GÜNDEM - 29 Aralık 2020 Salı 10:49

Prof. Dr. Orhan Şen: 'Türkiye 2030 yılında su fakiri bir ülke olacak'

A
A
A
Prof. Dr. Orhan Şen: 'Türkiye 2030 yılında su fakiri bir ülke olacak'

İstanbul'daki barajların doluluk oranları, son 10 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 20 seviyesine kadar indi. Barajlardaki suların çekilmesi ve küresel ısınma nedeniyle, iklim değişikliğinin etkilerinin arttığını söyleyen Meteoroloji uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, “Türkiye 2030 yılında su fakiri bir ülke olacak. İstanbul’da barajların doluluk oranları yaza girerken en az yüzde 60-70 seviyesinde olması gerekir. O zaman bir sıkıntı yaşamayız” açıklamasında bulundu.

İstanbul’da hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve yağışsız geçen ayların ardından barajlardaki doluluk oranları son 10 yılın en düşük seviyesine kadar indi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre İstanbul'da barajların doluluk oranları, yüzde 20.93 seviyesine kadar düştü.

Barajlardaki suların çekilmesi ve küresel ısınma nedeniyle, iklim değişikliğinin etkilerinin artığını söyleyen Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık su miktarının bin 700 metreküp olduğunu şimdi ise bin metreküpün altına düşmeye başladığını ve 2030 yılında 700 metreküpe kadar düşeceğinin uyarısında bulundu. 2030 yılında Türkiye’nin su fakiri bir ülke olacağını belirten Şen, barajların doluluk oranlarının yaza girerken en az yüzde 60-70 seviyesinde doluluğa ulaşması gerektiğini sözlerine ekledi.

“İki mevsimli iklime doğru gidiyoruz”

İklim değişikliğinin ve buna bağlı olarak küresel ısınmanın tehdit olmaya devam ettiğini belirten Şen, “Küresel ısınmanın nedeni sera gazlarıdır. Küresel ısınmanın etkileri vardır. İklime etkisi vardır. İklim değişikliğini meydana getiriyor. Bizim bulunduğumuz bölgede daha çok görülmeye başlandı iklim değişikliğinin etkileri. Doğal afetlerdeki artış da kendini göstermeye başladı. 1 derecelik artış doğal afetleri yüzde 30 oranında arttırıyor. Dünyada ortalama sıcaklık artışı şuan 1 dereceyi de geçti. Sıcaklık artışı 4-5 dereceye varırsa ki bu çok önemli bir artıştır. O zaman Türkiye tropik iklimin içine girmiş olacak. Böyle bir durumda bile şu an yarı kurak iklime doğru gidiyoruz. Artık 4 mevsimden de çıktık. Geçiş mevsimi olan sonbahar ve ilkbahar da iyice daraldı ve 1’er aya indi. Bunun nedeni Akdeniz ikliminden çıkıp yarı kurak iklime doğru gitmemizden dolayı. İki mevsimli iklime doğru gidiyoruz. Yazları sıcak ve kurak olacak, kışları ılık ve yağışlı olacak” dedi.

“2030 yılında 700 metreküpe kadar düşecek o zaman su fakir olacağız”

Arz ve talepten dolayı suya talebin arttığını dile getiren Şen, “1900 senesinde dünyanın nüfusu 1 milyardı, şu an 8 milyara çıktı. Talep ve arzdan dolayı su yetmemeye başladı. Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık su miktarı bin 700 metreküptü. Şimdi 1000 metreküpün altına düşmeye başladı. Biz o zaman su zengini değildik ama suyumuz kendimize yetiyordu. Artık su fakiri ülke haline gelmeye başladık. 2030 yılında 700 metreküpe kadar da düşecek o zaman ise su fakir olacağız. Ama son zamanlarda iklim değişikliğinden dolayı Türkiye’deki yağışlarda azalma görüyoruz. Dünyada bir yerde az yağıyorsa bir yerde çok yağıyordur. Kuraklığı biz üçe ayırıyoruz. Birincisi meteorolojik kuraklık ve yağışlardaki azlıktan kaynaklanır. Geçen sene ocak ayından itibaren etkilerini göstermeye başladı. Ondan sonra hidrolojik kuraklığa doğru gidilir. Bu nedir suyun nehirlerde ve göller de azalmasıdır. Bu kuraklık çeşidini de görmeye başladık nasıl gördük. İstanbul’daki barajların doluluk oranlarının yüzde 20’ye düşmesi gibi. Bundan sonra üçüncü bir kuraklık bizi bekliyor. Daha sinsi bir kuraklık o da tarımsal kuraklık. Tarımsal kuraklık rekoltenin aşağıya düşmesine neden olacaktır. Biz bunun etkilerini bahar ayında, hasat mevsiminde göreceğiz. Sosyal ekonomik problemler tarımsal kuraklığa bağlı” şeklinde konuştu.

“Bizim yazın başlangıcına yüzde 60-70 gibi doluluk oranıyla girmemiz lazım ki rahat edebilelim”

“Temiz suyun yüzde 70’ini tarımda kullanıyoruz biz. Hatta yüzde 70’inde üzerinde. Dolayısıyla kuraklık da bu suyun azalması demek, önemli problem çıkartması demek” olduğunu savunan Şen, “Biz tarımda şunu düşünmemiz lazım artık. Su gerektirmeyen tarım ürünlerine doğru gitmeliyiz. Ocak şubat ve mart ayında ne kadar yağış yağacak. Modeller çok fazla yağış yağacağını göstermiyor. Ortalamanın altında bir yağı olacağını gösteriyor. Bu durumda mevcut durumu idare etme gibi bir pozisyonda kalacağız. Bizim yazın başlangıcına yüzde 60-70 gibi doluluk oranıyla girmemiz lazım ki rahat edebilelim. Kış yağışlarındaki azalma yazın etkilerini gösterir. O senenin yazında kulaklık çekeceğiz demektir. O yüzden şu anda riskin çok yüksek olduğu durumdayız. Bunun esasında daha yaz ortasında tedbirler alınması lazımdı” ifadelerini kullandı.

Sümeyye İnal - Halit Arslan
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.
Ankara DMM’den ABD’nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddialarına yalanma Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından ABD’nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddiaları yalanlandı. DMM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesapları ve dezenformasyon odaklı mecralarda yer alan, ’Türkiye’nin İran’a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği, düşürüldüğü iddia edilen ABD’ye ait F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu’ yönündeki paylaşımlar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır. Nereden kaynaklandığı tahmin edilebilecek bu tür gerçek dışı iddialar, Türkiye’nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rolü ile barış ve diplomasi odaklı gayretlerini zedelemeye yönelik kasıtlı birer psikolojik harp saldırısı ve kara propaganda girişimidir" denildi. Türkiye’nin bölgedeki huzur ve istikrarın korunması için bir duruş sergilediği söylenen açıklamada, "Türkiye, bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir duruş sergilemektedir. Ülkemizin küresel ölçekte takdir gören diplomatik başarısını hedef alan bu algı operasyonları, uluslararası kamuoyunu yanıltma amacı taşımaktadır. Kamuoyunu manipüle etmeye ve bölgedeki hassas dengeleri hedef almaya yönelik bu tür kirli bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemelidir. Resmi kaynaklar dışındaki spekülatif açıklamalara karşı dikkatli olunması büyük önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.