DÜNYADAN FUTBOL - 15 Haziran 2011 Çarşamba 13:08

Hedef dünya şampiyonluğu

A
A
A
Hedef dünya şampiyonluğu

Grekoromen Milli Takımının Baş antrenörü Hakkı Başar, eylül ayında İstanbul'da yapılacak Dünya Güreş Şampiyonasıyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu.

Dünya şampiyonasıyla ilgili olarak çalışmalara kısa bir süre ara veren milli takımda baş antrenör Hakkı Başar, Türkiye'nin büyük hedefleri olduğunu söyledi.

 


Dünya Güreş şampiyonası'nın Türkiye'de yapılması hem avantaj hem dezavantaj olduğunu söyleyen Hakkı Başar, "Biz bu durumu avantaja çevirmek istiyoruz" dedi. Türkiye'nin dünyada özellikle grekoromen stilde söz sahibi ülkelerin başında geldiğine işaret eden Başar, "Milli takım olarak hedefimiz, tüm sıkletlerde madalya kazanmak. Ancak temkinliyiz ve aklı başındayız. Ayrıca ayaklarımız yere basıyor. Son yılların en zorlu ve katılımı yüksek bir şampiyonasına şahit olacağız. Tüm bunları göz önüne aldığımızda
gerçekçi olarak konuşursak, Türkiye olarak iki madalya ve 4 kotayı hedefliyoruz" diye konuştu.

 


Türk güreşinde Hazma Yerlikaya, Şeref Eroğlu, Mehmet Özallı efsane kadronun artık olmadığını, sadece bu isimlerden Nazmi Avluca'nın milli takımda yer aldığını dile getiren Hakkı Başar, "Bu anlamda grekoromende yeniden bir yapılanma içindeyiz ve geçiş dönemini yaşıyoruz. Yeni isimleri milli takıma monte ediyoruz ve onlardan sonuç alıyoruz. Mesela en son yapılan Avrupa Şampiyonası'nda 60 kiloda Mustafa Sağlam, madalya kazandı. Geçen yıl yine 66 kiloda Vasıf Arzumanov Avrupa üçüncülüğü elde etti. Bu isimler gelecekte de Türkiye'ye madalyalar kazandıracak güreşçiler" şeklinde konuştu.

 


Milli takımda yer alan Nazmi Avluca'nın yanı sıra 74 kiloda Selçuk Çebi ve 120 kiloda mücadele veren Rıza Kayaalp'in dünya şampiyonasında altın madalya umudu olan sporcular olduğuna dikkat çeken milli takım çalıştırıcısı, "Her üçü de kilolarının dünyadaki en iyi güreşçileri. Dışarıdan baktığımızda üçü de altın madalya kazanacak kabiliyette isimler. Ne var ki İstanbul'da yapılacak dünya şampiyonası çok zorlu geçecek. Şöyle bir örnek vereyim, 74 kiloda Selçuk Çebi son iki yılın dünya şampiyonu. Ancak
İstanbul'daki şampiyonada Selçuk'un kilosunda Avrupa, dünya şampiyonu olmuş en az 10 güreşçi mücadele verecek. Bu şampiyonanın ne kadar zorlu geçeceğine bir işaret" ifadelerini kullandı.

 


Yeni federasyonun işbaşına gelmesiyle kısa sürede bir takım yeniliklerin hayata geçirilmesinin kendisini ve sporcuları son derece memnun ettiğini, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül'ün milli takımlara karşı sıcak ilgisinin büyük moral verdiğini belirten Başar, "Bugün artık yeni ve güzel bir sistemimiz var.

 

Her sıklet için farklı antrenörlerimiz iş başında. Diyetisyenimiz, psikologumuz, doktorumuz velhasıl önceden olmayan birçok yenilik artık milli takım kamplarında var. Biz bunların sürekli olmasını arzu ediyoruz. Bu yardımcı ekipmanlar sayesinde sporcularımız maçlara daha iyi konsantre oluyorlar. Dediğim gibi tüm bu hizmetlerin devamlılığı önemli. Dünya şampiyonası bittikten sonra bu hizmetlerde biterse o zaman iyi olmaz" açıklamasında bulundu.


Milli takımda güreşecek isimleri eski usullerle değil yeni bir sistemle belirlediklerini ifade eden Hakkı Başar, "Türkiye şampiyonası da dahil tüm güreşçilerimizi bir çok turnuva ve şampiyonaya göndererek onların ortaya koydukları performansları en ince ayrıntılarına kadar değerlendirip, milli takıma şekil veriyoruz. Bu sistemle sporcu hem yıpranmıyor hem de seçme stresini yaşamıyor" yorumunda bulundu.

