DÜNYA - 22 Ocak 2026 Perşembe 23:32 | Son Güncelleme : 22 Ocak 2026 Perşembe 23:35

ABD’den en az 25 milyar dolarlık "Yeni Gazze" planı

A
A
A

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) Gazze Şeridi’nin yeniden inşası sürecine ilişkin en az 25 milyar dolarlık "Yeni Gazze" planını duyurdu.

İsviçre Alpleri’ndeki Davos kasabasında gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) ABD Başkanı Donald Trump’ın kurduğu Barış Kurulu’nun kuruluş sözleşmesinin imzalanmasının ardından konuşma gerçekleştiren Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kushner, "En önemli şey başlık güvenlik olacak. Açıkçası, gerilimi azaltmanın bir yolunu bulmak için İsraillilerle çok yakından çalışıyoruz ve bir sonraki aşama Hamas ile silahsızlanma üzerinde çalışmak olacak. Güvenlik olmadan kimse yatırım yapmayacak, kimse oraya inşaat yapmayacak. İstihdam oluşturmaya başlamak için yatırımlara ihtiyacımız var" dedi.

Kushner, yeniden inşa çalışmalarına yönelik ilk planlarından bahsederken, "Başlangıçta, özgür bir bölge ve ardından bir de Hamas bölgesi kurmayı düşünüyorduk. Sonra da, ‘hadi yıkıcı bir başarıya hazırlık yapalım’ dedik" ifadelerini kullandı. Dinleyicilere "Yeni Gazze" olarak adlandırdığı "ana planını" gösteren bir slayt gösterisi sunan Kushner, söz konusu plan kapsamında, konut geliştirme, veri merkezleri ve sanayi parkları için ayrılmış alanları gösteren renk kodlu bir haritayı detaylandırdı. Haritada Gazze Şeridi’nin yerleşim, kıyı turizmi ve karma kullanım bölgelerine ilişkin planlar yer aldı.

Refah’ta 100 bin yeni konut

Kushner, Barış Kurulu’nun Gazze’yi dış yardıma bağımlılıktan uzaklaştırmak için "serbest piyasa ilkelerini" kullanmak istediğini belirterek, planın Refah şehrinde 100 bin yeni konutun yanı sıra "Yeni Gazze" olarak adlandırılan bölgede yüksek binalarında inşasını da içerdiğini belirtti. ABD’li diplomat, "Orta Doğu’da bu şekilde 2-3 milyon nüfuslu şehirler 3 yıl içinde inşa ediliyor. Yani bunu hayata geçirmeye karar verirsek, benzer projelerin yapılması son derece mümkün" dedi.
Kushner, Gazze’deki taraflara "iş birliği için elimizden gelenin en iyisini yapma" çağrısında bulunarak, "Herkes barış içinde yaşamak istiyor. Barışın mümkün olduğuna inanırsak, barış gerçekten de mümkün olabilir" ifadelerini kullandı.

Filistinlilerin mülkiyet haklarına değinilmedi

Kushner açıklamasında, savaş sırasında evlerini, işyerlerini ve geçim kaynaklarını kaybeden Filistinlilerin mülkiyet hakları ya da kayıplarının tazminatı gibi temel meselelere değinmedi. Açıklamada, inşa süreci sırasında yerinden edilecek Filistinlilerin nerede yaşayacağı da ele alınmadı. Kushner aynı zamanda çalışmalarının hangi kişi ve kuruluşlar tarafından finanse edileceğine de değinmedi ancak, gelecek haftalarda Washington’da, "özel sektörden yapılacak çok sayıda katkının açıklanacağı" bir konferans düzenleneceğini söyledi. Konferansa ilişkin bir detay verilmedi.

ABD’li diplomatın açıklamalarına göre söz konusu plan, Gazze’yi 2035 yılına kadar bölgesel bir ekonomik merkeze dönüştürmeyi hedefleyen çok aşamalı bir "ana planı" ortaya koyuyor. Önümüzdeki 10 yılda bölgenin geleceğine ilişkin belirlenen hedefler arasında, Gazze’nin gayrisafi yurt içi hasılasının 10 milyar doların üzerine çıkarılması ve hane başına ortalama yıllık gelirin 13 bin doların üzerine yükseltilmesi amaçlanıyor.

Altı aşamalı bir kalkınma takvimine dayanan çalışmaların, güneyden başlayıp kuzeye doğru ilerlemesi planlanıyor. İlk dört aşamada Refah ve Han Yunus’a odaklanılırken, beşinci aşamada Gazze’nin merkezindeki mülteci kamplarının geliştirilmesi hedefleniyor. Son aşama ise Gazze şehrinin yeniden inşasına odaklanılıyor.

