GÜNDEM - 27 Eylül 2021 Pazartesi 11:25

59 yıldır dokuma tezgahının başında

A
A
A
59 yıldır dokuma tezgahının başında

Ankara’da yaşayan 79 yaşındaki İsmail Yanık, 59 yıldır ahşap tezgahının başında Beypazarı’na özgü ipek bürgü dokumacılığı yapıyor. 20 yaşında meslek öğrenmek için geldiği ilçede bürgü dokumacılığı kültürünü yaşatmaya çalışan İsmail amca, tükenmeye yüz tutan mesleğin son halkası olduğu için endişe duyuyor.

Ankara’nın Beypazarı ilçesinde yaşayan 79 yaşındaki İsmail Yanık, 59 yıldır dokuma tezgahının başında yöreye özgü bürgü dokuma geleneğini sürdürüyor. 20 yaşında meslek öğrenmek için Çamlıdere’den Beypazarı ilçesine gelen Yanık, yaklaşık 100 kilometrelik yolu yürüyerek geldi. Meslek öğrenmek için ustasının atölyesinde yaşayan Yanık, kendine Beypazarı’nda bir yaşam kurdu.

59 yıldır dokuma tezgahının başında

Sabahın ilk ışıklarıyla atölyesinin yolunu tutan Yanık, geleneksel yöntemlerle öğrendiği mesleğini yarım asırdan fazla süredir aynı yöntemle sürdürüyor. 79 yaşında olmasına rağmen gençlere taş çıkaran bir titizlikle işini yapan Yanık, ilçede geçmişte kadınların örtünmek için kullandığı bürgülerin bugün dekoratif amaçlı talep gördüğünü kaydetti.

59 yıldır dokuma tezgahının başında

İpek ve pamuk iplerden ahşap tezgahlarda ördüğü bürgüleri adeta ilmek ilmek işleyen İsmail amca, ilerleyen yaşına rağmen mesleğine olan sevgisini hiç kaybetmedi. Bürgü dokumacılığı mesleğini yaşatmak için yıllardır ter döken İsmail Yanık’ın en büyük endişesi mesleğin kendisinden sonra yok olacağı. Ahşap tezgahının başında pedallara basarak oluşturduğu ritmik sesler arasında şiirler yazan İsmail Yanık, yıllar içinde yazdığı şiirlerini de bir kitapta topladı.

"O zamanlar 7’den 70’e şalvar giyerlerdi onun tamamlayıcısı olarak da bürgü örterlerdi"

Bürgü dokumacılığı hikayesini paylaşan Yanık, "1962 yılında Çamlıdere’den geldim. Bir sanat öğreneyim diye. Karşıma bu çıktı. O zaman marangozluk vardı benim aklımda. Ustam bana burada çalış, burada yat dedi. Öyle deyince marangoza gitmeme gerek kalmadı. Çünkü marangoz akşam dükkanını kapatacak evine gidecek, ben nereye gideceğim? Onun için burayı tercih ettim. Böylece 1962 yılında Beypazarı’nda işe başlamış oldum. Beypazarı’nda da bayanlar kıyafet hususunda çok emek verilmiş, güzel bir tasarım bulmuşlar. O zamanlar 7’den 70’e şalvar giyerlerdi onun tamamlayıcısı olarak da bürgü örterlerdi. Biz de o bürgüyü dokuyorduk" dedi

59 yıldır dokuma tezgahının başında

"10 tezgah yetiştiremezdik hepimiz çalışırdık satılırdı ama sonradan satılmaz oldu"

Kıyafetler değiştikçe zamanla geleneksel kıyafetlerin azaldığını belirten Yanık, “Şimdi yok gibi bir şey. O zaman 10 kadar tezgah vardı Beypazarı’nda. Biz sadece bürgü yapardık. Buna gelin bürgüsü deniliyordu. Kızlar çeyizlerine koyarlardı, gelin olunca da kullanırlardı. 10 tezgah yetiştiremezdik hepimiz çalışırdık satılırdı ama sonradan satılmaz oldu. Kıyafet değiştikçe müşteri azaldı sonra kopacak hale gelmişti. O zamana kadar Beypazarı’nda bir turizm başladı. Bu turizmde biz ne yapabiliriz diye düşündük. Evde kullanılacak masa örtüsü, sehpa örtüsü yaparak çalışalım dedik ve o şekilde çalışmaya başladık. O sayede yeniden canlanmış oldu. Şimdi turizmin sayesinde biz üş beş kuruş kazanıyoruz. Ama Beypazarı’ndaki bayan kıyafetinin tamamlayıcı hem de önemli bir parçasını yapmaktan ben çok mutluyum” ifadelerini kullandı.

