GÜNDEM - 19 Kasım 2014 Çarşamba 11:21

350 yıllık caminin yerinde bugün meyhane ve gece kulübü var

A
A
A
350 yıllık caminin yerinde bugün meyhane ve gece kulübü var

Beyoğlu’nda 1590’lı yıllarda inşa edilen ve 340 yıl boyunca hizmet veren tarihi Katip Mustafa Çelebi Camii’nin yerine yapılan binada bugün meyhane ve gece kulübü faaliyet gösteriyor.

Vakıf malı olan ve ‘Vakıf malları, ancak vakfedildikleri amaç doğrultusunda kullanılabilir’ şeklindeki kanun maddesine rağmen Tek Parti döneminde (1931) kasıtlı olarak ödenek verilmediği için kadro dışı bırakılan ve 10 yıl sonra 4 bin 10 liraya Şükrü Bıkmaz adlı şahsa satılan Katip Mustafa Çelebi Camii’nin yerine inşa edilen binada faaliyet gösteren meyhane ve gece kulübü sokaktan geçenlerin yüreğini sızlatıyor. Çevrede oturan vatandaşlar yaklaşık 350 sene ibadet edilen caminin yeniden ihya edilmesini istiyor.

İnşa edildiği tarihte vakfedilen Katip Mustafa Çelebi Camii’nin statüsünün değiştirilmesi veya satılması 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na aykırı olmasına rağmen, 1935 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce çıkarılan 2845 sayılı kanunla caminin satışına onay çıktı.

Nihayet daha yüzlerce cami gibi Katip Mustafa Çelebi Camii de İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı 1941 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 4 bin 10 lira bedel karşılığı Şükrü Bıkmaz adlı şahsa satıldı. Camiyi satın alan Bıkmaz, tarihi mabedi yıktırarak yerine üç katlı bina yaptırdı. O bina bugün ‘Zarifi’ adıyla meyhane ve gece kulübü olarak kullanılıyor.

“VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DURUMA EL ATMALI”
Araştırmacı Yazar Müfid Yüksel, asırlarca ibadethane olarak kullanılmış, vakfiyesi olan ve mahalleye ismini vermiş bir caminin yerinde bugün meyhane ve gece kulübü olmasının kabul edilemeyeceğini belirterek, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, eski vakıf, arsa ve dini tesis alanı olanlarının tekrar satın alınıp kamulaştırılmasına imkan sağlayan bir kanun var.

Yani Vakıflar Genel Müdürlüğü bu binayı bir bedel karşılı satın alabilir. Bu yeri kamulaştırabilir ve tekrar himayesine alarak dini tesis alanı inşasının önünü açabilir. Ruhsat ile ilgili işlemler nedeniyle bu caminin ihyasına yönelik atılım yapması gereken kurumlar, Büyükşehir ve Beyoğlu Belediyeleridir. Bir de Vakıflar Genel Müdürlüğünün ciddi olarak duruma el atması gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının da iş yerine verdiği ruhsatı iptal etmesi gerekiyor” dedi.

“BABAM CAMİNİN FOTOĞRAFINI GÖRMÜŞ”
Beyoğlu’nda 50 yıldır oturduğunu ifade eden Yılmaz Ciğerci, “Meyhanenin olduğu yerin daha önce cami olduğunu biliyorum. Babam buranın altında yatır olduğunu söylerdi bize. Cami olduğu, karşısındaki çeşmeden de belli oluyordu. Eskiden binanın karşısında bir çeşme vardı. Benim çocukluğum o çeşmede geçti, üstüne çıkar atlardım. Buranın tekrar ihya edilip cami yapılmasını isterim. Babam buranın cami olduğuna dair bir Alman vatandaşında siyah beyaz fotoğraf görmüş’’ dedi.

