DÜNYADAN FUTBOL - 01 Şubat 2022 Salı 11:56

Avrupa’da ara transfer hareketli geçti

A
A
A
Avrupa’da ara transfer hareketli geçti

Avrupa’nın 5 büyük liginde ara transfer dönemi sona ererken, en yüksek bonservis ödenen futbolcu Dusan Vlahovic oldu.

İngiltere Premier Lig, İspanya La Liga, Almanya Bundesliga, İtalya Serie A ve Fransa Ligue 1 ekipleri için 2021-2022 sezonu ara transfer dönemi 31 Ocak 2022 itibarıyla sona erdi. Kış transfer döneminde en fazla bonservis ücreti Fiorentina’dan Dusan Vlahovic için ödenirken, Juventus bu transfere 81.60 milyon Euro harcadı. Avrupa’nın önde gelen bazı kulüpleri de yıldız futbolcularla kiralık olarak anlaşma sağladı.

Barcelona Adama Traore’yi renklerine bağlarken, Sevilla da Anthony Martial’ı transfer etti. Fenerbahçe’nin eski forveti Vedat Muriqi ise sezonun kalan bölümünde Mallarco forması giyecek. Premier Lig ekiplerinden Aston Villa, Coutinho transferi ile dikkat çekerken, Everton ise Tottenham’ın genç futbolcusu Delle Alli ve Manchester United’dan Donny van de Beek ile sözleşme imzaladı. Juventus’un İsveçli forveti Dejan Kulusevski ise 1,5 yıllığına 10 milyon Euro karşılığında Tottenham’a kiralandı.

Ara transfer döneminde en fazla bonservis ödenen futbolcular şu şekilde:

