DÜNYA - 30 Ağustos 2024 Cuma 16:30 | Son Güncelleme : 30 Ağustos 2024 Cuma 16:36

Bakan Fidan: “Netanyahu hükümeti ateşle oynamaya devam ediyor”

A
A
A
Bakan Fidan: “Netanyahu hükümeti ateşle oynamaya devam ediyor”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İsrail, Gazze'de uygulanan sistematik vahşeti Batı Şeria'ya da maalesef taşımış durumda. İsrail savaşı farklı cephelerde yayma peşinde. Bölgedeki gerilim had safhada. Netanyahu hükümeti ateşle oynamaya devam ediyor” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da ülkenin Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile görüştü. Bakan Fidan, görüşmenin ardından mevkidaşı Fajon ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Son derece verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Fidan, “İlişkilerimizi her alanda daha da ileriye götürmek için neler yapabileceğimizi ele aldık. Bu çerçevede iş birliğimizi, temas ve istişarelerimizi artırma konusunda karşılıklı irademizi teyit ettik. Bu kararlılığımızın bir göstergesi olarak az önce 2024-2026 dönemi için bir eylem planı hazırladık ve imzaladık. Bu eylem planı ikili ilişkilerimize belirgin bir ivme kazandıracak.

Bu sayede somut ve planlı adımlarla ilişkilerimizi her alanda geliştirme imkanı bulacağız. İkili ticaret hacmimizde gerçekten çok düzenli bir artış var. Bu bizim için bir memnuniyet kaynağı. Ticari ilişkilerimizi daha da artırma konusunda mutabıkız. Bu hususta karşılıklı iradenin mevcudiyetini bugün bir kez daha teyit ettik. Karma Ekonomik Komisyonunun dokuzuncu dönem toplantısını da önümüzdeki dönemde ülkemizde düzenlemek istiyoruz. Bu çerçevede ülkelerimiz arasında sosyal güvenlik anlaşmasını bir an önce sonuca ulaştırmayı ümit ediyoruz. Bu anlaşma ekonomik ilişkilerimize katkı sağlayacağı gibi firmalarımızın karşılıklı yatırımlarını da teşvik edecektir” dedi.

“Kara taşımacılığı transit geçiş belgelerinde tam liberalleşme sağlanmasından yanayız”

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerimizdeki bir diğer önemli başlığın ise ulaştırma konusu olduğunu belirten Fidan, “Bu hususta bazı adımlar atmamız gerekiyor. Slovenya nakliyecilerimize yıllık 21 bin transit geçiş belgesi sağlıyor. Ancak Avrupa'ya yönelik ihracatımızdaki artış karşısında bu rakamın yetersiz olduğunu görüyoruz. Türkiye olarak biz kara taşımacılığı transit geçiş belgelerinde tam liberalleşme sağlanmasından yanayız. Bunun tüm tarafların çıkarına olacağına da inancımız tamdır. Tam liberalleşmenin Avrupa ile Asya arasındaki ticari bağlantının güçlendirilmesine ciddi bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu anlayışla Kara Ulaştırması Karma Komisyonu toplantısını mümkün olan ilk fırsatta ülkemizde düzenlemeyi arzu ediyoruz. Slovenya'daki büyük projelerin inşasında Türk firmalarının yer almasından da memnuniyet ve gurur duyuyoruz. Koper Limanı'nın yük kapasitesini ve Orta Avrupa'ya bağlantısını artıracak Koper-Divaca ikinci demiryolu projesi ile Karavanke tüneli bu önemli projeler arasında” şeklinde konuştu.

İkili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konuları da ele aldıklarını dile getiren Bakan Fidan, “Ülkelerimiz arasındaki iş birliği Balkanlar'da barış ve istikrarın korunması ve sürdürülmesine ciddi bir katkı sağlıyor. Ben ayrıca bu vesileyle Slovenya'ya pazar günü başlayacak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığında da ayrıca başarılar diliyorum. Başta Filistin olmak üzere Orta Doğu, Balkanlar, Ukrayna ve Kafkaslardaki gelişmeleri ele aldık. Slovenya'nın Haziran ayında Filistin'i devlet olarak tanıma kararından duyduğumuz memnuniyeti sizlerin huzurunda tekrar vurgulamak istiyorum. Slovenya bu kararıyla ilkeli duruşunu bir kez daha göstermiştir. Filistin'de adil ve kalıcı bir çözümü hayata geçirmek için uluslararası hukuka sahip çıkan ülkelerle ortak çabalarımızı artırabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.