Barış Kurulu, 25 milyar doların üzerinde kaynak harcanmasını öngörüyor

Filistinli kaynakların açıklamalarına göre Barış Kurulu, modern altyapı ve kamu hizmetlerinin geliştirilmesi için 25 milyar doların üzerinde bir kaynağa ihtiyaç duyulduğunu tahmin ediyor. Yeni ekonomiyi desteklemek amacıyla mesleki eğitim ve yeniden beceri kazandırma programlarına 1,5 milyar dolar ayrılması planlanıyor. Bu kapsamda inşaat, tarım, imalat ve dijital sektörlerde 500 binden fazla yeni istihdam fırsatı oluşturulması hedefleniyor. Ayrıca, ticari alanlar, iş merkezleri ve yerel girişimciliği teşvik etmeye yönelik hibeler için 3 milyar dolarlık ek bir yatırım fonu oluşturulması öngörülüyor.
Gazze Şeridi’ndeki çalışmaların başlayabilmesi için öncelikle yaklaşık 68 milyon ton moloz ve savaş enkazının temizlenmesi gerektiği biliniyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana "IBAN" mağduru Özlem’in babası: "Kimse, kimseye IBAN’ını vermesin" Adana’da arkadaşına IBAN’ını kullandırdığı için hakkında 20 dava açılan ve en sonunda cezaevine giren genç kızın babası Ahmet Develi, "Kızımın IBAN kullandırması doğru değil ancak bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini istiyoruz. Yeni düzenlemeler yapılacağı söyleniyor, bekliyoruz. Bu dolandırıcılığı asıl yapanlar belli, onların ceza almasını istiyoruz. Cezaevinde bile Özlem gibi mağdur çokmuş" dedi. Adana’da yaşayan 23 yaşındaki Özlem Develi, iddiaya göre 2023 yılında dershaneden arkadaşı M.D.’ye özel bir bankadan hesap açıp kullanması için verdi. Bu süreçte M.D.’nin dershaneye gelmemesinden şüphelenen Develi, 15 gün sonra karakoldan çağrılarak, hakkında dolandırıcılıktan işlem yapılıp dava açıldı. Genç kız durumu polis ekiplerine anlatıp M.D. hakkında şikayetçi oldu ve ardından bankadaki hesabını kapattırdı. M.D.’nin hesap kapatılmadan önce sosyal medya platformlarından çekiliş düzenleyip kazanan kişilerden para talep ettiği ortaya çıktı. Parayı ödeyen ancak çekilişten kazandığı ürünleri alamayan kişiler ise IBAN sahibi hakkında şikayetçi oldu. Bunun üzerine Özlem Develi, geçtiğimiz haziran ayında cezaevine girdi. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra çıkan genç kız, geçtiğimiz hafta Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir dava sonucu 4 yıl 5 ay hapis cezası ve 149 bin 960 TL idari para cezası aldı. Genç kız hakkında açılan 20 davadan 11’inin ise ülke genelindeki çeşitli mahkemelerde sürdüğü öğrenildi. 22 Ocak’ta aranması varken röportaj veren ve gözyaşlarıyla tüm Türkiye’yi ağlatan Özlem, 4 Şubat’ta ise merkez Yüreğir ilçesindeki evinde polis ekiplerine teslim oldu. Genç kız, anne ve babasıyla vedalaşıp Mersin Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na götürüldü. "IBAN" mağdurları gündem oluşturdu İHA muhabirleri tarafından yapılan Özlem Develi’nin haberinin tüm Türkiye’de geniş yankı uyandırmasının ardından IBAN mağdurları sosyal medya üzerinden gündem oluşturdu. Yurt genelinde cumhuriyet başsavcılıklarından güvenlik güçlerine kadar birçok kurum ’IBAN’ını Paylaşma, Hayatını Harcatma’ gibi duyurularla farkındalık bilgilendirmesi yaptı. Geçtiğimiz günlerde ise Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kartal İmam Hatip Lisesi Meclis Simülasyonu programında IBAN dolandırıcılığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tunç, "IBAN hesap numaranızı bir başkasına para karşılığında veremezsiniz. Neden veriyorsunuz? Verdiğinizde o paranın nereden geldiğini sorgulamak zorundasınız. Sebepsiz yere hesabınıza para geliyorsa ve siz hesap numaranızı paylaşıyorsanız, dolandırıcılığa maruz kalabileceğinizi