DÜNYA - 05 Ocak 2026 Pazartesi 14:55 | Son Güncelleme : 05 Ocak 2026 Pazartesi 14:56

Fransa First Lady'sine siber zorbalık suçundan 10 kişiye ceza

A
A
A
Fransa First Lady'sine siber zorbalık suçundan 10 kişiye ceza

Fransa'da mahkeme, çevrimiçi olarak First Lady Brigitte Macron'un cinsiyeti hakkında yalan iddialarda bulunan 2'si kadın 10 sanığı siber zorbalık suçundan 8 aylık ertelenmiş hapis cezalarından siber zorbalık farkındalık eğitimine kadar farklı cezalara mahkum etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un eşi First Lady Brigitte Macron, yıllardır süren çevrimiçi saldırılar ve iddialara karşı başlattığı yasal süreçte önemli bir zafer kazandı. Paris'te mahkeme, çevrimiçi olarak Fransa Cumhurbaşkanı'nın eşi Brigitte Macron'un cinsiyeti hakkında yalan iddialarda bulunan 2'si kadın 10 sanığı siber zorbalıktan suçlu buldu. Mahkeme 41 ila 65 yaşları arasındaki sanıkları 8 aylık ertelenmiş hapis cezalarından siber zorbalık farkındalık eğitimine kadar farklı cezalara mahkum etti. Mahkeme, Brigitte Macron'a yöneltilen sözde trans birey ve sözde pedofili suçlamalarıyla ilgili iddiaları "özellikle aşağılayıcı, hakaret içerikli ve kötü niyetli" olarak değerlendirdi.

Brigitte Macron'a yönelik iddialar

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un eşi Brigitte Macron, yıllardır erkek olarak doğduğu ve sahte bir trans kimliği taşıdığı yönünde sosyal medyada yayılan ve gerçek dışı olan iddiaların hedefi olmuştu. Fransa'nın Firs Lady'si ayrıca Cumhurbaşkanı Macron ile arasındaki 24 yıllık yaş farkı nedeniyle de pedofili iddialarına maruz kalmıştı. İddialar, sosyal medyada binlerce kişi tarafından görülen çevrimiçi paylaşımlar ve yorumlarla hızla yayılmış ve Brigitte Macron'un kişisel ve kamu yaşamını hedef alan, küçük düşürücü ve hakaret içerikli bir siber zorbalık kampanyasına dönüşmüştü. İddialar arasında, Brigitte Macron'un aslında "Jean-Michel Trogneux" adıyla doğduğu yönünde bir komplo teorisi de ortaya atılırken, bu ismin Brigitte Macron'un erkek kardeşine ait olduğu ortaya çıkmıştı.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Kâhta Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görüntüleme altyapısı güçlendirildi Adıyaman Kâhta Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, hastalara daha hızlı ve kaliteli hizmet sunabilmek amacıyla görüntüleme altyapısını güçlendirerek röntgen cihazı sayısını 4’e çıkardı. Kâhta Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, hasta memnuniyetini ve sağlık hizmetlerindeki kaliteyi artırmak için tıbbi donanımını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda, hastane bünyesinde daha önce 1 olan panoramik röntgen cihazı sayısına ilaveler yapılarak kapasite artırımına gidildi. Yeni cihazların tanı ve tedavi süreçlerine büyük katkı sağlayacağını belirten Kâhta Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Emrah Dikmen, "Önceden 1 panoramik röntgen cihazımız vardı. Şu an 2 panoramik ve 2 adet periapikal olmak üzere toplam 4 röntgen cihazı ile vatandaşlarımıza hizmet vermekteyiz. Hastalarımıza sunulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin kalitesini artırmak amacıyla, hastanemiz bünyesindeki periapikal ve panoramik röntgen cihazlarının sayısı artırılmıştır. Güçlendirilen bu görüntüleme altyapımız sayesinde tanı ve tedavi süreçlerinin daha etkin, hızlı ve verimli şekilde yürütülmesini hedefliyoruz. Kâhta’mızın sağlık altyapısının güçlendirilmesine katkı sunan başta AK Parti Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan ve İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Yükseköğretim mezun oranı 25-34 yaş grubundaki nüfusta yüzde 45,6 oldu 25-34 yaş grubu nüfusta yükseköğretim mezun oranı 2008 yılında yüzde 13,5 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 45,6 oldu. 