GÜNDEM - 10 Mayıs 2016 Salı 11:33

Geçmişten günümüze tesbih sanatı

A
A
A
Geçmişten günümüze tesbih sanatı

Dede’den toruna geçen geleneksel el sanatlarından biri olan tesbihciliği anlatan Tesbih Ustası İsmail Arın, günümüzde tesbih sanatının en popüler dönemini yaşadığını ve günümüzde Oltu tesbihinin, yerini Kuka tesbihinin aldığını söyledi.

Hacı Bayram-ı Veli ile Gülbaba Türbesi arasında faaliyet gösteren ‘Tesbihci İsmail’ günümüzde tesbih sanatının durumu ile ilgili bilgi verdi. Tesbih sanatının zirve yaptığı bir dönem yaşadıklarını belirten Tesbihci İsmail Arın, “Hemen hemen herkesimin her yaştan, bay bayan fark etmeksizin tesbih kullanılmaktadır. Hem ibadet, hem stres, hem vücuda faydalı özellikleri, hem de alışkanlıklarından dolayı tercih edilen tesbih şu anda en popüler dönemini yaşamaktadır. Maddi açıdan da hak ettiği değeri bulduğu bir dönemdeyiz. Hem al- satını yapan kişiler, hem de ustaların para kazandığı bir dönemdeyiz. Bunun maddi, manevi, siyasi veya farklı nedenleri olabilir. Yaklaşık 7-8 senedir böyle gitmektedir. Türkler tarafından üst düzey bir seviyeye getirilen Türk tesbih sanatının bu seviyede ilerlemesi veya daha da gelişmesi tesbih ustalarının elindedir” dedi.

Bundan 8-10 sene evvel tesbih malzemesi olarak pek fazla çeşit ve model bulmanın şimdiki gibi kolay olmadığını hatırlatan Tesbihci İsmail Arın, “Eskiden en çok tercih edilen ürün ‘siyah kehribar’ diye bilinen oltu taşı ve kukaydı. Oltu taşının fiyatı uygun ve çok fazla. Kuka ise pahalı ve Oltu’ya nazaran daha az. Kehribar da, Kuka gibi kıymetliydi. Ama az bulunurdu. Malzeme şimdi olduğu kadar fazla değildi. Tesbih yapan usta sayısı azdı. Harcadıkları emeğin karşılığını alamadıkları için çok nadir tesbih yapıyor ve başka işlerle geçimlerini sağlıyorlardı. Şimdi ise tesbih de en bilinen ve tercih edilen ürün sıkma ve ateş kehribarı diye adlandırılan dökme malzemedir. Yine buna nazaran damla kehribarının doğal olanı tercih edilmektedir. Oltu taşı eskisi kadar tercih edilmemektedir, az bulunmaktadır ve fiyat olarak yüksektir. Kuka ise Oltu’nun yerini aldı. Hem çok bulunmakta, hem de ucuz ve tercih edilen bir tesbih oldu” dedi.

Günümüzde tesbih fiyatlarının 5 liradan başlayıp 30 bin dolara kadar çıktığını belirten İsmail Arın, “Bunda malzemenin değerinin yanı sıra yapan usta ve işçilik de etkendir. Oltu taşı tesbihler yaklaşık 70-80 liradan başlar, işçilik ve boyutuna göre değişir. Kuka tesbihler 10 liradan başlar, yine aynı şekilde işçilik ve boyutuna göre değişir. Kehribar tesbihler 70-80 liradan başlar, işçilik ve boyutuna göre değişir. Diğer tesbihler de işçilik ve boyutlarına göre değişmektedir. Bir tesbih ustasının bir tesbihi tam anlamıyla yapabilmesi, malzemeden malzemeye ve yapılan işçiliğe göre de değişir. Bir tesbih yapımı en az üç gün almaktadır ama tamamen, el işi tesbihler için. Tamamen el işi bir tesbihi en düşük, malzeme alıcıdan olursa 200 lira. Tabi bu fiyat malzemeden malzemeye ustadan ustaya da değişebiliyor. Günümüzde bıçak işi, zımpara işi ve makine işi tesbihler vardır. Bunların en kıymetlisi ve emek verileni bıçak işi tesbihlerdir. Yine de teknolojinin her türlü imkanından yararlanmaktayız. Eskiden ‘kemane’ denilen tamamen insan gücüyle çalışan tornalarda yapılan tesbih çok uzun zaman alırdı. Bu da yorucu ve zahmetli olmaktaydı. Elektrikle çalışan metal tornalarda yaparken bile yorucu ve zahmetli oluyor. Ama bu işi yapabilmek sabır beceri ve sevgi gerektiriyor. Tesbihi günümüzde hobi amaçlı yapanlar olduğu gibi geçimini sağlamak için yapanlar da var. Şikayet ettiğimiz durumlara gelecek olursak her işte olduğu gibi bu işte de kötü niyetli davranıp insanları kandırıp bir tesbihi ‘orijinal tesbih’ diye değerinin çok çok üstünde satanlar var. Bu durum bizim tesbih kültürümüze de büyük bir sekte vurmaktadır. İnsanları bu sevdadan soğutmamak daha çok bağlamak ve bu kültürü dünya çapında bir seviyeye dönüştürmek bu işi severek yapanların ve gönül verenlerin sayesinde olacağını düşünüyorum. Günümüzde tesbih Türkiye'nin her şehrinde yapılmaktadır. Dünya çapında da en iyi tesbih ustaları Türkiye’den çıkmaktadır” dedi.

