SAĞLIK - 13 Mayıs 2023 Cumartesi 11:36

Önce mesai arkadaşı daha sonra ise refakatçi oldular

A
A
A
Önce mesai arkadaşı daha sonra ise refakatçi oldular

Kahramanmaraş merkezli depremlerde enkaz altında kalan ve iki bacağını kaybeden hemşire Büşra Atalay’ın 30’a yakın meslektaşı kendisinin refakatçileri oldu.

Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde 2 yıldır hemşire olarak çalışan 27 yaşındaki Büşra Atalay, kısa bir ziyaret için memleketi Adıyaman’a gitti. Kahramanmaraş merkezli depremlere memleketi Adıyaman’da yakalanan Atalay, annesi ve babasıyla beraber enkaz altında kaldı. İlk depremde kendini hayat üçgenine alabilen ancak daha sonra ikinci depremde üzerine duvar yıkılan Atalay, beşinci gün sonunda enkaz altındayken arama kurtarma ekipleri tarafından ısı termalle fark edildi. Beşinci günün sonunda kurtarıldıktan sonra Bilkent Şehir Hastanesine tedavi için sevk edilen Atalay, 6 tanesi büyük operasyon olmak üzere birçok ameliyat geçirdi. Depremde üzerine duvar yıkılmasından dolayı iki bacağını kaybeden Atalay, enkaz altında kaldığı süreyi ve tedavi sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı.

Önce mesai arkadaşı daha sonra ise refakatçi oldular

“Annem, babam ve ben aynı evin içerisindeydik”

Atalay, Bilkent Şehir Hastanesinde 2 yıldır hemşire olarak çalıştığını ve kısa bir aile ziyareti için memleketine gittiğinde depreme yakalandığını dile getirerek, “Gece saat geç olduğu için uykudaydılar. Ben de aynı şekilde uykudaydım. Deprem olduğu anda kalktım, kendimi hayat üçgenine alacaktım. Aldım aslında ama ikinci sarsıntıda yine fırlattı beni. Ondan sonra duvar yıkıldı üstüme, kalkamadım bir süre boyunca. Bağırdım ama annemlerden de ses yoktu. Annem, babam ve ben aynı evin içerisindeydik” diye konuştu.

“Tanıdık ses duymak güvende hissettirdi”

Beşinci günün sonunda kurtarıldığını ifade eden Atalay, “Isı termalle beni buldular. Sadece ilk 2 günü hatırlıyorum. İlkinde zaten bir bağırış oluyordu. Aslında dışarıdan sesleri duyuyordum ama sanırım benim sesim dışarıya çok gitmedi çünkü biz beşinci katta oturuyorduk. İkinci günde de buradan birkaç arkadaşımın bana seslendiklerini duydum. Açıkçası onlara da söylemiştim. Tanıdık ses duymak güvende hissettirdi. Kurtulabileceğimi hissettim gibi oldu. Ondan sonrasını hatırlamıyorum zaten” ifadelerini kullandı.

“Hala tedavi görüyorum”

Tedavi için sevk edildiği kendi hastanesi olan Bilkent Şehir Hastanesine geldiğinde tüm tetkiklerinin yapıldığını vurgulayan Atalay, “Doktorlarımız, arkadaşlarımız, başhekimimiz, sağlık hizmetleri müdürümüz hepsi sağ olsunlar, çok yardımcı oldular. Tetkiklerden sonra benim bir doktorumuz neyin nasıl olacağına dair benimle konuştu. Eşimle fikir alışverişinde bulunduk. Acil karar vermemiz gerekiyordu. O şekilde bir karar verdik. Sanırım 6 tane büyük operasyon geçirdim. Geri kalanı da küçük ameliyatlardı. Hala da tedavi görüyorum” açıklamalarında bulundu.

“Eşim olmasaydı bu süreci atlatamazdım”

Eşinin ilk günden itibaren kendini yalnız bırakmadığını belirten Atalay, “O olmasa süreci biraz atlatamazdım çünkü ben ailemin hemen hemen hepsini depremde kaybettim. Süreçte yanımda olabilecek bir tek abim var. O da maalesef memleketimizde kalmak zorunda kaldı. Herhalde eşim olmasaydı bu süreci atlatamazdım” dedi.
12-18 Mayıs “Hemşireler Haftası”na da değinen Atalay, “Kendi çalıştığı klinikte yatıyor olmak başta biraz tuhaf gelmişti. Ben ve tüm sağlıkçı arkadaşlarım özverili çalışıyoruz. Gecemizi gündüzümüze katıp, insanlara faydalı oluyoruz. Şu anda da aynı şekilde arkadaşlarım da benim için aynı şeyi yapıyorlar. Bu büyük bir fedakarlık. Açıkçası bunun da göz ardı edilmesini istemem” değerlendirmesinde bulundu.

