GÜNDEM - 25 Aralık 2022 Pazar 13:25

29 yıllık çay ocağı ile önce çocuklarını, şimdi torunlarını okutuyor

A
A
A
29 yıllık çay ocağı ile önce çocuklarını, şimdi torunlarını okutuyor

Aksaray’da 29 yıldır işlettiği çay ocağında günde 2 bin 500 çay satarak 3 çocuğunu okutan Mevlüt Kılıç, şimdi de torunlarını okutmak için var gücüyle çalışmaya devam ediyor.

Aksaray’da 29 yıldır işlettiği çay ocağında parası olana da olmayana da çay vererek günde yaklaşık 2 bin 500 çay satan Mevlüt Kılıç (51), müşterileri tarafından “Gariban babası Mevlüt” diye anılıyor. Önceden berberlik yaparak geçimini sağlayan Kılıç, 29 yıl önce açtığı çay ocağıyla kısa sürede esnaflar tarafından tanındı. 3 çocuğunu kazandığı çay parasıyla okutan Kılıç, oğlunun yurt dışına gitme isteğinin ardından mevcuttaki berber dükkanını kapatarak 86 esnafın dükkanına çay hizmeti sunmaya devam etti. Bulunduğu iş hanı ve çevresindeki esnafların yanı sıra cami çıkışlarında davet ettiği müşterilerine hizmet veren Mevlüt Kılıç, müşterileri ile kurduğu bağı da sevecen yapısıyla korumaya devam ediyor. Çocuklarını okutup meslek sahibi yapan Kılıç’ın şimdiki hedefi ise torunlarının eğitimine destek vermek.

Çocuklarını okuttuğunu ve şimdi torunları için çalıştığını belirten Mevlüt Kılıç, “29 yıldır bu çay ocağını işletmekteyim. Önce berberim de vardı. Oğlum yurt dışına gittiği için berberimi kapattım. Şu anda çay ocağındayım, 29 yıldır işletiyorum. Yani Allah’a şükürler olsun işlerimiz iyi, sabah namazımızdan sonra cami cemaatimizle işletmemizi açıyoruz. Çay satışlarımız devam ediyor. 86 tane esnafım var sabit. Allah onlardan da razı olsun. Sürekli belirli bir satışım var. Günde 2 bin 500 civarında çay satıyorum. O işimle de Allah’a şükürler olsun ki çocuklarımı okuttum. Şimdi de hedefimde torunlarım var. Nasip olursa torunlarımı da okuttuktan sonra babalık görevimizi de tamamlayacağız. Nasip kısmettir, bu çay işine başladığımızda bir zevki vardı. Gönül işi var, içerideki müşterilerimiz de bundan kaynaklanıyor. Sevecen bir yapım olduğu için içeride sabit 300-400 müşterim var. Bu işte 50 küsuru devirdik. Bundan sonra da Cenab-ı Hakk sağlık sıhhat verdikçe, ömrümüz uzun olursa işlerimize devam edeceğiz” dedi.

Garibanların harçlığını dahi Mevlüt Kılıç’ın verdiğini belirten Hamit Aktaş (56), “Mevlüt Bey'i 10 senedir tanırım. Sabahtan akşama kadar buranın müşterisiyiz. Geliyoruz, sıcak çayımızı içiyoruz. Güler yüzle karşılaşıyoruz. Hizmetinden memnunuz. O tüm garibanların babası. Ben burada şahit oluyorum. Garibanları idare ediyor. Çayına, kahvesine, harçlığına kadar veriyor. 10 senedir sabah namazına gelmeden önce buraya uğruyoruz. Burada sıcak çayımızı içiyoruz, ondan sonra camimize gidiyoruz” diye konuştu.

20 yıldır Mevlüt Kılıç’ın müşterisi olan Rüstem Akkuş (48), “Sabah erkenden Mevlüt ağabeyin buraya geliriz. Sabah geldiğimizde çayımızı sohbetimizi yaparız. Tüm arkadaşlarımızla gelir sohbetimizi yaparız. O gariban babası, çaylar şirketten. Parası olan da içiyor, olmayan da içiyor. Hiç eyvallah demiyor, herkesin içmesi serbest diyor. Allah razı olsun. 20 senedir tanırım. Her sabah bazen camiye, bazen buraya gelirim. Eş dost geliriz. Sabah geliriz, gideriz. Akşam yine bir araya geliriz” dedi.

