TEKNOLOJİ - 29 Kasım 2017 Çarşamba 13:18

Bakan Özlü: 'Yüksek teknolojide yerlilik hedefi yüzde 16'

A
A
A
Bakan Özlü: 'Yüksek teknolojide yerlilik hedefi yüzde 16'

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki oranını mutlak surette artırmamız gerekiyor. Bugün bu oran yüzde 4 mertebesindedir, biz bu oranı ilk aşamada yüzde 8’lere, ikinci aşamada yüzde 15- 16’ya çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü, Bilkent Otel’de düzenlenen 5. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Zirvesi’nin açılış konuşmasını yaptı. Düzenlenen zirvenin Türk sanayisine, bilimine ve teknolojik ilerlemesine katkı vermesini temenni ederek konuşmasına başlayan Özlü, "Türkiye bilim, ve teknolojinin sanayinin kalkınma için vazgeçilmez olduğu gerçeğiyle hareket etmektedir. Yüksek katma değerli üretim ve ihracatı ancak yüksek teknolojiyle gerçekleştirebiliriz. Artık hepimiz biliyoruz ki dijital çağ başlamıştır. Geleceğin yaşamı, dijital yaşam olacaktır. Bu nedenle insanlık tarihinde bugün teknolojik değişimin getireceği büyük bir kırılma noktası yaşıyoruz. Teknolojinin getireceği devrim niteliğindeki gelişmelere hazırlanmak zorundayız. Akıllı fabrikalar, makineler, robotlar ve yapay zekanın neler getireceğini tahmin edebiliyoruz. Aynı zamanda dijital çağın ve Sanayi 4.0’ın ’açık uçlu bir süreç’ olduğunun da farkındayız. İşte bu nedenle yeni teknolojileri, yeni dijital gelişmeleri, yeni pazarlama süreçlerini çok iyi kavramak durumundayız. Bu süreçte Türkiye’nin elini güçlendiren en önemli enstrümanlardan biri teknoloji geliştirme bölgeleridir” diye konuştu.

"HEDEFİMİZ, BÜTÜN İLLERİMİZDE TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURMAKTIR"

Teknoloji geliştirme bölgelerinin sayılarının her geçen gün artmaya devam ettiğini kaydeden Bakan Özlü, “Bugün itibariyle, 55’i faal, 14’ü yapım aşamasında olmak üzere toplam 69 teknokente ulaşmış bulunuyoruz. Halen Bakanlar Kurulu karar aşamasında bulunan 3 teknokent daha var. Bunlar Kapadokya, Antalya OSB ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Teknoparklarıdır. Bunlarla birlikte toplamda 72 olacak. 2002 yılında sadece 5 tane teknoloji geliştirme bölgesine sahip olduğumuzu da ayrıca hatırlatmak isterim. Hedefimiz, bütün illerimizde teknoloji geliştirme bölgesi kurmaktır. Bu sayılar önemlidir. Ancak, sayılar kadar önemli olan bir diğer husus ise,niteliktir. Memnuniyetle belirtmek isterim ki teknoloji geliştirme bölgelerimiz bir ’nitelik sıçraması’ yapmışlardır. Teknokentlerde faaliyet gösteren 4 bin 475 firma, Türkiye için teknoloji üretiyor. Bu firmalarda 44 bin 580 personel görev yapıyor. Sektörel dağılımlara baktığımızda ise yazılım, bilgisayar ve elektronik öne çıkıyor. Teknokentlerimizin performans endekslerinde yer alan Ar-Ge çıktıları, patent sayıları ve fikri mülkiyet alanlarında da önemli mesafeler aldık. Teknoloji geliştirme bölgelerimiz arasında tatlı bir rekabet, tatlı bir yarış vardır. Bu yarıştan teknoloji ve bereket doğmaktadır. Bizim gözümüzde bütün teknokentlerimiz aynı değerdedir. Birini diğerinden hiçbir zaman ayırmadık. Hepsine elimizden geldiğince destek olduk” ifadelerini kullandı.

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİNE VERİLEN TEŞVİKLER

Teknoloji geliştirme bölgelerinin çeşitli teşvik ve muafiyetlerle desteklendiğini söyleyen Özlü, şöyle konuştu:

“Bölgelerin kurulması için gerekli idare binası, kuluçka merkezi ve altyapı inşaat giderlerinin önemli bir kısmını biz karşılıyoruz. Bu bölgelerde faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları, gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutuyoruz. Bölgede çalışan Ar-Ge personelinin bu görevleri ile ilgili ücretlerinden 31 Kasım 2023 tarihine kadar vergi almıyoruz. Teknoloji geliştirme bölgelerinde bulunan personelin sigorta primi işveren hissesinin yüzde 50’sini destekliyoruz. Ar-Ge personelinin bölge dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerini gelir vergisi kapsamı dışında tutuyoruz. Bölgelerde görevlendirilen öğretim üyelerinin bölgede elde edecekleri gelirleri üniversite döner sermaye kapsamı dışına çıkarıyoruz. Öğretim elemanlarımıza bu bölgelerde şirket kurma imkanı getiriyoruz.”

“TÜRKİYE OLARAK PAROLAMIZ YÜKSEK TEKNOLOJİDİR”

Bütün bu desteklerle girişimcilerin önünü açtıklarını vurgulayan Bakan Özlü, “Araştırmacılara ve akademisyenlere destek veriyoruz. Bilim ile üniversiteyi, aynı hedefe yönlendiriyoruz. İleri teknolojiye sahip ürünler üretmek isteyen herkes için, kaynaklarımızı sonuna kadar açıyoruz. Fakat bunu yaparken; ‘yüksek teknolojili ürünler üretmeyi şart koşuyoruz.’ Çünkü yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki oranını mutlak surette artırmamız gerekiyor. Bugün bu oran yüzde 4 mertebesindedir, biz bu oranı ilk aşamada yüzde 8’lere, ikinci aşamada yüzde 15- 16’ya çıkarmayı hedefliyoruz. Peki neden bunu yapıyoruz? Türkiye olarak, hükümet olarak teknolojiye dayalı bir büyüme modelini benimsiyoruz. Türkiye olarak parolamız yüksek teknolojidir” açıklamasında bulundu.

“YÜKSEK TEKNOLOJİ SEFERBERLİĞİ TÜRKİYE’NİN 2023 HEDEFLERİNİN ÇOK ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR”

Ülkelerin rekabet gücünü teknolojik gelişmişlik düzeyinin belirlediğine dikkat çeken Özlü, şunları kaydetti:

“Bu nedenle sanayileşme politikamızı, teknoloji ve inovasyonla entegre bir biçimde kurguluyoruz. Teknoloji yoksa yüksek katma değerde yoktur. Teknoloji yoksa yüksek katma değer yoksa büyüme yoktur. Teknoloji yüksek katma değerin ta kendisidir. Yüksek teknolojinin olmadığı bir üretim modelinde yüksek katma değerin olmayacağı açıktır. Teknoloji yoksa rekabet gücü de yoktur. Yüksek rekabet gücü yakalamak için yüksek teknolojiye ihtiyacımız var. Rekabet gücü yoksa ihracatta yok. Büyüme yoksa ihracat yoksa Türkiye’nin geleceği yok. Türkiye’nin geleceği teknolojide. İhracatımız, büyüme hepsi teknolojiye dayalı. Teknolojiye dayalı, teknoloji temelli bir büyüme modelini benimsemek zorundayız. Kendi özgün teknolojilerimizi ve yerli teknik kapasitemizi geliştiriyoruz. Bunun adı, tam anlamıyla ‘yüksek teknoloji seferberliğidir.’ Yüksek teknoloji seferberliği; Türkiye’nin 2023 hedeflerinin çok önemli bir parçasıdır. Bütün iş dünyamızı, üniversitelerimizi ve girişimcilerimizi bu seferberliğe katılmaya, bu seferberliğe katkı sağlamaya davet ediyorum. Teknoloji geliştirme bölgelerimiz yüksek teknoloji seferberliğimizde çok önemli bir misyon üstlenecekler.”