düşünmeniz gerekir" diye konuştu. "Cezaevinde Özlem gibi mağdur çokmuş" Kızının tutuklanmasının ardından İHA’ya açıklamalarda bulunan baba Ahmet Develi, "Kızım böyle bir hata yaptı, menfaat ve çıkar ilişkisi yoktu, kızım iyi niyetinin kurbanı oldu. Biz zor durumda bu süreci atlatmaya çalışıyoruz. Kimse, kimseye IBAN’ını kullandırmasın. Kızım için ve diğer mağdurlar için inşallah iyi bir sonuç bekliyoruz. Düzenleme yapılacak deniyor, bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Haberlere çıkmalarının ardından kendilerine birçok mağdurun ulaştığını da anlatan baba Develi, "Kızım gibi mağdur çok fazla. Haberlerden sonra ulaşanlar oldu, 14 ay hapis yatan birisi de ulaştı, zor durumda. Kızım gibi mağdur çok. Özlem şu anda cezaevinde ve 4 ay orada kalması bekleniyor. Tek sevindiğimiz 4 ayda kızımızın çıkacak olması. Bu dolandırıcılığı asıl yapanlar belli, onların ceza almasını istiyoruz. Cezaevinde bile Özlem gibi mağdur çokmuş" diye konuştu.
Adana Çekiciyle gelen doğum günü sürprizi yüzleri güldürdü Adana’da araç çekiciliği işi yapan baba, 2 yaşındaki oğlunun doğum gününe şehir dışındaki işi nedeniyle geç kalınca, gönlünü almanın farklı bir yolunu buldu. Baba oğlunun çok istediği akülü oyuncak arabayı çekiciye yükleyip gece yarısı eve getirerek sürpriz yaptı. Çekicilik yaparak geçimini sağlayan bir çocuk babası 30 yaşındaki Muhammet Ali Namlu, oğlunun doğum gününde Kayseri’de iş çıkınca gitmek zorunda kaldı. Oğlunun doğum gününe geç kaldığı için çok üzülen baba Namlu, Hüseyin’in oyuncak araçlara olan ilgisini bildiği için, dönüş yolunda onun çok sevdiği bir oyuncak araba satın aldı. Gece saat 02.00 sularında eve dönebilen baba, aldığı oyuncağı farklı bir şekilde teslim etti. Oyuncak arabayı kendi kullandığı çekicinin üzerine yükleyen baba, sürprizi bu şekilde gerçekleştirdi. Yaşadıklarını anlatan Muhammet Ali Namlu, "Kayseri’de iş çıktı, acil oraya gitmem gerekti. Çocuk, başkalarında araba görünce istiyordu. Gece iş dönüşü eve geç kaldım. Oğlumun çok sevdiği arabayı alarak ona sürpriz yapmak istedim. Arabayı çekicinin üzerine yükledim ve öyle getirdim. Bu şekilde görürse daha mutlu olur diye düşündüm. Gece yarısı getirebildim, çok mutlu oldu. Arabadan inmedi, hatta aldığımız gün içinde uyudu" dedi. Doğum gününe katılamadığı için üzgün olduğunu belirten Namlu, "Doğum gününe yetişemediğim için iş dönüşü gece 02.00’de çekiciyle getirdim arabasını. Çok mutlu olduğunu düşünüyorum. Çekici olunca nakliyeci tutmayalım dedim. O yüzden çekiciye yükleyip getirdim" diye konuştu. Gece yarısı gelen çekici üzerindeki oyuncak arabayı gören 2 yaşındaki Hüseyin’in mutluluğu ise ailesine duygusal anlar yaşattı. Baba Namlu’nun sürprizi, hem oğlunun doğum gününü unutulmaz kıldı hem de görenlerin yüzünü güldürdü. (FKE-HİV-
Gümüşhane Sadak Baraj Gölü buz tuttu Gümüşhane’nin Kelkit ilçesindeki Sadak Baraj Gölü, dondurucu soğuklarla birlikte buzla kaplandı. Kelkit ilçesi Sadak köyü sınırlarındaki Sadak Baraj Gölü, hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle tamamen buz tuttu. Kalınlığı yer yer 20 santimetreyi bulan buz tabakasıyla baraj gölü kış manzarasına büründü. Kar ve buzla kaplanan Sadak Barajı sakin atmosferiyle doğa tutkunlarının ilgisini çekerken, bölgeye gelen iki balıkçı da buz tutan gölde motorlu testereyle açtıkları deliklerden oltalarını suya bıraktı. "Korkutucu ama bizim için vazgeçilmez bir tutku" Baraj gölüne balık tutmanın yanında doğanın ve manzaranın keyfini çıkarmak için geldiklerini ifade eden Soner Bayram, "Boş zamanlarımızda arkadaşımla birlikte buraya gelip balık tutmaya