GÜNDEM - 15 Ocak 2019 Salı 04:29

Emin Çölaşan FETÖ’yü neden destekledi ve savundu?

A
A
A
Emin Çölaşan FETÖ’yü neden destekledi ve savundu?

Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur bugünkü köşesinde 'Emin Çölaşan FETÖ’yü neden destekledi ve savundu?' başlıklı yazı kaleme aldı. İşte yazının tamamı...

Sadece Sözcü gazetesinin tuttuğu Maocu artığı tetikçi değil, Emin Çölaşan da Sözcü okurlarını ahmak yerine koyuyor.
Dünkü yazısında Fetullah Gülen aleyhine geçmişte yazdığı yazılardan birer ikişer kuble alıp art arda dizmiş ve sormuş:
Sevgili okurlarım 1999 yılından bu yana bunları yazmışım ben ve şimdi Ağır Ceza Mahkemesinde “FETÖ’cü olmak” ve “terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek”ten yargılanacağım. Siz olsanız ne düşünürdünüz?
Sözcü okurlarının nasılsa inanacağından emin, yalanları peş peşe sıralamaktan kaçınmıyor. Misal “FETÖ’cü olmak”tan yargılanacağını söyleyerek yalan söylüyor. Oysa davanın iddianamesinde onunla ilgili olarak “FETÖ’CÜ OLMAMAKLA BİRLİKTE bu örgüte yazılarıyla bilerek ve isteyerek destek vermek, yardım ve yataklık etmekten” dava açıldığını, bu nedenle yargılanacağını saklıyor.

DARBEDEN SADECE ALTI AY ÖNCE FETÖ’YÜ SAVUNDU

Ve hepsinden de önemlisi tüm geçmişte yazdıklarını peş peşe sıralarken aşağıdaki satırları unutturacağını sanıyor:
“Şimdi Cemaati savunma zamanı”
 

Emin Çölaşan FETÖ’yü neden destekledi ve savundu?

"Fetullah ekibinin başka bir deyişle cemaatin, terörle ilgili olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Şimdi piyasaya adına FETÖ dedikleri en son terör örgütünü sürdüler (Fetullahçı Terör Örgütü). Cemaati yok etmek amacıyla, durduk yerde, aslı astarı olmayan yani bir dandik örgüt uydurdular. Hiç kimse bu sözde terör örgütünün silahlı eylemi gerçekleştirdiğini bilmiyor! Devlet belgelerinde, savcılık iddianamelerinde ve mahkeme kararlarında böyle bir bilgi ve belge yer almıyor. Taktik çok ilginç! Hükûmete karşı olanları terör örgütü ilan edeceksin…
Sevgili okuyucularım, “Demokrasi(!)” ile yönetildiği iddia edilen bu ülkede muhalif gazeteler ve televizyon kanalları polis zoruyla, baskınlarla ele geçirilip kapatılıyorsa (FETÖ medyasını; Kanaltürk, Zaman, Bugün tv ve Bugün gazetesini kastediyor), bunun hesabı günün birinde mutlaka sorulur. (15 Temmuz’u o vakitten biliyor olmalı) Dünkü baskınlarda bir kez daha izledik. Medya kuruluşlarına TOMA’larla saldıran, ahalinin üzerine (Oraya toplanan FETÖ’cüleri işaret ediyor) biber gazı sıkıp coplayan, gazetecilere kelepçe takan polis gücü en sonunda başarılı bir operasyonla(!) hedefleri ele geçirdi ve AKP hükûmetine sağ salim teslim etti.”

“BİZİM BAŞARAMADIĞIMIZI FETULLAH’LA EKİBİ BAŞARDI”

Nil Soysal’a bir röportaj veriyor bu arada Emin Çölaşan. Coştukça coşuyor. Tarih ise 24 aralık 2013. Yani 17 Aralık yargı darbesi yapılmış, 25 Aralık’a bir gün var. Çölaşan FETÖ ile müttefikliğin temel taşlarını ihanete giden yol için döşüyor bu sözlerle. Fetullahçı örgüt için bu röportajda “İyi ki varlar” demekten bile kendini alamıyor:

Emin Çölaşan FETÖ’yü neden destekledi ve savundu?



