EKONOMİ - 26 Aralık 2017 Salı 04:13

Prof. Dr. A. Sedat Aybar: “Türkiye milli bir ekonomik model geliştirmeli”

A
A
A
Prof. Dr. A. Sedat Aybar: “Türkiye milli bir ekonomik model geliştirmeli”

Son dönemlerde Türkiye ve dünyadaki ekonomik ve politik konjonktürü değerlendiren Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar, Türkiye'nin küresel entegrasyonu yadsımadan, kendine özgü, milli bir ekonomik model geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberine rağmen son çeyrekte yüzde 11,1 büyüyerek beklentilerin çok üzerine çıktığını hatırlatan İstanbul Aydın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar, “Bu büyümenin sürdürülebilir hale getirilmesi ve adil bir şekilde vatandaşa yansıtılabilmesi için Türkiye’nin artık kendine özgü, milli bir ekonomik model geliştirerek uygulaması gerek” dedi.

“Küresel konjonktür bu yönde işliyor”

Küresel konjonktüre bakıldığında, Çin’in kapitalizme yaklaşımı ve Brexit gibi gelişmelerin ışığında, dünya genelinde de bu “kendine has ekonomi modeli” sürecinin başladığını ifade eden Prof. Dr. Aybar, “Türkiye de, milli gerçeklerle uyumlu, ancak küresel entegrasyonu da ihmal etmeyen, tamamen kendine özgü, ‘Türk usulü’ ekonomik modelini geliştirip uygulamaya alarak bu süreçten geri kalmamak durumundadır. Zira böyle bir adım, son dönemlerde çok ciddi bir yükseliş trendine giren ekonomik büyümemizin sürdürülebilir bir hale getirilmesini ve tabana doğru adil bir şekilde dağılımını sağlar” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’de gelir dağılımı düzeliyor”

Gelir dağılımındaki adaletin iktisadi literatürde sıkça tartışılan bir konu olduğunun da altını çizen Prof. Dr. Aybar, “Bu konuda Simon Kuznets’in geliştirdiği ‘Kuznets Eğrisi’ yakın zamana kadar en geçerli model olarak görülmekteydi. Buna göre hızlı ekonomik büyüme süreçlerinde gelir dağılımı, eskisinden de adaletsiz bir konuma gelir. Daha sonra zamanla denge kurularak gelir dağılımında adalet sağlanır. Ancak bu teori, son dönemlerde, özellikle Thomas Piketty’nin yaptığı çalışmalarla son derece tartışmalı bir hale geldi. Dolayısıyla uzun vadeli plan ve çalışmalarla, hızlı ekonomik büyüme süreçlerinde dahi gelir adaletini sağlamak mümkün. Kaldı ki, iktisatta ‘Gini Katsayısı’ adı verilen ve ülkelerin gelir dağılımındaki adaleti ölçen araç, son on yılda Türkiye için gelir dağılımında adaletsizliğin azalmaya başladığını da gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“Merkez Bankası’nın işlevi yeniden tanımlanmalı”

Merkez Bankası çevresinde dönen tartışmaları “çok havada” bulduğunu ve Merkez Bankası’nın ekonomi içindeki işlevinin yeniden tanımlanması gerektiğine değinen Prof. Dr. Aybar, "Merkez Bankası’nın ekonomi içindeki işlevinin yeniden tanımlanmasının gerekliliği bir gerçektir. Merkez Bankası’nın temel görevi fiyat istikrarını sağlamakla, yani enflasyonla ilişkilidir elbette. Hatta bu vazifesi uğruna istihdamı ve sanayi üretimini dahi zaman zaman ihmal edebilir. Ancak Merkez Bankası’nın işlettiği para politikalarının istihdam ve sanayi üretimiyle uyumlu hale getirilmesi, hesap verebilirliğinin yeniden düzenlenmesi gerektiği de bir gerçektir. Merkez Bankası bankaların bankasıdır. Ülke ekonomisinin şekillenmesi için bir çeşit bilgi bankasıdır. Bu konudaki birikimi tüm ekonomik kurumlardan daha yüksektir. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın doğru işlev görmesi Türkiye ekonomisi açısından hayati bir öneme sahiptir” diyerek sözlerini tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Savcılıktan İBB davasında avukat savunmaları sırasında görüntü alındığı iddialarına ilişkin açıklama Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri’de görülen İBB davasında avukat savunmaları sırasında başka yerden takip edilecek şekilde görüntü kaydı alındığı iddialarının asılsız olduğunu açıkladı. Bir televizyon programında Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde görülen ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davası sırasında sanık avukatının söz alarak, duruşma salonundaki kameraların değiştirildiği, bu kameraların duruşmadaki avukatların bilgisayar ve telefonlarını görecek şekilde konumlandırıldığını öne sürdükleri belirtildi. Programda avukatların bu görüntülerin başka yerlerden takip edildiğinden şüphelendiklerini ve bu durumun savunma hakkını ihlal ettiğini belirttikleri belirtildi. İddialara ilişkin başsavcılıktan açıklama Konuya ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, "Cumhuriyet Başsavcılığımız görev ve sorumluluk alanı içerisinde yer alan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içerisinde bulunan duruşma salonları, bilindiği üzere taraf sayısı fazla olan ve güvenlik riski taşıyan dava dosyalarının duruşmalarında yoğun şekilde kullanılmaktadır. Gelişen teknolojik imkanlar doğrultusunda kampüs içerisinde zamanla yenilenen güvenlik sistemlerinin savunma hakkının kısıtlanması ya da taraf avukatlarının veya katılımcıların bireysel alanlarının kayıt altına alınması gibi bir amacı taşımadığı gibi 1 No’lu duruşma salonunun görüntüleme güvenlik sistemlerinin iyileştirilmesi planlaması duruşma tarihinden çok daha önce yapılmış olup, somut dava dosyası ile ilgili değildir" ifadelerine yer verildi.