GÜNDEM - 22 Temmuz 2015 Çarşamba 15:19

Suriyeli çocuğa darp iddiasındaki esnaf konuştu

A
A
A
Suriyeli çocuğa darp iddiasındaki esnaf konuştu

İzmir’de, ekmek parası için mendil satan Suriyeli çocuğu darp ettiği iddia edilen esnaf, o an başka biriyle kavga eden Suriyeli çocuğu korumak için kavgaya müdahil olduklarını ve olayın yanlış anlaşıldığını öne sürdü.

Suriyeli çocuğu darp ettikleri iddia edilen esnaf darp iddiasının yalan olduğunu savundu. Olayın gerçekleştiği Basmane meydanında bulunan ve Suriyeli çocuğu mekanından uzaklaştırmaya çalışan esnaf Adnan Pekiyi, Suriyeli çocuğu korumak isterken suçlandıklarını iddia etti.

“BURADAN GİDİN DEDİK”
Olaya karışan Suriyeli çocukları mekanından müşterilerin rahatsız olmaması amacıyla güzel bir dille uyardığını belirten işletmeci Adnan Pekiyi, olay anını şöyle anlattı:
“Bayramın ikinci günü mendil satan bir çocuk yine küçük bir kızla kavga ediyorlardı. Biz de onlara mekanın önünde müşteriyi rahatsız etmemeleri amacıyla uzaklaşmalarını söyledik, ‘buradan gidin’ dedik. Uzaklaşıp 10 metre ileride yine kavga etmeye başladılar ve biz de ayırmaya gittik. Hatta bunlar birbirlerine sandalye fırlatırken benim koluma geldi. Ardından yabancı uyruklu üç kişi olayı biz yapıyoruz zannettiler ve bizimle kavga etmeye geldiler. Sonra bir tartışma oldu çocuk yere düşmüş, burunu az bir şey kanamış. Olay buydu, başka bir olay yok.”

“SURİYELİ O ÇOCUĞA HEP SU VE YEMEK VERİYORUZ”
Müşterisinin çoğunun Suriyeli olduğunu ve onlardan para kazandığına dikkat çeken Pekiyi, “Bizim onlarla bir problemimiz yok, o çocukta buradan geçiyor su veriyoruz, yemek veriyoruz, her şey veriyorduk o çocuğa. İnanır mısınız günde 100 kere tuvalete giriyorlar, peçeteden tutun yemeğe kadar Suriyelilere her şey veriyoruz. Benim müşterimin yüzde 99’u Suriyelidir. Onlar olmasa benim işim burada zor. Kimseyle alacak verecek meselemiz yok. Ufak bir yanlış anlaşılmadan dolayı biz rahatsız olduk. 12 yıldır esnafız, gelen giden bize bakıyor ‘yok çocuğu dövmüşler’ diye. Bizi etiketlemişler” dedi.

“İNSANLIK YAPIP KENDİLERİ AYIRMAYA ÇALIŞMIŞTIR”
Adnan Pekiyi’nin Avukatı Halil İbrahim Uslusoy da hukuki sürecin başladığını ancak müvekkilinin insanlık yapmak adına Suriyeli çocuklara müdahale ettiğini ifade etti. Müvekkilinin Suriyelilere her zaman destek olduğunu anlatan Uslusoy, şöyle konuştu: “Müvekkilimizin söylediği gibi bayramın ikinci günü tanımadığımız Suriyeli şahıslar mekanın önünde kendi aralarında tartışırken müşterinin rahatsız olmaması için uyarmış ve biraz daha ileriye göndermiştir. Akabinde az ilerideki çay ocağı önünde aralarındaki tartışma ciddi anlamda kavgaya dönüşmüş ve ayırmak için kendileri müdahil olmuşlardır. İddia edildiği gibi sandalye fırlatmak söz konusu değildir. Aksine vekilim sandalyelerin hedefi olmuştur. Onun dışında kendisinin de beyan ettiği gibi burada Suriyelilerle iş yapmaktadır. Gerek maddi anlamda gerek manevi anlamda kendisi destekçi olmaktadır. Asılsız haberlerden dolayı müvekkilim şu an zarar görmektedir. Bununla ilgili hukuki süreci başlatacağız.”