Mahallede sahaflık yapan Oktay Çetinkaya ise, "Bu bölgeyi çok detaylı gösteren Pervititch haritalarını incelediğimde buranın camii olduğunu gördüm. Eskiden birkaç mahalle sakini de bana burada cami olduğunu söylemişti. Caminin yıkılması çok büyük bir kayıptır. Burada cami olsa şimdi bambaşka bir havası olurdu. Cami olarak kalmasını isterdim” diye konuştu.

Cami yerine yapılan binadaki işletme sahipleri yurt dışında olduğu için görüntülü olarak röportaj veremediklerini belirterek şunları söyledi:

‘‘Biz bu binanın çok eski ve Zarifi ailesi ile alakalı bir tarihi olduğunu biliyoruz. Sonuçta bir bina satın alırken 100 yıl önce burada ne var diye o kadar inceleyemedik. Bizim bilgimiz köklü Rum ailelerinden olan Zarifilerin yoksul Rumlara vakfettiği tarihi bir bina olduğunu biliyoruz.”

BELGELERDE KATİP MUSTAFA ÇELEBİ CAMİİ
Katip Mustafa Çelebi Camii, Başbakanlık Osmanlı Arşivi 536 numaralı dosyada, 1906 yılında Osmanlı Devleti tarafından verilen, caminin arkasına Zarifi ailesi tarafından yaptırılacak olan dikimhane binasına ait izin belgesi bulunmaktadır. Belgede caminin bulunduğu kısım kırmızı ile boyanmış ve yapılacak olan dikimhane inşaatında caminin arsasına dokunulmaması şartı belirtiliyor.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi 516 numaralı dosyada, caminin hasar görmüş yerlerinin yenilenerek inşasına dair düzenleme belgesi bulunmaktadır. 1927 tarihli Pervititch Sigorta haritalarında ‘DJAMI’ (camii) olarak yer aldığı görülüyor.

CAMİ, EMSALİ GİBİ İHYA EDİLMEYİ BEKLİYOR
Sirkeci Garı’nın yanındaki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii de geçmişte yıkılarak meyhaneye yapılmıştı. 1980’li yıllara kadar meyhane olarak kullanılan bu cami, çevredeki vatandaşların ve esnafın istekleri doğrultusunda dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın talimatı ile ihya edilmişti.

Vatandaşlar tarafından Katip Mustafa Çelebi Camii de yıkılan ve yerine meyhane yapılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii gibi ihya edilmesi bekleniyor. 