“3 gün boyunca hiç yemek yiyip, su içtiğimi bile hatırlamıyorum”

Eşini enkaz altından çıkarabilmek için 5 gün boyunca hiç durmadan çalıştıklarını belirten eşi Mustafa Arslan ise, sözlerine şöyle devam etti:
“Zamanın ve saatin nasıl geçtiğinin hiç farkında değildim. 3 gün boyunca hiç yemek yiyip, su içtiğimi bile hatırlamıyorum. İlk gün altıncı katta iki tane kardeşimizi sağ çıkardık. Ondan sonra diğerlerine falan ulaşmaya çalıştık. Üçüncü gün, dördüncü gün derken süreç baya bir ilerledi. Sonra vinç, kırıcı ve çekiciyi getirmeye çalıştık. Onlar da gelince altıncı katın tablasını alıp atmaya başladık. Tabii işin acemisi olduğumuz için, neyin nasıl yapılabileceğini bilmediğimiz için ve çok hassas gerektiği için dikkat ederek ilerlemeye çalıştık. Dördüncü gün altıncı katın tablasını tamamen kaldırdıktan sonra eşimin olduğu beşinci katta tablaların olduğu kısımları hiltiyle delerek ulaşmaya çalıştık. Ona ulaşamayınca da sabaha kadar çalıştık. Ondan sonra 2-3 saat dinlenmeye geçtik. Beşinci gün süreç her geçen gün zorlaşınca biz de o tedirginlikle kurtulacakları varsa da bu şekilde kaybedeceğiz diye risk alıp biraz daha ilerlemeye gittik. İlerleyince de beşinci gün öğle saatlerinde doğru bir şekilde eşime ulaştık. Ben ve kardeşim enkazın başındaydık.” Ayrıca Arslan, ölene kadar eşini hiç bırakmayacağını ve her zaman yanında olacağını ifade etti. Arslan, böyle bir durumda eşini yalnız bırakma düşüncesinin aklına hiç gelmediğini ekledi.

"Bütün yoğun bakım ekibi ve 30 meslektaşı dua ederek bekledik"

