GÜNDEM - 17 Eylül 2019 Salı 11:00

Küçük çiftçiler Hasat Festivali'nde ürünlerini topladı

A
A
A
Küçük çiftçiler Hasat Festivali'nde ürünlerini topladı

Doğaya karşı duyarlı çocuklar yetiştirmek ve çocukların doğayı teori derslerin yanı sıra deneyimleyerek öğrenmelerini sağlamak adına gerçekleştirilen Hasat Festivali’nde anaokulu ve ilkokul öğrencileri, kendi ürettikleri sebze ve meyveleri topladılar. Küçük çiftçiler, doğayla iç içe bir gün geçirmenin tadını çıkardı.

Çevre bilinci yüksek nesiller yetiştirmeyi hedefleyen Doğa Koleji, öğrencilere sağlıklı gıdanın özü olan tohum ve tarım kültürünü yaşayarak öğretti. GDO’lu ürünlere karşı kendi sebze ve meyvelerini üreten öğrenciler, üretmenin tadını “Hasat Festivali”nde çıkardı. Kolejin Ekoloji Bölümü tarafından tüm kampüslerde ortak düzenlenen “Harvest Fest”e anaokulu ve ilkokul öğrencileri katılırken; doğa ile iç içe geçen bir günde bitkilerin bölümleri, büyüme süreçleri, çimlenme gibi konular üzerinde duruldu.

                          Küçük çiftçiler Hasat Festivali'nde ürünlerini topladı

“Öğrencilerin üreten kimlikleri de ön plana çıktı”

Hasat Festivali’nde öğrenciler salopet pantolon, hasır şapka, lastik çizme giyip, küçük birer çiftçi olarak okula geldi. Öğrencilerin bu festival ile üreten kimliklerinin ön plana çıktığını belirten Doğa Koleji Ekoloji Bölüm Başkanı Merve Topçuoğlu, “Öğrencilerimiz, Hasat Festivali kapsamında; hobi bahçelerini hasat edip, kış aylarında tüketecekleri sebzeleri toprak ile buluşturdular. Kendi ekip biçtikleri fideleri ürüne dönüştürme fırsatı yakalarken, üreten kimlikleri de ön plana çıktı. Geleceğimizi emanet ettiğimiz öğrencilerimizin doğaya sahip çıkması bizim için çok değerli. Apartmanlarda büyüyen çocuklarımız, maalesef ki sebzelerin manavdan geldiğini düşünüyor. Lahananın, karpuzun, çileğin toprakta yetiştiğini, elmanın, ayvanın ağaçta yetiştiğini görmek, bu büyüme serüvenine tanıklık etmek, deneyimlemek önemli bir gelişim sürecidir” dedi.

Kendi ektikleri meyve ve sebzeleri topladılar

Her mevsim dönüşümlerinde öğrencilerle hasat festivali gerçekleştirdiklerini ifade eden Topçuoğlu, “Nisan ayında kışlık sebzelerimizi hasat edip, toprakla yazlık sebzelerimizi buluşturmuştuk. Eylül ayı ise tüm doğada hasat zamanıdır. Öğlencilerimiz ekmiş oldukları yazlık meyve ve sebzeleri toplamaya başladılar. Bunun yanı sıra kış mevsimine ait meyveleri tekrardan toprakla buluşturacaklar. Bu bizim için yılda 2 kere ritüel haline gelmiş hasat programıdır. Her mevsim dönüşümlerinde öğrencilerimize hasat festivali gerçekleştiriyoruz. Mayıs ayında domates, biber, patlıcan, maydanoz, dereotu, tere gibi sebzeleri toprakla buluşturmuşlardı. Bu mevsimde ise turp, havuç gibi kışlık bitkileri toprakla buluşturacaklar. Böylelikle hobi bahçelerini revize etmiş olacaklar” diye konuştu.

Öğrenciler doğayı hobi bahçelerinde öğreniyor 

Öğrencileriyle birlikte hobi bahçeleri oluşturduklarını kaydeden Topçuoğlu, en büyük hedeflerinin doğaya karşı duyarlı çocuklar yetiştirmek olduğunu belirtti. Topçuoğlu, küresel iklim değişikliği, temiz gıda gibi birçok kavram için farkındalık oluşturmak istediklerini söyleyerek sözlerini şu ifadeler ile sürdürdü.

“Doğaya karşı duyarlı çocuklar yetiştirmek bizim elimizde. Doğaya karşı sorumluluklarımızın farkına varmak ve hayatta adımlarımızı buna göre atmak zorundayız. Çocuklarımızın farkındalığını geliştirmek de bu noktada çok önemli. Onlara temel derslerin hayatın bir parçası olduğunu göstermek zorundayız. Vermiş olduğumuz ekoloji dersi ile doğayı teorik olarak öğrenmelerini sağlıyoruz. Hobi bahçelerimiz ile de teoriyi pratiğe döküyoruz. Fen ve teknoloji dersinde 7 hafta boyunca teoride öğrenmiş oldukları bitkiler alemi ve canlılar dünyası konularını hobi bahçelerinde deneyimleyerek pratikte de öğreniyorlar. Hobi bahçelerimizi laboratuvar olarak kullanarak tohumlar ekiyor, çimlenmeyi öğreniyorlar. Bitkilerimiz büyüyor ve bitkinin kök, gövde, yapraklarının ne işe yaradığı gibi bilgileri aslında pratiğe dökmüş oluyoruz. Amacımız var olan bilgileri yaşamla ilişkilendirmek. Öğrencilerin farkına varmalarını sağlamaktır.”

