EKONOMİ - 08 Haziran 2010 Salı 15:58

Çelebi, Bandırma Limanı'nı devraldı

A
A
A
Çelebi, Bandırma Limanı'nı devraldı

Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 2008 yılında açılan ihaleye en yüksek teklifi veren Çelebi Holding iştiraki Çelebi Bandırma Uluslararası Limanı İşletmeciliği A.Ş., TCDD Bandırma Limanı'nın 36 yıllık işletme hakkını imzalanan sözleşme ile devraldı.

Çelebi, 5 yıl içinde 50 milyon dolar yatırım yapacağı Bandırma Limanı'nı, 10 yılda 10 milyon ton kuru dökme ve karışık yükün, 300K TEU konteynırın ve 200K aracın elleçlendiği bir liman haline dönüştürmeyi planlıyor.

Çelebi Holding, 175 milyon 500 bin dolar tutarındaki en yüksek teklifi sunarak TCDD Bandırma Limanı ile ilgili olarak açılan ihaleyi 16 Mayıs 2008'de kazanmıştı. İhale sonrası gerekli sürecin tamamlanmasını takiben Bandırma Limanı'nın 36 yıl için işletme hakkının devrine ilişkin sözleşme, dün Ankara'da düzenlenen törenle Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Süleyman Karaman, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ve Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu tarafından imzalandı.

Bandırma Limanı işletme hakkının 36 yıl süre ile devrine ilişkin imza törenine katılan Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu, Bandırma Limanı'na ilk etapta 50 milyon dolarlık bir yatırım yaparak, hizmetlerini çeşitlendireceklerini ve 10 yılda 10 milyon ton karışık yükün, 300K TEU konteynırın ve 200K aracın elleçlendiği bir liman haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, limanın satılmadığını belirli bir süreliğine devredildiğine dikkat çekerek, limanın özel sektörün dinamizmi ile gelişeceğini ifade etti. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Başkan Vekili Ahmet Aksu ise, özelleştirmelerde zaman zaman yaşanan bir takım gecikmelere de vurgu yaptığı konuşmasında, Çelebi'ye teşekkür etti.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da 1969 yılından bu yana TCDD'nin işlettiği Bandırma Limanı'nın işletmesinin süreli devri ile başta istihdam olmak üzere bölge ve ülke ekonomisine yapılacak katkılara vurgu yaptı. Çelebi'den ihale bedeli olarak alınan 175 milyon 500 bin doların yeni demiryolu yapımı için kullanılacağını da belirten Yıldırım, Bandırma Limanı'nın demiryolu ve karayolu bağlantısıyla bölgenin dış ticaret kapısı olduğuna dikkat çekti. Bu devrin, limanın çok daha etkin kullanılmasına yönelik olduğunu belirten Yıldırım, "Çelebi Grubu, zaman içinde yapacağı yatırımlarla, Bandırma Limanı'nın kapasitesini birkaç kat attıracaktır" dedi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de, 500 milyar dolarlık ihracat hedefi ile birlikte Türkiye'nin tüm dış ticaretinin yüzde 85'inin limanlar üzerinden yapıldığını vurgulayarak, Çelebi'nin havacılıkta olduğu gibi liman alanında da dünya markası olabileceğine dikkat çekti.

Projenin finansmanı, UniCredit Bank AG ve Yapı Kredi Bankası'nın oluşturduğu konsorsiyumunun Çelebi'nin kullanımına sunduğu uzun vadeli proje ve yatırım kredileri ile sağlandı. Konsorsiyum bankalarının 14 yıl vade ile kullandırdığı bu kredi, son yıllarda ülkemizde kullandırılan en uzun vadeli proje finansmanı kredisi olup bu gelişme ülkemize, Çelebi Grubu'na ve projeye duyulan güvenin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Çelebi, 175 milyon 500 bin dolar ödeyerek işletmesini devraldığı TCDD Bandırma Limanı'na, oluşturduğu gelişim projesi paralelinde önümüzdeki 5 yıl içinde 50 milyon dolar tutarında yatırım yapmayı planlıyor.

Çelebi Bandırma Uluslararası Limanı İşletmeciliği'nin azınlık hissedarı olan Bandırma Ticaret Odası ve Bandırma Ticaret Borsası, bölge sanayicilerinin Bandırma Limanı'nı etkin bir şekilde kullanmasının teşvik edilmesini ve bölge halkı ile yerel kamu kurumlarıyla işbirliği sağlanmasını koordine edecek.

Çelebi, 2006 yılında Antalya Limanı ile liman işletmeciliğine adım attı ve bugüne kadar geçen süre zarfında ortaya koyduğu performans ile liman yönetimindeki başarısını kanıtladı. Çok işlevli bir liman olan Antalya Limanı, gerçekleştirdiği yolcu, konteynır, genel kargo ve dökme yük taşımacılığı ile bölgenin önde gelen limanlarından biri.

Türkiye'nin iş ve sanayi merkezi olan İstanbul'a ve ticari açıdan büyük önem taşıyan Güney Marmara ve Ege Bölgesi'ne olan bağlantıları ile Bandırma Limanı, Marmara Denizi'nin güney kıyısında çok özgün bir konuma sahip. Limanda dökme yük, Ro-Ro ve karışık yük elleçleme hizmetleri veriliyor. Bandırma Limanı bölgenin en uzun rıhtım uzunluğuna sahip limanı olmanın yanı sıra Türkiye'nin en büyük dökme yük limanlarından da biri. Dökme ve genel yük ile birlikte Ro-Ro taşımacılığı, Liman tarafından sunulan ana hizmetler arasında yer alıyor. 2004 yılında Ro-Ro hizmeti sunumuna başlamasıyla birlikte Bandırma Limanı, Marmara Bölgesi'nde kargo kamyonlarının yurtiçi noktalara taşınmasında da önemli bir kapı haline geldi.

Çelebi, Bandırma Limanı'nı sahip olduğu demiryolu ve karayolu bağlantıları ve geniş liman içi stoklama sahaları nedeniyle Türkiye dış ticaretinin dinamosu olan Güney Marmara, İç Anadolu ve Ege bölgelerine en yüksek faydayı sağlayabilecek liman olarak görüyor. Limanı bu geniş hinterlanda hizmet vermeye hazır hale getirmek üzere yeniden yapılandıracak olan Çelebi, Bandırma Limanı'nı önümüzdeki 10 yılda 10 mn ton kuru dökme ve karışık yükün, 300K TEU konteynırın ve 200K aracın elleçlendiği bir liman haline dönüştürmeyi planlıyor.

Ayrıca Bandırma Limanı, ülkemizin artan otomotiv ihracatında ihtiyaç duyulan liman hizmetleri konusunda, Bursa bölgesinin artan araç ihracat hacminin bölge limanları ile karşılanamamasına da çözüm getirecek bir alternatif olacak.

Yapılacak olan iyileştirmelerle Liman'ın 2009'da yüzde 2,7 olan uluslararası kargo taşımacılığı içindeki pazar payının, 2020'de yaklaşık yüzde 5,2'ye çıkacağı tahmin ediliyor. Böylece Bandırma Limanı ulaşacağı bu hacimle, bölgenin lojistik merkezlerinden biri haline dönüşecek ve yeni iş alanlarının yaratılması açısından, Bandırma ve çevresinin ekonomik ve sosyal kalkınmasına da önemli katkılar sağlayacak. Çelebi yetkilileri Bandırma Limanı'nın, bölgenin çevre ve doğaya en duyarlı limanı olacağını ifade ediyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.
Ankara DMM’den ABD’nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddialarına yalanma Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından ABD’nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddiaları yalanlandı. DMM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesapları ve dezenformasyon odaklı mecralarda yer alan, ’Türkiye’nin İran’a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği, düşürüldüğü iddia edilen ABD’ye ait F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu’ yönündeki paylaşımlar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır. Nereden kaynaklandığı tahmin edilebilecek bu tür gerçek dışı iddialar, Türkiye’nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rolü ile barış ve diplomasi odaklı gayretlerini zedelemeye yönelik kasıtlı birer psikolojik harp saldırısı ve kara propaganda girişimidir" denildi. Türkiye’nin bölgedeki huzur ve istikrarın korunması için bir duruş sergilediği söylenen açıklamada, "Türkiye, bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir duruş sergilemektedir. Ülkemizin küresel ölçekte takdir gören diplomatik başarısını hedef alan bu algı operasyonları, uluslararası kamuoyunu yanıltma amacı taşımaktadır. Kamuoyunu manipüle etmeye ve bölgedeki hassas dengeleri hedef almaya yönelik bu tür kirli bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemelidir. Resmi kaynaklar dışındaki spekülatif açıklamalara karşı dikkatli olunması büyük önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.