DÜNYA - 16 Ocak 2026 Cuma 14:52 | Son Güncelleme : 16 Ocak 2026 Cuma 16:20

Sürücü adayları Japonya’da yoğun kamp programından, Çin’de 4 aşamalı sınav maratonundan geçiyor

A
A
A
Sürücü adayları Japonya’da yoğun kamp programından, Çin’de 4 aşamalı sınav maratonundan geçiyor

Asya’nın iki dev ekonomisi Japonya ve Çin’de ehliyet almak için zorlu bir süreçten geçmek gerekiyor. Japonya eğitim süresince hata payını neredeyse sıfıra indirirken, Çin’de adaylar sensörlü araçlarla teknoloji karşısında ter döküyor.

Türkiye’de ehliyet alım süreçlerinin ve sınavların zorlaştırılmasına yönelik tartışmalar sürerken, Asya’nın iki dev ekonomisi Japonya ve Çin’de araç kullanabilmek için zorlu bir süreçten geçmek gerekiyor. Japonya’da sıfırdan ehliyet almak isteyen bir aday, "Gasshuku Menkyo" adı verilen yoğun kamp programlarına veya özel sürücü kurslarına katılmak zorunda kalıyor. Süreç, "Kari-men" (geçici ehliyet) ve "Honmen" (asıl ehliyet) olmak üzere iki ana aşamadan oluşurken, ortalama 100 sorudan oluşan yazılı sınavlarda başarı eşiği yaklaşık yüzde 90 olarak uygulanıyor. Direksiyon sınavlarında ise Japonya, dünyanın en disiplinli ülkelerinden biri olarak biliniyor. Sürüş sırasında kör nokta kontrollerinin sadece aynadan değil, boyun çevrilerek belirgin şekilde yapılması, "S-Curve" ve "Crank" adı verilen dar virajlarda lastiğin yol çizgisine milimetrik yakınlığı gibi detaylar hayati önem taşıyor. Adayların demiryolu geçitlerinde yeşil ışık yanmasına rağmen yavaşlama zorunluluğu gibi ince kurallara uymaması, sınavın anında sonlanmasına neden olabiliyor.

Çin’de 4 aşamalı sınav maratonu

Çin’de ise, ehliyet alma süreci 4 aşamalı bir sınav sisteminden oluşuyor. İlk aşamada bin 300 soruluk bir havuzdan seçilen 100 soruyu yanıtlayan adayların, 45 dakikada 90 puan alması şart koşuluyor. İkinci aşamada kapalı parkur sınavına giren adaylar, gözetmen bulunmayan ancak sensörlerle donatılmış araçlarda kalkış, park ve manevra kabiliyetlerini sergiliyor. Geri park, yokuşta kalkış ve dar alan manevraları sırasında aracın durması veya yol çizgisine teması, bilgisayar sistemi tarafından anında başarısız olarak kaydediliyor. Üçüncü aşama trafik içi sürüşü içerirken, bu sınavda şerit takibi, sinyal kullanımı, kavşak davranışı, yayaya ve diğer araçlara yaklaşım gibi detaylar dikkatle inceleniyor. İkinci ve üçüncü aşamalarda 5 kez başarısız olan adayların, önceki seviye sınav sonuçları iptal ediliyor ve süreç en baştan başlatılıyor. Dördüncü aşamaya geçmeye hak kazanan adaylar kaza önleme, kötü hava şartları, çevre bilinci ve acil durum tepkisi alanlarında sınavdan geçiyor.