“KESİNLİKLE ŞİDDET YA DA DARP YOKTUR”
Müvekkilinin o anların görüntülenmesi üzerine zarar gördüğünü ve çok üzgün olduğunu anlatan Uslusoy, sözlerine şöyle devam etti: “Aralarındaki tartışmayı bilemiyoruz zaten Türkçe bilen kişiler değil. Müvekkilim sadece müşteri rahatsız olmasın diye buradan uzaklaştırmıştır. Kesinlikle şiddet ya da bir darp yoktur. Sonra kendi aralarındaki tartışma büyüyerek kendilerine zarar vermişlerdir. Yine etraftaki esnaf zarar görmesin diye insanlık yapıp kendileri ayırmaya çalışmışladır. Ancaki olay tanımadığımız üçüncü kişiler tarafından kameraya alınmış ve kötü niyetli maksatlı bir şekilde kullanılmıştır. Hukuki anlamda süreç başlamış bulunmaktadır.”

EMNİYET YASAL İŞLEM BAŞLATTI
İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün olayın ardından harekete geçtiği Suriyeli çocuğa ulaşıldığı ve esnaf hakkında yasal işlem başlattığı öğrenildi.
 

HALİL KARAHAN - MİHRAP DÜZÖZ - HAKAN GÖZALAN

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan İsrail’in idam yasası ve Mescid-i Aksa’nın kapatılmasına tepki Anadolu Aşiretler Federasyonu, İsrail parlamentosunun Filistinli esirlere idam cezası öngören yasa tasarısını onaylamasını ve Mescid-i Aksa’nın uzun süre ibadete kapalı tutulmasını kınadı. Yaklaşık 300 aşireti temsil eden ve 60 ilde faaliyet gösteren Iğdır merkezli Anadolu Aşiretler Federasyonu, İsrail’in son dönemde aldığı kararlar ve uygulamalarla ilgili basın açıklaması yaptı. Federasyon Başkanı Ferhat Armağan, İsrail Meclisi Knesset’in Filistinli esirlere idam cezası getirilmesini öngören yasa tasarısını onaylamasının "insan haklarına açık aykırılık" olduğunu belirterek, İsrail’in savaş gerekçesiyle Mescid-i Aksa’yı 28 Şubat’tan bu yana kapalı tutmasına da tepki gösterdi. 1967’deki işgalden bu yana ilk kez Ramazan Bayramı’nda Mescid-i Aksa’da bayram namazının kılınmasına izin verilmemesinin "tarihi ve dini değerlere yönelik ağır bir ihlal" olduğunu vurgulayan Armağan, ibadet özgürlüğünün engellenmesi ve Filistin halkına yönelik ağır yaptırımların kabul edilemeyeceğini söyledi. Armağan, "Mescid-i Aksa’nın 30 günden fazladır ibadete kapatılması ve diğer bir gündem olan 12 bin Filistinli mahkûmun idam edilmesi ile ilgili bugün bir açıklama yapmak istiyoruz. Maalesef görüyorsunuz ki her zaman ve tarih boyunca yeryüzünü fesada uğratan, insanları maddi ve manevi perişan eden bu siyonist ve emperyalist güçler, âlem-i İslâm’ı birkaç asırdır esaret altına almış durumdadır. Dolayısıyla İslam aleminin bir araya gelmesi çok zor bir hale gelmiştir. Bugün bakın İran’ı görüyoruz. Bütün emperyalist güçler, tüm kuvvetleriyle İran’a saldırıyor. İslam âlemi için bir olma zamanı artık gelmedi mi? Bugün Hristiyanlık alemine bakın ve diğer Yahudi alemine bakın. Asırlar boyunca, tarih boyunca onları bir araya getirecek ruhani liderleri, Katolik liderleri ve Hristiyan ülkelerini bir ordu gibi, bir asker gibi nizam altında toplayan bir güçleri var. Buna karşılık bizde bunun yokluğuna üzülüyoruz. Bizde ise asırlar boyunca İslam milletlerini ve İslam devletlerini her zaman bir arada tutan bir güç ve kuvvet vardı. Bu da hilafet makamıydı. Gerçekten de bu makamın yokluğunun çok ciddi acısını maalesef yaşıyoruz. Tarih boyunca hilafet makamı sayesinde bütün İslam milletleri ve İslam devletleri tek vücut halinde, bir ordu gibi hazır bulunurdu. Bütün beşeriyeti, bütün İslam milletlerini bir araya toplamak tek bir emirle mümkün olurdu. Fakat bugün görüyoruz ki İslam alemi içimizi yakan, dağlayan elim bir durum içindedir. İslam alemi ve İslam milletleri maalesef birbirinden ayrılmış, rekabet haline gelmiştir. Emperyalist güçlerin hiçbir merhameti olmadığını görüyorsunuz. Siyonist güçlerin bu milleti ayrılıklarla parçalamak için nasıl bir birlik içinde hareket ettiklerini de tarih boyunca gördük. Bizim tek çare-i necatımız Gazze’yi, Filistin’i ve tüm İslam alemini kurtarmak için İslam milletlerinin bir an önce uyanmasıdır. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: ’Bir kötülükle karşılaşıldığında mümin onu gücüyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle karşı koysun; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.’ Maalesef üzülerek söylüyorum ki İslâm âlemi neredeyse kalbiyle buğz edemeyecek bir hâle gelmiştir. Çok ciddi bir gaflet içindedir. Dolayısıyla insanlık hiçbir zaman böyle bir gaflete düşmemiştir. Bilhassa İslam milletleri, tarih boyunca şu anda yaşadığımız bu ayrılık ve parçalanma gibi bir perişanlıkla karşı karşıya kalmamıştır. Ancak yine de umutsuz değiliz. Şunu da ifade etmek isterim ki, alem-i İslâm’ın tarih boyunca böyle zor zamanlarda yeniden yek vücut haline gelmesini sağlayacak imkan, güç ve kabiliyet inşallah Türkiye’dedir. Daha önce olduğu gibi Türkiye’nin bu birlik ve beraberliğe öncülük edeceğine inanıyoruz. O günlerin çok uzak olmadığı kanaatindeyiz. Esaret altında olan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne kavuşmasını Cenab-ı Hakk bizlere nasip etsin. Ve 12 bin Filistinli kardeşimizin idam edilmesi meselesinde de şunu ifade etmek isteriz ki inşallah Cenab-ı Hakk’ın kudretiyle Selahaddin Eyyubiler, Fatih Sultan Mehmetler, Yavuz Sultan Selimler bu milletin bağrından yeniden çıkacak ve bu zulüm sona erecektir. Bunun da çok yakın olduğuna inanıyoruz" dedi. Federasyon yetkilileri, bölgede kalıcı barışın sağlanabilmesi için uluslararası hukuka uygun adımlar atılması çağrısında bulunarak, yaşanan gelişmeleri "şiddetle kınadıklarını" belirtti.
Nevşehir Mustafapaşa 7 Haziran’da sandık başına gidecek Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa’nın belediye statüsünden çıkarılarak köye dönüştürülmesine ilişkin işleme karşı açılan davada mahkeme iptal kararı verdi. Kararla birlikte Mustafapaşa yeniden belediye olma hakkı kazanırken, belde halkı 7 Haziran’da sandık başına gidecek. Ankara’da görülen davada mahkeme, İçişleri Bakanlığı’nın Mustafapaşa’nın köye dönüştürülmesine ilişkin işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti. Kararda, Mustafapaşa’nın nüfusunun bazı resmi kayıtlara göre 2 binin üzerinde olduğu tespitine yer verildi. Böylece belediye statüsünün kaldırılması işlemi geçersiz sayıldı. Dünya Turizm Örgütü tarafından 2021 yılında ’dünyanın en güzel turizm köyü’ seçilen Mustafapaşa, bu kararla birlikte yeniden belediye statüsüne kavuşma sürecine girdi. 7 Haziran’da sandık başına gidecek olan bölgede seçim heyecanı da başladı. Turizmci Mustafa Ak, sürecin zorlu geçtiğini belirterek, "Mustafapaşa’yı yeniden belde yapma mücadelesini kazandık. Bu süreçte çok sıkıntılar yaşadık ancak köyümüzün turizm potansiyeli ve 2021 yılında dünyanın en iyi turizm köyü seçilmesi önemli bir etken oldu. Halkımız büyük bir mücadele verdi. Sonuçta Mustafapaşa halkı hakkı olan belediyeyi geri aldı" dedi. Belde sakinlerinden Erdoğan Aytaş ise, geçmişte yapılan nüfus sayımına dikkat çekerek, "Nüfus aslında 2 binin altına düşmezdi ancak o dönem sayım eksik yapıldı. Şu anda bölgede üniversite var, yaklaşık 3 bin öğrenci bulunuyor. 70’e yakın otel var. Burası köy olarak yönetilecek bir yer değil. Haziran ayında sandığa gidilecek, halk belediye başkanını seçecek. Şu an 5-6 aday adayı var" diye konuştu. Mahkeme kararının ardından Mustafapaşa’da seçim sürecinin başlaması beklenirken, belde halkı yeniden belediye statüsüyle yönetilecek olmanın heyecanını yaşıyor.