GÜNDEM - 08 Nisan 2023 Cumartesi 11:13

75 kilometrelik fay 7.2 büyüklüğünde deprem üretecek

A
A
A
75 kilometrelik fay 7.2 büyüklüğünde deprem üretecek

Bingöl Üniversitesi Enerji Çevre ve Doğal Afet Araştırmaları Merkezi Müdürü doktor Kenan Akbayram, ''Yedisu fayı adını verdiğimiz Bingöl’ün Kuzey Anadolu fay zonunun geçtiği bölümlerinde bulunan bir fay. 75 kilometrelik bir fay bu, 7.2 büyüklüğünde deprem üreteceği hesaplandı” dedi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerinin ardından yer bilimcilerin işaret ettiği Bingöl’de çeşitli çalışmalar yapan Bingöl Üniversitesi Enerji Çevre ve Doğal Afet Araştırmaları Merkezi Müdürü doktor Kenan Akbayram, Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde bulunan Yedisu fayına dikkat çekti. 75 kilometrelik fayın 7.2 büyüklüğünde bir deprem üreteceğini hesapladıklarını aktaran Dr. Akbayram, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Akbayram, “Bingöl’ün sismik tehlikeleri yüksek, çok sayıda fayı var. Bu fayların bir kısmının önümüzdeki dönemde deprem üreteceğini düşünüyoruz. Daha doğrusu bilimsel verilerimiz bunu gösteriyor. Bunlardan en önemlisi bizim Yedisu fayı adını verdiğimiz Bingöl’ün Kuzey Anadolu Fay zonunun geçtiği bölümlerinde bulunan bir fay. Bu fay deprem üretirse 75 kilometrelik bir fay bu, 7.2 büyüklüğünde deprem üreteceği hesaplandı. Bu deprem Bingöl merkezde, ilçelerinde ve çevre şehirlerde etkili olabilecek bir deprem olabilir. Hazırlıklarımız doğrultusunda da bu etki azalabilir, hazırlanmazsak artabilir. Bunun yanında Bingöl içerisinde bazı başka faylar var, davranışlarını çok iyi bilmiyoruz ama aktif olduklarını biliyoruz. Bunlardan bir tanesi Palu ile Bingöl arasındaki literatürde Gökdere segmenti diye geçen Doğu Anadolu fay zonunun parçası. Bu fayda son 160 yılda kırılmadığını bildiğimiz tek fay parçası. Dolayısıyla burası sismik boşluk dediğimiz bir yer, depremi yaşayacak bir yer. Nazimiye’den gelen bir fay zonu var maalesef. Nazimiye-Karakoçan’ı kat ediyor, Bingöl’e geliyor. Onun da deprem davranışı hakkında çok bilgimiz yok. Bunun dışında Bingöl’ün kuzey ilçelerinde maalesef fay var. Genç ilçemizde yeni tespit ettiğimiz bir fay var” diye konuştu.

''Bingöl’ün zemini üzerinde çalışıyoruz''

Birçok üniversitenin destekleriyle Bingöl’ün zemini üzerine çalışma yaptıklarını belirten Dr. Akbayram, ''Peki bu fayları böyle bekleyecek miyiz, hazırlanmıyor muyuz? Aslında hazırlanıyoruz. TUBİTAK desteğinde Bingöl Üniversitesi, Tunceli Munzur Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, MTA ortaklığında bir proje yürütüyoruz. Bu projede deprem zararlarını azaltmak için sismik tehlike analizleri yapıyoruz. Yani Bingöl’ün zeminini çalışıyoruz, dinamik parametlerini çalışıyoruz. Proje bir yıldır yapılıyor. Projede iki jeofizik yöntemin bölgesel sonuçlarını aldık. Elimizde iyi bir veri tabanı var. Üçüncü bir jeofizik yöntem uygulayacağız bu yaz. O yöntem uygulandıktan sonra Bingöl’ün dinamik parametleri, dinamik haritaları çıkacak. Bu zemin dinamik haritalarının üzerine Bingöl Üniversitesinde yapılan bazı inşaat mühendisliğine yönelik doktora tezleri var. Bu doktora tezlerinin önemi, buradaki hasar görebilirliği çalışması. Bu tezler de Diyarbakır Dicle Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesinde yapıldı. Birisi bitti, birisi de bitmek üzere. Yani Bingöl’ün riskli binalarını tehlike analizlerimizi de dahil ederek tespit edebiliyor durumdayız. Bu bize şu şansı veriyor, bunu yaptığımız zaman zayıflıklarımızı net bir şekilde ortaya koyabiliyoruz, nereler zayıf, nerelerin yıkılma riski var olası depremlerde, nereleri dönüştürmemiz, nereleri güçlendirmemiz, nereleri yıkmamız gerektiğini öğrenmiş olacağız. Ve biz bunu kamu kurumlarıyla da sonuçlarımızı paylaşacağız” şeklinde konuştu.

