GENEL - 11 Ocak 2009 Pazar 16:09

Bangladeş'e kaçırılan Tuğba, ailesine teslim edildi

A
A
A
Bangladeş'e kaçırılan Tuğba, ailesine teslim edildi

Fatih'te Bangladeşli komşuları tarafından kaçırıldıktan sonra kurtarılan ve bugün Türkiye'ye getirilen 4 yaşındaki Tuğba Aksu sağlık kontrolünden geçirildi. Küçük kızın 1.5 yıldır göremediği ailesine alışabilmesi için uzman psikolog görevlendirildi.

Atatürk Havalimanı'na indikten sonra ailesi ile birlikte Üsküdar'daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'ne getirilen Tuğba Aksu daha sonra sağlık kontrolünden geçirilmek üzere hastaneye götürüldü. Dönüşte Çocuk Şube Müdürlüğü'ndeki işlemleri tamamlanan küçük kız ailesine teslim edildi. Elindeki oyuncak ayısıyla birlikte babasının kucağında şubeden çıkan minik Tuğba, şaşkın gözlerle etrafına baktı. Bulunduğu ortama yabancılık çeken Tuğba'nın korku dolu gözlerle etrafı izlediği görüldü. Baba Halil Aksu, kucağındaki kızını annesine vermek istedi ancak çocuk uzun süredir görmediği annesinin kucağına gitmek istemedi. 

Baba Halil Aksu, "Biz o aileyle kardeş gibi geçiniyorduk, çok iyi komşuyduk. İnançlı insanlardı, yanlış yapmazlar diye düşündük ama yanlış yaptılar. Çocuğu onlara vermekle bir hata yaptık" dedi. 

Baba Halil Aksu, iki ülke arasında Dışişleri Bakanlıklarının yazışmalarıyla sorunun çözüldüğünü söyledi. Çocuklarının kaçırıldığını bir hafta sonra anladıklarını ifade eden Aksu, "Hemen suç duyurusunda bulunduk, Türk polisi devreye girdi, hepsinden Allah razı olsun. Çocuğumuzu görmeyeli tam on altı ay oldu, çok çile çektik, çok hasret çektik. Sonunda kavuştuk, annesi çok duygulandı, çok etkilendi fotoğraflarıyla avunuyordu. Beş çocuğumuz var onlar da sürekli ağlıyorlardı, sonunda kavuştuk" şeklinde konuştu.

Tuğba'nın kendilerini gördüğünde tanımadığını söyleyen baba Halil Aksu, "Çocuk bize alışmakta zorluk çekiyor, yavaş yavaş öğrenecek. Uzman desteği alacağız, en kısa zamanda inşallah eskisi gibi olur. Kaçıran aile hakkında davacıyım. Çektiğim çileyi bir ben bir Allah biliyor. Onlardan sonuna kadar davacıyım. Çocuk Türkçe'yi unutmuş, sadece, 'Baba ben iyiyim' diyebiliyor. Bizi görünce baktı ama fazla tepki veremedi, bizi tanıyamadı. Ailenin iddia ettiği gibi para konusu falan yok, aileden para aldığımız iddiaları tamamen yalan. Onlardan davacıyım" diye konuştu. 

Küçük Tuğba daha sonra ailesi ile birlikte Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne götürüldü. Öte yandan Tuğba Aksu'nun 1.5 yıldır görmediği ailesine alışabilmesi için görevlendirilen bir uzman psikologun aileye destek vereceği öğrenildi. 

RAMAZAN ALMAÇAYIR-İSTANBUL

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan İsrail’in idam yasası ve Mescid-i Aksa’nın kapatılmasına tepki Anadolu Aşiretler Federasyonu, İsrail parlamentosunun Filistinli esirlere idam cezası öngören yasa tasarısını onaylamasını ve Mescid-i Aksa’nın uzun süre ibadete kapalı tutulmasını kınadı. Yaklaşık 300 aşireti temsil eden ve 60 ilde faaliyet gösteren Iğdır merkezli Anadolu Aşiretler Federasyonu, İsrail’in son dönemde aldığı kararlar ve uygulamalarla ilgili basın açıklaması yaptı. Federasyon Başkanı Ferhat Armağan, İsrail Meclisi Knesset’in Filistinli esirlere idam cezası getirilmesini öngören yasa tasarısını onaylamasının "insan haklarına açık aykırılık" olduğunu belirterek, İsrail’in savaş gerekçesiyle Mescid-i Aksa’yı 28 Şubat’tan bu yana kapalı tutmasına da tepki gösterdi. 1967’deki işgalden bu yana ilk kez Ramazan Bayramı’nda Mescid-i Aksa’da bayram namazının kılınmasına izin verilmemesinin "tarihi ve dini değerlere yönelik ağır bir ihlal" olduğunu vurgulayan Armağan, ibadet özgürlüğünün engellenmesi ve Filistin halkına yönelik ağır yaptırımların kabul edilemeyeceğini söyledi. Armağan, "Mescid-i Aksa’nın 30 günden fazladır ibadete kapatılması ve diğer bir gündem olan 12 bin Filistinli mahkûmun idam edilmesi ile ilgili bugün bir açıklama yapmak istiyoruz. Maalesef görüyorsunuz ki her zaman ve tarih boyunca yeryüzünü fesada uğratan, insanları maddi ve manevi perişan eden bu siyonist ve emperyalist güçler, âlem-i İslâm’ı birkaç asırdır esaret altına almış durumdadır. Dolayısıyla İslam aleminin bir araya gelmesi çok zor bir hale gelmiştir. Bugün bakın İran’ı görüyoruz. Bütün emperyalist güçler, tüm kuvvetleriyle İran’a saldırıyor. İslam âlemi için bir olma zamanı artık gelmedi mi? Bugün Hristiyanlık alemine bakın ve diğer Yahudi alemine bakın. Asırlar boyunca, tarih boyunca onları bir araya getirecek ruhani liderleri, Katolik liderleri ve Hristiyan ülkelerini bir ordu gibi, bir asker gibi nizam altında toplayan bir güçleri var. Buna karşılık bizde bunun yokluğuna üzülüyoruz. Bizde ise asırlar boyunca İslam milletlerini ve İslam devletlerini her zaman bir arada tutan bir güç ve kuvvet vardı. Bu da hilafet makamıydı. Gerçekten de bu makamın yokluğunun çok ciddi acısını maalesef yaşıyoruz. Tarih boyunca hilafet makamı sayesinde bütün İslam milletleri ve İslam devletleri tek vücut halinde, bir ordu gibi hazır bulunurdu. Bütün beşeriyeti, bütün İslam milletlerini bir araya toplamak tek bir emirle mümkün olurdu. Fakat bugün görüyoruz ki İslam alemi içimizi yakan, dağlayan elim bir durum içindedir. İslam alemi ve İslam milletleri maalesef birbirinden ayrılmış, rekabet haline gelmiştir. Emperyalist güçlerin hiçbir merhameti olmadığını görüyorsunuz. Siyonist güçlerin bu milleti ayrılıklarla parçalamak için nasıl bir birlik içinde hareket ettiklerini de tarih boyunca gördük. Bizim tek çare-i necatımız Gazze’yi, Filistin’i ve tüm İslam alemini kurtarmak için İslam milletlerinin bir an önce uyanmasıdır. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: ’Bir kötülükle karşılaşıldığında mümin onu gücüyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle karşı koysun; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.’ Maalesef üzülerek söylüyorum ki İslâm âlemi neredeyse kalbiyle buğz edemeyecek bir hâle gelmiştir. Çok ciddi bir gaflet içindedir. Dolayısıyla insanlık hiçbir zaman böyle bir gaflete düşmemiştir. Bilhassa İslam milletleri, tarih boyunca şu anda yaşadığımız bu ayrılık ve parçalanma gibi bir perişanlıkla karşı karşıya kalmamıştır. Ancak yine de umutsuz değiliz. Şunu da ifade etmek isterim ki, alem-i İslâm’ın tarih boyunca böyle zor zamanlarda yeniden yek vücut haline gelmesini sağlayacak imkan, güç ve kabiliyet inşallah Türkiye’dedir. Daha önce olduğu gibi Türkiye’nin bu birlik ve beraberliğe öncülük edeceğine inanıyoruz. O günlerin çok uzak olmadığı kanaatindeyiz. Esaret altında olan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne kavuşmasını Cenab-ı Hakk bizlere nasip etsin. Ve 12 bin Filistinli kardeşimizin idam edilmesi meselesinde de şunu ifade etmek isteriz ki inşallah Cenab-ı Hakk’ın kudretiyle Selahaddin Eyyubiler, Fatih Sultan Mehmetler, Yavuz Sultan Selimler bu milletin bağrından yeniden çıkacak ve bu zulüm sona erecektir. Bunun da çok yakın olduğuna inanıyoruz" dedi. Federasyon yetkilileri, bölgede kalıcı barışın sağlanabilmesi için uluslararası hukuka uygun adımlar atılması çağrısında bulunarak, yaşanan gelişmeleri "şiddetle kınadıklarını" belirtti.
Nevşehir Mustafapaşa 7 Haziran’da sandık başına gidecek Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa’nın belediye statüsünden çıkarılarak köye dönüştürülmesine ilişkin işleme karşı açılan davada mahkeme iptal kararı verdi. Kararla birlikte Mustafapaşa yeniden belediye olma hakkı kazanırken, belde halkı 7 Haziran’da sandık başına gidecek. Ankara’da görülen davada mahkeme, İçişleri Bakanlığı’nın Mustafapaşa’nın köye dönüştürülmesine ilişkin işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti. Kararda, Mustafapaşa’nın nüfusunun bazı resmi kayıtlara göre 2 binin üzerinde olduğu tespitine yer verildi. Böylece belediye statüsünün kaldırılması işlemi geçersiz sayıldı. Dünya Turizm Örgütü tarafından 2021 yılında ’dünyanın en güzel turizm köyü’ seçilen Mustafapaşa, bu kararla birlikte yeniden belediye statüsüne kavuşma sürecine girdi. 7 Haziran’da sandık başına gidecek olan bölgede seçim heyecanı da başladı. Turizmci Mustafa Ak, sürecin zorlu geçtiğini belirterek, "Mustafapaşa’yı yeniden belde yapma mücadelesini kazandık. Bu süreçte çok sıkıntılar yaşadık ancak köyümüzün turizm potansiyeli ve 2021 yılında dünyanın en iyi turizm köyü seçilmesi önemli bir etken oldu. Halkımız büyük bir mücadele verdi. Sonuçta Mustafapaşa halkı hakkı olan belediyeyi geri aldı" dedi. Belde sakinlerinden Erdoğan Aytaş ise, geçmişte yapılan nüfus sayımına dikkat çekerek, "Nüfus aslında 2 binin altına düşmezdi ancak o dönem sayım eksik yapıldı. Şu anda bölgede üniversite var, yaklaşık 3 bin öğrenci bulunuyor. 70’e yakın otel var. Burası köy olarak yönetilecek bir yer değil. Haziran ayında sandığa gidilecek, halk belediye başkanını seçecek. Şu an 5-6 aday adayı var" diye konuştu. Mahkeme kararının ardından Mustafapaşa’da seçim sürecinin başlaması beklenirken, belde halkı yeniden belediye statüsüyle yönetilecek olmanın heyecanını yaşıyor.