GÜNDEM
20 Mart 2026 Cuma - 00:26 Valisi köşger şehit aileleri ve devlet korumasındaki çocuklarla bayramlaştı Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Mübarek Ramazan ayının ardından idrak edilen Ramazan Bayramı arefesinde çeşitli programlara katıldı. Arefe günü kapsamında valilik personeliyle bayramlaşan Vali Köşger, şehitliği ziyaret ederek dualar etti; şehit aileleriyle bir araya geldi ve devlet koruması altındaki çocukların bayram sevincine ortak oldu. Vali Köşger, arefe günü mesaisine Valilik personeli ile bayramlaşarak başladı. Valilikte gerçekleştirilen bayramlaşmada Vali Köşger, personelin Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek aileleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmeleri temennisinde bulundu. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, arefe günü programı kapsamında Asri Mezarlık Şehitliklerini ziyaret etti. Ziyarette, şehitlerin kabirleri başında Kur’an-ı Kerim tilaveti okunurken İl Müftüsü Abdullah Pamuklu tarafından dua edildi. Vali Köşger, programın ardından şehit kabirlerine karanfil bıraktı. Vali Köşger, bayramların aziz şehitleri rahmet ve minnetle anmak ve onların emaneti olan değerlere bağlılığı ifade etmek için önemli bir vesile olduğunu belirtti. Arefe gününde şehit aileleri unutulmadı Vali Köşger, Şehit Uzman Çavuş Burhan Acar’ın ailesini ziyaret etti. Ramazan Bayramı vesilesiyle gerçekleştirilen ziyarette Vali Köşger, şehide Allah’tan rahmet dileyerek ailesinin bayramını tebrik etti. Vali Köşger, il protokolü ile birlikte Şehit Polis Memuru Murat Turan’ın ailesini de ziyaret etti. Ziyarette, Turan ailesinin bayramını kutlayan Vali Köşger, şehide Allah’tan rahmet temennisinde bulundu. Vali Köşger çocuklarla bir araya geldi Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, arefe günü programı kapsamında 0-6 Yaş Çocuk Evlerini ziyaret ederek devlet koruması altındaki çocuklarla bir araya geldi. Vali Köşger, çocukların bayram sevincini paylaşmanın büyük bir mutluluk olduğunu ifade ederek, bayramların sevgi, paylaşma ve dayanışma duygularını güçlendiren özel zamanlar olduğunu vurguladı. Ziyarette, Vali Köşger’e il protokolü eşlik etti. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger’in arefe günü programı, gerçekleştirilen ziyaretlerin ardından sona erdi.
20 Mart 2026 Cuma - 00:08 Başkan Arslan son iftarda Çamlıbel gençlerinin gönül sofrasına konuk oldu Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, Ramazan ayının son iftarında Çamlıbel Mahallesi’nde gençler tarafından hazırlanan özel programa katıldı. Gençlerle aynı sofrada bir araya gelen Başkan Arslan, "Birliğimiz ve beraberliğimiz en büyük gücümüzdür" mesajını paylaştı. Çameli ilçesinde Ramazan ayının manevi atmosferi, gençlerin öncülüğünde düzenlenen anlamlı bir organizasyonla taçlandı. Çamlıbel Mahallesi’nde yaşayan gençlerin büyük bir özveriyle hazırladığı sezonun son iftar programına Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan da katıldı. Mahalle meydanında kurulan gönül sofrasında vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Arslan, iftar öncesinde gençlerle sohbet ederek onların görüş ve taleplerini dinledi. Organizasyondaki titizlik ve misafirperverlik katılımcıların takdirini toplarken, ezanın okunmasıyla birlikte dualar eşliğinde oruçlar açıldı. "Birliğimiz ve Beraberliğimiz Gücümüzdür" Programın sonunda konuşan Başkan Cengiz Arslan, Ramazan ayının birlik ve beraberlik duygularını pekiştirdiğine vurgu yaparak, "Gençlerimizin hazırladığı bu anlamlı sofrada bir araya gelmekten büyük mutluluk duydum. Emeği geçen tüm gençlerimize ve kıymetli hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Bizleri en güzel şekilde ağırlayan Çamlıbel Mahalle Muhtarımız Bayram Çonaş’a da ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul, birliğimizi daim eylesin" dedi.
