DİĞER SPORLAR - 28 Haziran 2018 Perşembe 12:33

Akdeniz Oyunları’na Türk güreşi damgası

A
A
A
Akdeniz Oyunları’na Türk güreşi damgası

İspanya’nın Tarragona kentinde düzenlenen 18. Akdeniz oyunlarına Türk güreşi damga vurdu.

18. Akdeniz Oyunları’na Greko-Romen, Serbest ve Kadınlarda toplam 14 sporcuyla giden Türk Milli Takımı 13 madalya kazandı. İlk olarak grekoromen stilde 2 Altın ve 2 bronz madalya kazanan güreşçiler, serbest stilde de 2 altın 1 gümüş ve 1 bronz madalyanın sahibi oldu. Erkeklerde toplam 8 madalyaya ulaşan Güreş Milli Takımı Kadın Sporcuları adeta destan yazdı. 4 altın bir gümüş madalya
kazanan güreşçiler toplam madalya sayısını da 13’e çıkarttı.

"OLİMPİYATLARA DAMGA VURAN BİR ÜLKE OLACAĞIZ" 

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Musa Aydın, bu yıl katıldıkları tüm şampiyonalarda madalya rekoru kırdıklarını belirterek, “Avrupa şampiyonalarında tüm yaş kategorilerinde madalya rekorları kırdık. Akdeniz Oyunları’na da tüm sikletlerde madalya hedefi ile gelmiştik. 14 sporcu ile geldiğimiz 18. Akdeniz Oyunları’nda 13 güreşçimiz madalya kazandı. Sadece 1 güreşçimiz madalya alamadı ama o da 5. oldu. Üstelik madalyaların 8 tanesi altın madalya. Her zaman söylüyorum güreş Türk sporunun lokomotifi. Amacımız bu başarılı çıkışımızı sürdürüp, tıpkı 2016 Rio’da olduğu gibi 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda da da Türkiye’nin en başarılı branşı olmak. Önemli olan kalıcı başarılar elde etmek. Bunun için YİBO ve Güreş Liseleri ile alt yapıdan yetenekli sporcular yetiştirip ilerleyen yıllarda tüm olimpiyatlara damga vurmak istiyoruz. Burada mücadele eden tüm sporcularımızı ve teknik heyetimizi yürekten kutluyorum. Her zaman yanımızda olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a da desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’de sokak hayvanlarını kısırlaştırma ve sahiplendirmede rekor artış Denizli Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Barınma ve Rehabilitasyon Merkezi, 2026’nın ilk dört ayında kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmalarında dikkat çeken bir başarıya imza attı. Verilere göre, kısırlaştırmada yüzde 214, sahiplendirmede ise yüzde 38’lik artış görüldü. Sokak hayvanlarına yönelik daha modern ve konforlu şartlarda hizmet sağlayan tesis, bakımdan tedaviye, eğitim çalışmalarından, serbest gezi parkurları ve dinlenme alanlarına kadar birçok yönüyle Türkiye’ye örnek oluyor. Tesiste 2026 yılının ilk dört ayında kısırlaştırma çalışmaları önemli ölçüde hız kazandı. Kısırlaştırılan kedi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50 artarak 853’ten 1283’e yükselirken, köpek sayısı yüzde 43 artışla 1361’e ulaştı. Toplam kısırlaştırma sayısı ise yüzde 46 artarak 2644 oldu. Yıllık ortalamalara bakıldığında da artışın sürdüğü görülüyor. 2024 yılında aylık ortalama 211 olan toplam kısırlaştırma sayısı, 2026’da 662’ye çıkarak yüzde 214’lük artış kaydetti. Sahiplendirmede dikkat çeken sıçrama Sahiplendirme çalışmalarında ise çok daha çarpıcı bir tablo ortaya çıktı. 2025’in ilk dört ayında 204 olan toplam sahiplendirme sayısı, 2026’da yüzde 136 artışla 482’ye yükseldi. Özellikle köpek sahiplendirmelerinde yaşanan yüzde 235’lik artış (86’dan 288’e) dikkat çekerken, kedi sahiplendirmeleri de yüzde 64 artışla 194’e ulaştı. Aylık ortalamalarda da artış sürerken, toplam sahiplendirme sayısı 2026’da 121’e çıkarak önceki yıllara göre yüzde 38 yükseldi. Rehabilitasyon artıyor, ihbarlar azalıyor Rehabilite edilen sokak hayvanı sayısı artışını sürdürürken, ekiplerin müdahale ettiği ihbar sayısında düşüş yaşandı. 2026’nın ilk dört ayında ihbar sayısı yüzde 40 azalarak 9215’ten 5491’e geriledi. Yıllık ortalamada ise düşüş yüzde 53’e ulaştı. Bu tablo, sahadaki sorunların daha hızlı ve planlı şekilde çözüldüğüne işaret ediyor. "Kalıcı ve sürdürülebilir bir sistem kuruyoruz" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, elde edilen verilerin sahadaki karşılığını net bir şekilde gördüklerini belirterek, "Amacımız yalnızca geçici çözümler üretmek değil, sokak hayvanları konusunda kalıcı ve sürdürülebilir bir sistem kurmak. Kısırlaştırma çalışmalarımızı artırarak kontrolsüz çoğalmanın önüne geçiyoruz. Aynı zamanda sahiplendirme kampanyalarımızla can dostlarımızı sıcak yuvalarla buluşturuyoruz. Elde ettiğimiz bu veriler, doğru yolda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.