Konuşmaların ardından Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi kapsamında ödül almaya hak kazanan teknoloji geliştirme bölgelerine ödülleri takdim edildi. Daha sonra Bakan Özlü, teknoloji geliştirme bölgelerinin yer aldığı stantların açılış kurdelesini kesti. Programa Bakan Özlü’nün yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Elife Ünal, üniversitelerin rektörleri, teknoloji geliştirme bölgelerinin temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Pelin Üzek Kılıç - Emre Yüzügüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ÖSYM’den bir ilk: Türkçe düzeyini ölçen e-YDTS uygulamaya geçiyor Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Türkçe düzeyini ölçen ilk uygulama olan Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı’nı (e-YDTS) uygulamaya geçiriyor. ÖSYM, uzun zamandır hazırlıkları yapılan e-YDTS’yi uygulamaya geçiyor. Türkçeyi sınav ortamında ölçmek adına ilk uygulama olan e-YDTS bu yönüyle de dikkat çekiyor. Türkiye’nin uluslararası vizyonuna katkı sağlayacak olan e-YDTS’nin; Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de ÖSYM Elektronik Sınav Merkezlerinde dijital ortamda uygulanacağı belirtildi. Sınav hakkında açıklamalarda bulunan ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, uzun zamandır bu sınav üzerinde çalıştıklarını belirtti. Ayrıca Ersoy, bu sınavın uluslararası öğrencilerin sayısındaki artışa yönelik talebi karşılayacağını da dile getirdi. "Bu uygulama yılların hayali olarak karşımızda duruyordu" Türkçeyi uluslararası mecrada yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Ersoy, "Dünya dili Türkçemizi ölçmek adına uzun zamandır hazırlıklarını gerçekleştirdiğimiz sınav uygulamamızı cumartesi günü hayata geçiriyoruz. Bu uygulama yılların hayali olarak karşımızda duruyordu, gerçekleştirmek inşallah bize nasip oluyor. Yılların hayali gerçek oluyor. Uluslararası öğrencilerin sayısındaki artışa yönelik talebi karşılamak ve Türkçe öğretiminde ölçme-değerlendirmedeki standartlaşmayı sağlamak için Türkçe dil becerisini Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni’ ne (D-AOBM / CEFR) göre ölçen merkezi bir sınav olarak e-YDTS geliştirildi. 9 Mayıs tarihinde elektronik sınav merkezlerinde uygulanacak sınavın hazırlık aşamasında 8 deneme sınavı düzenlendi. Sınav içeriğinin, soru yazarlarının ve denetmenlerin D-AOBM ile uyumlu olması için Ankara, İstanbul, İzmir, Karabük, Malatya ve Van’da ’da toplam 8 ‘D-AOBM ve soru yazarlığı eğitimi’ gerçekleştirdi. Sınavın ‘kesme puanı’ çalışmaları tamamlandı. Tüm bu çalışmaların tamamlanmasıyla sınav uygulama aşamasına geldi" ifadelerini kullandı. "Güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunmayı amaçlamaktayız" e-YDTS’nin, Türkçenin ölçülmesinde önemli bir referans olarak uluslararası öğrenciler için önemli bir referans olacağını vurgulayan Ersoy, "e-YDTS ile sınava katılan adayların dil becerilerini D-AOBM ile uyumlu bir şekilde ölçmeyi ve bu doğrultuda adaylara B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunmayı amaçlamaktayız. Türkçenin akademik gücünü ortaya koyacak bir adım olacak sınav, eğitim kurumları, meslek kuruluşları, devlet kurumları ve diğer ilgililer için uluslararası standartlara uygun, geçerli ve güvenilir bir değerlendirme aracı olmayı sağlayacak" dedi.