 


İstanbul'da yapılacak dünya şampiyonasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını sporcuların başarılı olması için seyircilerin desteğine ihtiyaçları olduğunu dile getiren Başar, sözlerini şöyle tamamladı:
"Her sporda olduğu gibi müsabakalar seyirciyle daha güzelleşiyor. Bu bakımdan tüm güreş severlerin salonu doldurmasını istiyoruz. Dolu tribünler önünde güreşecek olan sporcularımız daha çok motive olacaklar. Ve ardından başarılar gelecek. Şampiyona boyunca salonun dolacağına inanıyorum."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Ramazan geleneği ’Susamlı helva’ tezgahlarda Manisa’nın Demirci ilçesinde Ramazan ayının simgesi haline gelen ve halk arasında "bitli helva" ya da "köy helvası" olarak da bilinen susamlı helva, 75 yıldır aynı geleneksel yöntemlerle sofraları süslüyor. Manisa’nın Demirci ilçesinde 75 yıldır aynı yöntemle hazırlanan geleneksel susamlı helva sadece Ramazan aylarında yapılıyor. Demirci ilçesinde yaşayan 85 yaşındaki İhsan Akgün, 76 yıl boyunca sürdürdüğü helvacılık mesleğini oğlu Mustafa Akgün’e devretti. Hacıhasan Mahallesi’ndeki tarihi iş yerlerinde baba yadigarı kazanların başına geçen Akgün ailesi, sahur vaktinden iftar saatine kadar yoğun mesai harcayarak bu asırlık lezzeti yaşatıyor. Mesleği dedesinden ve babasından devralan 3. kuşak temsilcisi Mustafa Akgün, susamlı helvanın yapım sürecini sabahın erken saatlerinde başlatıyor. İçerisinde glikoz veya yapay tatlandırıcı bulunmayan helva; su, şeker, limon suyu ve çöven otunun ateşte kaynatılmasıyla hazırlanan ağdanın, tahta kepçelerle kıvam alması ve çifte kavrulmuş susamla buluşmasıyla üretiliyor. "Sadece Ramazan ayında üretiyoruz" Babasından öğrendiği usulleri harfiyen uyguladığını belirten Mustafa Akgün, şunları kaydetti: "Bu lezzet Demirci’mizin 75 yıllık kültürel bir mirasıdır. İşçiliği ve hazırlanışı oldukça zor olduğu için sadece Ramazan ayında üretiyoruz. Diğer yerlerde yapılan kandil helvasıyla karıştırılsa da tadı ve kıvamıyla çok sıra dışı bir lezzettir. Babam ilerleyen yaşı nedeniyle artık fiilen üretim yapamıyor ama dükkana gelerek hem işleri kontrol ediyor hem de müşterilerle ilgileniyor. Geleneksel çizgimizden ödün vermeden ilçemize ve kargo yoluyla il dışına bu lezzeti ulaştırıyoruz." Helvacı İhsan Akgün’ün damadı Nurullah Baş, "75 yıldır deden toruna devam eden bir mesleğimiz var. Susamlı helva Demirci’nin değerli bir ürünüdür. Her ramazan ayında ailecek devam ettirmeye gayret ediyoruz. Ramazanda kaçınılmaz bir lezzet. Şeker kazanda pişirilerek ağda haline getirilir. İlk kıvamda çöven suyu atılarak son kıvama getirilir. Sinide yığılan susamın içerisine ağda dökülerek açılır ve helva haline getirilir" dedi. Vazgeçilmez bir lezzet İlçe sakinlerinden biri olan Sami Bol isimli vatandaş, "Devamlı müdavimiyiz. Tahini köpüklü helvası ve bitli helvası vazgeçilmez bir lezzet" derken, bir diğer vatandaş Hamise Dede ise şunları söyledi: "Helvacı İhsan’ın helvasını çok seviyoruz. Ramazan girince gelmeden edemiyoruz. Geleneksel bir lezzet bizim için. Tahini çok güzel".
İstanbul Küçükçekmece’de APP plaka kuyruğu: 140 bin lira ceza yememek için şoförler odası önünde yoğunluk oluştu Yürürlüğe giren yeni düzenleme gereği ‘APP’ plaka olarak bilinen standartlara aykırı plakalarını 140 bin lira ceza yememek için değiştirmek isteyen sürücüler, plaka basımı için İstanbul Küçükçekmece Şoförler Odası önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren Trafik Ceza Kanunu uygulaması nedeniyle araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan ve resmi mühür ve güvenlik unsurlarına uymadığı tespit edilen sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için sürücüler Küçükçekmece Şoförler Odası önünde yoğun kalabalık oluşturdu. "Panik yaparak plakaları