GÜNDEM - 26 Mart 2023 Pazar 16:05

70 yıldır kimliksiz yaşayan Makbule Teyze, kimlik istiyor

A
A
A
70 yıldır kimliksiz yaşayan Makbule Teyze, kimlik istiyor

Doğduğunda anne ve babası tarafından nüfus kütüğüne kaydedilmediği için kimliği olmayan 70 yaşındaki Makbule Işık, hiçbir kişilik hakkından faydalanamıyor.

Aslen Ağrılı olan ancak dini nikahla evlendiği eşi Hüseyin Aktaş'ın memleketi olan Muş'un Bulanık ilçesinde yaşayan 6 çocuk annesi Makbule Işık'ın hayatı kimliği olmadığı için her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Kimliği olmadığı için çocukları kuması üzerine kaydedilen Makbule Işık, hayatı boyunca çocuklarına annelik dahi edemezken, şimdiye kadar hep başkalarının kimliğini kullanmak zorunda kaldı. Ayrıca kendi kimliği olmadığı için ne devletin ne de ailesinin hiçbir imkanından faydalanamadı.

Yıllardır hem Ağrı'da hem de Muş'ta gittiği nüfus müdürlüklerinden kaydı olmadığı için kimlik alamayan Makbule Işık, anne babasının adını, 9 kız 6 erkek olmak üzere toplam 15 kardeş olduklarını ve bu kardeşlerden 9. kardeş olduğunu bildiğini ve bunları söylediği halde kimlik alamadığını belirterek, bir an önce kimliğinin çıkarılmasını istiyor.

Babam beni ben doğunca nüfusta kaydetmemiş'

Aynı zamanda kimliği olmadığı için hiç okula da gidemediğini ve bundan dolayı tek kelime Türkçe de bilmediğini ifade eden Makbule Işık, Kürtçe şunları söyledi:

“Ben 70 yaşındayım. 6 tane çocuğum var. Kocam ile dini nikahla evlendik. Çocuklarım kocamın 2. karısı olan kumamın üzerine kaydedildi. Babam beni ben doğunca nüfusta kaydetmemiş. Bu yüzden benim kimliğim yok. Ben işitiyorum ki benimde kimliğim olsun. Şimdiye kadar çok büyük sıkıntılar çektim. Hep kumamın ya da başkalarının kimliğini kullanmak zorunda kaldım. Ama çok büyük sorunlar yaşadım. Ben kimliğim yok diye doktora gidemiyorum. Tedavi olamıyorum. Oy kullanamıyorum. Hiçbir şeyden faydalanamıyorum. Varlığım ve yokluğum belli değil. Çocuklarıma annelik bile edemedim. Ben bir an önce kimliğimin çıkmasını istiyorum. Çocuklarımın kimliğinde anneleri olarak benim ismim yasın istiyorum. Oy kullanmak istiyorum. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Ben kendi annemi, babamı ve kardeşlerimi hepsini biliyorum. Babamın adı xamo, annem Ayşen'dir. 9 kız 6 erkek kardeşiz. Ben artık var olmak istiyorum.”

‘Biz toplam 15 kardeşiz'

Makbule Işık'ın 83 yaşındaki abisi Kemal Işık da, Makbule Işık'ın 15 kardeşinden 9'uncu kardeşi olduğunu belirterek, zamanında köyde yaşadıkları için babasının Makbule'yi kütüğe kaydettiremediğini söyledi. Zamanla dini nikahla evlenip Muş'a yerleşen kardeşinin kmliğinin çıkarılması içine birazda ihmalkar davrandıklarından dolayı kardeşinin çok büyük sıkıntılar çekmek zorunda kaldığını belirterek: “Benim bacım evlenme çağına gelince babam dini nikah ile kocaya verdi. Muş'un Bulanık ilçesine gitti. Orada yaşıyor. 6 tane çocukları oldu. Çocukları kumasının üzerine kaydedildi. Şimdi kimliği olmadığı için hiçbir şey yapamıyor. Biz istiyoruz ki kimliği çıksın. Şimdiye kadar hep başkalarının kimliği üzerinde doktora gidip geliyordu. Ama şimdi arttık öyle bir durumda yok. Burada ne bir ilaç alabiliyor ne de tedavi alabiliyor. Çok mağdur durumdadır. Şimdiye kadar defalarca nüfus müdürlüklerine başvuru yaptık ama olmadı. Çıkmadı kimliği. Kaydı yok. Muş'ta da Ağrı'da da alamadık. Çok eski dönemlerde bizler köyde yaşıyorduk. O yüzden doğunca babam kardeşimi kütüğe kaydetmedi. Bizde ihmal ettik. Sonra evlenip gidince dini nikahla da öyle kaldı. Babam ve annem vefat edince de kütüğe kaydı yapılmadı ve o gün bu gündür bu şekilde geldi. 6 çocuğu var ve hiçbir çocuğu onun üzerine kaydedilmedi. Başka kadın üzerine kaydedildi. Geldiğimiz noktada kardeşim çok mağdur durumda. Hastaneye götüremiyoruz. Hastadır. Tedavi olamıyor. Hiçbir haktan faydalanamıyor. Eşi de ilgilenmiyor. Zaten yaşlı. Çocukları ile kalıyordu ama buraya misafirliğe gelmişti. Bende gitmesine izin vermedim. Şu an ben ve yeğenlerim ilgileniyoruz. Bir an önce kimliğinin çıkmasını istiyoruz. Buradan devlet büyüklerimize sesleniyoruz. Lütfen bizlere yardımcı olsunlar.” Dedi.

