ASAYİŞ - 18 Şubat 2022 Cuma 15:22

Duygu Delen davasında sanık için ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi

A
A
A
Duygu Delen davasında sanık için ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi

Gaziantep'te şüpheli şekilde hayatını kaybeden Duygu Delen'in ölümüne ilişkin davada savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Sanık Kaplan’ın 'Nitelikli cinsel istismar suçu'ndan beraatini talep eden savcı, “Hakaret”, “Nitelikli yağma” ve “Çocuğu kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Gaziantep'te şüpheli şekilde hayatını kaybeden Duygu Delen'in (17) ölümüne ilişkin davanın 9’uncu duruşması görüldü. Gaziantep 10 Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya sanık Mehmet Kaplan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken sanık Kaplan’ın avukatı Enes Akbulut ile Delen ailesi avukatları Mehmet Balcı ve Ömer Faruk Akan, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü adına Av. Şafak Nur Atmaca, Ankara Barosu ve Gaziantep Barosu avukatları hazır bulundu. Duruşmayı anne Şenel Delen ile Bülent Delen de takip etti. Duruşmada olaya tanık olan 3 apartman sakininin dinlenmesinin ardından savcı esas hakkındaki mütalaasını açıklandı.

“Halı düşmesi gibi bir ses geldi”

Duruşma kamera kayıtlarında olay yerinde olduğu görülen tanık Zeki Adıgüzel’in dinlenilmesiyle başladı. Önceki verdiği ifadenin doğru olduğunu belirten Adıgüzel, Duygu’nun düşme anını görmediğini vurguladı. Ön tarafın çimlerini suladıktan sonra arka tarafa geçtiği sırada düşme sesini duyduğunu aktaran Adıgüzel, “Halı düşmesi gibi bir sesti. Oğlum o tarafta bisiklete biniyordu. Bende sesi duyunca oğlum gel diye oğluma seslendim. Ne olduğuna bakmak için sesin geldiği tarafa gittiğimde kızın yerde yattığını gördüm ve ambulansı aradım” dedi.

“Sanık ‘Arabayla götürelim mi’ diye sordu”

Tanık Adıgüzel, mahkeme başkanının “Sanık aşağı indikten sonra aranızda bir konuşma oldu mu” şeklindeki sorusuna, “Ben dış tarafa çıkıp ambulansı yönlendirdim. Sanıkla bir konuşmam olmadı. Ambulansın evin önünü kaçırıp ileri gittiğini gördüm ve ambulansı evin önüne yönlendirdim. Bana sadece ‘Arabayla götürelim mi’ diye sordu. Bende kendisine ambulansın geldiğini söyledim. Aşağıdayken yukarıdan bir bağırma veya şüpheli bir ses falan hiçbir şey duymadım. Sanığı yaklaşık bir yıldır tanıyordum. Olay öncesinde Duygu’yu tanımıyordum” şeklinde cevap verdi.

Apartmanın güvenlik kamerasının düzenli çalıştığını sözlerine ekleyen Adıgüzel, oluşan arızaların giderildiğini söyledi. Kamerada bir arıza olmadığını belirten Adıgüzel, “Olay anında kamerada bir arıza yoktu. Kamera sistemi 24 saat çalışırdı” dedi.

“Erkek bağırış sesi geliyordu”

Duruşmada dinlenen tanık Dilek Karakurt, önceki ifadesine ek olarak olaya ilişkin yeni bir bilgi edinmediğini söyledi. Olayın yaşandığı esnada üst katta temizlik yaptığını ifade eden Karakurt, “Duygu’nun düşme anını görmedim. Net bir şey duymadım ama gürültü geliyordu. Erkek bağırış sesi geliyordu. Kavga ediyorlardı ancak sesleri net olarak duymadım. Kadın sesi duymadım. Bağıran kişinin ne söylediği anlaşılmıyordu ama kavga oluyor gibi ses geliyordu. Temizlik yaptığım evin kızı bana polislerin geldiğini söyledi. Olayı o şekilde öğrendim. Balkondan aşağı bakınca kızı yerde gördüm. Nasıl ve ne şekilde düştüğünü görmedim” ifadelerini kullandı.

