ASAYİŞ - 13 Nisan 2023 Perşembe 22:29

Metrobüste bıçaklı kavga: 3 yaralı

A
A
A
Metrobüste bıçaklı kavga: 3 yaralı

Bayrampaşa'da metrobüs durağında iki grup arasında çıkan tartışmanın bıçaklı kavgaya dönüşmesi üzerine 3 kişi yaralandı.

Olay, saat 14.00 sıralarında Bayrampaşa Metrobüs Durağı'nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, iki grup arasında taraflardan biri diğerine "Sen bana niye öyle dedin" diyerek tartışmaya başladı. Tartışma kavgaya dönüşünce metrobüsteki vatandaşlar, kavgayı ayırmak istese de başarılı olamadı. Taraflardan biri yanında bulundurduğu bıçağını çıkararak hem kavga ettiği kişiyi hem de kavgayı ayırmak isteyen kişileri yaraladı. Kavga nedeniyle metrobüs şoförü, Bayrampaşa durağında durdu. Vatandaşlar metrobüsü boşaltırken ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kavga nedeniyle bıçakla yaralanan 3 kişi sağlık ekipleri tarafından çevredeki hastanelere sevk edildi. Saldırgan ise metrobüs durağında bulunan güvenlik tarafından yakalandı. Saldırgan olay yerine gelen polis ekiplerine teslim edilerek gözaltına alındı. Konuya ilişkin polis ekiplerinin çalışmaları sürüyor. Öte yandan kavga anı bir vatandaşın cep telefonu kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, tarafların birbirine girdiği ve bıçakla saldırdığı anlar görülüyor.

Abdullah Uğur

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa GES projelerinde doğru kapasite ile doğru yönetenler kazanacak EPDK’nın lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulamasına son şeklini vermesini değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, yeni dönemde plansız fazla üretim anlayışının geride kalacağını belirterek, "Artık kazananlar yalnızca üretim yapanlar değil, üretimini doğru yönetenler olacak" dedi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) lisanssız elektrik üretiminde "saatlik mahsuplaşma" uygulamasını güncellemesiyle birlikte güneş enerjisi yatırımlarında da yeni bir dönem başladı. 1 Haziran 2026 itibariyle yürürlüğe girecek yeni düzenleme ile sistemin temel yapısı korunurken, mahsuplaşma yöntemi aylık bazdan saatlik baza taşınıyor. Böylece lisanssız üretimde tüketicilerin kendi elektrik ihtiyacını karşılamasına odaklanan, daha dinamik ve veri temelli bir yapı hayata geçiriliyor. Yeni modele göre tüketiciler, bir önceki yılki tüketimlerinin en fazla iki katı kadar üretim yapabilecek. Tüketici, bu sınır dahilinde yaptığı üretimin kullanmadığı kısmının satışından gelir elde edebilecek. Belirlenen sınırın üzerindeki üretim ise Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamında sisteme aktarılacak. Tüketim-üretim optimizasyonu kritik hale geliyor Düzenlemeyi değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, saatlik mahsuplaşma uygulamasının GES yatırımlarında planlama, takip ve yönetim süreçlerini çok daha önemli hale getirdiğini söyledi. Şahintaş, "Yeni düzenleme, lisanssız elektrik üretiminde önemli bir dönemin başlangıcıdır. Artık bir tesisin ne kadar elektrik ürettiği kadar, bu elektriğin hangi saatlerde üretildiği ve tüketildiği ile ihtiyaç fazlası üretimin nasıl yönetildiği de belirleyici olacak. Bu nedenle plansız fazla üretim dönemi geride kalıyor. GES yatırımlarında doğru kapasite, doğru tüketim analizi ve doğru yönetim modeli öne çıkıyor" dedi. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla birlikte özellikle sanayi tesisleri ve yüksek elektrik tüketimine sahip işletmeler için saatlik tüketim profilinin artık yatırım kararlarının merkezinde yer alacağını ifade eden Şahintaş, "Yeni dönemde kazananlar üretimini, tüketimini, tedarik anlaşmasını ve fazla enerji yönetimini birlikte ele alanlar olacaktır." ifadelerini kullandı. Takip altyapısı olan firmalar avantaj sağlayacak Yeni düzenlemenin veri yönetimi, dijital izleme ve performans takibi altyapısını daha stratejik hale getirdiğini kaydeden Şahintaş, GES yatırımlarında satış sonrası izleme süreçlerinin yatırımcı açısından kritik önem taşıyacağını belirtti. Şahintaş, "Santral kurulduktan sonra süreç bitmiyor; aksine asıl değer, üretimin doğru izlenmesi, performansın takip edilmesi ve tüketimle uyumlu şekilde yönetilmesiyle ortaya çıkıyor. Tek Enerji olarak mühendislik, kurulum, izleme, raporlama ve danışmanlık süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu süreçte plansız kapasite artışı yerine, işletmenin gerçek ihtiyacına uygun, finansal geri dönüşü doğru hesaplanmış ve enerji yönetimiyle desteklenmiş projeler önem kazanacaktır. Tek Enerji olarak biz de yatırımcılarımızın yalnızca bugünkü enerji ihtiyacını değil, gelecekteki enerji yönetimini de dikkate alan çözümler geliştirmeyi sürdürmeye devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
Antalya Batı Akdeniz ihracatı 1 milyar doları geçti Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mehmet Ali Can, bölge ihracatının 4 Mayıs itibarıyla 1 milyar doları geçtiğini duyurdu. Geçen yıla oranla bu rakama 5 gün daha erken ulaşıldığını belirten Can, maliyet artışları ve düşük kur nedeniyle miktar bazındaki düşüşün "pazar kaybı" riskini doğurduğu uyarısında bulundu. BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan bölge ihracatına ilişkin güncel verileri paylaştı. Düzenlenen basın toplantısında konuşan Can, 1 Ocak - 4 Mayıs 2026 döneminde bölge ihracatının yüzde 3,85 artışla 1 milyar dolar barajını aştığını kaydetti. İhracatın lokomotif sektörlerinin yaş meyve sebze ile maden-metaller olduğunu ifade eden Can, toplam ihracatın yarısının bu iki sektörden geldiğini vurguladı. İhracatın yarısı iki sektörden Bölge ihracatının sektörel dağılımı hakkında bilgi veren Başkan Can, yaş meyve sebze ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,76 artışla 366,2 milyon dolara ulaştığını söyledi. Maden ve metaller sektöründe ise yüzde 2,23’lük artışla 154,1 milyon dolarlık ihracat yapıldığını belirten Can, "Yaş meyve sebze sektörü toplam ihracatımızın yaklaşık yüzde 30’unu sırtlıyor. Maden ve metallerle birlikte bu oran yüzde 50’ye ulaşıyor" dedi. Avrupa pazarı liderliğini koruyor Batı Akdeniz’in en büyük pazarının Avrupa olduğunu ifade eden Can, en fazla ihracat yapılan ilk 20 ülkenin 11’inin Avrupa kıtasında yer aldığını belirtti. Avrupa ülkelerine 416,8 milyon dolar, Asya ülkelerine ise 174,9 milyon dolar ihracat yapıldığını kaydeden Can, "İlk 20 ülke bizim ana pazarlarımız ve bu ülkelere toplam 714,4 milyon dolarlık satış gerçekleştirdik. Ayrıca 5 ülkede 50 milyon dolar barajını geçmeyi başardık" şeklinde konuştu. Maldivler’e ihracat rekoru Bazı ülkelerdeki ihracat artış oranlarının dikkat çekici boyuta ulaştığını söyleyen Can, Maldiv Adaları’na yapılan ihracatın yüzde 855 artarak 20,4 milyon dolara çıktığını açıkladı. İspanya’ya yüzde 64,6, Polonya’ya ise yüzde 56,7 oranında artış sağlandığını belirten Can, KKTC’ye yapılan ihracatın da 23,9 milyon dolara ulaştığını sözlerine ekledi. İhracatın şampiyonu biber oldu Ürün bazlı verilerde biberin 145,8 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 37,30’luk artışla zirvede yer aldığını ifade