“Bu serüvenin parçası olabilirsiniz…”

Merve Topçuoğlu; isteyen herkesin bahçesinde, balkonunda, hatta mutfağında bu deneyimi yaşayabileceğini ifade ederek, “Eğer siz de toprakla uğraşmak ve üretmek istiyorsanız yapmanız gereken şey çok kolay. Bir saksı alıp üçte ikisini toprakla doldurun, mevsime uygun tohumları bu toprağın üzerine serpin ve üzerini yine toprakla kapatın. Can suyu verdikten sonra ihtiyacınız olan tek şey sabır ve ilgi olacak” şeklinde konuştu.

Sonbaharda hangi tohumlar ekilebilir?

Sonbahar aylarında ekim yapmak isteyenlere tavsiyelerde bulunan Topçuoğlu; “Eylül ayında havuç, yeşil soğan, turp, marul; ekim ayında sarımsak, soğan, roka, tere, bakla; kasım ayında buğday, yulaf, çavdar, bezelye, bakla; aralık ayında bakla, arpacık soğan, buğday, yulaf, çavdar için ekim zamanıdır” dedi.

Bahçesi olanlar neler yapabilir?

Ekim ayının ağaç dikim zamanı olduğunu sözlerine ekleyen Topçuoğlu, “Çocuğunuzla birlikte her yıl büyüdüğünü gözlemleyebileceğiniz bir ağaç dikin. İlkbaharda çiçek açacak olan lale, sümbül, nergis, fulya, beyaz zambak soğanlarını şimdiden dikebilirsiniz. Mis gibi kokuları ve renkleriyle, gül fidanları bahçenize sevgi katacak. Kışın çiçek açan sardunya, çuha, menekşe, siklamen, açelya gibi çiçeklerle de bahçenizi süsleyebilirsiniz. Artık bahçede sulama işlemine yağmurlardan dolayı çok gerek kalmıyor. Hatta çiminiz varsa gübreleme işlemi yaparsanız harika sonuçlar elde edebilirsiniz” dedi.

Bu mevsimde neler yenmeli?

Topçuoğlu, “Tohumlarımıza sahip çıkalım, ne yediğimiz önemlidir, bunu unutmayalım” diyerek sözlerini sürdürürken; bu mevsimde yenebilecek ürünleri ise şöyle sıraladı: “Sebzelerden balkabağı, lahana, kereviz, pırasa, havuç, ıspanak, pazı; meyvelerden; üzüm, elma, muz, mandalina, kivi, greyfurt, nar; kuruyemişlerden; ceviz ve kestane yeme zamanıdır.”

 