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin 2025 yılında en yüksek olduğu il 10,9 yıl ile Ankara olurken, bu ili sırasıyla İstanbul, Eskişehir, Kocaeli ve Yalova takip etti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Ulusal Eğitim İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, 25-34 yaş grubu nüfusta yükseköğretim mezun oranı 2008 yılında yüzde 13,5 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 45,6 oldu. 2008-2025 yılları arasında 25-34 yaş grubundaki nüfusta yer alan kadınlarda yükseköğretim mezun oranı yüzde 12,5’ten yüzde 50,3’e, erkeklerde ise yüzde 14,6’dan yüzde 41,0’a yükseldi. Yükseköğretim mezun oranının artarak OECD ortalamasına yaklaştığı görüldü OECD ülkelerine ait en güncel veri yılı olan 2024 yılına göre, 25-34 yaş arası nüfusta yükseköğretim mezunlarının oranı incelendiğinde OECD ortalaması yüzde 48,7 iken, Türkiye ortalaması yüzde 44,9 oldu. OECD ülkeleri arasında yükseköğretim mezunu oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 70,6 ile Güney Kore, en düşük olduğu ülke yüzde 29,1 ile Meksika oldu. Yükseköğretim mezunlarının oranı 25 yaş ve üzeri nüfusta yüzde 26,1 oldu 25 yaş ve üzerindeki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının söz konusu yaş içindeki oranı 2008 yılında yüzde 9,8 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 26,1 oldu. İlgili yaş grubu için ortaöğretim ve üzeri eğitim seviyelerinden mezun olanların oranı 2008 yılında yüzde 26,5 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 50,5 olarak gerçekleşti. Yükseköğretim mezunları genç yaş gruplarında yoğunlaştı 25 yaş ve üzeri yükseköğretim mezunlarının genç yaş gruplarında yoğunlaştığı, ileri yaşlara doğru oranların daha düşük düzeylerde gerçekleştiği görülmektedir. Yükseköğretim mezunlarının yaş gruplarına göre dağılım piramidi, 2008 yılında erkekler lehine iken, 2025 yılına gelindiğinde genç yaş gruplarında kadınlar lehine bir görünüm kazanmıştır. Ortalama eğitim süresi 2025 yılında 9,6 yıl oldu 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2025 yılında 9,6 yıl oldu. 2025 yılında kadınların ortalama eğitim süresi 8,9 yıl iken, erkeklerin ortalama eğitim süresi 10,3 yıl oldu. Ortalama eğitim süresinin en yüksek olduğu il Ankara oldu 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin 2025 yılında en yüksek olduğu il 10,9 yıl ile Ankara olurken, bu ili sırasıyla İstanbul, Eskişehir, Kocaeli ve Yalova takip etti. Ortalama eğitim süresinin en düşük olduğu il ise 7,6 yıl ile Ağrı olurken, bu ili sırasıyla Şanlıurfa, Muş, Kastamonu ve Van izledi. Ortalama eğitim süresinin en yüksek artış gösterdiği il yüzde 48,5 ile Şırnak oldu 25 yaş ve üzeri nüfusun aldığı ortalama eğitim süresinin 2016 ile 2025 yılları arasındaki son on yıllık değişime göre en yüksek artış gösterdiği ilk beş il yüzde 48,5 ile Şırnak, yüzde 40,4 ile Hakkari, yüzde 35,7 ile Muş, yüzde 35,5 ile Şanlıurfa ve yüzde 33,1 ile Van oldu. En düşük artış gösteren ilk beş il ise yüzde 13,2 ile Ankara, yüzde 14,5 ile Eskişehir, yüzde 14,6 ile Tekirdağ, yüzde 14,8 ile İzmir ve yüzde 15,1 ile İstanbul olarak hesaplandı. Okuma yazma bilen oranı yüzde 97,9 oldu 2008 yılında 6 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 91,8 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 97,9 olarak hesaplandı. 2008-2025 yılları arasında kadınlarda okuma yazma bilen oranı yüzde 86,9’dan yüzde 96,4’e, erkeklerde ise bu oran yüzde 96,7’den yüzde 99,3’e yükseldi. Annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 84,2’si yükseköğretimi tamamladı 25 yaş ve üzeri nüfusta, annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 84,2’sinin yükseköğretim, yüzde 13,1’inin ortaöğretim ve yüzde 2,7’sinin ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamladığı tespit edildi. İlgili nüfusta, babası yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 80,4’ünün yükseköğretim, yüzde 16,2’sinin ortaöğretim ve yüzde 3,5’inin ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamladığı belirlendi. Söz konusu nüfusta, annesi ortaöğretim mezunu olan fertlerin yüzde 64,3’ünün, babası ortaöğretim mezunu olan fertlerin yüzde 56,0’ının yükseköğretim mezunu olduğu belirlendi. Annesi ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamlayan fertlerin yüzde 29,4’ünün, babası ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamlayan fertlerin yüzde 28,2’sinin yükseköğretim mezunu olduğu görüldü.