Fetullah ekibinin; “Biz bu işin içinde yokuz” demesine inanmam. Varlar ve iyi ki de varlar! Bizim başaramadığımızı onlar başardı! Biz biliyorduk ama belgeler elimizde değildi. Onlar, devleti ele geçirmiş olmanın avantajını kullandı.
Ama aynı kişi ardından hükûmetin polisi ele geçirdiğini de söyleyebiliyor. Bu arada Emin Çölaşan’ın “Ordu kışlasına çekildi, ses alamıyoruz” demesi de ayrı bir ibretlik söz, belirtmeden geçmeyelim.

ÇÖLAŞAN’I DA HİKMET ÇETİNKAYA GİBİ HELVA YAPTILAR

Şunu bilir şunu söylerim.
Geçmişte Fetullahçıların düşmanı gibi görünen pek çok kişinin daha sonra FETÖ’cülerin en sıkı destekçisi olduklarını gözümüzle gördük ve dinledik. Şahidiyiz.
Emin Çölaşan da onlardan biri. Tıpkı bir diğer kankası Hikmet Çetinkaya gibi.
Kendisi Cumhuriyet gazetesinde ve kitap olarak Fetullah Gülen hakkında tonlarla kitap yazmıştı. Ancak 17-25 Aralık süreci sonrası Akın Atalay-Can Dündar ve ekibi FETÖ desteğiyle Cumhuriyet’i ele geçirince Hikmet Çetinkaya bambaşka biri oldu. FFTÖ ve Fetullah Gülen hakkında yazdıklarını tamamen unuttu. FETÖ’nün yan kuruluşlarından biri olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) Başkanı Erkam Tufan Aytav onunla ilgili olarak “Hikmet Çetinkaya’yı helva gibi yaptık” demişti.
Artık nasıl fonlandılarsa ve yola getirildilerse bilemiyorum, gerçekten helva gibi olmuşlar, kulak memesi kıvamına gelmişlerdi FETÖ açısından.
Bu yüzden Emin Çölaşan’ın 1999’da neler söyleyip yazdığının önemi yok. Darbeden birkaç ay evvelinde söyledikleri ve yazdıkları önemlidir. Onların ne olduğunu da yukarıda yeniden yayınladık. Utanması olsa bu yazdıklarından dolayı en azından pişmanlığını dile getirirdi. Belki de bunları nasıl olsa Sözcü okurlarına yedirebileceğini düşlüyor.

FETÖ’YÜ PKK’YA UYARLAYALIM, NASIL OLUR?

Ben de onun gibi “Sevgili Sözcü okurları”na sorayım:
“Emin Çölaşan bu yazdıklarıyla FETÖ terör örgütüne alenen destek vermiş olmuyor mu?”
Şöyle düşünelim.
Bugün biri Çölaşan’ın söylediklerini alıp FETÖ yerine PKK’yı transfer etse ne olur? Öylesine vahim yani.
Başlıktaki “Emin Çölaşan FETÖ’yü neden destekledi ve savundu?” sorusunun cevabına gelince.
Erdoğan’ı ve AK Parti’yi devirmeyi öylesine takıntı hâline getirdiler ki ruhlarını şeytana satmaktan çekinmediler. “Bizim başaramadığımızı Fetullah’la ekibi başardı” sözleri zaten bunun bir itirafıydı. Üstelik onları daha evvelden iyice silkeleyip bırakan o şeytanla; FETÖ ile iş tuttular. Seçimle deviremezsen, darbe ile devir.
Ahlaksızlıkta ve vatana ihanette mutabakatın diğer adıydı bu.