eden BAİB Başkanı, "Mermer ve doğaltaş ürünleri 110,2 milyon dolarla ikinci, domates ise 105 milyon dolarla üçüncü sırada yer alıyor. Domateste miktar bazında yüzde 32’lik bir düşüş var; bu durum kışın yaşanan afetler ve yükselen fiyatlardan kaynaklandı" dedi. "Asıl korkumuz pazar kaybetmek" Tutar bazındaki artışa rağmen miktar bazında yüzde 13’e yakın bir düşüş yaşandığına dikkat çeken Can, "Tutar bazındaki artış, iç piyasadaki enflasyonun maliyetlere yansımasından kaynaklanıyor. Bizim asıl korkumuz pazar kaybetmek. Yeni pazar bulunur ama kaybedilen pazarı geri kazanmak çok zordur. İhracatçımız uzun yılların emeğiyle kazandığı pazarları kaybetme riskiyle karşı karşıya" uyarısında bulundu. Kur ve maliyet baskısı sürüyor Döviz kurunun düşük seyretmesinin rekabet gücünü zayıflattığını vurgulayan Can, devletin verdiği yüzde 3’lük destek ödemelerinin artırılması gerektiğini savundu. Akaryakıt ve lojistik maliyetlerinin ihracatçı üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu belirten Can, "Asgari ücret artışı ile döviz kuru arasındaki fark rekabetimizi etkiliyor. İhracatçımıza daha fazla nefes aldıracak destekler bekliyoruz" dedi. Üretim arttı, fiyatlar düştü Piyasadaki fiyat dalgalanmalarına da değinen Can, iki hafta önce üreticide 120-130 lira olan biberin, bahar üretimiyle birlikte 20-25 liraya gerilediğini söyledi. Geçen yıl yaşanan don afetinin sert çekirdekli meyvelerde 300 milyon dolarlık kayba yol açtığını hatırlatan Can, "Geçen yıl ürün olmadığı için 60 bin ton yerine 6 bin ton kiraz ihraç edebilmiştik. Bu yıl sert çekirdekli ürünlerde arzın yüksek olmasını ve fiyatların makul seviyelerde kalmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
İzmir Aliaport’a yoğun ilgi 10 Nisan’da düzenli seferlere başlayan Aliaport, kısa sürede yoğun yolcu hareketliliğine sahne oldu. Üç haftada 4 bin 502 yolcunun kullandığı liman, Yunanistan’ın Midilli Adası ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen yolcuların da tercih ettiği bir geçiş noktası oldu. Aliaport Liman İşletmeleri A.Ş. Yetkilisi Faruk Altun, "Beklentilerin üzerinde bir ilgiyle karşılaştık" dedi. Aliaport Deniz Yolcu İskelesi, düzenli seferlerin başlamasının ardından bölge halkı ve yolcular tarafından yoğun ilgi görüyor. Üç haftalık süreçte limanı toplam 4 bin 502 yolcu kullanırken, 1 Mayıs’ın hafta sonu ile birleştiği tatil döneminde yolcu hareketliliği zirveye ulaştı. Bu dönemde limandan bin 622 yolcu geçiş yaptı. Karşı kıyıdan, özellikle Yunanistan’ın Midilli Adası’ndan Aliağa’ya geçişlerin yanı sıra Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen yolcuların da Aliaport’u kullanması dikkat çekti. Hâlihazırda Aliağa-Midilli hattında haftada 3 sefer düzenlenirken, 15 Mayıs-01 Haziran 2026 tarihleri arasında, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Kurban Bayramı tatilleri nedeniyle (20-21 Mayıs tarihleri dışında) ay boyunca her gün karşılıklı sefer yapılacağı belirtildi. Yaz dönemi boyunca seferlerin haftanın her günü düzenlenmeye devam edeceği vurgulandı. Yaz sezonunun yaklaşması ve Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla birlikte yolcu talebinin daha da artması öngörülüyor. Artan yoğunluk doğrultusunda ek seferlerin de gündeme gelebileceği ifade edilirken, Aliaport Limanı’nın yaşanacak olan bu yoğunluğa hazır olduğu da belirtildi. "Beklentilerin üzerinde bir ilgiyle karşılaştık" Aliaport Liman İşletmeleri A.