TESBİHİN TARİHÇESİ
Tesbih, Arapça 'sebh' kökünden gelmektedir. Tesbihin çoğulu tesbihat olan ve anlamı Allahı ta’zim etmek olan tesbihin İngilizce karşılığı olan 'worry beads' yüzyıllardır duaları ve yakarışı saymak için kullanılmış ve farklı objelerden yapılmış bir araç olarak tariflendirilmiştir.

Tesbih, bütün dinlerde sayıları farklılaşarak da olsa kullanılmış Müslümanlara ise İran yoluyla Arap Yarımadası ve Müslüman dünyasıyla buluşmuştur. Osmanlı ile buluşmasıyla sanatsal açıdan gelişimini günümüze kadar taşıyan tesbihe, Osmanlı kayıtlarına göre 16'ncı asır sonlarına doğru rastlanmaktadır.
Tesbih, Müslümanlar da bir aksesuar haline gelerek değerli ve nadir olan tüm materyallerden yapılır. Osmanlı'da genellikle rastlanılan tesbih malzemeleri inci, mercan, kehribar, akik, ağaç şeklinde görülmektedir. Osmanlı'da yeni yapılan camilerin kaç kişi aldığını öğrenebilmek için dağıtılan tesbih, Türkler'de genellikle binlik, 500’lük, 99’luk ve 33’lük taneler halinde oluşmaktadır. Eski zamanlarda babadan oğula el değiştiren tesbih zamanla kolleksiyonerler ve antika meraklılarının ilgi alanına girdi. Tesbih, o kadar ince düşünceyle üretilmiştir ki, yazlık ve kışlık tesbihler şeklinde imal edilmiştir. Taş ve benzeri objeler eli serinletmek (Necef, Şah Maksut, Akik) amacıyla, ahşap tesbihler ise teri emerek mikrobu öldürmesi amacıyla (Kuka, Yılan Ağacı, Gül Ağacı) üretilmiştir. Bazı tesbihler güzel koktuğu için (Öd Ağacı, Pelesenk) bazı tesbihler ise renk değiştirdiği için (Kehribar) dikkat çekmiştir. Tesbihin manevi değerinin yanı sıra maddi değerini de tesbih ustası Erzurumlu Mehmet Efendinin, "Bir sene zarfında bir 99’luk tesbih yaparım, 100 altına satarım" sözü tesbihin kıymetin ortaya koymaktadır.

Bir tesbihin malzemesinin yanı sıra yapılmış olan işçiliğin de emeğin de kıymetinin bilinmesi bir ustaya hem şevk verdiği hem de mutlu ettiği hem de heveslendirdiği, yeni yapacağı tesbihi diğer tesbihinden daha güzel yapmaya çalıştığı bilinmektedir. Tesbih yapımı için bazı standartlar bulunmaktadır. Taneler arasında uyum milimetrik farklılıkların gözle görülmeyecek şekilde olması bıçak, zımpara, torna izinin olmaması, imame koleksiyonluk tesbihlerde 4-5 tane boyunda olması, tesbihte kalem oyma işçiliğinin tesbih değerini arttırır. Tesbih ise malzemesi olarak günümüzde bilinen en kıymetli tesbih malzemeleri ise şunlar:
Kehribar, Anber, Baga, Fildişi, Mercan, İnci. Bunların yanısıra malzemeler; Oltu, Akik, Naka (deve dişi) Narçın, Necef, Sedef, Şahmaksut, Yüzsürü, Zergerdan (boynuz türevleridir), Abanoz Ağaç, Demirhindi, Gülağacı, Ödağacı, Kuka (çekirdek) Pelesenk, Sandal, Yılan Ağacı ve Alman Sıkması (Osmanlı sıkması) yeni döküm Sıkma Kehribarı ve Ateş Kehribarı. 