“Sanık bana kızın kendisini aşağıya attığını söyledi”

Tanık Zamira Seyidova da mahkemede verdiği ifadede Duygu’nun düşme anını görmediğini söyledi. Olayı sonradan öğrenerek aşağıya indiğini aktaran Seyidova, “Ben geldiğimde kızın kanlar içinde yattığını gördüm. Oğlan o sırada başucunda oturuyordu. Korktum ve sanığa ‘Ne oldu’ diye sordum. O da bana kendisini attığını söyledi. Kapıcıyı gördüm ona ‘Haberin var mı’ diye sordum. Kendisi de ambulansı bekliyordu. Olaydan haberi vardı. Ben korkmuştum. Sanığa su içmesini söyledim. O da bana ‘Ne suyu abla’ diyerek kanlar içindeki elini yere vurdu. Sonrasında ben eve geçtim” diye konuştu.

Duygu Delen davasında sanık için ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi

Mahkeme Başkanı: “Paylaşım yapanlar bile dinlenmiş”

Tanıkların dinlenilmesinin ardından konuşan mahkeme başkanı dosyada çok sayıda tanık ifadesinin olduğunu belirtti. Bir şeylerin elde edilebilmesi için sosyal medyada paylaşım yapanların bile dinlenildiğini paylaşan mahkeme başkanı, “Ancak olayı en yakından gören bu 3 tanık. Biz bu ifadelerin yeterli olacağını düşünüyoruz. Diğer tanıkların duruşmada dinlenilmesine gerek yok” dedi.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi

Tanıkların dinlenilmesinin ardından duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Olayın kazara olup olmadığı, sanığın maktul tarafından itilerek veya atılarak kasten öldürme suçunu işleyip işlemediğinin değerlendirildiğini belirten savcı, zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar suçu bakımından delil yetersizliğinden istismar suçundan beraatini, hakaret suçu bakımından ise sanığın tartışma esnasında maktule sinkaflı sözler sarf etmek suretiyle üzerine atılı hakaret suçunu işlediğinin anlaşılmasından dolayı sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasını, üzerine atılı nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasını, olayın kazara gerçekleşmesinin mümkün olmadığı yönünde hazırlanan bilirkişi raporuna göre sanığın kasten öldürme suçunun işlediği değerlendirildiğinden üzerine atılı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti.

“Çocuğumu geri ver”

Mütalaanın açıklanmasının ardından konuşan anne Şenel Delen ise sanık Kaplan’a tepki gösterdi. Duruşmada ağlayan Delen, “Çocuğumu geri versin. Çocuğumu geri ver. Çocuğumu paramparça etti. Her gün beyin hücrelerimi öldürdü. Adalet yerini bulsun. Beni çiğnemeden serbest kalamazsın. Benim çocuğumu toprağa verdi. O orada nefes alıyor” ifadelerini kullandı.

Sanık Mehmet Kaplan ise mütalaanın ardından yaptığı savunmada, iki seneden beridir cezaevinde acı çektiğini söyleyerek, “Duygu'nun ismini ağzına almaması gereken insanlar kendi reklamlarını yapıyorlar. Ben hayatımı burada geçirsem bile belki ailelerinin içleri soğumayacak. Ben tahliye olduktan 6 gün sonra hiçbir şey yokken tutuklandım. Burada bir çelişki var. 18 ay sonra tanık dinlendi. Ben bunların hiçbirine karşı çıkmadım. 15 aydır dört duvar arasında tek başımayım. Bütün ülke olarak insan haklarına çok duyarlı ve merhametliyiz ya siz 14 gün karantinada kalamazken ben 15 aydır dört duvar arasında kalıyorum” diye savunma yaptı.

“Müvekkilimizin tahliyesini talep ediyoruz”

Sanığın avukatı Enes Akbulut’ta ise mütalaada aleyhe olan hususları kabul etmediklerini vurguladı. Adli tahkikatın eksik olmasından dolayı tanıkların yeniden çağrıldığını ifade eden Akbulut, “Hakan Kar’ın raporu dışında gelen tüm raporlar bizim müvekkilimizin lehinedir. Müvekkilimizin ifadesinin aksini gösteren bir delil dosyada mevcut değildir. Yağma suçunun unsurları oluşmamıştır. Dördüncü duruşmada tahliye olup 6 gün sonra tutuklandı. Bütün hususlar dosyaya geldi. Bu aşamada müvekkilimizin tahliyesinin talep ediyoruz. Türkiye’de en üst kurul olan Adli Tıp Üst Kurulundan da rapor geldi. Görüntülerde de oynama yok. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Tutukluluk hali devam edecek

Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti sanığın tutukluluk halinin devamına, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için avukatlara süre verilmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Ne olmuştu