“İsrail savaşı farklı cephelere yayma peşinde”

Gazze'de 7 Ekim'den bu yana bir soykırımın devam ettiğini vurgulayan Bakan Fidan, “İsrail, Gazze'deki insanları sistematik bir şekilde aç ve susuz bırakıyor. Hastaneleri, okulları, camileri ve kiliseleri bile bombalayan İsrail, tüm insani değerleri ayaklar altına alıyor. Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın tarihi statükosunu değiştirmeye yönelik provokasyonlar karşısında sessiz kalmamız mümkün değil. İsrail, Gazze'de uygulanan sistematik vahşeti Batı Şeria'ya da maalesef taşımış durumda. İsrail savaşı farklı cephelerde yayma peşinde. Bölgedeki gerilim had safhada. Netanyahu hükümeti ateşle oynamaya devam ediyor. Koltuğunu koruma uğruna kendi ülkesi dahil tüm bölgenin geleceğini tehlikeye atıyor. İsrail'e kayıtsız şartsız destek çıkanlar başta olmak üzere Gazze konusunda sessiz kalan herkes vebal altındadır. İsrail'in barbarlığı artık bir son bulmalı. Masada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla kayıt altına alınmış bir mutabakat imkanı var. İsrail'in kalıcı ateşkesi onay vermesi için uluslararası toplum gerekli baskıyı kurmak zorundadır. Kalıcı barışın tek yolu ise her zaman söylediğimiz gibi 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe haiz bir Filistin devletinin tesisidir. Bunu sağlamaya yönelik çabalarımız vicdan sahibi tüm ülkelerle birlikte hız kesmeden devam edecektir” dedi.

“Türkiye'nin AB üyeliği stratejik perspektifi tam bir kararlılıkla devam etmektedir”

Belçika'nın başkenti Brüksel'de dün gerçekleştirilen Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı'na katıldığını hatırlatan Fidan, “Gerçekten çok verimli bir toplantıydı. Toplantıdaki tartışmalarımız, görüşmelerimiz, fikir alışverişlerimiz kabaca iki başlık altında toplandı diyebilirim. Bunlardan birincisi Türkiye-Avrupa Birliği kurumları arasındaki ilişkide neredeyiz? Neler yapılabilir, neler yapılmalı? Biz kendi görüşlerimizi söyledik. Üye devletlerin dışişleri bakanları kendi pozisyonlarını aktardılar. İkinci ana başlıkta da Dışişleri bakanları toplantısı olduğu için zaten yüksek temsilci Sayın Borrell de oradaydı. Avrupa Birliği-Türkiye dış politika perspektifleri nasıl uyumlaştırabilir, iş birliğini nasıl daha derinleştirebiliriz, belli konularda neler düşünüyoruz, neler yapılabilir onları görüşme imkanımız buldu. Tabii her iki başlıkta da yapılacak çok iş var. Ama şunun altını özellikle çizdik. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği stratejik perspektifi tam bir kararlılıkla devam etmektedir. Cumhurbaşkanımızın geçen sene Mayıs ayındaki seçim zaferinden sonra bunu bir kez daha ilan ettiğini, orada gündeme getirdik. Bu vesileyle aynı iradenin, aynı siyasi iradenin Avrupa Birliği ülkelerinde olması durumunda bunun tabii ki Avrupa Birliği kurumlarına da yansıması mümkün olacak ve Türkiye Avrupa Birliği kurumları arasındaki ilişki daha da ileri gidecek” şeklinde konuştu.

“AB'de azami çoğunluk Türkiye ile ilişkilerin daha da ilerletilmesi yönünde bir iradeye sahip”