19 Mart 2026 Perşembe - 23:19 Başkan Sekmen’den Ramazan bayramı mesajı Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, "Rahmetiyle bizleri kucaklayan, şefkatiyle bizi bir araya toplayan on bir ayın sultanı Ramazan ayını geride bırakarak, sevinç, neşe ve kardeşlik duygularımızın tüm İslam âlemine dalga dalga yayıldığı Ramazan Bayramı’na ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Başkan Sekmen, yayımladığı bayram mesajında şu görüşlere yer verdi: "Oruç, Kur’an-ı Kerim tilavetleri, İslam sohbetleri, ilahi dinletileri, yardımlar, hayır ve birlik sofralarıyla mübarek Ramazan ayını idrak ettik. Cenab-ı Hak, tuttuğumuz oruçlarımızı ve ibadetlerimizi izzeti dergâhında kabul buyursun, milletimizi böylesine müstesna bir atmosferden mahrum etmesin inşallah. Şuan İslam coğrafyasında yaşanan zulüm, savaş, kan ve gözyaşı devam etmektedir. Rabbim, savaş ve çatışmaların dinmesini barış ve huzur ikliminin tüm dünyada var olmasını nasip etsin. Evet, bütün bu gelişmeler sürerken mübarek bir ayı geride bırakarak Ramazan Bayramımıza kavuştuk. Bayram; neşe ve sevinç günü demektir. Bayram, ibadet hazzıyla coşan, Allah aşkıyla yanıp tutuşan, peygamber muhabbetiyle yaşayan müminlerin manevi duygularla dolup taştıkları bir gündür. Bayram, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının zirveye ulaştığı, maddi ve manevi dayanışmanın pekiştiği, dost ve akraba ziyaretlerinin yoğunlaştığı müstesna bir gündür. Bayramlarımızın toplum hayatımızda üstün yeri ve eşsiz değeri vardır. Bayramı fırsat bilerek, birbirimize olan sevgimizi gösterelim. Kimsesizlerin yardımına koşalım. Kırgınlığa, dargınlığa, küskünlüğe son verelim. İyilikleri, güzellikleri, güzel hasletleri öne çıkaralım. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere asla fırsat vermeyelim. Devletimiz ve milletimizin yükselmesi, yücelmesi, güçlenip kuvvetlenmesi, birlik ve beraberlik içinde yaşamamıza bağlıdır. Şanlı milletimizin zaferlerinin temelinde de işte bu birlik ve beraberlik ruhu yatmaktadır. Bu duygularla, mübarek Ramazan Bayramı’nın tüm İslam âlemine ve aziz milletimizin her bir ferdine kutlu olmasını temenni ediyor, vatanımız ve milletimizin bekası, birlik ve beraberliğimiz için şehadet şerbetini içen kahraman şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Ramazan Bayramımız mübarek olsun."
Alaca iftar sofrasında buluştu
10 Mart 2026 Salı - 09:56 Alaca iftar sofrasında buluştu Alaca Belediyesi tarafından düzenlenen geniş katılımlı iftar programında protokol üyeleri ve vatandaşlar iftar sofrasında bir araya geldi. Alaca Belediyesi tarafından düğün salonunda düzenlenen geniş katılımlı iftar programına il ve ilçe protokolü ile vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. İftar programının ardından protokol üyeleri, Selin Şahin Sosyal Tesisi’nde ilçe genelindeki köy ve mahalle muhtarları, oda başkanları ve STK temsilcileriyle toplantı gerçekleştirdi. Programda muhtarlar, oda başkanları ve STK temsilcileri de söz alarak yaşadıkları problemleri, taleplerini ve çözüm önerilerini iletme fırsatı buldu. Öte yandan belediye öncülüğünde ilçeye yeniden kazandırılan Şehit Halil İbrahim Aygül Sosyal Tesisi’nde incelemelerde bulunuldu. "Ramazan-ı Şerif’in bereketini bugün hep birlikte paylaşıyoruz" Programın açılış konuşmasında katılımcılara teşekkür eden Alaca Belediye Başkanı Şerif Arslan, "Ramazan-ı Şerif’in bereketini bugün hep birlikte paylaşıyoruz. Bizleri aynı sofranın etrafında, böylesine güzel bir kardeşlik ikliminde buluşturan Rabbime şükürler olsun. Alaca Belediyesi olarak, ilçemize en güzel hizmetleri kazandırmak için gece gündüz demeden çalışırken, en büyük gücümüzü siz kıymetli hemşehrilerimizin birliğinden alıyoruz. Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır düsturuyla, Alaca’mızın dünü, bugünü ve yarını için omuz omuza yürümeye devam edeceğiz. " dedi. "Alaca, Çorum’un parlayan yıldızı olmaya devam edecektir" Daha sonra konuşan MHP İl Başkanı Mehmet İhsan Çıplak da, "Milliyetçi Hareket Partisi olarak ’Üretken Belediyecilik’ anlayışımızla memleketimizin her köşesine hizmet götürmenin gayreti içindeyiz. Bugün Alaca’da gördüğümüz bu muazzam tablo, sadece bir iftar sofrası değil; dirliğimizin, birliğimizin ve kardeşliğimizin en net fotoğrafıdır. Alaca, Çorum’un parlayan yıldızı olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı. "Alaca’nın, Çorum’un her bir ferdinin derdi, bizim derdimizdir" İlçenin sorunlarının çözümüne yönelik güçlü mesajlar veren MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Çorum Milletvekili Vahit Kayrıcı ise, "Sizlerin helal oylarıyla Gazi Meclis’te Çorum’u temsil etmekten büyük onur duyuyorum. Alaca’nın, Çorum’un her bir ferdinin derdi, bizim derdimizdir. Ankara’da, Gazi Meclis’te kapımız sizlere her zaman sonuna kadar açıktır. Belediyemizin ilçemize kazandıracağı projelerde ve ilçemizin genel ihtiyaçlarının karşılanmasında her daim Başkanımızın ve sizlerin yanındayız. Bu vesileyle tuttuğumuz oruçların dergâh-ı izzetinde kabul olmasını niyaz ediyorum" diye konuştu.
Altun: "Önümüzdeki yılı seçim yılı diye düşünüyoruz"
10 Mart 2026 Salı - 09:56 Altun: "Önümüzdeki yılı seçim yılı diye düşünüyoruz" Saadet Partisi (SP) Kayseri İl Başkanı Erdal Altun, bütün partilerle sıcak temas kurabilen tek siyasi parti olduklarını söyleyerek, "Önümüzdeki yılı seçim yılı diye düşünüyoruz" dedi. Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Erdal Altun, parti çalışmaları ve gündeme dair açıklamalarda bulundu. Türkiye’de Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın dışında üçüncü bir ittifakın ihtiyacının olduğunu ifade eden Erdal Altun, "Genel Başkanımız Mahmut Arıkan, hususi sohbetlerinde Türkiye’nin üçüncü bir ittifaka ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu kavga, gürültü ortamından çıkıp, bir alternatif olarak üçüncü ittifaka ihtiyaç olduğunu sürekli söylüyor. Bizim kendimize hedef olarak belirlediğimiz ‘temiz siyaset’ ilkesi içerisinde bütün partilerle sıcak temas kurabilen tek siyasi partiyiz. Her partinin kapısını çalabilen ya da partimize buyur edebilen bir özelliğimiz oldu. Bu bağdaştırıcı yönün taçlandırılması için de güçlü bir ittifak ile vatandaşın beklentilerine cevap vermesi lazım" diye konuştu. "Kararsız seçmen sayısı yüzde 30’lara ulaştı" Kararsız seçmen sayısının yüzde 30’lara ulaştığını söyleyen Altun, "Vatandaş şimdi mevcut iktidardan memnun olmadığını söylüyor. Bu tarafa geldiğimiz zaman da ‘albenisi olan oy verdiğimde ortaya bir şeyler çıkartacak bir muhalefette göremiyorum’ diye iktidara ya da başka bir partiye geri dönen veya sandığa gitmeyen kararsız vatandaşlarımız var. Bugün kararsız seçmen sayısı yüzde 30’lara ulaşmış durumda. Bunlara bir alternatif oluşsun diye sağ cenahta milliyetçi muhafazakar kesimi toparlayacak, bir ittifak isteniyor. Hususi sohbetlerimizde üçüncü bir ittifak için mücadele edilmesi gerektiği hususunda Genel Başkanımız Mahmut Arıkan’ın da fikri var. İlerleyen zamanda bununla ilgili somut olarak paylaşımlarda ortaya çıkacaktır" dedi. "Önümüzdeki yılı seçim yılı diye düşünüyoruz" 2027 yılında seçim olacağını düşündüklerini belirten Altun, "Önümüzdeki yılı seçim yılı diye düşünüyoruz. Önümüzdeki yıl öyle ya da böyle seçim olacak. Bizim kabul edebileceğimiz ilkbahar aylarında, hükümetin dillendirdiği sonbahar aylarında ama her ne olursa olsun ufukta bir seçim görünüyor. Geçtiğimiz Ocak ayında Yargıtay tarafından partilerin üye sayılarıyla ilgili yapılan açıklamada, muhalefet partileri arasında en çok üye yapan parti olduk. 