DÜNYA - 14 Ocak 2026 Çarşamba 10:57 | Son Güncelleme : 14 Ocak 2026 Çarşamba 11:00

Fransa’dan Grönland’da konsolosluk adımı

A
A
A
Fransa’dan Grönland’da konsolosluk adımı

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, geçen yıldan bu yana planlanan bir adım olarak 6 Şubat’ta Grönland’da bir konsolosluk açılacağını bildirdi.

ABD Başkanı Donadl Trump’ın Grönland’ı ilhak açıklamalarına Avrupa Birliği ve NATO ülkelerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, RTL Radyosu’na yaptığı açıklamalarda, ABD’nin Grönland politikasına karşı çıktı. Barrot, ABD’nin Grönland’a şantaj yapmayı ve özerk Danimarka toprağı üzerinde kontrol kurmak istediğini dile getirmeyi bırakması gerektiğini vurguladı. Fransız bakan açıklamasında, "Başka bir NATO üyesine saldırmak hiçbir anlam ifade etmez; hatta bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin çıkarlarına bile aykırı olur. Bu nedenle bu şantajın açıkça sona ermesi gerekir" ifadelerini kullandı. Jean-Noel Barrot, Trump’ın Grönland üzerinde kontrol sağlama yönündeki baskılarına rağmen Fransa’nın geçen yıldan bu yana planlanan bir adım olarak 6 Şubat’ta adada bir konsolosluk açacağını duyurdu.

Trump’ın Grönland açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, stratejik konumu ve doğal zenginlikleri nedeniyle Grönland’ın ABD için bir ulusal güvenlik ihtiyacı olduğunu söylemiş, Danimarka’ya bağlı adanın, Rusya ve Çin tarafından ele geçirilmesinin önlenmesi için ABD’nin kontrol ve korumasına girmesi gerektiğini savunmuştu.

"Grönland’ı ABD idare etmeyecek ve ABD’nin bir parçası olmayacak"