"Japonya’da süreç oldukça disiplinli"

Japonya’da ehliyet almak için yoğun kamp programına katılan Asena Takayama, bu sistemde sürecin "oldukça disiplinli" ilerlediğini belirterek, "İlk olarak direksiyon sınavına giriyorsunuz. Bu sınavı geçemezseniz, ilk yazılı sınava girme hakkı bile verilmiyor. Direksiyon sınavını geçtikten sonra yazılı sınava giriliyor ve geçici ehliyet alınıyor" dedi. Geçici ehliyet ile pratik sürüş yapmanın mümkün olduğunu, ancak çok net kuralların bulunduğunu aktaran Takayama, "Aracın önüne ve arkasına iki adet ‘Deneme sürüşü’ uyarısı takılması gerekiyor. Tek başına araç kullanmak yasak. Yan koltukta, en az 3 yıllık ehliyeti olan birinin oturup size rehberlik etmesi şart" bilgisini paylaştı. Daha sonra direksiyon eğitimleri ve şehir içi sürüşlerin başladığını aktaran Takayama, "Ardından son bir direksiyon sınavı yapılıyor. Bu sınavdan geçerseniz mezuniyet belgesi alıyorsunuz" dedi. Mezun olmadan asıl ehliyet sınavına girilemediğine dikkat çeken Takayama, "Mezuniyet belgesi olanlar asıl ehliyet sınavına girebiliyor. O yazılı sınavı da geçtiğinizde artık fiili anlamda ehliyet sahibi oluyorsunuz" diye konuştu.

"İyi araç kullanmak yetmiyor"

Japonya’da ehliyet alma sürecinin aşamalı, kuralcı ve oldukça disiplinli olduğuna dikkat çeken Takayama, "En büyük zorluklar neler?" sorusuna ise, "Yazılı sınavlar. Çünkü, araç kullanmanın mantığından çok Japon trafik mantığını bilmek gerekiyor" yanıtını verdi. Direksiyon sınavının da zorlu olduğunu vurgulayan Takayama, "Araç sürmekten çok kural gösterisi yapıyorsunuz. Ayna + omuz kontrolü, dur-bak-git sırası, sinyal verme zamanı gibi kurallar inanılmaz derecede önemli. Kısacası, iyi araç kullanmak yetmiyor, Japonya’nın istediği şekilde kullanmak gerekiyor" yorumunu yaptı.

Direksiyon sınavları zorlu geçiyor

Birçok kişi gibi, kendisinin de ilk yazılı sınavlarda kaldığını aktaran Takayama, "Ben direksiyon sınavlarını tek seferde geçtim. Ancak kalanlar, en çok yetersiz güvenlik kontrolü, sola dönüşlerde yol çizgisine yeterince yaklaşmama, dur ikazlarına yeterince uymama ve yayalara yol vermeme gibi nedenlerden eleniyor" şeklinde konuştu.

"Sınav araç üzerindeki dijital aksam sayesinde puanlanıyor"

Çin’de ehliyet alan Hu ShiLiang ise, sınav süreci öncesinde kursta eğitimden geçildiğini belirterek, "Süreç teorik ve pratik olmak üzere iki şekilde ilerliyor" dedi. İlk aşamanın elektronik ortamda düzenlenen teorik sınav, ikinci aşamanın ise sınav sahasındaki test sürüşünü içerdiğini kaydeden Hu, "Bu aşamada sürücü adayının yanında gözetmen olmuyor, sınav tamamen araba üzerine yerleştirilmiş dijital aksam sayesinde puanlanıyor. Dört aşamalı sınavın en zor kısmı bu. Çünkü hatalar kesin şekilde ve hassas olarak hesaplanıyor" dedi.

Güvenli ve medeni sürüş bilgisi testi yapılıyor

Üçüncü kısımda sürücü adayının normal yolda sınava tabii tutulduğunu belirten Hu, "Sınav alanı trafiğe açık yol olduğu için, test sürüşüne güvenlik amacıyla sınav denetmeni de eşlik ediyor. Aynı zamanda sürücünün performansı yine dijital olarak da sınav merkezi tarafından takip ediliyor" bilgisini paylaştı. Son aşama olarak sürücü adayının sınav gözetmenlerinin eşliğinde dijital ortamda yapılan "Güvenli ve Medeni Sürüş Bilgisi" testine tabi tutulduğunu kaydeden Hu, "Dört aşamayı da başarıyla geçen sürücü adayı ehliyet almaya hak kazanıyor" bilgisini paylaştı.

Burak Ersoy

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.