Ş. Yetkilisi Faruk Altun, düzenli seferlerin başlamasıyla birlikte beklentilerin üzerinde bir yolcu ilgisiyle karşılaştıklarını belirtti. Altun, "Düzenli seferlere başlamamızla birlikte gerçekten beklentilerin üzerinde bir performansla karşılaştık. Seferleri gerçekleştiren tur acentelerimiz bile böyle bir ilgi beklemediklerini ifade etti. Şu anda beklentilerimizin üzerinde bir ilgi var. Bu durum bizi son derece memnun ediyor. Yaz sezonunun başlaması ve Kurban Bayramı tatiliyle birlikte bu yoğunluğun daha da üst seviyelere çıkacağını söyleyebilirim. Aliaport olarak aynı anda yüzlerce yolcuya hizmet verebilecek hizmet alt yapımızla biz hazırız" dedi. "Önümüzdeki yılların planlamasını bu yılki verilerle yapacağız" Bu yıl elde edilecek verilerin gelecek planlaması açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Altun, "Kasım ayında turlarımız sona erdiğinde, bu yıl edindiğimiz tecrübelerle önümüzdeki yıllara yönelik planlamamızı yapacağız. İlerleyen dönemde buradan sadece Midilli’ye değil, farklı destinasyonlara da taşımacılık yapabilir miyiz, bunu değerlendireceğiz. Ayrıca araç ve tır gibi yük taşımacılığı da gündemimizde yer alıyor" diye konuştu. "Aliağa kruvaziyer durağı olabilir" Aliaport’un uzun vadeli hedefleri arasında kruvaziyer turizminin de bulunduğunu belirten Altun, bu konuda önemli görüşmeler yürüttüklerini söyledi. Altun, "En büyük hayallerimizden biri kruvaziyer gemilerinin buraya gelmesi. Bu hedef, Belediye Başkanımız Serkan Acar’ın Aliağa için ortaya koyduğu vizyonun da önemli bir parçası. Türkiye’nin önde gelen firmalarından biriyle görüşmelerimiz devam ediyor. Eğer bunu başarabilirsek, Çeşme, Kuşadası ve Marmaris gibi önemli destinasyonların ardından Aliağa’yı da bir kruvaziyer durağı haline getirebiliriz" ifadelerini kullandı. Aliağa’nın ulaşım ve hizmet altyapısı bakımından önemli avantajlara sahip olduğuna dikkat çeken Altun, kruvaziyer turizmi açısından ilçenin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Altun, "Kruvaziyer gemilerinin hâlihazırda yanaştığı bazı limanlarda en önemli sorunlardan biri; yolcuların kara ulaşımını sağlayan otobüs ve araçların şehir içi trafiği, liman giriş-çıkışları ve otoyol bağlantılarında yaşadığı aksaklıklardır. Aliağa’da ise böyle bir problem bulunmuyor. Ulaşım ağımız güçlü, erişim imkânlarımız oldukça kolay. Aliağa’ya gelecek turistlerin önemli bir kısmı doğal olarak Selçuk’u ziyaret etmek isteyebilir. Selçuk’a ulaşım mesafe olarak bir miktar uzun görünse de otoyol bağlantısı sayesinde rahatlıkla sağlanabiliyor. Ancak bizler, Aliağa’nın konumu itibarıyla özellikle Bergama’ya daha fazla turist çekmeyi hedefliyoruz. Bergama, çok önemli bir tarihî değere sahip olmasına rağmen turizm hareketliliğinden hak ettiği payı henüz yeterince alamıyor. Bunun yanı sıra limana gelen gemilerin kumanya ve benzeri ikmal ihtiyaçlarını herhangi bir aksama yaşanmadan, ekstra navlun ücreti oluşmadan, hızlı ve profesyonel şekilde karşılayabilecek hizmet altyapısına sahibiz. Tüm bu avantajlarla kruvaziyer gemilerini Aliağa’ya çekmemiz gerekiyor" dedi. "Turist kafileleri için yeni rota çalışmaları yapıyoruz" Altun, Aliaport’un yalnızca bir geçiş noktası değil, aynı zamanda yeni turizm rotalarının önemli bir durağı olabileceğini belirtti. Altun, "Kuzey aksı üzerinde İstanbul’dan gelip Selçuk’a giden turist kafileleri var. Bu kafileleri Aliağa’da iki gece konaklatıp buradan Midilli’ye geçişlerini sağlayacak bir planlama üzerinde çalışıyoruz. Özellikle Güney Amerika’dan gelen turist grupları bu açıdan dikkat çekiyor. Geçişlerde bu ülkelerden yolcuların da yer aldığını görüyoruz. Bu