engellere dikkat çekiyor Kadınların iş hayatında güçlendirilmesini önceliklendiren ING Türkiye, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel yayınladığı film ile kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları görünmez engellere dikkat çekerek, ’Dar Alanda Eşitlik Mücadelesi’ temasıyla farkındalık oluşturuyor. Çeşitlilik, Kapsayıcılık ve Aidiyet politikası doğrultusunda farklılıkları kapsayıcı bir anlayışla ele alan ve fırsat eşitliğini destekleyen ING Türkiye, bu kapsamda kadınları iş hayatında güçlendirmeyi önceliklendiriyor. Banka, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel yayınladığı film ile kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları görünmez engellere dikkat çekerek, ’Dar Alanda Eşitlik Mücadelesi’ temasıyla farkındalık oluşturuyor. Bu alanda çalışan farkındalığını da artırmayı hedefleyen ING, Genel Müdürlük binasının farklı bölümlerine yerleştirilen kurgusal engellerle, dar alanda verilen eşitlik mücadelesini somut bir deneyime dönüştürüyor. Kapsayıcı çalışma kültürü ile öne çıkıyor Banka çeşitlilik, kapsayıcılık ve aidiyet politikası ile daha eşit bir dünya için kadınların desteklenmesini önceliklendiriyor. Kadınların iş hayatındaki gelişimlerini ve iş-özel yaşam dengelerini destekleyen banka, bu yaklaşımını organizasyon yapısındaki kadın temsil oranlarıyla da ortaya koyuyor. ING Türkiye’de kadın çalışan oranı yüzde 52 seviyesinde bulunurken, yönetici kadrolarında kadın oranı yüzde 48’e ulaşıyor. Üst düzey kadın yönetici oranı ise yüzde 59 olarak gerçekleşiyor. Banka, kadınları iş hayatında desteklemek amacıyla anne olan çalışanlarına bebekleri 6 aylık olana kadar maaş kesintisi olmaksızın izin hakkı tanıyor, bebekleri bir yaşına gelinceye kadar uzaktan çalışma imkânı sunuyor. Babalık iznini 8 haftaya çıkaran banka, esnek çalışma modelleri ile de çalışanlarının iş ve özel yaşam dengesini gözetiyor. Kadın ve erkek yönetici oranında en az yüzde 30-70 dengesini koruyor, işe alım süreçlerinde ise yüzde 50-50 cinsiyet dağılımını hedefliyor. Ayrıca, çalışmaya ara vermiş kadınların iş hayatına dönüşünü destekleyen YenidenBiz Derneği’nin kurumsal üyeleri arasında yer alıyor. Kadın çalışanların psikolojik, profesyonel ve gelişimsel ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla hayata geçirilen Lioness Kadın Çalışan Topluluğu ile de kurum içindeki dayanışma ve gelişim fırsatlarını güçlendiriyor.
Mardin Şiddet ve kuma gerçeğine rağmen 4 çocuğu için mücadele ediyor Mardin’in Artuklu ilçesinde yaşayan Ceyhan Eneş, şiddet gördüğü ve kuma gerçeğiyle yüzleştiği evliliğini sonlandırma sürecinde 4 çocuğunu temizlik işlerinde çalışarak büyütmeye çalışıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde hayat mücadelesiyle dikkat çeken Ceyhan Eneş, çocuklarının okuyup iyi bir geleceğe sahip olması için mücadele ettiğini söyledi. Ceyhan Eneş, temizlik işlerinde çalışarak 4 çocuğunu büyütmeye çalışan, şiddet gördüğü eşiyle boşanma aşamasında olan ve hayatında kuma gerçeğiyle de mücadele eden bir anne olarak, tüm zorluklara rağmen çocuklarını okula gönderip onların okutarak iyi bir gelecek kurması için büyük bir çaba gösterdiğini kaydetti. Yaşadığı zorluklara rağmen pes etmediğini belirten