çalışıyoruz. Balık tutmak bizim için bir keyif, bir tutku. Aynı zamanda huzur veriyor. Adrenalin sevenleri de buraya davet edebilirim. Biraz korkutucu olabilir ama bizim için vazgeçilmez bir tutku, bundan kopamıyoruz. Hava soğuk, buz kalınlığı yaklaşık 20 santimetre. Nasibimizi bekliyoruz. Balıkçılık gerçekten bir tutku işi. Burası yaklaşık bir ay önce buz tuttu ve bir ay kadar daha böyle devam eder. Sonrasında buzlar çözülmeye başlar. Biz yaz kış buraya geliyoruz. Kışın burada oturup çayımızı demliyor, keyif yapıyoruz. Yazın da ayrı bir güzelliği oluyor. Nasibimiz olursa balığımızı tutup gidiyoruz. Bu bizi mutlu ediyor. Aslında buraya sadece balık için değil, huzur ve keyif için geliyoruz. Biraz da heyecan arıyoruz. Düşme korkusu, balık tutup tutamama ihtimali. Ama hepsinden önemlisi buranın doğası ve manzarası bizi cezbediyor" dedi. "Buzların kırılmasından korkmuyoruz" Balık tutmanın kendisi için büyük bir zevk olduğunu ve bu nedenle buzların kırılmasından korkmadığını dile getiren Alperen Sevinç, "Sadak bizim için bir yaşam tarzı. Doğası ve muhteşem manzarasıyla gelip burada doğayla iç içe balık tutuyoruz. Balık bizim için vazgeçilmez bir zevk. Buzlar bile bizi durduramıyor. Buz ne kadar ince olursa olsun aksiyonu seviyoruz. Kırılma korkumuz yok. Gelip burada balığımızı tutuyor, stresimizi atıyoruz. Şehrin boğucu havasından uzaklaşıp doğayla buluşmak bize mutluluk veriyor. Tuttuğumuz balıkları da evde ya da köyümüzde pişirip afiyetle yiyoruz. Korkmuyoruz, çünkü doğaya alışığız. Doğaya alışık olmayan insanlar korkabilir. Kısacası aksiyonu seviyoruz, buzun kırılmasından da korkmuyoruz. Hiçbir şey bizi yıldıramaz" diye konuştu.
Samsun OMÜ’de ilk kez ameliyatsız "Mandallama" operasyonu gerçekleştirildi Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Kardiyoloji Anabilim Dalı, kalp sağlığı alanında önemli bir ilke imza attı. Üniversitenin kateter laboratuvarlarında, ileri derecede mitral kapak yetersizliği bulunan ve ameliyat riski yüksek olan hastalara yönelik ilk kez ameliyatsız "mandallama" (MitraClip) yöntemi uygulandı. Dünyada 2014 yılında onaylanan ve Türkiye’de bugüne kadar genellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük merkezlerdeki seçilmiş hastalara uygulanan bu tedavi yöntemi, artık Samsun’da da hayata geçirildi. İşlem, açık kalp ameliyatı olamayacak kadar veya cerrahi riski çok yüksek olan hastalar için hayati bir alternatif sunuyor. Güçlü bir ekip çalışması Hastanenin Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Metin Çoksevim ve ekibinin öncülük ettiği bu zorlu operasyonlarda, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Medical Park Florya Hastanesi’nden gelen tecrübeli isimler Prof. Dr. Hakan Uçar ve Doç. Dr. Sinem Özyılmaz da yer alarak destek verdiler. Prof. Dr. Mahmut Şahin ise bu girişimin üniversite ve hastalar için hayırlı olmasını dileyerek ekibe desteklerini sundu. Hastanın konforu ve işlemin başarısı için büyük önem taşıyan Prof. Dr. Deniz Karakaya ve Doç. Dr. Sezgin Bilgin liderliğinde anestezi ekibi de operasyon boyunca kardiyoloji ekibiyle omuz omuza çalışarak sürecin sorunsuz ilerlemesini sağladı. Yaşam kalitesini artıran teknoloji Tıbbi literatürde "Transkateter Uçtan Uca Tamir" (TEER) olarak da bilinen bu yöntem hakkında bilgi veren uzmanlar, işlemin hastaların yaşam kalitesini artırdığını, hastaneye yatış sıklığını düşürdüğünü ve ölüm oranlarını azalttığını vurguladı. İlk etapta iki vakanın alındığı laboratuuvarda, işlemlerin başarıyla sonuçlanması ve bu tedavinin bölgedeki hastalar için standart bir hizmet haline gelmesi hedefleniyor. (FAU