Ordu Ordulu çilingir ustası, 53 yıldır mesleğini sürdürüyor Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşayan çilingir ustası Zekeriya Şentürk, meslek hayatı yarım asrı aşsa da ilk günkü heyecanıyla çalışmaya devam ediyor. Altınordu ilçesinde 1973 yılında açtığı iş yerinde çilingir ve anahtarcı olarak hizmet veren Şentürk, aradan geçen 53 yılın ardından mesleğini ilk günkü sevgisiyle sürdürüyor. Meslek hayatı boyunca binlerce kilitli kapıyı açan, on binlerce anahtar çekimi yapan Şentürk, mesleğe ilk başladığı yıllarda makinelerin olmadığını, tüm anahtarları el işçiliğiyle yaptıklarını söyledi. Şentürk, meslekte zanaatın ve el işçiliğinin önemli olduğunu, şartların el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğini belirtti. "Tüm anahtarları elimizde üretirdik, tesviyecilik ve gerçek çilingircilik buydu" Mesleğe başladığı dönemlerde hazır anahtar kalıplarının bulunmadığını anlatan Şentürk, o yıllarda tüm işlemlerin tamamen el emeğiyle yapıldığını ifade ederek, "Aslında tesviyecilik, çilingircilik budur. Ama şimdi hazır anahtarlar geliyor, işlemesi mevcut makinelerde yapılıyor. 1970’li yıllarda biz bu anahtarları elimizde yapardık. Gün geçtikçe farklı makineler çıktı, biz de tüm anahtarları burada işleyebiliyoruz. Eskiden el marifeti vardı, şimdi makineler konuşuyor" dedi. "Hizmet vermeye devam edeceğiz" Sağlığının el verdiği sürece mesleğini sürdürmeyi düşündüğünü aktaran Şentürk, "Eşimizden, dostumuzdan Allah razı olsun, onlar bizi bırakmak istemiyor, biz de onları bırakmayacağız. Gidebildiğimiz yere kadar hizmet vermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Bolu Öğrenciler çoksesli koroda yeteneklerini keşfediyor Bolu’da 47 ortaokul öğrencisi, müzik aleti ve dış ses kullanmadan sadece kendi seslerini kullandığı bir çoksesli koro oluşturdu. 3 yıldır aralıksız çalışmalarına devam eden çok sesli koro ekibi, Türkiye genelindeki birçok yarışmadan ödüllerle döndü. Bolu 100. Yıl Ortaokulu’nda müziğe gönül veren 47 öğrenciden oluşan çoksesli koro ekibi, başarılarıyla okulunu temsil ediyor. Koroda, ekipman ve dış ses kullanmayan öğrenciler yeteneklerini gösteriyor. ‘Harmoni 100’ adıyla çalışmalarını sürdüren koro, katıldığı yarışmalarda elde ettiği derecelerle okuluna ödüller kazandırmaya devam ediyor. Okulun müzik öğretmeni ve koro şefi Ceyda Bakkalbaşı öncülüğünde yaklaşık 3 yıldır faaliyet gösteren koro, öğrencilerin müzikal yeteneklerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. ‘Harmoni 100’ korosu, önümüzdeki günlerde İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek çoksesli çocuk korosu yarışmalarına katılmaya hazırlanıyor. Koroda yer alan öğrenciler, bu çalışmalar sayesinde müziğe olan ilgilerinin arttığını ifade etti. "Türkiye’de çok sesliliğe doğru bir evrimleşme var" Ülke genelinde yaş fark etmeksizin tüm insanların korolara dahil olmak istediğini belirten müzik öğretmeni Ceyda Bakkalbaşı, "5 yıldır okulda görev yapıyorum. Son 3 yıldır da okulumuzda koro faaliyetleri yürütmekteyiz. Koronun adı ‘Harmoni 100’, okulumuzda 100. Yıl isminin olması nedeniyle öğrencilerimizle beraber böyle bir isim belirledik. 3 yıldır Bolu 100. Yıl Ortaokulu olarak faaliyetlerimize devam ediyoruz. Elimizden geldiğince yurt içinde yapılan festivallere katılım sağlamaya çalışıyoruz. Bu sene 11’incisi düzenlenen Sansev Uluslararası İstanbul Çoksesli Korolar Festivali’nde 7 Mayıs Perşembe günü sahnede olacağız. Türkiye Korolar Şenliği, bu sene 26’ncısı düzenleniyor. Türkiye’de çok sesliliğe doğru bir evrimleşme var. Bir hareket var. İnsanlar koroya katılmak istiyor" dedi. "Koro benim stres atma sebebim oldu" Koronun stres attırdığını aktaran 6. sınıf öğrencisi Işıl Kılıç, "Ben ilkokuldayken müzikle çok ilgilenmezdim. Öğretmenim bize çalgı çalmayı öğretmeye çalışırdı ama ben çok uğraşmazdım. Ortaokula başladığımdan beri Ceyda hocam sayesinde koroyu ve müziği çok sevmeye başladım. Bundan sonra hayatımı müziğe göre şekillendirmek istiyorum. Beyin cerrahı olmak istiyorum ama müziği bırakmak istemiyorum. Notlarıma çok takılan bir insandım, koro benim stres atma sebebim oldu" şeklinde konuştu. "Ben de Ceyda hocam gibi müzik öğretmeni olmak istiyorum" Müziğin hayatını etkilediğini ve müziğe karşı ilgi duymaya başladığını ifade eden 8. Sınıf öğrencisi Sümeyye Sevgili, "Ben iki yıldır koroya geliyorum. Müzik hayatımı daha çok etkiledi. Koronun hayatıma daha iyi bir yönü oldu. Müzikle daha çok iç içe oldum. Lisede güzel sanatlara geçmeme etki edecek. Daha sonra da müzikle ilgilenmeyi düşünüyorum. Ben de Ceyda hocam gibi müzik öğretmeni olmak istiyorum" diye konuştu.