Bu kültürün tüm dünyaya tanıtılması gerektiğini belirten Yanık, “Şimdilerde bu işi yapıyoruz ama buraya Avrupa’dan ya da en azında İstanbul’dan turistlerin gelmesi lazım. Turizmin ilk başladığı zamanlarda heveslilerdi, meraklılardı İstanbul’dan geliyorlardı. Turizme hevesli olan kişilerin yetkililer tarafından eğitilmesi gerekiyor. Bence Beypazarı’nda hala bir eğitim verilebilir. Bir salon toplantısında turizm nedir, turist bizden ne bekler, turiste nasıl davranmamız lazım. Bunlar öğretilmiyor, bu hususta üzgünüm" dedi.

59 yıldır dokuma tezgahının başında

"Mesleğin son halkası olmak istemiyorum, yaşım 79 ama hala umudum var"

Beypazarı’nın tek yöresel dokumacısı olan Yanık, “Ben bu meslek bitecek diye çok üzülüyorum. Mesleğin son halkası olmak istemiyorum. Yaşım 79 ama hala umudum var. İnsanlar ölümlü, ölmemek gibi bir şansım da yok beklentim de yok ama meslek ölmesin” dedi.

Mesleği öğrenmek için kimsenin hevesli olmadığını söyleyen Yanık, “Yanıma bu mesleği öğrenmek için gelen kimse olmadı. Zaten eskiden çıraklık döneminde usta çırağa öğretirdi ama çırağın bir ücret beklentisi olmazdı. Sadece meslek öğrenmek için gelirdi. Ben de öyle geldim zaten. Çamlıdere’den kalkıp, yürüye yürüye geldim ben buraya. Şu dağları aşa aşa geldim, iyi ki de gelmişim. Ben hiçbir yerde olmayan bir bornoz yapıyorum burada. Pamuktan ve elle yapıyorum. Şu an elle yapan hiçbir yer yok. Yurtdışına tırlarla bornoz gidiyor ama makine yapımı. Malzemesi seçme değil, sıradan bir malzeme. Ben her malzemeyi kullanmam. Önceden pamuk ipliğini Bursa’dan alırdım. 30 sene falan oldu Bursa’dan bulamıyorum o ipliği. Artık sentetik ipliklere döndüler, ben kesinlikle dükkanıma o iplikleri sokmam. Daha önce hiç kullanmadım çünkü ben yöresel dokuma yapıyorum. Mutluyum seviyorum işimi. Beni festivalde çarşı merkezine indirmişlerdi. O kalabalıkta beni çalışırken izliyorlardı. Birisi soru sordu, 'hep çalışıyorsun hiç yorulmuyor musun' diye, o an aklıma orijinal bir cevap geldi, 'yavrum ben yorulmayı unuttum' dedim. Buraya yazdım, 'yüz güldürmeyen mal satmıyoruz' diye. Dükkanı açar açmaz bu yazıyı yazdım ben. Bu insanlığa özgü bir sözdür. Bu iman sözü gibi bir şey. Ben hala mutluyum" diye konuştu.

59 yıldır dokuma tezgahının başında

Aynı zamanda şiir de yazan Yanık, “Şiir yazıyordum, söz yazıyordum en sonunda bir kitap çıkarttım. Çok vaktim olmuyor ama boş otururken aklıma gelenleri yazmışım zamanında. Ama kitapla ilgilenecek zamanım yoktu. Bilgisayardan da anlamıyorum. Çocuklara yazdırıyordum zor oluyordu" ifadelerini kullandı.

Hülya Keklik - Cem Geçim
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.