‘Şu an hasta ve hastaneye götüremiyoruz'

Makbule Işık'ın yeğeni Celal Işık ise, halasının Ağrı'ya misafir olarak döndüğünü ancak kimliği olmadığı için geri göndermek istemediklerini ifade ederek : “Halam köyde doğduktan sonra kütüğe kaydı yapılmamış. Daha sonra dini nikâhla evlenip Muş Bulanık'a gitmiş. Ama kocası başka bir evlilik daha yapmış. Halamın çocuklarını da bu kadının üzerine kaydettirmiş. Halam ise hiçbir haktan faydalanamıyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ama kimliği yok. Kendisi hasta oluyor, hastaneye gidemiyor. Başkasının kimliği ile gidiyor. Oda olmuyor, kabul edilmiyor. Bizde istiyoruz ki devlet büyüklerimizden bize yardımcı olsunlar. Halamın kimliği çıksın. Bu mağduriyeti giderilsin. Kendisi Türkçe bilmediği için kendini ifade edemiyor. Kimlik olmadığı için okula da gidememiş. Kendisi diyor ki, ‘Bende her vatandaş gibi oy kullanmak istiyorum. Ülkeme hayırlı olmak istiyorum. Haklarımdan faydalanmak istiyorum. Hastanede tedavi olmak istiyorum' ama olmuyor, yapamıyor. Kimliği olmadığı için özel hastaneye bile götüremiyoruz. Halam 15 kardeşi var. Bütün kardeşlerin kimliği çıkmış ama bunun çıkmamış. Aslında 2 tane halamın daha çıkmamıştı. Ancak onlar dedem hayatta iken eşleri ile başvuru yapıp çıkardılar kimliklerini. Ama bu halam dini nikah ile olduğu için eşi de 2. Evliliği yapınca kimliği çıkmamış. Dedem de vefat edince bu şekilde kalmış. Şu an hasta ve hastaneye götüremiyoruz. Bir an önce kimliğinin çıkmasını istiyoruz.” İfadelerini kullandı.