BAYRAM KILINÇER
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Bakan Göktaş, Kars’ta şehit yakınlarıyla gönül sofrasında buluştu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sarıkamış Harekatı’nın 111. yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında geldiği Kars’ta, vatan uğruna canlarını feda eden kahramanların emanetleri olan şehit aileleri ve gaziler onuruna düzenlenen yemeğine katıldı. Sarıkamış’ta bir otelde düzenlenen yemeğe katılan Bakan Göktaş, şehit ve gazi aileleriyle yakından ilgilendi. Bakan Göktaş, şehitlerinin emanetlerine sahip çıkmanın boyunlarının borcu olduğunu söyledi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün tarihin en tipin mücadelelerinden birini veren Sarıkamış şehitlerimizi anmak için bir aradayız. Sarıkamış vatan sevgisini fedakarlıkla yoruldu. Iradenin en ağır şartların sınandığı bir tarih kaygısıdır. Allahuekber Dağları’nda yaşanan bu büyük imtihan millet olarak bağımsızlık uğruna neleri göze alabildiğimizi açıkça göstermektedir. imkansızlıklar içinde yürütülen o harekatta Mehmetçik sadece silahla değil İnançla, sadakatle ve teslimiyetle direnmiştir. Bugün huzur içinde yaşadığımız bu topraklar işte o fedakarlığın üzerine inşa edildi. Sarıkamış’tan Çanakkale’ye, İstikbal Harbinden 15 Temmuz’a uzanan her döneme ise bu millet aynı kararlılığı Aynı iman ve sadakati yeniden kuşandı. Vatanına göz dikenlere asla geçit vermedi" dedi. Göktaş, "Bu anlamda vatanın her karış toprağı nesiller boyu hatırlanacak ve gelecek kuşaklara ilham kaynağı olacak. Destansı fedakarlıkların şahitliğini yapmakta Bugün Sarıkamış Harekatı’nın yüz on birinci yıl dönümü vesilesiyle bu fedakarlığın kahramanlarına, aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazimizi şükranla yad ediyorum. Kıymetli misafirler, şehitlerimiz bizlere nesiller boyu taşınacak bir sorumluluk bıraktı Bu sorumluluk birliğimizi ve beraberliğimizi her şahısta korumak bizlere emanet edilen değerlerimize sahip çıkmaktır. Şehit ailelerimiz ve gazilerimiz işte bu emanetini yaşayan temsilcileridir. Gösterdiğiniz metanet ve vakur duruş Hepinizin vicdanında müstesna bir yere sahiptir. Bu anlamda devletimiz şehitlerimizin emanetlerine ve kahraman gazilerimize her zaman baş tacıydı. Bu anlayış sosyal politikalardan günlük uygulamalara kadar her alanda sürdürmeyi ilke edindi. Bu Ülke doğrultusunda şehit ailelerimiz, gazilerimiz ve gazi yakınlarımız için eğitimden sağlığa, istihdamdan ulaşıma pek çok alanda hizmetimizi büyük bir özveriyle yürütüyoruz. Şehit yakını Gazi Bey, gazi yakınlarımız için kamuda istihdam hakkını genişleterek, elli Bir bin dokuz yüz kırk yedi atama gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra yaptığımız sekiz yüz elli beş bin ziyaretle şehit yakını Gazi Bey, gazi yakınlarımızın her daim yanında olmaya gayret ettik" diye konuştu. Şehit ve Gazi aileleri onuruna verilen yemeğe; Vali Ziya Polat, MHP Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, 65. Hükümette Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, protokol üyeleri, şehit ve gazi aileleri katıldı.