Dusan Vlahovic (Juventus): 81.60 milyon Euro

Ferran Torres (Barcelona): 55 milyon Euro

Luis Diaz (Liverpool): 45 milyon Euro

Bruno Guimaraes (Newcastle United): 42.10 milyon Euro

Lucas Digne (Aston Villa): 30 milyon Euro

Chris Wood (Newcastle United): 30 milyon Euro

Yuri Alberto (Zenit): 20 milyon Euro

Rodrigo Bentancur (Tottenham): 19 milyon Euro

Julian Alvarez (Manchester City): 17 milyon Euro

Romain Faivre (Olimpik Lyon): 15 milyon Euro

Kieran Trippier (Newcastle United): 15 milyon Euro

İsmail Yasin Akçın
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Ramazan’ın ilk gününde Mersin’in vazgeçilmez tatlısı kerebiçe yoğun ilgi Mersin yöresine özgü geleneksel kerebiç tatlısına Ramazan’ın ilk gününde talep arttı. Üreticilerde yoğunluk yaşanırken, hafif ve lezzetli tatlı Ramazan sofralarının vazgeçilmezleri arasında yerini almaya başladı. Ramazan ayının başlamasıyla birlikte tatlıcıların önünde yoğunluk oluşurken, üreticiler artan talebi karşılamak için yoğun mesai yapıyor. Mersin’e özgü geleneksel bir lezzet olan kerebiç, özellikle iftar sofralarında tercih ediliyor. Geçmişte daha çok Ramazan ayında üretilen kerebiç, son yıllarda yılın 12 ayı tezgahlarda yer alsa da Ramazan ayında talep belirgin şekilde artıyor. Halk arasında ‘irmik tatlısı’ olarak da bilinen kerebiç, içi fıstık veya cevizle doldurularak içli köfte şeklinde hazırlanıyor. Fırında pişirildikten sonra çöven otu köklerinden elde edilen kaymağın üzerine dökülmesiyle servis ediliyor. İsteğe göre üzerine tarçın da eklenebiliyor. Yaklaşık bir hafta dayanma süresi bulunan kerebiç için il dışından da siparişler alınırken, talepler kargo yoluyla karşılanıyor. Ramazan sofralarında yeniden yoğun ilgi gören kerebiçin kilo fiyatı ise fıstıklı bin 200 TL, cevizli ise 650 TL’den satışa sunuluyor. "Kerebiç Mersin’in meşhur Ramazan tatlısıdır" Mersin’de yaklaşık 30 yıldır kerebiç satan Yasemin Sekmen, kerebicin Mersin’e özgü bir tatlı olduğunu vurgulayarak, "Kerebiç Mersin’in meşhur Ramazan tatlısıdır. Ramazanlarda daha çok tercih edilen bir tatlıdır. Kerebicin kaymağı çöven bitkisinden yapılıyor. İçerisinde yumurta, süt bulunmamaktadır. İçli köfteye benziyor, içerisinde Antep fıstığı ya da ceviz bulunmaktadır. İkisi bir bütün, kaymakla bir bütün olmaktadır" diye konuştu. "Mersin’in vazgeçilmez tatlısıdır" Ramazan’ın ilk günü olması nedeniyle yoğun bir talep olduğunu belirten Sekmen, "Halkımız kerebiç hafif bir tatlı olduğu için iftarını kerebiç ile açacak. Mersin’in vazgeçilmez ve her sofrada olan bir tatlısıdır" dedi.
İstanbul "Oruç, zihinsel berraklığı artırıyor" Orucun beyinde bazı biyolojik değişimlere yol açtığına değinen Psikolog Dilara Dalyan, "Orucun ilk günlerinde vücut glikoz depolarını kullanır. Yaklaşık 3-4 gün sonra yağ yakımı başladığında beyin alternatif bir enerji kaynağına geçer. Bu süreç, bireyde zihinsel berraklık ve farkındalık hissinin artmasını sağlar. Ayrıca, oruç nedeniyle oluşan açlık beyinde BDNF (Beyin Türetilmiş Nörotrofik Faktör) adlı proteinin üretimini artırır. Bu protein yeni sinir hücrelerinin oluşumunu desteklerken, öğrenme ve hafıza fonksiyonlarını da olumlu etkileyebilir" dedi. Ramazan ayının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik açıdan da önemli bir arınma ve denge süreci olduğunu belirten VM Medical Park Florya Hastanesi’nden Psikolog Dilara Dalyan, orucun bireyin öz denetim becerilerini güçlendirdiğini ve zihinsel dayanıklılığı artırdığını söyledi. Oruç tutmanın bir tür irade egzersizi olduğuna dikkat çeken Psk. Dalyan, "Açlık dürtüsünü kontrol edebilmek, beynin karar verme ve irade merkezi olan prefrontal korteksin daha aktif çalışmasını sağlar. Bu durum bireyin stresle baş etme kapasitesini artırır ve psikolojik dayanıklılığı güçlendirir" diye konuştu. "Öğrenme ve hafızayı olumlu etkiliyor" Uzun süreli açlığın beyinde bazı biyolojik değişimlere yol açtığına değinen Psk. Dalyan, "Orucun ilk günlerinde vücut glikoz depolarını kullanır. Yaklaşık 3-4 gün sonra yağ yakımı başladığında beyin alternatif bir enerji kaynağına geçer. Bu süreç, bireyde zihinsel berraklık ve farkındalık hissinin artmasına katkı sağlar" dedi. Açlığın beyinde BDNF (Beyin Türetilmiş Nörotrofik Faktör) adlı proteinin üretimini artırdığını vurgulayan Psk. Dalyan, "Bu protein yeni sinir hücrelerinin oluşumunu desteklerken, öğrenme ve hafıza fonksiyonlarını da olumlu etkileyebilir" ifadelerini kullandı. "Ramazan empati ve şükran duygusunu güçlendirir" Ramazan ayının toplumsal bağları da kuvvetlendirdiğine dikkat çeken Psk. Dalyan, "Oruç tutan birey, açlığı yalnızca bilmekle kalmaz, bizzat deneyimler. Bu durum empatiyi artırır. Aynı anda milyonlarca insanın oruç açması, güçlü bir aidiyet ve birlik duygusu oluşturur" açıklamasında bulundu. Pozitif psikolojide şükran duygusunun mutlulukla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Psk. Dalyan, "İftar sofrasında yaşanan farkındalık, bireyin sahip olduklarına odaklanmasını sağlar. Bu da yaşam doyumunu artırarak kronik mutsuzluğa karşı koruyucu etki oluşturur" şeklinde konuştu. "Öfke ve sinirliliğe dikkat" Ramazan’da görülen öfke ve sinirliliğin genellikle kan şekeri düşüklüğü, uyku düzeninin bozulması ve kafein yoksunluğuna bağlı olduğunu ifade eden Psk. Dalyan, şu önerilerde bulundu: "Öfke anlarında 4-7-8 nefes tekniği uygulanabilir. Sahur sonrası uyku düzeni korunmalı veya gün içinde kısa süreli dinlenmeler yapılmalıdır. Önemli kararlar iftar sonrasına bırakılmalı ve günlük yaşam temposu bilinçli şekilde yavaşlatılmalıdır." "Dijital detoks ruhsal etkiyi artırır" Ramazan’ın sadece beslenme değil, aynı zamanda dijital alışkanlıklar açısından da bir arınma fırsatı sunduğunu dile getiren Psk. Dalyan, "İftar ve sahur arasında telefon ve ekran süresini azaltıp sevdiklerimizle iletişime yönelmek, dopamin bağımlılığını azaltarak ruhsal iyilik halini güçlendirir" dedi. Ramazan ayının sabır, erteleme ve farkındalık becerilerini geliştirdiğini belirten Psk. Dalyan, "Ramazan, tabağımızdaki yemeği azaltırken ruhumuzdaki öfke, sabırsızlık ve hırsı da törpüler. Bu süreç, bireyin hem zihinsel hem duygusal olarak yenilenmesine katkı sağlar" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.