değiştirmeye geldik" Cezayı öğrenir öğrenmez panikle plakasını değiştirmeye geldiğini belirten bir vatandaş, "İnternette sosyal medyada gördüğümüz plakaya yazılan cezalar şu an gündemde ‘APP’ plakanın güncel sistemde uygun olmadığı belirtiliyor. Son zamanlarda gündemde olan haberlerden dolayı panik yaparak plakaları değiştirmeye geldik" dedi. "Yaklaşık 3 saattir sıradayız" 3 saattir sırada burada beklediğini ifade eden Doğan Özçelik, "Satın aldığım aracın ön plakası orijinal arka plakası ‘APP’ plaka çıktı polis arkadaşlar değiştirmemi söyledi. E-devlet üzerinden tek plaka için başvuru yaptım. 140 bin lira gibi bir cezadan bahsediliyor. Tüm şoförlerin dikkat etmesini rica ediyorum. Yaklaşık 3 saattir sıradayız maalesef içeride 1 kişi görev yapıyor şoförler odasından destek istiyoruz" diye konuştu.
İzmir 30 yıllık emeğe ‘uluslararası’ onur Dünyanın en etkili bilim insanları listesine seçilen sayılı Türk akademisyenden biri olan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, uluslararası ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Haberleşmeden sağlık teknolojilerine, jeofizikten uzay sistemlerine kadar birçok alanda kullanılan sinyal işleme üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Akan, Avrupa Sinyal İşleme Birliği (EURASIP) tarafından ‘2026 Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Dünyanın en saygın bilimsel kuruluşları arasında yer alan Avrupa Sinyal İşleme Birliği, 2000 yılından bu yana çalışmalarıyla fark oluşturan ve gelecek kuşaklara ışık tutan bilim insanlarını, ‘üstün hizmet ödülü’ ile onurlandırıyor. Bu ödül, her yıl sadece bir kişiye takdim ediliyor. Bilim camiasındaki liderliği ile örnek gösterilen İEÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, 31 Ağustos-4 Eylül 2026 tarihleri arasında Belçika’nın Bruges kentinde gerçekleştirilecek törende ödülünü alacak. "Yazdığım kitap yurt dışında okutuluyor" EURASIP içerisinde daha önce de çeşitli kademelerde görevler üstlendiğini belirten Prof. Dr. Akan, "Sinyal işleme alanında 1990’lı yıllardan bu yana çok sayıda çalışma yürüttüm. Alanımla ilgili iki ders kitabı kaleme aldım. ‘Signals and Systems Using Matlab’, dünyanın birçok farklı yükseköğretim kurumunda ders kitabı olarak okutuluyor. EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi’nde de önceki dönem başkanlık görevini üstlenmiştim. Mühendislik alanındaki çalışmalarımı, ilk günkü heyecan ve kararlılıkla sürdüreceğim" dedi. "Üretmeye devam edeceğim" Prof. Dr. Akan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 30 yıldır sinyal işleme alanında eğitim verip, bu alanda 38 doktora ve 57 yüksek lisans öğrencisi mezun ettim. Çok sayıda bilimsel araştırma eseri yayınladım. Bu çabalarımın, böylesine anlamlı bir ödülle taçlandırılması benim için son derece keyifli ve mutluluk verici oldu. Bundan sonra da İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin güçlü akademik ekosistemi içinde üretmeye ve bilime katkı sunmaya devam edeceğim." Bir başarı öyküsü Akademik hayatına 1996 yılında başlayan Prof. Dr. Aydın Akan’ın bugüne kadar uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış 93 makalesi, 142 uluslararası konferans bildirisi, 2 ulusararası kitabı, 10 uluslararası kitap bölümü bulunuyor. Akademik çalışmaları şimdiye dek 5 bin 552 atıf alan Prof. Dr. Akan, 2023 yılında Stanford Üniversitesi’nden özel bir araştırma ekibinin açıkladığı ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi’nde yer alarak ülkemizi gururlandırdı. Geçmişte EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi Başkanlığı yapan Prof. Dr. Akan, Institute of Electrical and Electronics Engineers (IEEE) bünyesinde faaliyet gösteren Engineering in Medicine and Biology Society (EMBS) Türkiye Kolu Başkanlığı görevini de sürdürüyor.