da Aliaport’un yeni turizm hareketliliği açısından önemli bir potansiyel taşıdığını gösteriyor" diye konuştu. "Duty free alanı mevzuat gereği 30 bin yolcuya ulaşıldığında açılacak" Duty free alanına ilişkin de bilgi veren Altun, bu bölümün mevzuat gereği 30 bin yolcuya ulaşıldığında hizmete açılmasının öngörüldüğünü belirtti. Altun, "Duty free alanı açılana kadar bu bölümde Aliağa Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin ürünlerinin tanıtımı ve satışı yapılacak. Böylece hem yerel üretime destek verilecek hem de yolculara Aliağa’ya özgü ürünleri tanıma imkânı sunulacak" dedi. "Sağlık turizmi de önemli bir potansiyel" Altun, karşı kıyıdan özellikle Midilli’den Aliağa’ya gelecek ziyaretçilerin yalnızca kültürel ya da tatil turizmi için değil, sağlık turizmi kapsamında da bölgeyi tercih edebileceğine dikkat çekti. Altun, "Sağlık turizmi bu noktada öne çıkan başlıklardan biri olacak. Midilli’de yaş almış nüfusun fazla olması, sağlık hizmetlerine erişim ihtiyacını da beraberinde getiriyor. İzmir ve Manisa’ya yakın olmamız, bölgede çok sayıda özel hastanenin bulunması önemli bir avantaj. Bunun yanında önümüzdeki yıl yaklaşık limanımıza 700 metre mesafede Aliağa Belediyemiz tarafından hayata geçirilecek olan yat limanı projesi var. Bu alanın alışveriş noktaları, restoranları ve kafeleri ile birlikte önemli bir cazibe merkezi haline gelmesi ilgiyi daha da attıracaktır" ifadelerini kullandı. Altun, Aliaport’un yolcu taşımacılığı, kruvaziyer turizmi ve yerel kalkınma başlıklarında, il olma yolundaki Aliağa için yeni fırsatlar oluşturabileceğini belirtti. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın ortaya koyduğu bu vizyonun hayata geçirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü ifade eden Altun, "Aliağa’nın güçlü ulaşım ağı, liman altyapısı, ikmal hizmet kapasitesi ile Selçuk ve Bergama gibi önemli turizm destinasyonlarına yakınlığından kaynaklanan avantajlarını; doğru planlama ve güçlü iş birlikleriyle turizme ve ekonomiye kazandırmayı hedefliyoruz" dedi.
Manisa Yağış sonrası sıcaklık artışı hastalık riskini zirveye taşıdı Sarıgöl TARİŞ Üzüm Kooperatifi, son yağışların ardından artan sıcaklıkla birlikte bağlarda mildiyö ve külleme tehlikesine karşı üreticileri acil önlem almaya çağırdı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde etkili olan son yağışların ardından hava sıcaklıklarının hızla yükselmesi, bağlarda hastalık riskini artırdı. Uzmanlar, nem ve sıcaklığın birleşmesiyle oluşan ortamın özellikle asmalarda ciddi verim kayıplarına yol açabilen mildiyö (bağ pusu) ve külleme hastalıkları için uygun zemin oluşturduğunu belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlüklerinin erken uyarı sistemlerinden yapılan duyurulara dikkat edilmesi gerektiği vurgulanırken, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmesi istendi. Sarıgöl TARİŞ Üzüm Kooperatifi Müdürü Halil Güvendiren, üreticilerin vakit kaybetmeden gerekli önlemleri alması gerektiğini ifade ederek, "Bağlarda hastalık riskine karşı zamanında müdahale büyük önem taşıyor. Üreticilerimizin mutlaka ruhsatlı zirai mücadele ilaçlarını kullanmaları gerekiyor. Doğru doz ve doğru zamanda yapılacak uygulamalarla hem ürün kaybının önüne geçilebilir hem de bağ sağlığı korunabilir. Kaliteli, kalıntısız ve kayıtlı üretim için yapılan uyarıların dikkate alınması gereklidir" dedi. Yetkililer, üreticilere bağlarını düzenli kontrol etmeleri ve olabilecek hastalık belirtilerine karşı gecikmeden müdahale etmeleri çağrısında bulundu.