''Bingöl’de 8 büyüklüğünde bir deprem olacağına dair hesap yok''

Bingöl’de 8 büyüklüğünde bir deprem beklemediklerini aktaran Dr. Akbayram, “Basında çok ciddi dezenformasyon olabiliyor. Bunun nedenini ben anlıyorum. Şuan herkeste bir deprem korkusu var. Maalesef çok sayıda insanımız 2 ay önceki depremlerde vefat ettiler. Çok sayıda bina, çok sayıda şehrimiz etkilendi. Fakat Bingöl’de 8 büyüklüğünde bir deprem beklendiğine dair söylenti gelişti ve bu da bana adreslendi. Böyle bir ifadem yok. Bu ifade bir takım sorunlardan kaynaklı oluşmuş olabilir. Bingöl’de 8 büyüklüğünde bir deprem olacağına dair hesap yok'' ifadelerini kullandı.

Muhammet Ali Çiftçi
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Eskişehir Şehir Hastanesi Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği hizmete başladı Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yeni açılan Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği’nde görevli Psikiyatri Uzmanı Dr. Nihal Türkel, ’davranışsal bağımlılık’ kategorisinde yer alan kumar ve oyun bağımlılığı gibi hastalıklarla ilgili bilgilendirmede bulundu. Eskişehir Şehir Hastanesi Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla hizmete başladı. Poliklinikte görevli Psikiyatri Uzmanı Dr. Nihal Türkel, uzun süreli takiplerle hastalara psikoterapi hizmeti sunmayı planladıklarını belirterek davranışsal bağımlılıklarla ilgili detaylara değindi. Dr. Türkel, "Kumar, internet, sosyal medya, oyun, alışveriş ve sürekli yeme ’davranışsal bağımlılık’ kategorisinde yeni yeni değerlendirilmeye başlanmış bir alan. Aynı zamanda, önümüzdeki yıllarda psikiyatri literatüründe daha fazla araştırmaya açık bir alan. Ancak bu yeni olmasına karşın toplumda sıklığı da o derecede artmış bir durumda" dedi. "Uzun süreli takiplerle hastalarımıza psikoterapi hizmeti sunmayı planlıyoruz" Kumar bağımlılığının ’davranışsal bağımlılık’ kategorisinde yer aldığını söyleyen Dr. Türkel, "Yakın dönemde psikiyatrik bir hastalık sınıfına girmeye başladı. İnsanların mesleki ve sosyal hayatını bozacak derecede kumar oynama/arama davranışı bir bağımlılık sınıfına girer. Kumar bağımlılığının ana mekanizması dopamin sistemi üzerinden çalışan ödül haz mekanizmasına dayalıdır. Bu konuda belirgin bir farmakolojik tedavi bulunmamakla birlikte, psikoterapinin etkili olduğu gözlenmiştir. Zaten biz de Davranışsal Bağımlılık Polikliniğimizde uzun süreli takiplerle hastalarımıza psikoterapi hizmeti sunmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Oyun oynamak tek başına zararlı bir alışkanlık değil, hatta faydaları var" Sözlerinin devamında oyun oynama bağımlılığına da değinen Dr. Türkel, şöyle konuştu: "Aslında oyun oynama 1960’lardan beri bilgisayarların gelişmesiyle başlamakla birlikte, son yıllarda konsol oyunlarındaki yükselişle arttı. Oyun oynamak tek başına zararlı bir alışkanlık değil, hatta pek çok açıdan kişinin dikkat süresinin gelişimi ve strateji geliştirme adına faydaları da olan bir şey. Ancak oyun oynama davranışı ve buna yönelik arayış süresi kişinin işlevselliğini bozacak noktaya geldiyse diyoruz ki, artık bu bir bağımlılık."