Nöroloji ve Ortopedi Bölümü Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Ayşe Gülkan ise 6 Şubat günü ilk iş olarak deprem bölgesinde hangi çalışma arkadaşlarının deprem bölgesinde olduklarını araştırmaya başladıklarını ifade ederek, “Yaklaşık yarım gün sonrasında da haber almaya başladık. Eşi Mustafa Beyle iletişim kurmaya başladık ve kendisi olay yerinden bize bilgi veriyordu. Beşinci günde Mustafa Bey’den haber geldi. Büşra’ya ulaşıldığını söyledi ve ben hemen Koordinatör Başhekimimiz Aziz Bey’den yardım istedim. Sağ olsun kendisi bize bu süreçte çok destek oldu. Ambulans uçağı ayarladık. Arkadaşımızı kendi hastanemize, hatta kendi çalıştığı yoğun bakıma getirdik. O gece ameliyat ekibimiz hepsi hazır bekledi. Hastamızı hiç bekletmeden acil tetkiklerini yaptırıp, ameliyat aldık. Ardından da bütün yoğun bakım ekibi ve 30 meslektaşı dua ederek bekledik. Sağ salim çıktı. Tedavisi üç aydır devam ediyor, yine beraberiz. İnşallah tüm süreci sağlıkla tamamlayıp, yine beraber çalışmaya da devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Muhammed Musab Gümüşer - İbrahim Çakmak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Metin Öztürk: "Çirkinlik yakışmadı" Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk, iki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, bu çirkinliğin yakışmadığını söyledi. Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Metin Öztürk, Trabzonspor’a 2-1 mağlup oldukları maçın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sözlerine hayatını kaybeden Orhan Kaynak için başsağlığı dileyerek başladı. Öztürk, "Futbol takımımızın taşıdığı pankartla başlıyorum. Orhan Kaynak hocamızın vefatı sebebiyle Trabzon camiasına başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Çok kıymetli bir spor adamıydı, çok sayıda futbolcu yetiştirdi. Camianın üzüntüsünü paylaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Yönetimler gelir geçer, camialar kalır" Trabzon camiasıyla ilişkilerinin her zaman iyi olduğunu vurgulayan Öztürk, "Bizim Trabzon camiası ile ilişkimiz her zaman böyledir, farklı olması da düşünülemez. Yönetimler gelir geçer, camialar kalır. Trabzon camiası hem futbol kenti olmasıyla hem de değerleriyle hep gönlümüzde yer almıştır" dedi. Son günlerde yaşanan gelişmelere değinen Öztürk, "İki üç gündür Trabzon yönetiminin anlamsız şekilde başlattığı bir kara propagandayla karşı karşıyayız. İki ay önce alınmış bir futbolcu ile ilgili kendileriyle hiç alakası olmayan bir süreç üzerinden inanılmaz bir kara propaganda yapıldı" diye konuştu. "Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi" Uğurcan Çakır ile ilgili yaşananlara da değinen Öztürk, "Bugün tamamen yönetimin provokasyonlarıyla, Trabzon taraftarıyla alakası olmayan bir şekilde Uğurcan Çakır provoke edildi. Uğurcan Çakır olmasaydı milli takımımız Amerika’ya gidemezdi. Bunu kimse unutmasın. Uğurcan Çakır’ı yetiştiren Trabzon’dur, kendilerine şükran borçluyuz" ifadelerini kullandı. Transfer sürecine de değinen Öztürk, "Kendileriyle oturduk, bir transfer pazarlığı yaptık. Beklentilerinin çok üzerinde bir ücret aldılar. Bununla ilgili de teşekkür ettiler ancak bugün yönetim eliyle Uğurcan Çakır’ın psikolojik olarak yıpratılmaya çalışıldığını gördük" şeklinde konuştu. Yaşananlara tepki gösteren Öztürk, "Biz bundan sonra da hem kazanacağız hem kaybedeceğiz ama şunu bilin ki çirkinlik bu Trabzon yönetimine yakışmadı. Biz sadece Trabzon’u değil tüm takımları en iyi şekilde karşılıyoruz. Burada ise ne karşılama ne uğurlama oldu, yakıştıramadık" dedi. Statta yaşananlara ilişkin de konuşan Öztürk, "Geldiğimizden beri bize küfür ediliyor. Hala içeride, seyirci yokken bile bizimle ilgili küfür içerikli müzikler çalınıyor. Yayıncı kuruluşa da yazıklar olsun. Söyleyeceklerim bu kadar, teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Trabzon Okan Buruk: "Önceki 3 sezonda olduğu gibi yine şampiyon olacağız" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Trabzonspor mağlubiyetinin ardından yaptığı açıklamada, önceki 3 sezonda olduğu gibi yine şampiyon olacaklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Galatasaray, deplasmanda Trabzonspor’a 2-1 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk açıklamalarda bulundu. Trabzonspor’u tebrik eden Buruk, "Onlar da şampiyonluk yarışında tabii ki. Maçın başından sonuna kadar o konsantrasyonu gösterdiler. Maçı ilk yarı ve ikinci yarı olarak ayırabiliriz. İlk yarı iyi olmadığımız bölümde ikinci yarı daha iyi olduğumuz bölümdü. İkinci yarıda hem rakip kalede oluşturduğumuz tehlikeler ile rakip sahada oynadık ama 1-1 sonrası oyun da bizim kontrolümüzde giderken bir duran toptan yediğimiz gol sonrası rakibin iyi savunma yapması maçın da belli bölümleri zaten oynanmadı. Hakem de uzatmalardaki bu dakikalarda çok fazla oynatmadan maçı da bitirdi ama rakibimizin isteği, konsantrasyonu, maçın sonuna kadar devam etti. Daha çok üretebilirdik, girdiğimiz