Manisa Yağışlı havalar hastalık riskini arttırdı Manisa’nın Salihli ilçesinde etkili olan yağışlı ve nemli hava, bağlarda hastalık riskini artırdı. Tarım ve Orman Müdürlüğü, özellikle külleme, mildiyö ve ölükol hastalıklarına karşı üreticileri 7-10 Mayıs tarihleri arasında ilaçlama konusunda uyararak, önlem alınmaması halinde ciddi ürün kayıpları yaşanabileceğini bildirdi. Manisa’nın Salihli ilçesindeki Tarım ve Orman Müdürlüğü, bağ üreticilerini yakından ilgilendiren önemli bir uyarıda bulundu. Yapılan açıklamada, son günlerde hava şartlarının nemli ve yağışlı seyretmesi nedeniyle bağlarda hastalık riskinin arttığına dikkat çekildi. Özellikle ölükol hastalığı için uygun ortamın devam ettiği belirtilirken, üreticilerin mücadeleyi ihmal etmemesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca bağlarda çiçek öncesi tomurcuk dönemi ile çiçek sonrası ince koruk döneminin, külleme hastalığı açısından en hassas süreçler olduğunun altı çizildi. Yetkililer, fenolojik gelişim ve iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda 7-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında bağlarda; Külleme hastalığı, Mildiyö hastalığı, Ölükol hastalığı için mücadelenin kritik önem taşıdığını bildirdi. Üreticilere, hava şartlarını dikkate alarak bu hastalıklara karşı ruhsatlı bitki koruma ürünleriyle zamanında ilaçlama yapmaları çağrısında bulunuldu. Yetkililer, gerekli önlemlerin alınmaması halinde ürün kayıplarının yaşanabileceği konusunda uyardı.
Çorum Çatıda yetişen ağaç hayrete düşürüyor: Kesiliyor, kuruyor ama yeniden yeşeriyor Çorum’da tarihi hamamın çatısında yetişen ağaç, defalarca kesilmesine rağmen tekrar aynı noktadan yeniden filizlenerek büyüyor. Çorum il merkezinde Osmanlı döneminde Hacıbeyoğlu Taceddin İbrahim Paşa tarafından 1487 yılında yaptırılan Tarihi Paşa Hamamı’nın çatısında yetişen ağaç dikkat çekiyor. Hamamın çatısındaki kiremitlerin arasında yetişen ve gövdesi çatı katmanlarının derinliklerine uzanan ağaç, defalarca kesilmesine rağmen tekrar filizlenerek büyüyor. Bölgede uzun yıllardır bulunan esnaflar, ağacın defalarca kesilmesine rağmen yeniden büyüdüğünü dile getirdi. "Kuruyor, geri çıkıyor" Tarihi Paşa Hamamı’nın yanında tuhafiyecilik yapan Mehmet Mert, çatıdaki ağacın 39 yıldır var olduğunu dile getirerek, "Daha önce çatıdaki kiremitleri değiştirdiklerinde ağacı söktüler ama tekrar çıktı. Kuruyor, geri çıkıyor. Ben burada esnaflık yapmaya başladığım günden beridir bu ağaç burada" dedi. Tarihi Paşa Hamam’ının işletmeciliğini yapan Bayram Dişkaya da, "Yaklaşık 3 yılır Paşa Hamamı’nın işletmeciliğini yapıyorum. 1487 yılında Hacıbeyoğlu Taceddin İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış. Ortalama 6 yüzyıllık bir hamamdır. Hamamımız dimdik bu şekilde ayakta duruyor. Ben burada çalışmaya başladığım zaman ağaç aynı yerinde duruyordu. Esnaflarımızdan aldığımız bilgilere göre de kesildiği halde tekrardan büyüyor. Ağacın hangi tür olduğu hakkında bir bilgimiz yok ama aynı bu ağaçtan hamamımızın bir kaç bölgesindede görebilirsiniz" diye konuştu.