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen dün Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ile düzenlediği basın toplantısında, "Biz diyalog ve işbirliği arayışı içindeyiz. Çatışma istemiyoruz. Fakat mesajımız net, Grönland satılık değil. Bunu daha en başından açıkça ifade ettik" demişti. Grönland Başbakanı Nielsen ise Grönland’ın Avrupa ve transatlantik çevreye güçlü bir aidiyeti olduğunu fakat bunun ancak Danimarka’ya bağlı özerk bir yapı çerçevesinde mümkün olduğunu söylemişti. Nielsen, "Anlamaları gereken bir şey var; Grönland, ABD’ye ait olmayacak. Grönland’ı ABD idare etmeyecek ve ABD’nin bir parçası olmayacak. Eğer ABD ile Danimarka arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsak, ABD’yi değil Danimarka’yı seçiyoruz. NATO’yu, Danimarka’yı ve AB’yi seçiyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de seyyar satıcı ve dilencilere operasyon Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve genel kolluk kuvvetleriyle birlikte, ilçe genelinde kayıt dışı seyyar satıcılık ve dilencilik faaliyetlerine karşı kapsamlı bir denetim çalışması gerçekleştirdi. Kepez Belediyesi, kamu düzenini sağlamak, vatandaşların huzur ve güvenliğini korumak amacıyla ilçe genelinde denetim faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, genel kolluk kuvvetleri ve Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerle birlikte kayıt dışı seyyar satıcılık ve dilencilik faaliyetlerine yönelik ortak bir çalışma gerçekleştirdi. Denetimler, Şehir Hastanesi mevkii, Göçerler Mahallesi, Varsak Süleyman Demirel Bulvarı, Yeşilırmak Caddesi, Sütçüler Caddesi, Sakarya Bulvarı, Kepez Devlet Hastanesi çevresi ile Kanal Mahallesi mevkiinde yoğunlaştırıldı. Vatandaşlardan gelen şikayetler ve saha gözlemleri doğrultusunda yapılan çalışmalarda, kanuna aykırı şekilde faaliyet gösteren şahıslar tespit edildi. Yapılan kontrollerde mevzuata aykırı faaliyetlerde bulunan kişiler hakkında idari yaptırım karar tutanakları düzenlenirken, söz konusu şahısların bulundukları alanlardan tahliyeleri sağlandı. Ekipler, denetimlerin özellikle hastane çevreleri, ana arterler ve kavşak noktalarında düzenli olarak devam edeceğini belirtti. Kepez Belediyesi zabıta ekipleri, kent estetiğini bozacak, kamu düzenini ve yaya güvenliğini olumsuz etkileyecek kayıt dışı faaliyetlere karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayarak, vatandaşların benzer durumları belediyeye bildirmelerinin önemine dikkat çekti.
Bursa Uludağ’da sömestr hareketliliği zirveye çıktı Türkiye’nin ilk ve en büyük kayak merkezi olan Uludağ’da sömestr tatiliyle birlikte yoğunluk hissedilir seviyeye ulaştı. 29 Aralık’ta kayak pistlerinin açılmasıyla sezon resmen başlarken, kar kalınlığının 1 metreye yaklaşması ve uygun hava şartları hem tatilcileri hem de işletmecileri sevindirdi. Otellerdeki doluluk oranı yüzde 80 seviyelerine dayanırken, pistler yerli ve yabancı turistlerle dolup taştı. Yaklaşık 8 bin 500 yatak kapasiteli 20 otel ile kamuya ait 7 misafirhanenin hizmet verdiği Uludağ’da sezonun ilk karı 8 Ekim’de düştü. Oteller 19 Aralık itibarıyla kapılarını açarken, kayak pistlerinin faaliyete geçmesiyle birlikte bölgedeki hareketlilik hız kazandı. Kar kalınlığının 98 santimetreye ulaştığı zirvede hava sıcaklığı gündüz 1 dereceye kadar yükselirken, gece saatlerinde eksi 11 dereceye kadar düştü. Kamu misafirhaneleri tamamen doldu Kayakseverlerin akın ettiği Uludağ’da konaklama fiyatları geniş bir aralıkta değişiyor. Kamuya ait misafirhanelerde doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken, kişi başı konaklama ücretleri kahvaltı ve akşam yemeği dâhil 2 bin 500 TL’den başlıyor. Beş yıldızlı otellerde ise tam pansiyon konaklama tercih eden tatilciler için kişi başı gecelik ücretler 40 bin TL’nin üzerine çıkabiliyor. "Uludağ’da Sömestr yoğunluğu yüzde 70’i aştı" Otel yetkilisi Harbi Türk, "Sömestr geldi, Uludağ adeta beyaz gelinliğini giydi. Yılbaşı dönemini dolu dolu geçirdik. Hemen ardından sömestr tatilinde de talepler oldukça yüksekti ve yüzde 70 doluluk oranını aştık. Bu yıl talebin yoğun olması bizleri son derece memnun etti. Otellerde ve tesislerde birbirinden güzel aktiviteler bulunuyor. 15 tatil için sömestrde gelecek tatilciler, hem kendileri hem de çocukları için kayak odalarında ve otel içlerinde düzenlenen atölye çalışmalarıyla keyifli vakit geçiriyor. Ayrıca kayak odalarında sunulan özel ders imkânlarıyla tatil dolu dolu geçiyor" dedi. "İzmirli aileden Uludağ’da ilk kar tatili" Ailesiyle birlikte İzmir’den Uludağ’a gelen Yağmur Öztürk, "İlk defa geldik. Kızımla da ilk kar tatilimizi yaptık. O da doğduğundan beri ilk kez kar gördü. Biz İzmirli olarak daha önce hiç kar görmemiştik. Çok güzel bir deneyim oldu. Kayak için de çok ideal bir yer. Çok memnun kaldık. Çocuklar için de oldukça güzel bir deneyim oldu" dedi. "Uludağ’ı çok seviyoruz" Ailesiyle birlikte İzmir’den Uludağ’a gelen Özge Kaya, "Uludağ’ı çok seviyoruz. Geçen sene de gelmiştik, bu sene tekrar geldik ve çok mutluyuz. Her şey çok güzel. Doluluk oranı aslında beklediğimden daha yüksek diyebilirim. Günübirlikçiler gelince biraz daha kalabalık oluyor ama tabii sömestr gibi değil. O yüzden bu dönemin sakinliği ayrı bir güzel" dedi.