FUAT UĞUR 

TÜRKİYE GAZETESİ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Yüksel Yıldırım: "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, 2-0 mağlup oldukları Fenerbahçe maçı sonrası, "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" dedi. Samsunspor, Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Yeni Adana Stadyumu’nda karşılaştığı Fenerbahçe’ye 2-0 mağlup oldu. Maç sonu açıklamalarda bulunan Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, "Van Drongelen’i oynatırsak, en az 6-8 hafta yok olacak dediler. Oynatmayalım dedik. Bizimle devam ediyor. Satma şansım yok. Samsunspor’un hedefleri var. O isteniyor, Holse isteniyor, Marius’u istiyorlar. Talepler var. Musaba’yı bırakmak istemedik. Serbest kalma maddesi vardı. Onu kullandı kendisi ve engelleyemedik. Onun dışında oyuncu vereceğimi sanmıyorum. Çok astronomik teklif gelirse olabilir" ifadelerini kullandı. "Musaba seyirciyi coşturma hareketini Samsunspor maçında yapmamalıydı" Anthony Musaba ile ilgili de konuşan Yüksel Yıldırım, "Musaba’yı çok seviyorum. Alırken iki ay pazarlık yaptım. İkinci babası gibiyim. Bizden ayrıldı, Fenerbahçe’ye hayırlı olsun. Güzel de başladı. Seyirciyi coşturma hareketi Samsunspor maçında yapmamalıydı, üzdü. Pek çok hoş olmadı. Bazı televizyonlar beni yanlış anlamış. Bedava aldılar dedim. 6 milyon euro’ya aldılar. Nene’yi 18 milyona aldılar, Musaba’yı 6’ya aldılar dedim. Bana göre Musaba, Nene’den daha iyi futbolcu. Kıyaslama yaptık. Bunu zaman gösterecek. Musaba’yı normalde veriyor olsaydım, bir sonraki satışından pay alacaktım, bonus alacaktım, Fenerbahçe şampiyon olursa bonus alacaktım. O rakam belki 10-15’e çıkacaktı. Ben bunun için ’bedava’ dedim. Yoksa bedavaya gitmedi. Oyuncu, 3 milyon istedi (Samsunspor’a transfer süreci) sonrasında pazarlıkla 5 milyon yaptık. Samsunspor tarihinde 5 ay kalıp 6 katı para kazandıran bir oyuncu olmamıştı. Ekonomik katkılarından dolayı Musaba’ya teşekkür ettik ama onu da bazı taraftarlarımız da yanlış anladı. Nene’ye karşı yanlış bir şey söylemedim ama Musaba bana göre daha iyi futbolcu dedim" açıklamasını yaptı.
Ankara Bakan Tunç: "Avukatlık vakarına uygun davranış göstermeyen avukat hakkında soruşturma başlatıldı" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır" dedi. Adalet Bakanı Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu; avukatın ise yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini açıkça vurgular. Yargının kurucu unsuru olmanın yüklediği sorumluluk; avukatların yalnızca temsil ettikleri hakkı savunmayı değil, adalete duyulan güveni de güçlendirmeyi gerektirir. Hukukun ciddiyetini zedeleyen, kanun hükümlerini keyfî biçimde yorumlayarak yanlış yönlendirmeye kapı aralayan her tutum; toplumun adalete olan inancına zarar verir" dedi. İzmir Barosu’na kayıtlı bir avukatın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar dolayısıyla hakkında soruşturma başlatıldığını açıklayan Bakan Tunç, "Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatlık görevinin özen, doğruluk ve onur içinde yürütülmesini; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmayı ve meslek kurallarına bağlılığı esas alır. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları da aynı doğrultuda; avukatın, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmasını, bu hassasiyeti yalnızca mesleki faaliyetinde değil özel hayatında da gözetmesini gerekli kılar. Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uyarınca ilgili baro tarafından da meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği yönünden inceleme ve gerekli değerlendirmeleri yapılmak üzere disiplin süreci başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.