Aydın Başkan Özen: "Braille Alfabesi bir lütuf değil, temel bir haktır" Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şube Başkanı Bayram Özen, 4 Ocak Dünya Braille Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Braille alfabesinin görme engelliler için yalnızca bir yazı sistemi değil, eşitliğin, bağımsızlığın ve insan onuruna yakışır bir yaşamın temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. 4 Ocak’ın, Braille alfabesinin mucidi Louis Braille’in doğum günü olduğuna dikkat çeken Özen, "Henüz 15 yaşındayken geliştirdiği Braille alfabesiyle Louis Braille, görme engellilerin bilgiye erişimini mümkün kılmış, onları başkalarına bağımlı olmadan okuyabilen, yazabilen ve üretebilen bireyler haline getirmiştir" dedi. Braille alfabesinin aradan geçen yıllara ve teknolojik gelişmelere rağmen önemini koruduğunu belirten Özen; "Braille, teknolojinin alternatifi değil, onun tamamlayıcısıdır. Braille yoksa erişim yoktur, erişim yoksa eşitlikten söz edilemez" ifadelerini kullandı. Bugün hala Braille materyallerin yetersizliği, kamusal alanlarda Braille kullanımının sınırlı olması ve toplumsal farkındalık eksikliğinin önemli bir sorun olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Özen; "Eğitimden kamu hizmetlerine kadar her alanda Braille alfabesinin yaygınlaştırılması bir tercih değil, bir zorunluluktur" diyerek başta kamu kurumları ve yerel yönetimler olmak üzere eğitim kurumlarını ve özel sektörü Braille alfabesinin kullanımını artırmaya, erişilebilir materyaller üretmeye ve görme engellilerin bilgiye engelsiz erişimi konusunda daha sorumlu adımlar atmaya davet etti.
Samsun Başkan Doğan: "Gülsan’da yüzde 80 anlaşma oranına geldik" SAMSUN (İHA) – Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) Başkanı Halit Doğan, kentsel dönüşüm konusunda çok iyi bir aşamaya geldiklerini, Gülsan Sanayi Sitesi’nde de yüzde 80’lik bir anlaşma oranı yakaladıklarını ve görüşmelerin devam ettiğini söyledi. AK Parti 97. Samsun İl Danışma Meclisi Toplantısı, SBB Atakum Sanat Merkezi’nde yapıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan toplantıda açılış konuşmasını gerçekleştiren AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, Samsun’da 2025 yılında 21 bin 654 yeni üyenin AK Parti’ye üye olduğunu, böylece toplam üye sayısının 256 bin 185’e yükseldiğini ifade etti. Ardından söz alan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, şehirdeki kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında bilgi vererek şunları söyledi: "Gülsan Sanayi Sitemizdeki kentsel dönüşüm görüşmelerimizi yapıyoruz. Yüzde 80’lik bir görüşme ve anlaşma oranına şu anda gelmiş bulunuyoruz. Buradaki vatandaşların memnuniyetiyle süreç devam ediyor. Aynı şekilde İlkadım’da da 5 bölge belirledik. Birinci bölgede yüzde 100, ikinci bölgede yüzde 90 ve diğer bölgelerde de anlaşma görüşmeleri devam ediyor. Hatta şu anda çalışma alanı olarak belirlemediğimiz alanlarda vatandaşların kendi içinde kendileri tarafından bir anlaşma sağlanarak, ‘Yüzde 50’yi biz yakaladık, bizim bölgelerimizi de kentsel dönüşüm alanı içerisine dahil edin’ şeklindeki talepleriyle karşılaşıyoruz. Bu da kentsel dönüşümün bu bölgede insanların arzularına uygun bir şekilde, mağduriyet oluşturmadan devam ettiğinin bir göstergesidir. Bu şekilde inşallah yolumuza devam edeceğiz. Hedefimiz öncelikle bin 500 konutu burada dönüştürmek. Atakum ilçemizde de yine talep olan bölgeler var. Atakum Belediyesiyle beraber de çalışıyoruz. Burada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüzle alan belirleyerek Atakum’da da kentsel dönüşüme başlamış olacağız." "Samsun-Mersin Tren Hattı, Samsun’u geleceğe taşıyacak" OSB’lerin alanlarını artırdıklarına dikkat çeken Başkan Doğan, "Son 2 yılda, 50 yılda tahsis ettiğimiz alan kadar yeni alan tahsis etmiş olduk Samsun’un sanayi bölgelerinde. İstihdamda yüzde 50 artış sağlandı. İstihdamın yüzde 50 artış sağlaması, göçün engellenmesinde önemli bir