Üyelikle ilgili Avrupa Birliği'nde bir siyasi irade sorunu olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, “Bu sorunu aşmak kendi iç meseleleri. Tabii Türkiye olarak bu sorunu aşmada ne türden katkıda bulunabiliriz, bunu da derinlemesine tartışmamız gerekiyor. Aynı şekilde tabii üyelikle ilgili perspektif devam ederken şu anda karşı karşıya kaldığımız cari sorunlar var. Bunlar nasıl gündeme getirilebilir, nasıl ilerletilebilir? Onları da görüşme imkanımız oldu. Başta Gümrük Birliği'nin güncellenmesi meselesi, daha sonra vizeyle ilgili konular. Avrupa Yatırım Bankası'nın Türkiye'ye yönelik faaliyetleri başta olmak üzere bir dizi idari ve siyasi teknik konu, finansal konu masaya yatırıldı. Daha sonra özellikle Filistin, Rusya-Ukrayna savaşı, Kafkasya, Afrika, Orta Doğu olmak üzere hem Avrupa'yı hem Türkiye'yi yakından ilgilendiren dış politika konularında da çok yoğun bir fikir alışverişinde bulunduk. Burada da birçok konuda aslında fikirlerimizin yakınlaştığını görmek memnuniyet verici. Özellikle Filistin konusunda çatışmalar, savaşın bir an önce durması, insani yardımların başlaması, İsrail'e baskı yapılması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi konusunda genel bir konsensüs sağlandığını görmekten gerçekten memnunuz. Ayrıca üye devletlerin çoğunluğunun Türkiye ile daha düzenli, daha yapısal istişare mekanizmalarının hayata geçirilmesi konusunda destek verdiğini görmekten de memnuniyet duyuyoruz. Ama bildiğiniz gibi Avrupa Birliği'nde kararlar tam bir konsensüs ile alınıyor. Ama birçok konuda azami çoğunluğun Türkiye ile ilişkilerin daha da ilerletilmesi yönünde bir iradeye ve görüşe sahip olduğunu da gördüm” dedi.

“Ukrayna'daki savaşın nükleere dönüşme riski her an için mevcut”

Savaşların küresel etkisi olduğunu vurgulayan Fidan, “Rusya-Ukrayna savaşı maalesef Avrupa'nın göbeğinde, 21'inci yüzyılda üç yıldır devam eden bir konvansiyonel savaş. Bu savaşın da tabii ki nükleere dönüşme riski her an için mevcut. Avrupa'nın ortasında cereyan eden bir savaşta 500 binden fazla insanın hayatını kaybetmiş veya yaralanmış olması ve milyonlarca insanın yerinden edilmiş olması gerçekten büyük bir trajedi. Türkiye olarak biz bütün coğrafi bölgelerde yaptığımız gibi temel tercihimizi, dış politika stratejimizi bir an önce çatışmanın, savaşın durmasından ve yerini diyaloğa, görüşmelere bırakılmasından yanayız. Biliyoruz ki bu çok kolay bir şey değil. Fakat prensipte bunu niyet olarak kabul etmek gerekiyor. Böyle bir metodu denemek gerekiyor. Tarafların savaşıyor olması, barışçıl görüşmeleri veya bu türden fikirleri karşılıklı teati etmeleri için görüşmelerine mani değil. Bu her zaman için mümkün. Çünkü savaşın maliyeti inanılmaz derecede yüksek ve şu anda ilerisi için getirdiği riskleri de şimdiden tahmin etmek zaman zaman mümkün olmayabiliyor. Dolayısıyla büyük risklere açık ve halihazırda büyük bedeller ödetmiş bu savaşın durdurulmasını talep etmek normal bir şey, insani bir şey. Yani bunun için görüşmelere başlamak gerekiyor. Zaten savaş devam ediyor. Ama diğer taraftan görüşmelerin devam etmesi, ciddi niyetler ortaya konması, bu savaşın daha fazla bölgemize ve küresel istikrara zarar vermesini engellemek için elzemdir diye düşünüyorum. Bunun için Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz her iki tarafa da gerekli telkinlerde ve tekliflerde bulunuyor” diye konuştu.

“İsrail'e karşı uluslararası baskı arttırılmalı”