Recep Çirik
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Mülhem Kayseri Mutfağı, tarihi Kayseri Kalesi’nde açılacak Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; tarihi Kayseri Kalesi içerisinde yapımı süren ’Mülhem Kayseri Mutfağı’ projesini yerinde inceledi. Başkan Büyükkılıç, projenin Kurban Bayramı sonrasında hizmete açılmasının planlandığını açıkladı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kadim mirasıyla öne çıkan Kayseri Kalesi içerisinde hayata geçirdiği ’Mülhem Kayseri Mutfağı’ projesiyle, şehrin kültürel ve gastronomik zenginliğini yeni bir konseptle buluşturmaya hazırlanıyor. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, tarihi kale içerisinde devam eden çalışmaları yerinde inceleyerek proje hakkında yetkililerden bilgi aldı. İnceleme ziyaretinde, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Fatih Temeltaş ve Ufuk Sekmen ile Etüt ve Projeler Daire Başkanı Murat Baltacı da hazır bulundu. Başkan Büyükkılıç, burada yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Meydanı’ndaki geçmiş dönemde geçici olarak hizmet veren yapıları kaldırıp, daha sağlıklı ve güvenli bir ortam anlayışı içerisinde çalıştıklarını kaydetti. Büyükkılıç, ayrıca şehrin gerdanlığı olan Roma ve Bizans dönemine tanıklık eden tarihi kaleyi koruyarak, kuruldan alınan projeleri uygulamak üzere Kayseri tatlarının, uygun şartlarda imkân bulacağı bir ortam oluşturmak için gayretlerini sürdürdüklerini belirtti. Büyükşehire yakışır hassasiyet ile Mutfak Sanatları Merkezi’nin kültürünü yansıtmayı amaçladıklarını belirten Başkan Büyükkılıç, projede nezih ve güvenli bir ortamda Kayseri Yağlaması ve Kayseri Mantısı gibi lezzetleri sunacaklarını vurguladı. Çalışmaların hızla sürdüğünü belirten Büyükkılıç, projenin Kurban Bayramı sonrasında hizmete açılmasının planlandığını açıklayarak, hem ekibine hem de yüklenici firmaya teşekkür edip, Kayseri’yi daha iyi noktaya taşımak için gayret edeceklerini ifade etti. Kayseri’nin köklü mutfak kültürünü modern bir yaklaşımla sunacak olan tesis, hem şehir sakinlerine hem de şehir dışından gelen ziyaretçilere hitap edecek. Kayseri’nin tarihi dokusu ile zengin mutfak kültürünü aynı çatı altında buluşturacak olan ve Mutfak Sanatları Merkezi’nin bir markası olacak "Mülhem Kayseri Mutfağı", tamamlandığında şehrin turizm ve gastronomi potansiyeline önemli katkı sağlayacak prestij projeler arasında yer alacak.
İstanbul Adalar’da elektrikli araç krizi: Eski sistem kaldırıldı, yeni şartlar tepki çekti UKOME kararıyla Adalar’da üç tekerlekli elektrikli araçların kaldırılması ve yerine L6-L7 sınıfı araçların zorunlu hale getirilmesi, maliyet ve geçiş süreci nedeniyle tartışmalara neden oldu. Konu ile ilgili konuşan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, "Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamaktan, getirilenlerin sayısının yetersiz olması, işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek, ancak Adalar Belediyesi de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği bir burada korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi. İstanbul’da UKOME kararı doğrultusunda Adalar’da uzun süredir kullanılan üç tekerlekli elektrikli araçlar kaldırılarak, yerlerine L6 ve L7 sınıfı dört tekerlekli araçlara geçiş zorunlu hale getirildi. Kararın uygulanmaya başlamasıyla birlikte ada halkı ve esnaf, yeni araçların yüksek maliyeti ve geçiş sürecinin kısa tutulması nedeniyle mağduriyet yaşadıkları öne sürüldü. Daha önce aynı bölgede elektrikli araç kullanımının yaygınlaştırılması yönünde adımlar atan Adalar Belediyesi’nin, yeni düzenlemeyle birlikte mevcut sistemi tamamen kaldırması da tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle eski araçların kısa sürede devre dışı bırakılması, birçok kişinin ekonomik olarak hazırlıksız yakalandığı iddia edildi. "Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, şunları söyledi: "Adalar’da, ada içindeki yük taşımacılığı, buradaki toplu taşımacılık, bireysel taşımacılık, engelli bireylerin bir noktadan bir noktaya gitmesi gibi pek çok başlık var aslında burada. Ancak bu mağduriyetlerin oluşturulması, bugünün konusu değil. Burada 2009 yılında belediyenin el değiştirmesiyle birlikte bu sorunlar aslında pek çok başlık adı altında sorun yumakları büyüye büyüye bugünlere kadar geldi. Bunlardan bir tanesi de yine 2009 yılında burada sağlık raporlu olan bireylere kişisel araç verilmesiyle ilgili o dönemin belediye başkanı ve ekibinin aldığı kararlarla o gün başladı. Bunlar da yaklaşık o dönemde 500-600 adedi bulan burada golf arabası türü, 4 kişilik, aslında sağlık raporuna ihtiyaç duyan insanlara veriliyormuş gibi gösterilse de bunların yazlıkçı olarak nitelediğimiz, sadece evinden hastaneye, evinden kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bir noktalara değil, bunların plaj, restoran, gezmek, dolaşmak, hava almak gibi pek çok bireysel olarak araçlanma ihtiyaçlarını doğurdu. Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi. Bu Adalar Belediyesi’nin bugüne geldiğimiz noktada sürekli ‘Bu bizim dışımızda, biz yapmadık, başkaları karar alıyor, bizim bunda dahlimiz yok, biz bunları yaparken haberimiz yok, bizim haricimizde kararlar alınıyor, engelleniyoruz, önümüz kesiliyor’ gibi bahaneler üreterek vatandaşa yanlış bilgiler vererek sürekli bir yanlış algılarla vatandaşlarımızı yönlendiriyorlar." "Durum korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" Şen, ada içi ulaşımda yaşanan değişikliklerin mevcut talebi karşılayamadığını dile getirerek, "2019’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde belediye yönetimi değiştikten sonra Adalar’da faytonların kaldırılması kararı alındı. Bu araçların kaldırılmasıyla birlikte ada içi ulaşımın gerçekleştirilebilmesi için de bir başka ulaşım modeline ihtiyaç duyuldu. Burada alınan kararlar doğrultusunda buraya altını kalın harflerle çizeceğimiz 13+1 kişilik, tescilsiz, herhangi bir muayenesi yapılamayan, Emniyet Müdürlüğü tarafından bir karşılığı olmayan bir golf aracı getirildi. Bunlar 13+1 kişilik olarak burada hizmet vermeye başladı ve Adabüs adı verildi. Bir de bunların 3+1 şeklinde olan taksi modelleriyle birlikte bu hizmetler Adalar’da verilir oldu. Bu verilen hizmetler 40 tane Adabüs, 20 tane Adamini olarak verilen iş, kaldırılan 277 tane faytonun işini görebildi mi? Göremedi. Yazın burası İstanbul’un sayfiyesi olması sebebiyle, İstanbul’dan gelen turistlerin, ülkemizin dışından gelen turistlerin, ziyaretçilerin akınıyla karşılık bulması, burada kışlık yaşayan insanlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasıyla alakalı olarak bu araçlar bu talebi karşılayamadı. Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamak; getirilenlerin sayısının yetersiz olması ve işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek. Ancak durum Adalar Belediyesi’nin de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği; korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi. "Bireysel araç sahiplenmesinde belediye zabıtalarının hiçbir kontrolü daha önce yapmadığını söyleyen Şen, şunları kaydetti: Buradaki insanların bir noktadan bir noktaya gidilmesiyle ilgili denetleme yapılmadan, izin verilmeden bu araçların plakasız, tescilsiz, ruhsatsız bir şekilde adaya girişleri sağlandı. Ve bunların kontrolünü yapması gereken Adalar Belediyesi’nin zabıtası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin zabıtası bu işin hiçbir tarafında olmadı. Dolayısıyla bunlarda yine kendilerinin deniz araçlarının marifetleriyle buralara temin edildi. Peki buraya gelen bu araçların sayıları nerelere varıldı? Resmi olmayan rakamlara göre 12 bin 800 adetle 18 bin sayısı konuşulur hale gelen; burasını Hindistan’a, Pakistan’a benzeten, 10 yaşındaki çocuktan 90 yaşındaki büyüğümüze kadar hiçbir kontrolü ve belgesi bilgisi olmadan bu araçlar kullanılır hale geldi. Dolayısıyla burada kazaların ve kayıt dışı bir gelirin oluşması üzerine burada kamunun, belediye ve diğer partnerlerin UKOME tarafından ulaşım ve lojistik yönergesiyle birlikte disiplin altına alınması öngörüldü. 