Ankara Eğitim uzmanı Yolcu’dan, LGS’deki oturumlar arası molada öğrencilere kritik uyarı: "45 dakikalık süre içerisinde birinci oturum sorularını arkadaşlarınızla tartışmayın" Uzman eğitimci İsmail Yolcu, Liseye Geçiş Sınavı’nda (LGS) oturumlar arasındaki 45 dakikalık mola hakkında, "9 buçuk oturumunda girdiğiniz sınavdan çıktıktan sonra ikinci oturuma kadar 45 dakikalık bir süre olacak. İşte bu 45 dakikalık süre içerisinde çıktığınız birinci oturum sorularını koridorda, sınıfta veya okul bahçesinde hiçbir arkadaşınızla sakın tartışmayın" dedi. Uzman eğitimci İsmail Yolcu, LGS’ye günler kala velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin ne yapması gerektiği hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Her şeyden önce bu sınavın önemli bir boyutu olduğunu belirten Yolcu, öğrenciler kadar velilerin de üzerine büyük bir sorumluluk düştüğünü ifade etti. LGS’nin zeka ölçen bir sınav olmadığını, öğrencilerin hazır bulunuşunu ölçen bir sınav olduğunu aktaran Yolcu, sınav kadar beslenme ve yeterli uyku durumunun da sınava büyük katkı sağlayacağını dile getirdi. Bunun yanı sıra velilere de çağrıda bulunan Yolcu, sınavda iki oturum arasında uygulanacak mola sırasında velilerin öğrencilerle hiçbir şekilde konuşmaması ve iletişime geçecek herhangi bir harekette bulunmamasını sözlerine ekledi. "Artık son viraj dediğimiz bir zaman dilimine girdik" LGS’nin zeka ölçen değil, öğrencilerin hazır bulunuşunu test eden bir sınav olduğunu öğrencilere duyuran Yolcu, "Artık son viraj dediğimiz bir zaman dilimine girdik. Tam da bu günlerde öğrencilerin asla unutmaması gereken yegane şey, LGS sınavı zeka ölçen bir sınav değil, öğrencilerin hazır bulunuşunu ölçen bir sınav. Buradaki kritik durum, öğrenciler bir test edilme, bir denenme veya sınanma gibi bir sınava girmeyecekler. Bu sınav, öğrencilerin sınavdan önce sabah yapacakları kahvaltıyı da ölçüyor. 1-2 gün öncesindeki uyku durumunu da ölçüyor. Bunun yanı sıra bu sınavın belli parametreleri var. Artık öğrencilerin sınava yönelik yapacak olan hamlelerinin başında deneme sınavları üzerinden eksik kapatma üzerine bir taktikleri olmalı. Onun dışında biyolojik ritim çok önemli. Yani sınava yaklaştıkça gerçek sınav günü sabah 9 buçukta yapılacak sözel oturumdaki saatte, yine öğrenciler LGS’den önce 9 buçukta sözel sorularını artık çözmeye başlamalılar. Gerçek sınav ortamında yapmalılar. Halıya uzanarak veya yatakta yatarak değil, masada oturarak yapmalılar. Gerçek sınavda ne yasak? Kahve yasak. Ne yasak? Müzik yasak. Bundan sonra 11 buçukta da sayısal kitapçığını açmış, matematik ve fen sorularını çözmeye yönelik olarak sınava doğru ilerlemeliler" diye konuştu. "Öğrenciler, sınav akşamı yatacağı saat kaçsa o saatte yatmaya başlamalılar" Öğrencilerin sınav maratonuna şimdiden girmeye başlamaları gerektiğinin altını çizen Yolcu, "Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı bir çalışma var. Bakanlık artık örnek sorular yayınlıyor. Hem deneme sınavları hem de geçmiş yılların deneme sınavlarını güncel olarak yayınlıyor. Bu imkan bütün öğrencilerin elinde var. Öğrencilerimiz artık gerçek LGS sınavının soru yazarlarının bakış açısını birazcık yakalamalılar. O bakış açısını yakalayıp, yazarların sınava baktıkları gibi bakmalılar. Onların kaleminden çıkan kelimeleri ve kavramları yakalamaya