Gazze'de devam eden katliamın durması için uluslararası baskının artırılması gerektiğinin bir öncelik olduğunu ifade eden Fidan, “Neden? İsrail şu ana kadar hiçbir maliyet ödemediği için sadece Gazze'de bir soykırım yapmakla değil, aynı zamanda şimdi Batı Şeria, daha sonra Lübnan, daha sonra adını tahmin edemeyeceğimiz, kendine düşman ilan ettiği başka ülkelere de bu savaşı taşıma lüksünü görüyor. Siyasi maliyeti ödemiyor, ekonomik maliyeti ödemiyor, askeri maliyeti ödemiyor. Çünkü bu maliyeti ödetecek bir uluslararası mekanizma harekete geçirebilmiş durumda değil. Türkiye gibi birkaç tane ülke kendi ekonomik tavırlarını, ticari tavırlarını, siyasi tavırlarını koyuyorlar ama daha büyük bir baskı mekanizmasının üretilmesi gerekiyor. Biz nasıl ki Ukrayna'nın topraklarının işgal edilmesine karşıysak, Filistin devletinin de topraklarının İsrail tarafından işgal edilmesine karşıyız. Yöntem olarak birincisi İsrail'e uluslararası toplumun dur demesi ve 1967 sınırları içerisindeki sınırlarına geri çekilmesi. Daha sonra İsrail'in şunu demesi gerekiyor. Benim 1967 sınırları dışında herhangi bir toprak parçasıyla işim yok. Ondan sonra uluslararası toplum Türkiye'nin de dahil olduğu ve dahil olduğu üyeleriyle gerek İsrail'in güvenliği, gerek Filistinlilerin güvenliği için elinden geleni yapar. Ama ortada devam eden bir işgal var yıllardır. Baskı var, katliam var, zulüm var. Bunların olduğu bir yerde uluslararası toplumun barış yolunda kalıcı adımlar atması giderek zorlaşıyor. Dolayısıyla biz bu noktadaki umudumuzu da kaybetmiyoruz.

