GÜNDEM - 17 Haziran 2015 Çarşamba 15:23

Öldürülen cezaevi müdürü son yolculuğuna uğurlandı

A
A
A
Öldürülen cezaevi müdürü son yolculuğuna uğurlandı

Kocaeli’de uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren cezaevi müdürü İsmet Aktürk için memleketi Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde tören düzenlendi.

 Tören alanında kılınan cenaze namazının ardından Aktürk son yolculuğuna uğurlandı.
Kocaeli'de daha çok çete suçlularının kaldığı Kandıra F Tipi Cezaevi'nin Müdürü olan İsmet Aktürk dün sabah saatlerinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Vefat eden Aktürk’ün cenazesi memleketi Adana’nın Tufanbeyli ilçesine getirildi. Ardından Tufanbeyli Hükümet Konağı önünde Aktürk için tören düzenlendi.

Törene Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enes Yavuz Yıldırım, Adana Başsavcısı Ali Yeldan, Adana İl Müftüsü Arif Gökce, hayatını kaybeden İsmet Aktürk’ün ailesi, mesai arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende konuşan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enes Yavuz Yıldırım, “Şehidimiz dün sabah görevine gitmek üzere evinden çıktıktan sonra kurulan hain ve kalleş bir pusuyla şehit edilmiştir. Ailesi başta olmak üzere milletimize başsağlığı diliyorum. Hiç şüphesiz zor bir görevi bu kadar süreyle şerefle ve onurla yerine getirmiştir. Bugüne kadar milletin bekası için çalışan personele yapılan tüm saldırılarda olduğu gibi bu saldırıyı yapanlar, tetiği çekenler, bu tetiği çekenlerin arkasında olanlar asla amaçlarına ulaşamayacaklardır” diye konuştu.

Yapılan konuşmanın ardından cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Aktürk’ün yakınları gözyaşı döktü. Cenaze namazında ayrıca açılan ‘Namuslu dürüst olmanın bedeli bu mu?’, ‘İmama zırhlı mercedes müdüre teneke doblo’, ‘devlet burada failler nerede’ pankartları dikkat çekti.
Cenaze namazının ardından Aktürk Tufanbeyli mezarlığında toprağa verildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu. Alerjik rinit neden artıyor Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. "Uzman hekime danışılması gereken durumlar" Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi ve hekim kontrolü" Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu. "Günlük yaşamda alınabilecek önlemler" Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler." Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.