67 bin üye yaptık. Yeniden Refah Partisi’nin Türkiye geneli üye sayısı 3 bin civarındaydı. Bu konuda bütün partileri geçtik" ifadelerini kullandı. "5 milyonu aşmış ev genci tehlikesi var" Darboğazdan çıkmanın yolunun üretim olduğunun altını çizen Altun, görmezden gelinen en büyük tehlikenin ev genci tehlikesi olduğunu dile gererek, "Ekonomik darboğazdan çıkmamızın yolu üretim. Üretimle ancak yol alabiliriz. Yine görmezden geldiğimiz tehlikelerden bir tanesi ev genci tehlikesi. 5 milyonu aşmış bir ev genci tehlikesi var. Ev genci dediğimiz şey, tüketici. Bu büyük bir tehlike. Gençlere, ne iş yaptığını soruyorsun ‘sosyal medya içeriği yapıyorum’ diyor. ‘İlerde fenomen olacağım’ diyor. Hiçbir üretim yok. Elinde telefonla kendisini bir meslek erbabı zanneden, sabahtan akşama kadar evde oturan böyle bir kesim var. Bunlar kaybettiğimiz değerler. Kayseri’de 4 tane üniversite var. 4 üniversitede de eğitim fakültesi var. Kayseri’deki eğitim fakültelerinden 1 yılda diyelim ki 100 öğrenci mezun oluyor. Bunu Türkiye geneline oranladığımız zaman 10 bin mezunu buluyor. Biz bu döngüyü devam ettirerek, üniversite mezunu işsizler ordusu oluşturuyoruz. Herkesi üniversite mezunu yapmak gibi bir zorunluluğumuz yok. Çıraklık eğitimi alan öğrencimizde daha sonra üniversite okuyabilir" şeklinde konuştu. "Oylarımıza karakter yüklemeliyiz" Seçmenlerin oylarına karakter yüklemesi gerektiğini ifade eden Altun, "Bir takım krizler var. Bunları sürekli ensemizde gittiğimiz her yere taşıyoruz. Bunu çözmek içinde insanlarımızın öncelikle sağlıklı oy verme kriterlerine sahip olmaları lazım. Ben bütün seçmenlerimize sesleniyorum. Oyumuza bir karakter yükleyelim. Yani sandığa gittiğimizde, ‘ben bu adayı çok seviyorum. Geçen gün bana baktı tebessüm etti’ diye oy veremeyiz. Babanızın oğlu dahi olsa öyle bir şey yok. Kim sorunların üstesinden gelebiliyorsa, o karakteri oyumuza yükleyip, sandığa gitmeliyiz. Seçildiği dönemde başarılı olamadığı zamanda bir daha oy vermemeliyiz. Bir standardımızın olması lazım. Eğer seçilecek kişi o standarda uymuyorsa benim oyumu almamalı" dedi. "Ağlama ve sızlama siyasetini bitirdik" Ağlama, sızlama siyasetini bitirdiklerini ve SP olarak 2026 yılı itibariyle proje üreten siyaset çizgisine meylettiklerini söyleyen Altun, "Elimizi taşın altına koyacağız’ dedik ve ağlama, sızlama siyasetini bitirdik. Biz 2026 yılı itibariyle proje üreten bir siyaset çizgisine meyil ettik. Bununla ilgili Kayseri önemli bir potansiyel. Kayseri sanayi ve tarım şehir ama hiç kullanamıyoruz. Nüfusun yüzde 90’ının merkezde yaşadığı dikkatimizi çekti. Mahalli İdareler Birim Başkanımız, bununla ilgili bir çalışma yürüttü. Pey der pet de kamuoyuyla paylaşıyor. Şehrin iki yakasını bir araya getirecek, banliyö hattıyla şehrin nüfusunu homojen bir vaziyette ilin arazisine dağıtmakla alakalı bir çalışma" ifadelerini kullandı. "Çamur ve çukur siyaseti yapmayacağız" Altun, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Biz muhalefet olarak suçun kendi üzerimize düşen kısmını aldık. Biz çamur ve çukur siyaseti yapmayacağız. Yollar bozulmuş. Bunu belediye yapacak. Yapmazsa zaten bir dahaki seçime seçmen, ‘yollarımızı siz yapmadınız, size oy yok’ der. Şurada çukur var kapatmıyorsunuz, şurayı su basmış görmüyorsunuz’ diyerek, siyaset yapılmaz. Onu biz gelince yapacağız zaten. Ondan yana sıkıntı yok. Önemli olan siyasilerin de siyasilerinde aynı seçmenler gibi siyaset çalışmalarına bir karakter yüklemesi gerekir."
Profesör açıkladı: "Akran zorbalığı kişide derin izler bırakıyor, etkileri yetişkinliğe kadar uzanabiliyor"
10 Mart 2026 Salı - 09:51 Profesör açıkladı: "Akran zorbalığı kişide derin izler bırakıyor, etkileri yetişkinliğe kadar uzanabiliyor" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, akran zorbalığının çocukların psikolojik ve sosyal gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu belirterek, bu durumun benlik saygısında düşüşten güven kaybına kadar uzanan sonuçlar doğurabildiğini ve etkilerinin bazı bireylerde yetişkinlik dönemine kadar devam edebildiğini söyledi. Akran zorbalığı ile ilgili önemli açıklamalardan bulunan Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, "Toplumda gerçekten böyle bir algı var ve bunun tamamen temelsiz olduğunu söyleyemeyiz. Ancak burada önemli olan nokta, yüz yüze zorbalık ile dijital ortamda gerçekleşen zorbalığı birbirinden ayırmaktır. Okullarda yaşanan her çatışma ya da her anlaşmazlık zorbalık değildir. Zorbalık dediğimiz şey genellikle kasıt, tekrar ve güç dengesizliği vardır. Bugün baktığımızda, özellikle siber zorbalığın daha görünür ve daha yaygın hale geldiğini söylemek mümkün. Yüz yüze zorbalık bazı okullarda ve bazı yaş gruplarında artmış olabilir, ama dijital alan bu sorunu çok daha büyük ve sürekli bir hale getirmiştir. Bunun nedenleri arasında çocukların daha yoğun ekran kullanımı, sosyal medyada görünür olma baskısı, empati becerilerindeki zayıflama, aile içi iletişim sorunları, okul ikliminin zayıflaması ve rekabetçi sosyal ortamlar sayılabilir. Kısacası mesele sadece çocuğun bireysel davranışı değil; aile, okul, akran grubu ve dijital kültürün birlikte etkilediği çok boyutlu bir süreçtir" dedi. Akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda orta çıkan sorular Akran zorbalığı çocuk üzerinde çok derin izler bırakabildiğini altını çizen Prof. Dr. Ersanlı, "Kısa vadede çocukta kaygı, korku, içine kapanma, okula gitmek istememe, ders başarısında düşüş, uyku sorunları, iştahsızlık ya da karın ağrısı ve baş ağrısı gibi bedensel belirtiler görülebilir. Bazı çocuklar ağlamaklı olur, bazıları öfkeli hale gelir, bazıları ise hiçbir şey olmamış gibi davranır ama içten içe ciddi bir yıpranma yaşar" şeklinde konuştu. Uyarıcılar Çocuklarda görülen bazı belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, "Uzun vadede ise bu durum benlik saygısında düşüşe, insanlara güven kaybına, sosyal çekilmeye, depresif belirtilere, yoğun kaygıya ve ilerleyen yaşlarda ilişkilerde zorlanmaya yol açabilir. Daha da önemlisi, çocuk kendisini değersiz, yalnız ve korunmasız hissetmeye başlayabilir. Bu nedenle akran zorbalığına ’çocuklar arasında olur, geçer’ diye bakmak çok yanlıştır. Çünkü bazen etkileri okul yıllarını da aşarak yetişkinlik dönemine kadar uzanabilir" açıklamasında bulundu. "Çocuk evine gittiğinde bile zorbalıktan kaçamıyor" Dijital ortamların akran zorbalığını sadece artmadığını, aynı zamanda onun biçimini de değiştirdiğini söyleyen Ersanlı, "Eskiden okul çıkışında ya da sınıfta yaşanan bir olay, bugün 24 saat boyunca telefon ekranında devam edebiliyor. Çocuk evine gittiğinde bile zorbalıktan kaçamıyor. Bu, sorunun en ağır taraflarından biridir. Siber zorbalıkta küçük düşürücü mesajlar, alay eden paylaşımlar, dışlayıcı grup sohbetleri, sahte hesaplar, fotoğraf ya da video yayma gibi davranışlar çok yıkıcı olabiliyor. Çünkü dijital zorbalıkta izleyici kitlesi büyüyor, içerik kalıcı hale geliyor ve mağdur çocuk kendisini sürekli tehdit altında hissedebiliyor. Ayrıca bazen zorbalığı yapan kişinin kim olduğu da net olmuyor. Bu da çocuğun güvensizlik duygusunu artırıyor. Dolayısıyla bugün akran zorbalığıyla mücadele, mutlaka dijital ortamları da kapsamak zorundadır" ifadelerini kullandı. "Ailelerin en çok dikkat etmesi gereken şey ani değişimlerdir" Çocuk okula gitmek istemiyorsa, arkadaşlarından uzaklaşıyorsa, odasına kapanıyorsa, sık sık başının ya da karnının ağrıdığını söylüyorsa, uykusu bozulduysa, notları düşmeye başladıysa ya da eskiden sevdiği şeylere karşı ilgisini kaybettiyse bu durumun bir uyarı işareti olabildiğini söyleyen Ersanlı şunları söyledi: "Siber zorbalıkta ise telefon ya da tablet kullanımıyla ilgili değişimler dikkat çekicidir. Çocuk ekrana bakarken birden huzursuzlaşıyorsa, mesaj gelince tedirgin oluyorsa, cihazını gizliyorsa, sosyal medya hesaplarını kapatıyorsa ya da çevrim içi olduktan sonra mutsuzlaşıyorsa ailelerin bunu ciddiye alması gerekir. Öte yandan, çocuk bazen zorbalığa maruz kalan değil, zorbalık yapan taraf da olabilir. Bu durumda da aşırı öfke, başkalarını küçümseyen konuşmalar, sürekli kavga etme, empati eksikliği, hatasını kabul etmeme ve başkalarının acısıyla alay etme gibi belirtiler görülebilir. Yani aile yalnız ’Benim çocuğum mağdur mu?’ diye değil, ’Benim çocuğum başkasına zarar veriyor olabilir mi?’ diye de bakmalıdır. En önemli mesaj şu: Akran zorbalığını küçümsemeyelim. ’Çocuktur yapar’, ’kendi aralarında hallederler’ ya da, ’biraz güçlü olmayı öğrensin’ gibi yaklaşımlar çocuk üzerinde kalıcı yaralar bırakabilir. Bir çocuğun güven duygusunu, okul aidiyetini ve benlik saygısını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bir çocuk zorbalığa uğradığında yalnızca bir olay yaşamış olmaz; bazen dünyaya bakışı da sarsılır. Bu yüzden ailelerin, öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin birlikte hareket etmesi çok önemlidir. Erken fark etmek, doğru dinlemek ve doğru müdahale etmek, birçok çocuğun hayatında çok büyük bir fark oluşturabilir."
Türk Kızılay, huzurevi sakinleriyle iftarda buluştu
10 Mart 2026 Salı - 09:43 Türk Kızılay, huzurevi sakinleriyle iftarda buluştu DÜZCE(İHA) – Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz Düzce’de ki huzurevi ve yaşlı bakım merkezindeki iftarda huzurevi sakinleriyle bir araya geldi. ‘Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız’ sloganıyla tek başına yaşayanlar, yaşlılar ve engelliler başta olmak üzere ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam eden Türk Kızılay, Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde bulunan Akçakoca Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi’ndeki iftarda huzurevi sakinleriyle bir araya geldi. Türk Kızılay, yaşlılara sunduğu fiziksel ve manevi destekle toplumsal dayanışmanın önemli bir temsilcisi olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda 24’ü özel bakım biriminde, 32’si huzurevi bölümünde olmak üzere 56 konuğun yaşadığı Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi, sağlık ve bakım hizmetlerinin yanı sıra psikososyal destek programlarıyla da yaşlıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu anlayışın bir yansıması olarak Ramazan ayının birlik ve paylaşma atmosferinde düzenlenen iftar programında huzurevi sakinleri ile Kızılay temsilcileri aynı sofrada buluştu. İftara katılan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, "Yaş almış her bir büyüğümüz, geçmişten bugüne uzanan birer çınar gibi gölgesinde serinlediğimiz, duasıyla güç bulduğumuz kıymetli emanetlerimiz. Büyüklerimizin hayat tecrübeleri ve duaları bizim için en büyük zenginlik. Bugün aynı sofrada buluşarak hem iftiramızı yapıyoruz hem de gönüllerimizi paylaşıyoruz. Kızılay olarak büyüklerimizin kendilerini güvende ve değerli hissettikleri bir ortam için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi.