GÜNDEM - 27 Ağustos 2012 Pazartesi 23:26

"Apaydın değil Kapkaranlık bir kamp olduğunu düşünüyoruz"

A
A
A
"Apaydın değil Kapkaranlık bir kamp olduğunu düşünüyoruz"

Hatay’ın Apaydın Köyü’ndeki çadır kampına alınmayan CHP Parti Meclis Üyesi ve Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, “Bu kampın asli niteliği kamuoyunu aydınlatmış ve ferahlatmış değil. Biz hala Apaydın kampının 'kapkaranlık' bir kamp olduğunu düşünüyoruz” dedi.

TUNCER CENGİZ
İSTANBUL

Suriye ordusundan kaçan subayların barındığı Hatay’ın Apaydın köyündeki çadır kampına alınmayan CHP heyetinde yer alan CHP Parti Meclis Üyesi ve Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, Hatay’daki gözlemleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Atatürk Havalimanı VIP Salonu’nda bir basın toplantısı düzenleyen Güneş, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamalara da değindi.

Güneş, “Bülent Arınç ‘neden generallerin bulunduğu kampa gidiyorlar da haklın bulunduğu kampa gitmiyorlar. Generaller insan değil mi?’ diye açıklamalarda bulundu. Biz oraya generallerin olduğunu bile bile gitmedik ki. Bu kampla ilgili bir takım iddialar var gidip görelim dedik. Bizim için bütün insanlar eşit ve aynıdır. Statüsü ayrı diyorlar, bunun statüsünün neden ayrı olduğunu ve Türkiye’nin böyle bir Birleşmiş Milletler anlaşmasında imzası olup olmadığını bunu açıklamış değiller. Yine aynı biçimde bu kampın asli niteliği kamuoyunu aydınlatmış ve ferahlatmış değil. Biz hala apaydın kampının kap karanlık bir kamp olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın açıklamalarına üzüldüğünü ifade eden Güneş, “Oradaki subayların ve orada kalan mültecilerin can güvenliği açısında CHP heyetinin ziyareti uygun görülmemiş. Bizim can güvenliğini tehdit edecek bir konumumuz mu var ne ayıp şey. CHP heyetinin oradaki mültecilerin can güvenliğini tehlikeye sokacağını mı düşünüyorlar. Bunu söylemek hakikatten ayıptır. Ben bir başbakan yardımcısına bunu yakıştıramadım. CHP heyeti iyi niyetli değil diyor Sayın Bülent Arınç! Bizim neremiz kötü niyetli… Türkiye toprakları içerisinde bulunan bir sığınma kampını ziyaret etmemiz ne bakımdan kötü niyetli olabilir ki. Bugün ki açıklamalar CHP’yi tatmin etmediği gibi kamuoyunu da aydınlatmadı” diye konuştu.

Düzenlenen bir panel için Hatay’a gittiklerini belirten ve gitmişken Suriye halkının bulunduğu mülteci kamplarını da ziyaret etmek istediklerini vurgulayan CHP’li Güneş, “Hatay Valisi’nden izin istedik ama iznin AFAD tarafından verildiğini söyledi. AFAD yetkilileri Ankara’daki AFAD Daire Başkanlığı’ndan bir yazılı izin almasını gerektiğini bize bildirdi. Bizde CHP olarak yazılı izin istedik ve bu izni aldık ve istediğimiz mülteci kampını ziyaret edebileceğimiz söylediler. Ben ilginç olacak diye Apaydın’daki kampı istedim ve bunun Ankara’daki AFAD Daire Başkanına söyledim. Oda bana bu ziyaretin mümkün olmayacağını bu yetkinin Başbakanlık Müşavirinde olduğunu bana söyledi. Görüşmeler sonrasında Apaydın’daki mülteci kampına gitmemizin doğru olmayacağını ve iznimizin olmadığını söylediler. Bende onlara ‘can güvenliği tehlikesi varsa açıkça söyleyin’ dedim. Onlar bize burasının özel bir kamp olduğunu bu kadar büyük bir heyetle gitmemizin doğru olmayacağını ve oradaki mültecilerin can güvenliğinden açısından doğru olmayacağını söylediler. Bende onlara ‘Ben zaten mültecilerle görüşmek istemiyorum, ben hangi kampa gidersem gideyim mültecilerle temas ta bulunmayacağım doğrudan yetkililerle bilgi almak istiyorum’ dedim. Hatta basın mensuplarını da içeri almayalım o şartlarda da dahi olmayacağı söylendi” dedi.

Güneş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mültecilerin farklı niteliklere göre ayrı kamplara konulması nedeni anlaşılamamış. Bir ülkeye girdiğin zaman bir mülteci artık mültecidir. Onun hangi meslekten olduğunun bir önemi yoktur. Daha önce subaydır, bakkal olması, işçi olması onu farklılaştırmaz. Türkiye cumhuriyetine mülteci olarak girmiş birisi artık sığınmacıdır. Deniyor ki mülteci kampındakilerin bu gelenlerle görüşme konusunda oluru alınması gerekiyor. Ben onların hiç birine görüşme talebinde bulunmadım ki. Doğaldır adam iltica etmiştir, sığınmıştır kendisini korumak istiyordur, kimseyle münasebete girmek istemiyordur. Ben yetkililere mültecilerle görüşmeyeceğimi ve basın mensuplarını içeriyi sokmayacağımı söyledim yine kabul etmediler. Bir milletvekilinin o kampın ne halde olduğunu yetkililerden dahi bilgi alacak kadar saklıyorlar. Bu kampta neler olduğu daha henüz aydınlatılmış değil. Bu kampın farklı olduğunu Türk kamuoyu daha yeni öğrendi. Bizim bu girişimiz sayesinde farklı bir mülteci kampı ortaya çıktı. Diğerlerinden farklı olduğunu onlarda kabul ettiler. Dünyanın hiçbir yerinde bir milletvekili kendi ülkesinde bulunan bir sığınma kampına göremez diye bir uluslar arası hüküm yoktur. Varsa Sayın Dışişleri Bakanı gelsin açıklasın.”

CHP Milletvekili Güneş, “Batı medyasında uzun süredir Türkiye’nin Suriye’de silahlı mücadele içinde olan muhaliflere destek verdiği yazıyor. Ve silah sağlandığı ve kendi sınırlarında bunlara eğitim verdiği yazıyor. Türkiye’de medyada bunlar yer almıyor ama batı medyasında yazılıyor. Bunlar doğru mu değil mi bunlar umarız doğru değildir. Bunların olup olmadığını görmek isteriz. Bunlar bizi tedirgin ediyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa başka bir ülkenin telkinleriyle başka bir ülkeye hele komşusu ile olan ilişkisini düzenlemekte olduğunu gözleniyor. Hillary Clinton’la sıklıkla görüşen Sayın Davutoğlu bir araya gelip Suriye’nin geleceğini konuşuyorlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa başka bir ülkenin iç işlerine karıştığı batı medyasında iddia ediliyor ve suçlanıyor. Daha önce Türkiye böyle suçlanmadı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa batı medyası komşusuna silah sevk etmekle yahut ta bunun yolunu açmakla suçlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa Müslüman kardeşlerimizin mezheplere bölünerek birbirini kırmasını desteklediği batı medyasında iddia ediliyor. Bunlar tabii ki vahim.”

Sığınma kampları nedeniyle bölgedeki halkın çok gergin olduğunu ifade eden CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, “Hatay’da durum çok kötü. Samimi olarak söylüyorum hani Mısır’da insan kaçırıp tekbirlerle idam edileceklerini söyleyen sakallı insanlar gördüm ve bu beni tedirgin etti. Hatay halkı çok tedirgin. Gümrükler açık ve kontrol kalmamış. Suriye halkı serbestçe girip çıkıyor Antakya’da alışveriş yapıyor geri dönüp Suriye’ye gidiyor. Bu vahim bir durum. Suriye’den gelen insanlar Hatay halkının huzuru ve rahatını kaçırmış vaziyette” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.