Yasin Can - Yavuz Akkan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Metin Öztürk: "Çirkinlik yakışmadı" Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk, iki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, bu çirkinliğin yakışmadığını söyledi. Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Metin Öztürk, Trabzonspor’a 2-1 mağlup oldukları maçın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözlerine hayatını kaybeden Orhan Kaynak için başsağlığı dileyerek başladı. Öztürk, "Futbol takımımızın taşıdığı pankartla başlıyorum. Orhan Kaynak hocamızın vefatı sebebiyle Trabzon camiasına başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Çok kıymetli bir spor adamıydı, çok sayıda futbolcu yetiştirdi. Camianın üzüntüsünü paylaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Yönetimler gelir geçer, camialar kalır" Trabzon camiasıyla ilişkilerinin her zaman iyi olduğunu vurgulayan Öztürk, "Bizim Trabzon camiası ile ilişkimiz her zaman böyledir, farklı olması da düşünülemez. Yönetimler gelir geçer, camialar kalır. Trabzon camiası hem futbol kenti olmasıyla hem de değerleriyle hep gönlümüzde yer almıştır" dedi. Son günlerde yaşanan gelişmelere değinen Öztürk, "İki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıyayız. İki ay önce alınmış bir futbolcu ile ilgili kendileriyle hiç alakası olmayan bir süreç üzerinden inanılmaz bir kara propaganda yapıldı" diye konuştu. "Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi" Uğurcan Çakır ile ilgili yaşananlara da değinen Öztürk, "Bugün tamamen yönetimin provokasyonlarıyla, Trabzon taraftarıyla alakası olmayan bir şekilde Uğurcan Çakır provoke edildi. Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi. Bunu kimse unutmasın. Uğurcan Çakır’ı yetiştiren Trabzon’dur, kendilerine şükran borçluyuz" ifadelerini kullandı. Transfer sürecine de değinen Öztürk, "Kendileriyle oturduk, bir transfer pazarlığı yaptık. Beklentilerinin çok üzerinde bir ücret aldılar. Bununla ilgili de teşekkür ettiler ancak bugün yönetim eliyle Uğurcan Çakır’ın psikolojik olarak yıpratılmaya çalışıldığını gördük" şeklinde konuştu. Yaşananlara tepki gösteren Öztürk, "Biz bundan sonra da hem kazanacağız hem kaybedeceğiz ama şunu bilin ki çirkinlik bu Trabzon yönetimine yakışmadı. Biz sadece Trabzon’u değil tüm takımları en iyi şekilde karşılıyoruz. Burada ise ne karşılama ne uğurlama oldu, yakıştıramadık" dedi. Statta yaşananlara ilişkin de konuşan Öztürk, "Geldiğimizden beri bize küfür ediliyor. Hala içeride, seyirci yokken bile bizimle ilgili küfür içerikli müzikler çalınıyor. Yayıncı kuruluşa da yazıklar olsun. Söyleyeceklerim bu kadar, teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Kastamonu Binlerce yıllık tarihe yapay zekayla ışık tutulan filmin galasına yoğun ilgi Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, düzenlenen galada izleyiciyle buluştu. 14 dakikalık film, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, Kastamonu Taşköprü ilçesinin binlerce yıllık tarihini özetliyor. Roma döneminde Paflagonya’ya başkentlik yapmış "Pompeiopolis" adıyla yerleşimden, ilçenin simge eseri Yedi Kemerli Taşköprü’ye uzanan tarihi bir yolculuğu konu alan 14 dakikalık kısa film, birbirini takip eden yedi dönemi birleştiriyor. Geçmişin izlerini günümüzün dijital anlatım imkanlarıyla birleştiren film, izleyiciyi antik çağın sokaklarından Osmanlı mimarisinin zarif dokusuna uzanan görsel bir zaman tüneline davet ediyor. Arkeolojinin kayıp dehlizlerinde kalan bilgiler ve kentin mimari dokusu yapay zeka teknolojisiyle harmanlanarak etkileyici bir anlatı ortaya koyuyor. Taşköprü’nün kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan bu çalışma, yeni nesil görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan izleyiciler kadar yörenin insanlarına da hitap ediyor. Geçmiş ile geleceği aynı potada eriten bu kısa film, bölgenin turizm potansiyeline de önemli katkı sunmayı hedefliyor. "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" isimli kısa film Taşköprü Belediyesi için Muazzam İşler Yapım şirketinin altı aylık yoğun bir çalışmayla ortaya çıkartıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen premier galanın ardından Kastamonu’da da gala gerçekleştirildi. Filmi izleyen vatandaşlar dakikalarca alkışlarken, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise film ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar filmle ilgili fikilerini dile getirme fırsatı buldu. "İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak" Galanın ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Filmin adı Yedi Kemerli Zaman Geçidi Taşköprü. Taşköprü’nün tarihi sürecini 14 dakikalık bir süre içerisinde ifade etmeye çalıştık. Gerek senarist, gerek yapımcının çok özel çalışmalarıyla ortaya çıkan bir film oldu. Bizim amacımız geçmiş dönemlerdeki değerlerimizin bugüne taşınması. Yeni jenerasyonun yani gençlerin özellikle dijital çağda, dijital ile yoğun ilgilerinde yapay zeka ile yapılan bu filmi çok geniş alanlara ulaştıracaklarını, izleyeceklerini ve Taşköprü’yü çok daha fazla bir tanıma imkanı doğuracağını düşünüyoruz. Filmin içeriği Taşköprü, Taşköprü’nün gelişimi ve bugüne kadarki süreç. Dolayısıyla son derece mutlu olduğumu ifade ederim. Galamızın ilkini İstanbul’da yaptık. İstanbul’daki galada oldukça ilgi görmüştü, o katılımcılara da bugün de başta Valim olmak üzere herkesin katılımını gerçekten çok kıymetli ve değerli buluyorum. Değerli sanatçılarımız var aramızda, onların katılımlarıyla da ayrıca bir anlam buldu. İnşallah başka programlarda buluşacağız. İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak. Süreç içerisinde açıklayacağız. Çok özel çalışmalarımız var, inşallah onları da paylaşacağız" dedi. "Bizi sevindiren bir çalışma" Filmle ilgili düşüncelerini ifade eden ünlü sanatçı Halil Ergün de, "Bir tarihi süreci, bir kültürel ve uygarlık tarihini başlardan başlayarak insan ve uygarlık ve değişik değişik kadrolar üstüne koyarak bugünkü kentimizi, Taşköprü’yü ve Kastamonu’yu dile getiren ve bir kültürün sahipliğini çeviren, bizi sevindiren bir çalışma. Onur duydum. Daha da gelişecek malzemeler var bu alanlarda, bunlar da inşallah gelişecek" şeklinde konuştu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay da galada yaptığı konuşmada, filmin binlerce yıllık mirası sinemaya yansıtması açısından çok kıymetli olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Pasta kesimiyle sona eren galaya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ünlü sanatçılar Halil Ergün ve Aliye Uzunatağan, filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, filmin senaristliğini yapan Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.