Eneş, ’’Ben kocamdan şiddet görüyorum. Şiddetin sonunda da üstüme kuma getirdi. Sürekli şiddet görüyorum ben devam etmek istemedim. Temizlik işlerine gidiyorum. Çalışarak çocuklarımı büyütüyorum. Çok şükür şu an çocuklarım da ben de iyiyiz. Çocuklarımı okula gönderiyorum. Temizlik yapıyorum. Bu şekilde devam ediyorum çok şükür. Şu an çocuklarım iyi ve yanımdalar. Çocuklarım kocamdan aldım. Çocuklarım benim her şeyim" dedi. "En büyük hayalim çocuklarımın okuması" Çocuklarının kendisi için her şey olduğunu vurgulayan Eneş, en büyük hayalinin onların iyi bir eğitim alması olduğunu ifade etti. Çocuklarının okumasını çok istediğini söyleyen Eneş, "Çocuklarım benim her şeyim. Kadınlar ayakta durmalı ve savaşmalı çocukları için. Çocuklar için çalışacaksınız ve ayaklarınız üzerinde duracaksınız. Böyle çocuklarınıza yetiştireceksiniz. Çocuklarım için en büyük hayalim okumaları. Okumalarını istiyorum. Onlar için güzel ve sıcak bir ev istiyorum. Hayatın gülmesini hayal ediyorum. Okumalarını çok istiyorum. Çocuklarıma çalışsınlar okusunlar diyorum ve bu şekilde hayallerimize ulaşabiliriz. Bütün kadınlar ayaklarının üzerinde dursunlar. Dik dursunlar ve çalışsınlar. Başınızı kaldırın ve kocanıza kendinizi muhtaç etmeyin’’ diye konuştu.
Diyarbakır Eşine destek olup 15 metrekarelik dükkanda kadınların gücünü gösteriyor Diyarbakır’da 57 yaşındaki 5 çocuk annesi Menduha Sükut, 31 yıldır eşiyle birlikte kar ve kış demeden 15 metrekarelik dükkanda halka tatlı yapıyor. Yılların emeğiyle 5 çocuğunu büyüten Sükut, kadınların gücünü herkese gösteriyor. Menduha Sükut, 31 yıldır eşiyle birlikte küçük dükkanlarında halka tatlı yaparak geçimlerini sağlıyor. Kar kış demeden Sükut ailesi, 15 metrekarelik dükkanda yıllardır aynı azimle üretim yapıyor. Tatlı yapıp satarak 5 çocuğunu büyüten Menduha Sükut, 3 oğlunu da evlendirdi. Eşini bir an olsun yalnız bırakmayan Menduha Sükut, kadınların isterse her işin üstesinden gelebileceğinin en büyük örneği oldu. Eşi ile beraber tatlı yapıp sattıklarını belirten Menduha Sükut, ’’31 yıldır halka tatlı yapıyoruz. Gelinlerim ve kızlarımda arka planda bize yardım ediyor. 11 yıl boyunca Sur ilçesi Dört Ayaklı Minare civarında dükkanımız vardı. Oradan taşınıp Şehitlik Mahallesi’ne geldik. 20 yıldır buradayız eşimle birlikte. 3 oğlumu bu dükkandan kazandıklarımız ile evlendirdik. Şuan 1 oğlum ve 1 kızım bekar. Ramazan ayında tüm aile burada çalışıyoruz, yetiştiremiyoruz" dedi. Yaz kış demeden bu sıcak kazanın önünde olduklarını, eşinin hamuru kızgın yağa döktüğünü kendisinin ise o hamuru el becerisi ile şekillendirdiğini aktaran Sükut, "Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Biz hepimiz kardeşiz. Ayrıca bütün çalışan kadınlara kolaylıklar diliyorum’’ diye konuştu. Menduha Sükut’un eşi Mehmet Şirin Sükut ise eşinin 31 yıldır yanında olduğunu ve destek verdiğini aktardı. Mehmet Şirin Sükut, "Her fedakarlığı yaptı. Ben ondan razıyım, Allah da ondan razı olsun. Bütün kadınlarımızın, annelerimizin Kadınlar Gününü kutluyorum. Büyüklerimin ellerinden öpüyorum. Çalışan tüm kadınlara başarılar diliyorum. Benim eşim çok fedakardır. Her fedakarlığı yaptı. Her zaman en büyük destekçim oldu. Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu.