GÜNDEM - 06 Haziran 2015 Cumartesi 15:42

Dünya şampiyonu Arslan yıllar sonra babasının mezarını buldu

A
A
A
Dünya şampiyonu Arslan yıllar sonra babasının mezarını buldu

Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gelen dünya yarı ağır sıklet boks şampiyonu Fırat Arslan, 14 yıl önce kaybettiği babasının mezarı başında dua etti.

Dünya şampiyonu boksör, memleketi Zonguldak’ta yıllar sonra iki kardeşi daha olduğunu öğrendi.
Türkiye’nin ilk dünya yarı ağır sıklet boks şampiyonu Fırat Arslan, baba ocağı Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Ortaköy Köyü’ne geldi. Fırat Arslan, küçük yaşta iken kendilerinden ayrılan babası Mustafa Arslan’ın mezarını Alaplı ilçesi şehir mezarlığında akrabalarının yardımı ile bularak başında Kur’an-ı Kerim okuyup dua etti. Alaplı ilçesinde Fuat ve Murat isimlerinde iki kardeşi daha olduğunu öğrenen Fırat Arslan, bundan sonra iki kardeşine de ağabeylik yapmak istediğini söyledi.

Babasının da sporcu olduğunu ve iyi bir pehlivan olduğunu ifade eden Arslan, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaşadığı zorlukları ve dünya şampiyonluğuna uzanan hikayesini anlattı. Küçük yaşta iken babasının kendilerinde ayrılarak Zonguldak’a geldiğini ve bu süreçte çok zorluklar yaşadıklarını anlatan Arslan, annesi ve ağabeyleri ile el ele vererek bu günlere geldiklerini söyledi.

“BENİMLE ALAY ETTİLER, İNANDIM, ÇALIŞTIM VE DÜNYA ŞAMPİYONU OLDUM”
Ağabeyinin boks yaptığını ve ona olan hayranlığı ile 18 yaşında boksa başladığını dile getiren dünya şampiyonu, kendisi ile herkesin dalga geçtiğini ancak hiçbir zaman pes etmediğini ifade etti. Dünya şampiyonu Arslan, “Rahmetli babam pehlivandı, güreşçiydi. Ağabeyim boksa başladı. Baya başarılıydı ve ben onun hayranıydım. 18 yaşında, aslında geç başladım. Bana herkes ‘bir yere varamazsın’ dedi. Ben hedef koydum ve ‘Dünya şampiyonu olacağım’ dedim. İnandım, en iyi arkadaşıma söz verdim. 19 sene boyunca uğraştım. Gerçekten söz verdiğime kaç kere pişman oldum ama 24 Kasım 2007’de dünya şampiyonu oldum. Çok zor ve uzun bir yoldan gittim ama hiçbir zaman inancımı yitirmedim. Çok çalıştım ve dünya şampiyonu oldum. 2008’de dünya şampiyonluğu kemerimi savundum. 2008’in sonunda maalesef kaybettim ama bu yaşamdır. Yaşamda da, sporda da kaybetmekte var, kazanmakta var. 2012 yılında aslında Marco Huck’a karşı aslında kemeri almıştım. Maalesef hakem kararı ile aldığım maçı bana vermediler. 2014 yılında Yoan Pablo Hernandez’e karşıda hakem kararı ile maçı verdim. Bütün Alman TV ve gazeteleri aslında maçı aldığımı söylediler, dünya rekorunu kırmıştım aslında. Şimdi bir kez daha dünya rekorunu kırmayı ve dünya şampiyonluğunu ele geçirmeyi bir kez daha deneyeceğim. İnşallah yapabilirim ama Allah’ın dediği olur. Türkiye’nin ilk ve tek profesyonel boks şampiyonu olarak tarihe imza attım. İnşallah bu şekilde gençlerimize motive edebilirim. İnşallah benden sonrada onlar dünya şampiyonu olabilir” dedi.

YOL PARASI BULAMADIĞI İÇİN TÜRKİYE ŞAMPİYONASINA KATILAMADI
Yol parası bulamadığı için Türkiye şampiyonluklarına katılamayan ve Alman vatandaşlığına geçmek zorunda kalan Arslan, başarı için inanmak ve çok çalışmak gerektiğini dile getirdi. Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tabi ki ‘Ben dünya şampiyonu olacağım’ diyerek yada dünya şampiyonluğu hedefi koyarak olmuyor. Almanya’da doğdum, Almanya’da büyüdüm. Almanya şampiyonluklarına katılamamıştım. Çünkü Alman vatandaşı değildim. Zamanında hem Türkiye hem de Avusturya şampiyonunu yendim. Türkiye şampiyonasına katılmak için gerekli insanları tanıyamadım herhalde. Bana ‘Türkiye şampiyonasına katılmak için biletini ve diğer masraflarını kendin ödeyeceksin’ denildi. Tabi bunları karşılayamadım. Maddi durumum yoktu. Bende sonunda Alman vatandaşlığına geçtim. Almanya şampiyonu ve Avrupa şampiyonu oldum. Çok hakkımda yendi. Benden Alman ismi almamı istediler. Kabul etmedim. Fırat Arslan olarak doğdum. Kağıtta ne yazarsa yazsın ben ismimle zaten kimliğimi belirtiyorum. Ne kadar çok zorluk yaşadıysam da oradan bir kapı kapandıysa yüce Allah başka bir yerden kapı açtı. Sonunda da dünya şampiyonu oldum. Buna ne kadar şükür etsem azdır. O yüzden Almanya’daki Türk gençlerine camilerde, okullarda sürekli nasihat ediyorum. Sadece boks için demiyorum. Okulda, meslek edinmede, sporda ve hayatta bir hedef edinirlerse, inanırlarsa ve gerçekten çalışkan olurlarsa hedeflerine ulaşabilirler. Benimle çok alay ettiler, güldüler ama sonunda çok çalışarak azim ve inançla hedefime vardım.”
Son kez dünya rekorunu kırmak için maça çıkacağını belirten Fırat Arslan, pes etmeden inanarak ve çalışarak başarının nasıl geldiğini herkese göstermek istediğini söyledi.

FIRAT ARSLAN YILLAR SONRA İKİ KARDEŞİ DAHA OLDUĞUNU ÖĞRENDİ
14 yıl önce vefat eden babasının mezarını yeni bulduğunu, Alaplı ilçesinde iki kardeşi daha olduğunu öğrendiğini belirten Fırat Arslan, "Babam yıllar evvel biz küçükken bizi terk etmişti. Vefat etti, Allah kendisine rahmet eylesin. Bütün günahlarını yüce Allah affetsin. Ben her gün duacısıyım. Yaşam böyle, ayrıldı bizden. Şimdi burada bir kardeşim daha olduğunu öğrendim. Fuat ile yıllar sonra tanışabildim. Bana ‘Romanya’ya gitmiş’ dediler, aslında öyle bir şey yokmuş. Annemiz geçen yıl 6 Aralık’ta vefat etti. Yüce Allah'ım onunda günahlarını affetsin, mekanı cennet olsun. Annemiz bizi büyütebilmek için gerçekten çok büyük savaş verdi. Büyük ağabeyim Meriç her şeyi yaptı, bütün ağabeylerim ailece el ele tutunduk ve hep birbirimizi destekleyerek bu günlere geldik. Ailemin desteği olmasaydı dünya şampiyonu olamazdım. Her hangi birinin arkasında kimse durmazsa çok zor oluyor. Yıllar sonrada 21 yaşındaki Fuat kardeşimle tanışabildim ve sevindim. İnşallah ona a iyi bir ağabeylik yapabilirim. O’nun da Murat isminde bir abisi varmış. O’da benim kardeşim sayılır” diye konuştu.

“GENÇLERE DESTEK VERİLSE BAŞARI GELİR”
Türkiye’de insanların daha çok futbola ağırlık verdiğini, diğer spor branşlarına da önem verilmesi durumunda bir tane değil binlerce şampiyonun çıkacağına inandığını ifade eden Arslan, “Ben Almanya’da doğdum ve Almanya’da büyüdüm. Bence gençlerimize daha çok destek gerekiyor. Türkiye’de her kes futbola deli oluyor. Futbol için gerçekten insanlar her şeyi yapıyorlar. Tabi ki futbolda yapsınlar ben ‘Yapmasınlar demiyorum ama başka spor dallarında biraz değer verilse, gençlere biraz destek verilse başarı gelir. Bizim milletimizde Osmanlı kanı var. Biz Türk olarak çok kuvvetli bir ülkeyiz. Eminim burada bir tane değil binlerce dünya şampiyonu çıkabilir. Ama dediğim gibi desteksiz olmuyor. İnşallah benden sonra gençlerimiz desteklenir ve daha kolay yollardan başarılı olurlar” dedi.
Fırat Arslan, dünya rekorunu kırdığında bu başarıyı önce Allah’a sonrada kendilerine çok emek veren annesine hediye edeceğini söyledi. 

VEDAT KILIÇ 

Dünya şampiyonu Arslan yıllar sonra babasının mezarını buldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Metin Öztürk: "Çirkinlik yakışmadı" Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk, iki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, bu çirkinliğin yakışmadığını söyledi. Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Metin Öztürk, Trabzonspor’a 2-1 mağlup oldukları maçın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözlerine hayatını kaybeden Orhan Kaynak için başsağlığı dileyerek başladı. Öztürk, "Futbol takımımızın taşıdığı pankartla başlıyorum. Orhan Kaynak hocamızın vefatı sebebiyle Trabzon camiasına başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Çok kıymetli bir spor adamıydı, çok sayıda futbolcu yetiştirdi. Camianın üzüntüsünü paylaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Yönetimler gelir geçer, camialar kalır" Trabzon camiasıyla ilişkilerinin her zaman iyi olduğunu vurgulayan Öztürk, "Bizim Trabzon camiası ile ilişkimiz her zaman böyledir, farklı olması da düşünülemez. Yönetimler gelir geçer, camialar kalır. Trabzon camiası hem futbol kenti olmasıyla hem de değerleriyle hep gönlümüzde yer almıştır" dedi. Son günlerde yaşanan gelişmelere değinen Öztürk, "İki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıyayız. İki ay önce alınmış bir futbolcu ile ilgili kendileriyle hiç alakası olmayan bir süreç üzerinden inanılmaz bir kara propaganda yapıldı" diye konuştu. "Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi" Uğurcan Çakır ile ilgili yaşananlara da değinen Öztürk, "Bugün tamamen yönetimin provokasyonlarıyla, Trabzon taraftarıyla alakası olmayan bir şekilde Uğurcan Çakır provoke edildi. Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi. Bunu kimse unutmasın. Uğurcan Çakır’ı yetiştiren Trabzon’dur, kendilerine şükran borçluyuz" ifadelerini kullandı. Transfer sürecine de değinen Öztürk, "Kendileriyle oturduk, bir transfer pazarlığı yaptık. Beklentilerinin çok üzerinde bir ücret aldılar. Bununla ilgili de teşekkür ettiler ancak bugün yönetim eliyle Uğurcan Çakır’ın psikolojik olarak yıpratılmaya çalışıldığını gördük" şeklinde konuştu. Yaşananlara tepki gösteren Öztürk, "Biz bundan sonra da hem kazanacağız hem kaybedeceğiz ama şunu bilin ki çirkinlik bu Trabzon yönetimine yakışmadı. Biz sadece Trabzon’u değil tüm takımları en iyi şekilde karşılıyoruz. Burada ise ne karşılama ne uğurlama oldu, yakıştıramadık" dedi. Statta yaşananlara ilişkin de konuşan Öztürk, "Geldiğimizden beri bize küfür ediliyor. Hala içeride, seyirci yokken bile bizimle ilgili küfür içerikli müzikler çalınıyor. Yayıncı kuruluşa da yazıklar olsun. Söyleyeceklerim bu kadar, teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Kastamonu Binlerce yıllık tarihe yapay zekayla ışık tutulan filmin galasına yoğun ilgi Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, düzenlenen galada izleyiciyle buluştu. 