Uluslararası diplomatik baskı mekanizmalarının tamamıyla kullanılması için uluslararası topluma çağrı yapıyoruz. Gerek Uluslararası Adalet Divanı'ndaki çabalarımız, gerek ticareti kesmeyle ilgili çabalarımız, gerek siyasi çabalarımız, gerek uluslararası diğer ortamlardaki çabalarımız dostlarımızla beraber bu baskıyı artırma yönündedir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, bir ülkenin kendi kişisel hırsını devam ettirmek için ortaya koyduğu bu türden bir savaş ve katliam, bütün dünya için riskleri de beraberinde getiriyor. Bundan sakınmamız gerekiyor. Sorumlu bütün siyasetçilerin, devlet adamlarının bu yönde adım atması gerekiyor” dedi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli Büyükşehir Anneler Günü heyecanını kadın emeği ile birleştiriyor Denizli Büyükşehir Belediyesi, Anneler Günü heyecanını kadın emeğinin gücüyle birleştiriyor. 8-10 Mayıs tarihleri arasında DBB Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan "Büyükşehirle Üreten Kadınlar Festivali" Denizlililer için en güzel buluşma noktası olacak. Festival, Türk Halk Müziği’nin güçlü sesi Tuğba Ger’in katılacağı törenle, 8 Mayıs Cuma günü saat 12.00’de kapılarını açacak. Üreten, emek veren ve hayallerini kazanca dönüştürmek isteyen kadınları desteklemek amacıyla Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi’nin düzenlediği "Büyükşehirle Üreten Kadınlar Festivali" kapılarını bir kez daha açıyor. 6 farklı kategoride 258 standın açılacağı festivalde; takıdan el sanatlarına, gıdadan hazır giyime, ev tekstilinden özgün tasarım ürünlerine kadar geniş bir yelpazede ürün beğeniye sunulacak. Denizli Büyükşehir Kongre ve Kültür Merkezi’nde üç gün boyunca sürecek olan etkinlik, Anneler Günü için özel bir buluşma noktası olacak. Festival konuğu Tuğba Ger olacak 8 Mayıs Cuma günü saat 12.00’de düzenlenecek törenle kapılarını açacak olan festivalin konuğu, ses ve saz sanatçısı Tuğba Ger olacak. Usta sanatçı, açılış töreninin ardından saat 14.00’te düzenlenecek olan konserde sevenleriyle buluşacak. 9 Mayıs Cumartesi günü saat 15.00’te Elif Buse Aşan, 10 Mayıs Pazar günü saat 17.00’de Aydanur’un da sahne alacağı Anneler Günü Konseri ile festival, Denizlililerin buluşma noktası olacak. Her yaş grubuna özel atölye ve etkinlikler Üç günlük festival programı; birbirinden eğitici atölyeler, ilham veren başarı hikayelerinin paylaşıldığı söyleşiler ve her yaş grubuna hitap eden çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak. 8 Mayıs Cuma günü saat 16.00’da "Kendine Daha Çok Alan Aç" workshop etkinliği, 9 Mayıs Cumartesi günü saat 13.00’de ‘Punch ile Anneler Günü Hediyesi’ workshop etkinliği, 10 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te ‘Doğum Sonrası Kendine İyi Bakmak’ adlı söyleşi ve saat 14.30’da ‘Anne Çocuk Ebru Buluşması’ etkinliği ile dopdolu bir festival katılımcıları bekliyor. Festival alanı, üç gün boyunca saat 11.00-21.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Etkinlik boyunca çocuklar için sihirbaz gösterileri, sevimli kukla tiyatrosu etkinlikleri ve Denizli Bilim Merkezi’nde eğitici atölyeler de planlandı.
Kars Kars’a 4 alanda büyük destek: Yerel Kalkınma Hamlesi başvuruları sürüyor Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesindeki Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı 2026" kapsamında Kars için belirlenen öncelikli yatırım alanları açıklandı. Programla birlikte Kars’ta tarım, hayvancılık, turizm ve gıda sanayisinde üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Kars’ın ekonomik potansiyelini harekete geçirmeyi amaçlayan program kapsamında yatırımcılar için önemli destekler sunulurken, bölgesel kalkınmayı hızlandıracak dört stratejik alan ön plana çıkarıldı. "Entegre büyükbaş hayvancılık yatırımları desteklenecek" Program kapsamında Kars’ta entegre büyükbaş hayvancılık yatırımlarının geliştirilmesi hedefleniyor. Modern tesislerin kurulmasıyla et ve süt üretiminde verimliliğin artırılması, üretim kapasitesinin büyütülmesi ve hayvancılık sektörünün daha rekabetçi hale getirilmesi amaçlanıyor. Kars’ın hayvancılık alanındaki güçlü potansiyelinin ekonomiye daha fazla katkı sunması hedeflenirken, üreticilerin modern teknolojiyle buluşturulması da programın öncelikleri arasında yer alıyor. "Turizmde konaklama altyapısı güçlenecek" Teşvik programı kapsamında Kars’ta konaklama tesislerine