Olay, 13 Ağustos 2020 tarihinde Gaziantep'in Şehitkamil ilçesine bağlı Batıkent Mahallesi Vehbi Dinçerler Caddesi üzerindeki bir apartmanda meydana gelmişti. 5 katlı apartmanın 4'üncü katından şüpheli şekilde düşerek yere çakılan Duygu Delen (17), hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti. Olayın ardından evde bulunan Mehmet Kaplan gözaltına alınarak "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Muhammet Abdulkadir Esen
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Şimşek: "Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki büyük şoka rağmen Türkiye’deki rezervlerin yeterliliğine dikkat çekerek, "Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, finans zirvesinde ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel piyasalardaki belirsizliklere ve yüksek faiz ortamına dikkat çeken Bakan Şimşek, Türkiye’nin bu süreci pazar çeşitlendirmesi ve inşa edilen ekonomik tamponlar sayesinde başarıyla yöneteceğinin altını çizdi. "Programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapacağız" Küresel ekonominin ve Türkiye’nin zorlu bir dönemden geçtiğini ifade eden Bakan Şimşek, "Büyümede ivme kaybı riskiyle karşı karşıyayız. Kısa vadede belirsizlikler yüksek, küresel ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem. Faizlerin yüksek seyrettiği dönemde yüksek küresel borçluluk önemli bir sorun. Bugün gerçekten çok büyük bir şok söz konusu. Ancak biz programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Gelir dağılımında bu programla birlikte düzelme başladı. İş gücünün milli gelirdeki payı program döneminde ciddi şekilde arttı" ifadelerini kullandı. "Şok büyük ancak yönetilebilir, rezervimiz 5 ayı karşılıyor" Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde avantajlı bir konumda olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları söyledi: "Şok büyük ancak yönetilebilir durumda. Çünkü biz bu şoklar için tamponlar inşa ettik. Kamuda ciddi tasarruf yaptık ve harcama disiplininde sonuç alıyoruz. Türkiye’de birçok anlamda rezerv yeterliliği devam ediyor. Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok." "Terörsüz Türkiye en büyük fırsat penceresi" Türkiye’nin kalkınma vizyonunda bölgesel gelişimin önemine değinen Bakan Şimşek, "Terörsüz Türkiye ülkemizin önündeki en büyük fırsat penceresi. GAP bölgesi, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun Türkiye’nin yeni büyüme motorları olması lazım. Terörün gölgesinin ortadan kalkması ile bu bölge hızla koşacak ve Türkiye gelişmiş ülkelerle arayı kapatacak. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşümü de ıskalayamayız. Büyük ölçekli veri merkezleri yatırımları devam ediyor" dedi. Varlık barışı uygulamasına ilişkin detayları paylaşan Bakan Şimşek, "Yurt içi ve yurt dışı varlıkların sisteme girmesini istiyoruz. Varlık barışında para sistemde uzun süre tutulursa vergi olmayacak. Bu varlıkları kendi şirketlerine sermaye olarak koyarlarsa yine vergi yok, bankalara mevduat olarak koyarlarsa vadesine göre vergi sıfıra kadar iniyor. Uygulama basit ve yatırımcı odaklı" şeklinde konuştu. "Yeni ticaret koridorlarının merkezinde Türkiye var" Son olarak geleceğe dönük iyimser beklentilerini koruduğunu belirten Şimşek, "Savaş sonrası petrol fiyatlarının düşeceğini öngörüyoruz. Savunma sanayinde muazzam bir teknolojik devrim var. Yeni enerji ve ticaret koridorları gündemde ve hepsinin merkezinde Türkiye var. Evet şoktan etkilendik ancak bunu yönetilebilir görüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’a Devlet Nişanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’a Türkiye Cumhuriyeti Devlet Nişanı tevcih etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki köklü kardeşlik ve dostluk ilişkilerine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Cezayir arasında 5 asra yaklaşan tarihi bağların her geçen gün güçlendiğini belirterek, "İkili ilişkilerimiz, kıymetli kardeşim Tebbun’un samimi destekleriyle Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır" dedi. 2023 yılında Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyarette ilişkileri stratejik seviyeye yükseltme kararı aldıklarını hatırlatan Erdoğan, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısının başarıyla tamamlandığını ve iş birliğini güçlendirecek çeşitli anlaşmalara imza atıldığını ifade etti. Cezayir’in bölgesinde önemli bir aktör haline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Tebbun’un dirayetli liderliği altında Cezayir’in bir yıldız gibi parladığını memnuniyetle görüyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine sağladığı katkılardan dolayı Tebbun’a Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek nişanı olan Devlet Nişanı’nı tevcih etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Tebbun ise kendisine takdim edilen nişandan dolayı teşekkür ederek, Türkiye ile Cezayir arasındaki kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesini temenni etti. Tören, iki liderin karşılıklı iyi niyet mesajlarıyla sona erdi.