AHMET FARUK SARIKOÇ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Evde doğum yapan anne ve bebeği, saatler süren çalışmanın ardından kurtarıldı Diyarbakır’da sancısı gelen bir kadın evde doğum gerçekleştirdi. Anne ve bebeği, kar nedeni ile saatler süren çalışmanın ardından kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, 1 Ocak 2026 günü yaşanan bir doğum vakasında sağlık ekiplerini zamanla yarışan zorlu bir mücadeleye sürükledi. Saat 11.46’da Yeşiltaş Mahallesi’nden gelen doğum ihbarı üzerine Diyarbakır genelinde sağlık birimleri alarma geçti. Sağlık Komuta Kontrol Merkezi koordinasyonunda vakaya 1 kara ambulansı ve 1 UMKE timi olmak üzere toplam 6 sağlık personeli yönlendirildi. Hava ambulansı talebi, olumsuz hava şartları nedeniyle karşılanamazken, karadan ilerleyen ekipler yoğun kar, kapalı yollar ve tipi nedeniyle sık sık durmak zorunda kaldı. Ambulans ekibinin ilerleyememesi üzerine UMKE timi devreye girdi. Sahada ambulansa zincir desteği sağlandı, ancak Aşağı Kırlangıç köyü mevkiinde kar yağışının şiddetlenmesiyle ekipler yeniden mahsur kaldı. Bunun üzerine Çınar Kaymakamlığı ve Büyükşehir Belediyesi ile temasa geçilerek yol açma çalışmaları başlatıldı. Köy halkının traktör desteğiyle ekipler bir süre daha ilerleyebildi. Saatler süren çabanın ardından, yol açma çalışmaları ve saha koordinasyonunun güçlendirilmesiyle UMKE ekibi saat 18.15’te anneye ulaşmayı başardı. Olay yerinde doktor bilgisi dahilinde damar yolu açılarak tıbbi müdahale yapıldı, doğan bebeğin muayenesi gerçekleştirildi. Anne ve bebek, güvenli şekilde ambulans ekiplerine teslim edilerek Çınar 2 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu tarafından saat 23.41’de SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları Hastanesine nakledildi. Operasyonu yakından takip eden Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, zorlu süreçte görev alan UMKE Ekip Sorumlusu Salih Bülbül’e, ekibi adına gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Asiltürk, "Zorlu kış şartlarına ve saatler süren ulaşım güçlüklerine rağmen ekiplerimiz büyük bir koordinasyon ve özveriyle görevlerini yerine getirdi. UMKE, 112 acil sağlık ekiplerimiz ve vatandaşlarımızın desteğiyle anne ve bebeğimiz güvenli şekilde sağlık tesisimize ulaştırıldı. Diyarbakır’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimi için her şartta sahadayız. Bu süreçte görev yapan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum’’ dedi.
Düzce Tropikal misafirler kar yağışını görünce mest oldu Düzce’yi etkisi altına alan kar yağışı, kentin en uzak misafirlerine unutulmaz anlar yaşattı. Sri Lanka ve Ruanda gibi tropikal iklim ülkelerinden eğitim için kente gelen öğrenciler, hayatlarında ilk kez gördükleri kar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kent genelinde etkisini sürdüren yağışla birlikte kar kalınlığı şehir merkezinde 20, Konuralp ve Bahçeşehir bölgelerinde ise 40 santimetreye ulaştı. Kar yağışı, çocuklar kadar memleketlerinden binlerce kilometre uzaktaki üniversite öğrencilerini de mutlu etti. "Burada ilk defa kar görüyorum" Düzce Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Sri Lankalı Mohoummead Ayizea, ülkesinin tropikal iklim kuşağında yer alması nedeniyle daha önce hiç kar görmediğini söyledi. Yağışın tadını çıkardığını belirten Ayizea, "Sri Lankalı olarak biz orada kar görmüyoruz. Tropikal olduğu için hava hep güneşli. En fazla yağmur yağıyor. Burada ilk defa kar görüyorum ve her gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Karın tadını en güzel şekilde çıkartmaya çalışıyorum" dedi. "Bizim hayallerimizi yaşıyorsun" Ülkesinde kar yağışını hep televizyondan izlediğini belirten Ayizea, şöyle konuştu: "Kar yağışını hep filmlerde görüyorduk. Karlı günleri filmlerde gördüğümüz gibi burada da aynı şekilde kendimiz yaşadık. Arkadaşlarıma ve aileme kar görüntülerini çekip gönderiyorum, onlar da çok seviniyorlar. Karlı havalar, bembeyaz zeminler Sri Lankalılar için bir hayaldir. Kar görmeleri, birbirleriyle kartopu oynamaları hepsi onlar için hayal. Bana ’Bizim hayallerimizi yaşıyorsun’ diyorlar." Kar yağışı Ruanda’dan gelen öğrenciyi korkuttu Ruanda’dan gelen Receaip Moukizzia da eğitim için bir yıldır Türkiye’de bulunduğunu anlattı. Karla ilk karşılaştığında şaşkınlık yaşadığını ifade eden Moukizzia, "Türkiye’ye gelince çok mutlu oldum, şimdilik her şey yolunda. Afrika’da kar yağmıyor. Burada kar görünce hem şaşırdım hem korktum. Çok soğuk olduğu için korktum, soğuktan korkmuştum ama şimdi alıştım" ifadelerini kullandı. Millet Bahçesi’nde Türk arkadaşlarıyla bir araya gelen öğrenciler, kar topu oynayıp hatıra fotoğrafı çektirerek keyifli vakit geçirdi.