çalışmalılar. Çünkü sınavın öncesindeki bu bakış açısını yakalama profesyonelliği, aslında sınavın yüzde 50’sini kendilerine kazandırıyor. Geriye kalan yüzde 50’lik dilimde de performans çok önemli. Önemli uyarılarımızdan bir tanesi de öğrenciler, sınavdan bir hafta öncesinde sınav akşamı yatacağı saat kaçsa o saatte yatmaya başlamalılar. Sınav sabahı kaçta kalkılacaksa o saatte uyanmalılar. Çünkü uyku bir alışkanlık süreci. Tutup da sınavdan bir gün önce ’ben erken yatağa gireyim’ denildiği zaman ne yazık ki öğrenciler uykusuz kalıyor ve başarısız oluyor "şeklinde konuştu. "Sınav kahvaltısını son 2 gün evlatlarınıza yedirin" Sınav günü öğrencilerin çoğunun kahvaltı yapmadığını ve bu durumun sınavı ciddi şekilde etkilediğini söyleyen Yolcu, "Sınav kahvaltısı ne yazık ki çoğu çocuklarımız ve özellikle kız öğrencilerimiz tarafından yapılmıyor. Az da olsa, çeyrek ekmeğin yarısı da olsa çocuklarımızın bir beslenme ile sınava gitmeleri gerek. O ekmek, midelerindeki asidi çekiyor. Bu bilgilerin hepsini bilim adamlarından aldık. Yıllardan beri bu işin peşindeyiz. Annelere önerim şudur. Sınav sabahı çocuğunuza fazladan yedireceğiniz bir yumurta ya da bir bardak portakal suyu, çocuğunuzda belki sıkıntı oluşturabilir. Sınav kahvaltısını son 2 gün evlatlarınıza yedirin. Sınavdan önce, perşembe günü öyle bir kahvaltı yaptırın ki çocuğunuz ishal olmuyorsa, midesi bulanmıyorsa aynısını cumartesi günü yedirin" dedi. "45 dakikalık süre içerisinde birinci oturumu sorularını arkadaşlarınızla tartışmayın" Oturumlar arasındaki 45 dakikalık molada öğrencilerin rehavete kapılmaması gerektiğini aktaran Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ailecek sınava giren bir ülkeyiz. 1 milyon öğrenci tek başına LGS’ye girmiyor. 1 milyon anne ve 1 milyon baba giriyor. Etti 3 milyon. Bu 3 milyon kişinin sınavdan önceki sınav akşamı ve sınav sabahındaki iletişim dilinin pozitif olması gerekiyor. Durduk yere baba çocuğuna ‘aslansın sen kazanırsın, kaplansın kazanırsın’ ya da tam tersine ‘bu sene son şansın’ dediği zaman çocuk isterse matematiği veya Türkçeyi full yapsın, çocuk bir baskı altına alma durumunu yaşıyor. Ne yazık ki çoğu çocuk daha sınava girmeden kahvaltı sofrasında ya da bir gün önce sınava kaybederek giriyor. Sevgili öğrenciler, 9 buçuk oturumunda girdiğiniz sınavdan çıktıktan sonra ikinci oturuma kadar 45 dakikalık bir süre olacak. İşte bu 45 dakikalık süre içerisinde çıktığınız birinci oturum sorularını koridorda, sınıfta veya okul bahçesinde hiçbir arkadaşınızla sakın tartışmayın. Bir tanesi gelip ’ben full yaptım’ diyebilir oysa yapmamıştır. Bir tanesi gelir ’22. soru A şıkkı diyebilir’ oysa cevap C olabilir. Bütün öğrencilerin düştüğü tuzak o 45 dakikalık arada çıktıkları oturumla ilgili. İkinci oturuma girmeden minik yürüyüş yapabilirler. Temiz hava ve tuvalet ihtiyaçlarını giderebilirler. 45 dakikalık arada anneler ve babalar okulun bahçesinin kenarından örgülere ve tellere tırmanıyor, çocuklarına bağırıyor. Çocuklar o kadar büyük bir sınavdan çıkıyorlar ki, o 45 dakikalık arada annesini veya babasını gördüğü anda ağlama krizini yaşıyorlar. Mide bulantısı yaşayan çocuklar görüyoruz, kusan çocuklar görüyoruz. Anneler ve babalar lütfen o 45 dakikalık arada çocuğunuzla mümkünse görüşmeyin. İşler yolundaysa da çocuğunuzu tek başına bırakın."