Samsun ’Prostat büyümesi her zaman ameliyat gerektirmez’ İyi huylu prostat büyümesinin yaşla birlikte doğal bir süreç olduğunu belirten Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Çağlar Yıldırım, "Sıvı alımının dengelenmesi, beslenme düzenlenmesi ve kabızlık varsa bunun giderilmesi tedavinin temelini oluşturur. Bu aşamadan sonra ilaç tedavileri devreye girer. Prostat dokusunu gevşeterek idrar kanalını rahatlatan ilaçlar, hacim küçültücü tedaviler ve bazı bitkisel içerikler kullanılabiliyor. Her prostat büyümesi tedavi gerektirmez, tedavi gerektiğinde de her zaman cerrahiye başvurulmaz" dedi. Liv Hospital Samsun Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Çağlar Yıldırım, prostatın tüm erkeklerde mesane çıkışında yer alan ve bazı salgı görevleri bulunan bez yapısında bir organ olduğunu belirtti. İyi huylu prostat büyümesinin tek başına bir hastalık olmadığını ifade eden Opr. Dr. Yıldırım, bunun yaşlanma ile ortaya çıkan doğal bir değişiklik olduğunu söyledi. Opr. Dr. Yıldırım, "Ortalama 20 gram civarında olan prostat dokusu, ilerleyen yaşla birlikte 25–30 gramın üzerine çıktığında prostat büyümesinden söz edilir. Her büyüme hastalık anlamına gelmez" açıklamasında bulundu. "Belirtiler başladığında hastalık haline geliyor" Prostatın içinden idrar kanalının geçtiğini hatırlatan Opr. Dr. Yıldırım, "Büyüme bu kanala baskı yapması halinde şikâyetler ortaya çıkar. Eğer büyüme idrar akımını bozacak seviyeye ulaşırsa hastalık belirtileri başlar ve bu aşamada tedavi gerekliliğini değerlendiririz. İyi huylu prostat büyümesi yaşla birlikte neredeyse tüm erkeklerde görülür. Erkeklerin yaklaşık yarısında tedavi ihtiyacı gelişir. Yaklaşık yüzde 15’inde ise cerrahiye ihtiyaç duyulur" şeklinde konuştu. "Tedavi her zaman ameliyat anlamına gelmez" Tedavide ilk basamağın yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Yıldırım, "Sıvı alımının dengelenmesi, beslenme düzenlenmesi ve kabızlık varsa bunun giderilmesi tedavinin temelini oluşturur. Bu aşamadan sonra ilaç tedavileri devreye girer. Prostat dokusunu gevşeterek idrar kanalını rahatlatan ilaçlar, hacim küçültücü tedaviler ve bazı bitkisel içerikler kullanılabiliyor. Her prostat büyümesi tedavi gerektirmez, tedavi gerektiğinde de her zaman cerrahiye başvurulmaz" diye konuştu. "Cerrahi kararında net kriterler var" Cerrahi tedavi kararının belli kriterlere göre verildiğini vurgulayan Opr. Dr. Yıldırım, "İşeme yalnızca prostatla ilgili değildir. Mesanenin kasılma gücü ve idrar kanalının durumu da önemlidir. Bu nedenle ameliyat öncesi bazı hastalarda mesane ve idrar kanalını kamera ile inceleyerek mekanik tıkanıklığı netleştirmek isteriz" ifadelerini kullandı. Yıldırım, tedaviye direnç, tekrarlayan enfeksiyonlar, kanama, idrar tıkanıklığı, böbrek yetmezliği veya mesane taşı gibi durumların cerrahiye yaklaştıran faktörler olduğunu söyledi. "Lazer ameliyatlar öne çıkıyor" Günümüzde iyi huylu prostat büyümesinde en güncel cerrahi yöntemlerin lazerle yapılan ameliyatlar olduğunu belirten Op. Dr. Yıldırım, "Kullanılan lazer tipine göre HOLEP, THULEP veya BIPOLEP adını alan bu yöntemlerde, prostatı portakal gibi düşünürsek kabuğu bırakıp iç dokuyu tamamen çıkarıyoruz. Bazı hastalarda su buharı yöntemi olan REZUM, çok büyük prostatlarda ise açık prostatektominin tercih edilebilir" dedi. "HOLEP ve THULEP altın standart olma yolunda" HOLEP ve THULEP ameliyatlarının iyi huylu prostat büyümesinde kapalı cerrahide altın standart olma yolunda ilerlediğini söyleyen Opr. Dr. Çağlar Yıldırım, bu yöntemlerin idrar kanalından endoskopik olarak yapıldığını ifade etti. "Bu ameliyatlarda kanama daha azdır, daha fazla doku çıkarıldığı için yeniden ameliyat ihtiyacı düşüktür. Hastanede ve sondalı kalış süresi kısalır" diyen Opr. Dr. Yıldırım, lazer enerjisinin çevre dokulara zarar vermemesi sayesinde sinir hasarının neredeyse hiç görülmediğini, sertleşme fonksiyonlarının korunduğunu da vurguladı. Kan sulandırıcı ilaç kullanan bazı hastalarda bu ilaçları kesmeden dahi ameliyat yapılabildiğini belirten Opr. Dr. Yıldırım, yöntemin önemli avantajlar sunduğunu sözlerine ekledi.