Sema Fison

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Metin Öztürk: "Çirkinlik yakışmadı" Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk, iki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, bu çirkinliğin yakışmadığını söyledi. Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Metin Öztürk, Trabzonspor’a 2-1 mağlup oldukları maçın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözlerine hayatını kaybeden Orhan Kaynak için başsağlığı dileyerek başladı. Öztürk, "Futbol takımımızın taşıdığı pankartla başlıyorum. Orhan Kaynak hocamızın vefatı sebebiyle Trabzon camiasına başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Çok kıymetli bir spor adamıydı, çok sayıda futbolcu yetiştirdi. Camianın üzüntüsünü paylaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Yönetimler gelir geçer, camialar kalır" Trabzon camiasıyla ilişkilerinin her zaman iyi olduğunu vurgulayan Öztürk, "Bizim Trabzon camiası ile ilişkimiz her zaman böyledir, farklı olması da düşünülemez. Yönetimler gelir geçer, camialar kalır. Trabzon camiası hem futbol kenti olmasıyla hem de değerleriyle hep gönlümüzde yer almıştır" dedi. Son günlerde yaşanan gelişmelere değinen Öztürk, "İki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıyayız. İki ay önce alınmış bir futbolcu ile ilgili kendileriyle hiç alakası olmayan bir süreç üzerinden inanılmaz bir kara propaganda yapıldı" diye konuştu. "Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi" Uğurcan Çakır ile ilgili yaşananlara da değinen Öztürk, "Bugün tamamen yönetimin provokasyonlarıyla, Trabzon taraftarıyla alakası olmayan bir şekilde Uğurcan Çakır provoke edildi. Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi. Bunu kimse unutmasın. Uğurcan Çakır’ı yetiştiren Trabzon’dur, kendilerine şükran borçluyuz" ifadelerini kullandı. Transfer sürecine de değinen Öztürk, "Kendileriyle oturduk, bir transfer pazarlığı yaptık. Beklentilerinin çok üzerinde bir ücret aldılar. Bununla ilgili de teşekkür ettiler ancak bugün yönetim eliyle Uğurcan Çakır’ın psikolojik olarak yıpratılmaya çalışıldığını gördük" şeklinde konuştu. Yaşananlara tepki gösteren Öztürk, "Biz bundan sonra da hem kazanacağız hem kaybedeceğiz ama şunu bilin ki çirkinlik bu Trabzon yönetimine yakışmadı. Biz sadece Trabzon’u değil tüm takımları en iyi şekilde karşılıyoruz. Burada ise ne karşılama ne uğurlama oldu, yakıştıramadık" dedi. Statta yaşananlara ilişkin de konuşan Öztürk, "Geldiğimizden beri bize küfür ediliyor. Hala içeride, seyirci yokken bile bizimle ilgili küfür içerikli müzikler çalınıyor. Yayıncı kuruluşa da yazıklar olsun. Söyleyeceklerim bu kadar, teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Kastamonu Binlerce yıllık tarihe yapay zekayla ışık tutulan filmin galasına yoğun ilgi Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, düzenlenen galada izleyiciyle buluştu. 14 dakikalık film, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, Kastamonu Taşköprü ilçesinin binlerce yıllık tarihini özetliyor. Roma döneminde Paflagonya’ya başkentlik yapmış "Pompeiopolis" adıyla yerleşimden, ilçenin simge eseri Yedi Kemerli Taşköprü’ye uzanan tarihi bir yolculuğu konu alan 14 dakikalık kısa film, birbirini takip eden yedi dönemi birleştiriyor. Geçmişin izlerini günümüzün dijital anlatım imkanlarıyla birleştiren film, izleyiciyi antik çağın sokaklarından Osmanlı mimarisinin zarif dokusuna uzanan görsel bir zaman tüneline davet ediyor. Arkeolojinin kayıp dehlizlerinde kalan bilgiler ve kentin mimari dokusu yapay zeka teknolojisiyle harmanlanarak etkileyici bir anlatı ortaya koyuyor. Taşköprü’nün kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan bu çalışma, yeni nesil görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan izleyiciler kadar yörenin insanlarına da hitap ediyor. Geçmiş ile geleceği aynı potada eriten bu kısa film, bölgenin turizm potansiyeline de önemli katkı sunmayı hedefliyor. "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" isimli kısa film Taşköprü Belediyesi için Muazzam İşler Yapım şirketinin altı aylık yoğun bir çalışmayla ortaya çıkartıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen premier galanın ardından Kastamonu’da da gala gerçekleştirildi. Filmi izleyen vatandaşlar dakikalarca alkışlarken, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise film ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar filmle ilgili fikilerini dile getirme fırsatı buldu. "İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak" Galanın ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Filmin adı Yedi Kemerli Zaman Geçidi Taşköprü. Taşköprü’nün tarihi sürecini 14 dakikalık bir süre içerisinde ifade etmeye çalıştık. Gerek senarist, gerek yapımcının çok özel çalışmalarıyla ortaya çıkan bir film oldu. Bizim amacımız geçmiş dönemlerdeki değerlerimizin bugüne taşınması. Yeni jenerasyonun yani gençlerin özellikle dijital çağda, dijital ile yoğun ilgilerinde yapay zeka ile yapılan bu filmi çok geniş alanlara ulaştıracaklarını, izleyeceklerini ve Taşköprü’yü çok daha fazla bir tanıma imkanı doğuracağını düşünüyoruz. Filmin içeriği Taşköprü, Taşköprü’nün gelişimi ve bugüne kadarki süreç. Dolayısıyla son derece mutlu olduğumu ifade ederim. Galamızın ilkini İstanbul’da yaptık. İstanbul’daki galada oldukça ilgi görmüştü, o katılımcılara da bugün de başta Valim olmak üzere herkesin katılımını gerçekten çok kıymetli ve değerli buluyorum. Değerli sanatçılarımız var aramızda, onların katılımlarıyla da ayrıca bir anlam buldu. İnşallah başka programlarda buluşacağız. İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak. Süreç içerisinde açıklayacağız. Çok özel çalışmalarımız var, inşallah onları da paylaşacağız" dedi. "Bizi sevindiren bir çalışma" Filmle ilgili düşüncelerini ifade eden ünlü sanatçı Halil Ergün de, "Bir tarihi süreci, bir kültürel ve uygarlık tarihini başlardan başlayarak insan ve uygarlık ve değişik değişik kadrolar üstüne koyarak bugünkü kentimizi, Taşköprü’yü ve Kastamonu’yu dile getiren ve bir kültürün sahipliğini çeviren, bizi sevindiren bir çalışma. Onur duydum. Daha da gelişecek malzemeler var bu alanlarda, bunlar da inşallah gelişecek" şeklinde konuştu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay da galada yaptığı konuşmada, filmin binlerce yıllık mirası sinemaya yansıtması açısından çok kıymetli olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Pasta kesimiyle sona eren galaya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ünlü sanatçılar Halil Ergün ve Aliye Uzunatağan, filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, filmin senaristliğini yapan Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.