yönelik yatırımlar da desteklenecek. Özellikle kış turizmi, kültür turizmi ve doğa turizmi açısından önemli potansiyele sahip olan kentte, yeni konaklama alanlarının oluşturulmasıyla turizm altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Yapılacak yatırımlar sayesinde hem turist sayısının artırılması hem de bölge ekonomisine katkı sağlanması bekleniyor. "Kaz ürünleri işlenerek katma değer sağlanacak" Kars’ın önemli yöresel değerlerinden biri olan kaz yetiştiriciliği de programın destek alanları arasında yer aldı. Kaz ürünlerinin işlenmesine yönelik yatırımlarla yerel üretimin katma değer kazanması, yeni istihdam alanlarının oluşması ve ürünlerin daha geniş pazarlara ulaştırılması amaçlanıyor. Bölgeye özgü üretim modelinin sanayiyle buluşturulması sayesinde kırsal kalkınmaya da önemli katkı sağlanması öngörülüyor. "Kavılca buğdayı ekonomiye kazandırılacak" Ata tohumu olarak bilinen Kavılca buğdayından üretilecek dondurulmuş unlu mamuller de destek kapsamına alındı. Geleneksel ürünlerin ekonomik değere dönüştürülmesini hedefleyen programla birlikte, Kars’ın coğrafi ve kültürel değerlerinin markalaşması amaçlanıyor. Bu yatırımlar sayesinde hem yerel üreticilerin desteklenmesi hem de Kars’a özgü ürünlerin ulusal ve uluslararası pazarlarda daha fazla yer bulması hedefleniyor. "Başvurular 15 Mayıs’a kadar sürecek" "Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı 2026" kapsamında yatırım yapmak isteyen girişimciler için başvurular 2 Mart 2026 tarihinde başladı. Başvuruların 15 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edeceği bildirildi. Programın, Kars’ın ekonomik gelişimine ivme kazandırması, üretim ve istihdamı artırması bekleniyor.
Muş Muş’ta JSGA tanıtım faaliyeti öğrencilerden yoğun ilgi gördü Jandarma Sahil Güvenlik Akademisince (JSGA) Muş Fen Lisesi bahçesinde düzenlenen tanıtım faaliyetinde, öğrencilere akademik eğitimler, subay ve astsubay alım süreçleri ile teşkilatın çalışma alanları hakkında bilgi verildi. Jandarma Sahil Güvenlik Akademisi tarafından Muş Fen Lisesi bahçesinde düzenlenen "Tanıtım Faaliyeti", öğrencilerden büyük ilgi gördü. Muş İl Jandarma Komutanlığı personelinin de katıldığı etkinlikte lise öğrencilerine yönelik bilgilendirme stantları kuruldu. Etkinlik kapsamında ortaöğretim öğrencilerine, Jandarma Sahil Güvenlik teşkilatlarının görev alanları, akademik eğitim imkanları, subay ve astsubay alım süreçleri ile mesleki kariyer fırsatları hakkında bilgi aktarıldı. Kurulan stantlarda, Jandarma Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde kullanılan teknolojik ekipmanlar, trafik uygulamalarında kullanılan cihazlar, sualtı arama kurtarma faaliyetleri, siber suçlarla mücadele çalışmaları ve narkotik suçlarla mücadele alanları öğrencilere tanıtıldı. Öğrenciler, ekipmanları yakından inceleme fırsatı bulurken görevli personelden detaylı bilgi aldı. Programa ayrıca Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği ile Jandarma Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri de stant açarak katıldı. Görevli personel tarafından öğrencilere trafik güvenliği, bilinçli internet kullanımı, aile içi şiddetle mücadele ve çocukların korunmasına yönelik bilgilendirmeler yapıldı. Öğrencilerden Tuba Arslan ise okulda kurulan jandarma stantlarını gezdiklerini belirterek, "Jandarma ekibi okulumuzda stant kurdu. Stantları gezdik. Jandarmalar ve kadın subaylar gelmişti, hepsi çok samimi ve ilgiliydi. Dron ve dürbünleri tanıdık, ekipmanları yakından görmek bizim için çok etkili oldu. Bu sayede jandarma olmaya heveslendim" dedi. Öğrencilerden Medine Atam da kurulan stantların oldukça eğitici olduğunu ifade ederek, "Kurdukları stantlar gerçekten çok eğiticiydi. Stantları teker teker gezdik ve nerede, nasıl kullanıldıklarını bizlere açıkladılar. Bütün malzemeler hakkında bilgi sahibi olduk. Ben de bu sayede kadın subaylığa çok heves ettim" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Ezel Has ise stant kuran jandarma ekipleri ve kadın subaylardan birçok konuda bilgi aldıklarını belirterek, "Stant kuran jandarma ekipleri ve kadın subaylarımızdan oldukça fazla bilgi aldık. Getirdikleri cihazları ve dürbünleri tanıdık. Eğitici köpekleri vardı, onları da yakından görme fırsatımız oldu. Jandarmanın arama-kurtarma çalışmalarında kullandığı ekipmanları ve yaptıkları işleri bizlere anlattılar ve tanıttılar. Çok verimli bir stant oldu, bütün malzemeleri öğrenmiş olduk. Bu stantlar kurulmadan önce jandarmayı bu kadar yakından tanımıyorduk. Bu etkinlik sayesinde jandarmayı daha yakından tanımış ve bilgi sahibi olmuş olduk" diye konuştu. Öğrencilerden Defne Seviş de daha önce jandarma mesleğine bu kadar ilgi duymadığını ancak düzenlenen tanıtım faaliyetinin ardından mesleğe olan ilgisinin arttığını ifade ederek, "İleride jandarma mesleğini tercih edebilirim. Bu stantlar sayesinde ülkemizin savunmasının çok daha güçlü olduğunu öğrendik. Özellikle kadın subaylar çok ilgimi çekti" dedi.