2021 yılındaki 2021’e 4-4 UKOME kararıyla bu lojistik yönerge hayata geçti. Bu yönergede de buradaki Adalar özelinde bir komisyon oluşturulması hasıl oldu. Buradaki komisyon 5 kişiden oluşuyor: Adalar Kaymakamlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Daire Başkanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Toplum Sağlığı Müdürlüğü ve Adalar Belediye Başkanlığı’nın temsilcileriyle bu komisyon oluşturuldu. Burada gerek bireysel, gerek engelli, gerekse yük taşımacılığıyla ilgili bireysel olarak müracaat edenlerin ön müracaatlarını kabul etmek, buradaki komisyonda bunları değerlendirmek ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Toplu Ulaşım Müdürlüğü’ne göndermek, orada da UKOME kararları neyse bunların alınması doğrultusunda hareket ediliyor. Bu doğrultuda kimlere verileceği ve denetlemelerin nasıl yapılacağı hepsi bu kararların içerisinde belli. Dolayısıyla buranın içerisinde AK Parti hiçbir şekilde yok." "Adalar Belediyesi’nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş" Adalar Belediyesi’nin UKOME kararıyla araç azaltmaya gidilecek olmasına rağmen bunun aksi şekilde hareket ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı: "Burada bu kadar aracın olması, bu kadar aracın Hindistan’a benzemesi, Pakistan’a benzemesi, geceleyin korsan taşımacılıklar yapılmasının sebeplerinden sonra 2025 yılının Ocak ayında alınan kararla ne yapıldı? Dediler ki, ’ Burada aldığımız kararlara istinaden artık araç modellerinin yenilenmesi, güvenlik, korsan taşımacılığın önüne geçilmesi ve yük taşımacılığının saatlerinin belirlenmesi için bir yönergelerde değişikliğe gidildi.’ Bu değişikliklerle beraber 2025 yılının 6 Ocak’ında 2025’e 1-4 UKOME kararıyla burada bahsettiğim sebeplerden dolayı araç modellerinin L2’den L6 ve L7 şekline dönüştürülmesi öngörüldü. Ve vatandaşlarımıza da dendi ki, ’Ey vatandaşlarımız bu kararı aldık, üstünden bir yıl geçiyor; 31 Aralık 2025 tarihine kadar da biz size müsaade ediyoruz, bu değişim ve dönüşümünüzü gerçekleştirin.’ Ama bugüne kadar UKOME’den çıkan kararların tamamına yakını oy birliğiyle alınmış kararlar. Yani kimsenin burada ’Benim haberim yoktu, benden habersiz yapıldı’ söylemleri çok doğru ve hakkaniyetli değil. Buna karşılık da yine 2025 yılında bu UKOME toplantısına Adalar’dan gelen talepler doğrultusunda bir yandan sayısı 18 bine kadar çıktığı söylenen araçların azaltılması ve esnafın araçlarının modellerini düşürmesi gündemdeyken; yine Adalar Belediyesi’nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin UKOME meclisinde de ’ Siz bir yandan araç azaltmaya çalışıyorsunuz bir yandan da 361 tane de yeni öneride bulunuyorsunuz’ diyerek bu reddediliyor."
Ankara MHP Grup Başkanvekili Kılıç: "Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, "Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir" dedi. Meclis’te parlamento muhabirleriyle bir araya gelen MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Partisinin Meclis Başkanlığına sunduğu Öğretmenlik Mesleği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkındaki soruya Kılıç, "Şu anda Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda. 2023, 2024 ve 2025’teki öğretmenlerimizin yoğun talepleri üzerine hazırlanmış bir kanun teklifi. Zaten genel başkanımız da birkaç kez konuşmalarında 2023 ve 2024 yılındaki mağdur öğretmenlerimizle ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Onunla da görüşerek böyle bir kanun teklifi hazırladık. Gelişmeleri takip ediyoruz. Süreç işliyor. Olumsuz bir durum yok. Komisyonda bekliyor" cevabını verdi. "Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir" MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in görevden ayrılmasına ilişkin soru üzerine Kılıç, "Her şey normal. Biz partide çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu ilk defa olan bir olay değil ve ilk defa MHP’de olan bir olay da değil. Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir. Zaten İzzet Ulvi Yönter de akademik kariyerine devam edebilmek adına bir müsaade istemişti. Genel başkanımız da uygun gördü. Bunda öyle çok abartacak bir durum, farklı aranacak bir durum söz konusu değil. Her şey söylenebilir ama bunların bizimle alakası yok. Çok sıra dışı bir olay gibi göstermeye gerek yok" dedi. "Bunun üzerinde hakikaten gece gündüz kafa yoruyoruz" "Terörsüz Türkiye" süreci hakkında değerlendirmelerde bulunan Kılıç, "Bu mesele bizim birinci gündemimiz. Bunun üzerinde hakikaten gece gündüz kafa yoruyoruz. Genel başkanımız çok ciddi adımlar atıyor. Bizim önceliğimiz bu. Seçim falan değil. Ayrıca genel başkanımız Komisyon raporu doğrultusundaki yasal düzenlemelerin hızlandırılması noktasında gerek grup toplantılarında, gerekse yaptığı yazılı açıklamalarda bunu ifade ediyor. Biz hala aynı kararlılığımızdayız. Hızlandırılması konusunda görüşmeler gerek basına açık gerekse kulislerde devam ediyor. Bir an önce olmasını istiyoruz" diye konuştu.