İstanbul Sinema salonu sayısı 2 bin 161 oldu Sinema Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında 417’si ilk defa olmak üzere sinema salonlarında toplam 771 film gösterildi. Sinema salonu sayısı 2 bin 161 olurken, sinema salonlarındaki koltuk sayısı 253 bin 364 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Sinema ve Gösteri Sanatları İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, Sinema Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında 417’si ilk defa olmak üzere sinema salonlarında toplam 771 film gösterildi. İlk defa gösterime giren 417 filmin 159’u yerli, 258’i yabancı film oldu. 2025 yılında sinema salonu sayısı 2 bin 161 olurken, sinema salonlarındaki koltuk sayısı 253 bin 364 oldu. Sinema seyirci sayısı 27 milyon 657 bin 591 oldu Sinema seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15,0 azalarak 27 milyon 657 bin 591 kişi oldu. Yerli film seyirci sayısı yüzde 18,3 azalarak 15 milyon 96 bin 336 kişi olurken, yabancı film seyirci sayısı yüzde 10,7 azalarak 12 milyon 561 bin 255 kişi oldu. Tiyatro salonu sayısı 1.101 oldu Tiyatro salonu sayısı 2024/’25 sezonunda 1.101 olurken tiyatro salonu koltuk sayısı 494 bin 184 oldu. Devlet Tiyatroları tarafından oynanan eser gösteri sayısı 6 bin 667 oldu Devlet Tiyatroları tarafından 2024/’25 sezonunda 99’u telif eser, 138’i çeviri eser olmak üzere toplam 237 eser oynandı. 2024/’25 sezonunda Devlet Tiyatroları tarafından oynanan yetişkin eseri gösteri sayısı 5 bin 55 olurken çocuk eser gösteri sayısı 1 612 oldu. Devlet Tiyatroları seyirci sayısı bu sezonda 1 milyon 951 bin 41 oldu. Tiyatro seyirci sayısı 8 milyon 183 bin 257 oldu Tiyatro salonlarında oynanan eser sayısı 2024/’25 sezonunda geçen sezona göre yüzde 4,8 artarak 10 bin 216 oldu. Tiyatro salonlarında oynanan çeviri eser seyirci sayısı yüzde 14 artarak 2 milyon 459 bin 735 olurken, telif eser seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 2,9 azalarak 5 milyon 723 bin 522 oldu. Tiyatro salonlarında oynanan çocuk eseri gösteri sayısı 13 bin 156 oldu 2024/’25 sezonunda tiyatro salonlarında oynanan çocuk eseri gösteri sayısı yüzde 5,5 artarak 13 bin 156 olurken yetişkin eseri gösteri sayısı yüzde 5,7 azalarak 21 bin 619 oldu. Aynı sezonda çocuk eseri seyirci sayısı yüzde 5,3 artarken, yetişkin eseri seyirci sayısı ise yüzde 0,1 arttı. Opera ve bale seyirci sayısı 511 bin 376 oldu Türkiye’de 2024/’25 sezonunda 6 ilde Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğüne bağlı salonlarda opera ve bale gösterisi yapıldı. Opera ve bale seyirci sayısı bir önceki sezona göre yüzde 16,5 artarken, gösteri sayısı yüzde 21,8 arttı. Orkestra, koro ve topluluk seyirci sayısı 436 bin 227 oldu Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı 6 orkestra, 11 koro ve 11 topluluk faaliyet gösterdi. Orkestra, koro ve topluluklarda seyirci sayısı yüzde 11,0 azalarak 436 bin 227 oldu. Orkestra seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 15,3 azalırken, koro seyirci sayısı yüzde 27,6 arttı, topluluk seyirci sayısı ise yüzde 25,5 azalarak 142 bin 766 oldu.