İstanbul ASELSAN’ın hava taarruzunda oyun değiştirecek sistemleri SAHA EXPO’daki yerini aldı ASELSAN, hava taarruzunda oyun değiştirecek olan FULMAR 500A ile TOLUN’un üç farklı varyasyonunu SAHA EXPO 2026’da ilk kez görücüye çıkardı. ASELSAN, Türkiye’den ve dünyadan savunma sanayinin büyük oyuncularını buluşturan İstanbul’daki SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında dikkat çeken sistemlerini tanıtmaya devam etti. Fuarda FULMAR 500A ile TOLUN ailesinden TOLUN-L, TOLUN-F ve TOLUN EW’nin lansmanı küresel oyuncuların ilgisini çekti. SAHA’da tanıtılan FULMAR 500A Radarı; AKINCI ve AKSUNGUR İHA platformları başta olmak üzere, insansız hava araçlarına ve insanlı karakol uçaklarına entegre edilebilecek şekilde geliştirildi. FULMAR, tek bir sistem ile çoklu görev icrasını mümkün kılan yapısıyla dikkat çekiyor. Tek radar, çoklu hakimiyet FULMAR; su üstünde İnsansız Deniz Aracı ve mayınların yanı sıra; su üstü, kara ve hava hedeflerini eş zamanlı olarak tespit ve takip edebilme kabiliyetiyle sahada bütünsel bir gözetleme yeteneği sunuyor. Sistem; hava-hava ve hava-yer görevlerinde yüksek menzillerde çoklu hedef tespit ve takibi sağlıyor. Hareketli kara hedeflerini anlık olarak belirleyebilen FULMAR, SAR görüntüleme ile yüksek çözünürlüklü yeryüzü haritaları oluşturabiliyor. Bulut altı görüntüleme kabiliyetine sahip olan FULMAR, farklı görevleri tek platformda birleştirerek operasyonel yükü azaltıyor, etkinliği artırıyor. FULMAR, Aktif Elektronik Taramalı Dizi (AESA) mimarisi sayesinde; yüksek tarama hızı, çoklu hedef takibi ve düşük tepki süresi ile öne çıkıyor. Bu teknoloji, sahada anlık veri akışı sağlayarak karar vericilere zamanında ve güvenilir bilgi sunuyor. Sistemin hava platformlarına kazandıracağı yüksek durumsal farkındalık ile sahada önemli bir güç çarpanı olması hedefleniyor. TOLUN ailesinin yeni üyeleri TOLUN-L, Çoklu Taşıma Salanı (SADAK 4T) aracılığı ile taşınabilen tümleşik ANS-KKS ve Lazer Arayıcı Başlık Güdümlü 250 lb. Sınıfı, parçacık etkili harp başlığına sahip tam atım bir mühimmat olarak dikkat çekiyor. İnsansız Hava Araçlarında Kullanımda açılır kanat yapısı ile 50+ km menzile sahip olan TOLUN-L, lazer arayıcı başlığı sayesinde kritik önemdeki hareketli veya sabit sabit hedeflere hassas angajman ve düşük yanaş hasar kabiliyeti sağlamaktadır. TOLUN-L çalışma prensibi olarak hava araçlarından ayrıldıktan sonra ilk KKS çözümü sağlanıncaya kadar ANS güdümlü olarak uçuşuna devam edebiliyor. TOLUN-L, hedeften yansıyan lazer enerjisini tespit ettikten sonra ise lazer arayıcı başlığı döngüye alarak hedefe angajmanını tamamlayabiliyor. Her türlü hava şartında kullanılabilen TOLUN-L, yol noktası takibi yapabiliyor. Seçilebilir vuruş açısına sahip olan TOLUN-L, sorti sayısın düşürerek, operasyon maliyetlerini azaltabiliyor. Belirli mesafede maksimum etki TOLUN-F, gelişmiş özelliklere ek olarak hedef üzerindeki tahribat gücünü en üst düzeye çıkarabilmek için, kokpitten programlanabiliyor. TOLUN-F zaman ayarlı elektronik tapasını ve mühimmat hedefe çarpmadan önce belirli bir mesafeden harp başlığını patlatmaya olanak sağlayan yaklaşım sensörünü içeriyor. TOLUN-F, sahip olduğu parçacık tesirli harp başlığı, hedef üzerinde belirli bir mesafede patlayarak çeşitli hedef tiplerine karşı maksimum hasarı sağlıyor. Elektronik harp kabiliyetine sahip uzun menzilli mühimmat TOLUN EW, elektronik harp kabiliyetine sahip uzun menzilli tam atım bir mühimmat olarak milli imkanlarla geliştirildi. TOLUN EW, hedef üzerinde belirli bir süre havada kalarak elektromanyetik spektrumda etki oluşturmak ve gerektiğinde hedefe angaje olmak üzere tasarlandı. Sistem; karıştırma, aldatma, bastırma özellikleri ile hava savunma sistemlerine karşı etkinlik gücünü artırıyor.