pozisyonlarda da özellikle dediğim gibi ikinci yarı bunlardan yararlanamadık ama bizim için önemli bir avantaj hala devam ediyor. Takım olarak oyuncularımla birlikte soyunma odasında da hepimiz bu motivasyonu tekrar gösterdik, sağladık ve bir sonraki maç için hazırız. Bugün maç sonrası yaşadıklarımız özellikle takımın bundan sonraki maçlardaki konsantrasyonu için çok önemli olacak. Ben Galatasaray taraftarının tabii ki bugün kaybetmekten dolayı mutsuz olduğunu biliyorum ama Galatasaray olarak bundan önceki 3 senede de bu tür maçlar yaşadık, her zaman toparlamasını ve tekrar o güce ulaşmasını o şampiyonluğa gidecek yoldaki en maksimumu yapmasını bildik. Yine bunu yapacağız. İçleri rahat olsun yine şampiyonluk için oyuncularımla birlikte elimizden ne geliyorsa en fazlasını yapacağız. Bize güvensinler takımımıza güvensinler. Bu maçı kaybetsek de bu durum bizim için ve gelecek için önemli motivasyon olacak" diye konuştu.
Kastamonu Binlerce yıllık tarihe yapay zekayla ışık tutulan filmin galasına yoğun ilgi Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, düzenlenen galada izleyiciyle buluştu. 14 dakikalık film, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filmi, Kastamonu Taşköprü ilçesinin binlerce yıllık tarihini özetliyor. Roma döneminde Paflagonya’ya başkentlik yapmış "Pompeiopolis" adıyla yerleşimden, ilçenin simge eseri Yedi Kemerli Taşköprü’ye uzanan tarihi bir yolculuğu konu alan 14 dakikalık kısa film, birbirini takip eden yedi dönemi birleştiriyor. Geçmişin izlerini günümüzün dijital anlatım imkanlarıyla birleştiren film, izleyiciyi antik çağın sokaklarından Osmanlı mimarisinin zarif dokusuna uzanan görsel bir zaman tüneline davet ediyor. Arkeolojinin kayıp dehlizlerinde kalan bilgiler ve kentin mimari dokusu yapay zeka teknolojisiyle harmanlanarak etkileyici bir anlatı ortaya koyuyor. Taşköprü’nün kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan bu çalışma, yeni nesil görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan izleyiciler kadar yörenin insanlarına da hitap ediyor. Geçmiş ile geleceği aynı potada eriten bu kısa film, bölgenin turizm potansiyeline de önemli katkı sunmayı hedefliyor. "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" isimli kısa film Taşköprü Belediyesi için Muazzam İşler Yapım şirketinin altı aylık yoğun bir çalışmayla ortaya çıkartıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen premier galanın ardından Kastamonu’da da gala gerçekleştirildi. Filmi izleyen vatandaşlar dakikalarca alkışlarken, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise film ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar filmle ilgili fikilerini dile getirme fırsatı buldu. "İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak" Galanın ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Filmin adı Yedi Kemerli Zaman Geçidi Taşköprü. Taşköprü’nün tarihi sürecini 14 dakikalık bir süre içerisinde ifade etmeye çalıştık. Gerek senarist, gerek yapımcının çok özel çalışmalarıyla ortaya çıkan bir film oldu. Bizim amacımız geçmiş dönemlerdeki değerlerimizin bugüne taşınması. Yeni jenerasyonun yani gençlerin özellikle dijital çağda, dijital ile yoğun ilgilerinde yapay zeka ile yapılan bu filmi çok geniş alanlara ulaştıracaklarını, izleyeceklerini ve Taşköprü’yü çok daha fazla bir tanıma imkanı doğuracağını düşünüyoruz. Filmin içeriği Taşköprü, Taşköprü’nün gelişimi ve bugüne kadarki süreç. Dolayısıyla son derece mutlu olduğumu ifade ederim. Galamızın ilkini İstanbul’da yaptık. İstanbul’daki galada oldukça ilgi görmüştü, o katılımcılara da bugün de başta Valim olmak üzere herkesin katılımını gerçekten çok kıymetli ve değerli buluyorum. Değerli sanatçılarımız var aramızda, onların katılımlarıyla da ayrıca bir anlam buldu. İnşallah başka programlarda buluşacağız. İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak. Süreç içerisinde açıklayacağız. Çok özel çalışmalarımız var, inşallah onları da paylaşacağız" dedi. "Bizi sevindiren bir çalışma" Filmle ilgili düşüncelerini ifade eden ünlü sanatçı Halil Ergün de, "Bir tarihi süreci, bir kültürel ve uygarlık tarihini başlardan başlayarak insan ve uygarlık ve değişik değişik kadrolar üstüne koyarak bugünkü kentimizi, Taşköprü’yü ve Kastamonu’yu dile getiren ve bir kültürün sahipliğini çeviren, bizi sevindiren bir çalışma. Onur duydum. Daha da gelişecek malzemeler var bu alanlarda, bunlar da inşallah gelişecek" şeklinde konuştu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay da galada yaptığı konuşmada, filmin binlerce yıllık mirası sinemaya yansıtması açısından çok kıymetli olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Pasta kesimiyle sona eren galaya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ünlü sanatçılar Halil Ergün ve Aliye Uzunatağan, filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, filmin senaristliğini yapan Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.