etkidir. Bunun tarıma ve hayvancılığa da yansıyacağına yürekten inanıyoruz. Bu ihtiyaçların ileride oluşturabileceği yol, altyapı, içme suyu, şehir planlaması gibi ihtiyaçları da şimdiden göz önüne alarak çalışmalarımızı gayretle devam ettiriyoruz. En önemlisi Samsun-Çorum, dolayısıyla Samsun-Mersin Tren Hattıdır diye düşünüyorum. Çünkü Samsun önemli bir liman kenti, önemli bir lojistik şehir. Mersin’den gelen yükün Rusya’ya, Ukrayna’ya, Kuzey’e, Kuzey Avrupa’ya bir şekilde ulaşmasını sağlamak Samsun üzerinden oluyor. Buradaki boğaz trafiğine girmek istemeyen gemilerin taşıdığı yükün Samsun’a, Samsun treniyle inmesi, Samsun’un gelişimini çok daha ileriye taşıyacaktır. Güney-Kuzey hattındaki bu ulaşım aksının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da çok önemsendiğini ifade etmek istiyorum. Sayın milletvekillerimizin bu konuda çok büyük bir gayreti var. Allah nasip eder inşallah burayı da faaliyete geçirecek şekilde en azından temel atma süreci ve çalışma süreci başladığında Samsun’un Türkiye’nin çok daha fazla gündeminde olacağını, Samsun’un sanayi tarafıyla, üretim tarafıyla, genç nüfusuyla daha fazla insanların gözünün önüne geleceğini ve bunun Samsun’un zenginleşmesine, ihracatına ve potansiyeline önemli bir katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Tüm gayretimiz Samsun’u daha da ileriye taşımak, Samsun’u geleceğe taşımak, Samsun’un evlatlarının Samsun’da işini, aşını bulduğu ve Samsun’da yaşarken diğer şehirlerden aşağı olmayan, hatta yukarı olan bir şehir konforunu Samsunluların yaşamasını sağlamak. Tüm gayretimiz buna dönük" dedi. "Kavak Çiçekyazı Barajı’nı yapmak için izin aldık" Ladik, Kavak, Havza ve Asarcık gibi ilçeleri ilgilendiren barajın yapımı için gerekli izinlerin alındığına dikkat çeken Doğan, "Özellikle Ladik ilçemiz ve Asarcık ilçemizin kireçli suyla bir imtihanı var. Kavak’ta bazen içme suyu sorunu yaşıyoruz. Havza’da 10 milyon metrekareye çıkmış bir organize sanayi bölgesinin hem sanayi alanının içme suyu ihtiyacı hem de bu sanayi alanında istihdam edilecek yeni nüfusun içme suyu ihtiyacını giderecek şekilde Çiçekyazı Barajı’nı yapmak üzere de izinlerini aldık. Bu yıl bitmeden de Kavak Çiçekyazı Barajı’nın temelini atarak Ladik ve Asarcık ilçelerimizde kireçsiz suyu, diğer ilçelerimizde de su alternatiflerini sağlamış olacağız" diye konuştu. Milletvekili Yılmaz: "2,5 yılda 455 bin bağımsız bölüm inşa edildi, bu dünyanın en büyük başarı öyküsü" Kahramanmaraş depreminin ardından çok kısa sürede inşa edilen 455 bin bağımsız bölümün dünyadaki en büyük başarı hikâyelerinden biri olduğunu belirten AK Parti Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, "2023 depreminde hepimizin bildiği gibi 52 bin insanımızı kaybettik. 600 bin civarında bağımsız bölüm yerle bir oldu. AK Parti bu geçtiğimiz 2,5 sene içerisinde 455 bin yeni bağımsız bölümü inşa etti. 455 bin aileyi yeni ev sahibi yaptı. Dünyada böyle bir başarı öyküsünü yazabilecek başka bir ülke yok, başka bir ülkenin bir siyasi hareketi de yok. Bunun tek bir açıklaması var. Ben de bir mühendisim. Ömrüm boyunca ülkenin inşası ve ihyasıyla ilgili konularla ilgilendim, onlarla uğraştım. Neyin ne kadar zamanda yapılabileceğiyle ilgili konuya azıcık baktığınızda bunu görebilecek kadar bir tecrübem var. Samimi söylüyorum, bu dünyanın en büyük başarı öykülerinden bir tanesidir" şeklinde konuştu. AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ın da katıldığı toplantının ikinci bölümü basına kapalı bir şekilde devam etti.