14 dakikalık film, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, Kastamonu Taşköprü ilçesinin binlerce yıllık tarihini özetliyor. Roma döneminde Paflagonya’ya başkentlik yapmış "Pompeiopolis" adıyla yerleşimden, ilçenin simge eseri Yedi Kemerli Taşköprü’ye uzanan tarihi bir yolculuğu konu alan 14 dakikalık kısa film, birbirini takip eden yedi dönemi birleştiriyor. Geçmişin izlerini günümüzün dijital anlatım imkanlarıyla birleştiren film, izleyiciyi antik çağın sokaklarından Osmanlı mimarisinin zarif dokusuna uzanan görsel bir zaman tüneline davet ediyor. Arkeolojinin kayıp dehlizlerinde kalan bilgiler ve kentin mimari dokusu yapay zeka teknolojisiyle harmanlanarak etkileyici bir anlatı ortaya koyuyor. Taşköprü’nün kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan bu çalışma, yeni nesil görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan izleyiciler kadar yörenin insanlarına da hitap ediyor. Geçmiş ile geleceği aynı potada eriten bu kısa film, bölgenin turizm potansiyeline de önemli katkı sunmayı hedefliyor. "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" isimli kısa film Taşköprü Belediyesi için Muazzam İşler Yapım şirketinin altı aylık yoğun bir çalışmayla ortaya çıkartıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen premier galanın ardından Kastamonu’da da gala gerçekleştirildi. Filmi izleyen vatandaşlar dakikalarca alkışlarken, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise film ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar filmle ilgili fikilerini dile getirme fırsatı buldu. "İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak" Galanın ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Filmin adı Yedi Kemerli Zaman Geçidi Taşköprü. Taşköprü’nün tarihi sürecini 14 dakikalık bir süre içerisinde ifade etmeye çalıştık. Gerek senarist, gerek yapımcının çok özel çalışmalarıyla ortaya çıkan bir film oldu. Bizim amacımız geçmiş dönemlerdeki değerlerimizin bugüne taşınması. Yeni jenerasyonun yani gençlerin özellikle dijital çağda, dijital ile yoğun ilgilerinde yapay zeka ile yapılan bu filmi çok geniş alanlara ulaştıracaklarını, izleyeceklerini ve Taşköprü’yü çok daha fazla bir tanıma imkanı doğuracağını düşünüyoruz. Filmin içeriği Taşköprü, Taşköprü’nün gelişimi ve bugüne kadarki süreç. Dolayısıyla son derece mutlu olduğumu ifade ederim. Galamızın ilkini İstanbul’da yaptık. İstanbul’daki galada oldukça ilgi görmüştü, o katılımcılara da bugün de başta Valim olmak üzere herkesin katılımını gerçekten çok kıymetli ve değerli buluyorum. Değerli sanatçılarımız var aramızda, onların katılımlarıyla da ayrıca bir anlam buldu. İnşallah başka programlarda buluşacağız. İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak. Süreç içerisinde açıklayacağız. Çok özel çalışmalarımız var, inşallah onları da paylaşacağız" dedi. "Bizi sevindiren bir çalışma" Filmle ilgili düşüncelerini ifade eden ünlü sanatçı Halil Ergün de, "Bir tarihi süreci, bir kültürel ve uygarlık tarihini başlardan başlayarak insan ve uygarlık ve değişik değişik kadrolar üstüne koyarak bugünkü kentimizi, Taşköprü’yü ve Kastamonu’yu dile getiren ve bir kültürün sahipliğini çeviren, bizi sevindiren bir çalışma. Onur duydum. Daha da gelişecek malzemeler var bu alanlarda, bunlar da inşallah gelişecek" şeklinde konuştu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay da galada yaptığı konuşmada, filmin binlerce yıllık mirası sinemaya yansıtması açısından çok kıymetli olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Pasta kesimiyle sona eren galaya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ünlü sanatçılar Halil Ergün ve Aliye Uzunatağan, filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, filmin senaristliğini yapan Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.