DÜNYA - 19 Temmuz 2022 Salı 21:17

Tahran'da tarihi üçlü zirve! Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Terör odaklarını Suriye’den atmaya kararlıyız'

A
A
A
Tahran'da tarihi üçlü zirve! Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Terör odaklarını Suriye’den atmaya kararlıyız'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran temasları kapsamında gerçekleştirilen Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede gerçekleştirdiği konuşmada, bu formatta son olarak 2019 yılında Ankara’da bir araya gelindiğini ifade ederek, 2020 yılındaki toplantının online olarak gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi. İlerleyen dönemde daha sık görüşme imkanı olacağını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye krizi kaynaklı meydan okumalar esasen bunu gerekli kılıyor. Astana platformu etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegane girişimdir. Biriyle mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın sürecektir. Milli güvenliğimizi kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmaya da kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz bu mücadelede Türkiye’ye destek olmaları” dedi.

Görüşmelerde daha önce varılan anlaşmaların uygulanma durumunun gözden geçirildiğini kaydeden Erdoğan, “PKK, PYD, YPG terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz işbirliğini sürdürerek, bu hedeflere elbirliği ile ulaşacağımıza inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuruyla birlikte toprak bütünlüğü karşısındaki en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, YPG, PYD ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir. PKK, YPG, PYD, Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ediyor. Suriye halkına yapılacak en büyük iyilik bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olacaktır. Bölgemizin geleceğinde bölücü teröre ve uzantılarına yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor. Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

“Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz öncelik taşıyor” diyen Erdoğan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Suriyeli sığınmacıların ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir. Birçok önemli konuyu masaya yatıracağım zirve toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bugünkü istişarelerimizin, alacağımız kararların Suriye’deki siyasi geçiş süreci ilerletilmesine yardımcı olmasını özellikle temenni ediyorum. PKK, YPG, PYD örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığı görüyoruz. Bu terör örgütünü bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarda sürdürürken Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalması da beklemek mümkün değil. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim. sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 km öteye tamamen çekilmesi zamanında yapılan mutabakatların gereğidir. Bu hala gerçekleşmemiştir. Tel Rıfat ve Mümbiç terör yatağı haline dönmüştür. Terör örgütünün sığındığı bu limanların temizlemenin vakti çoktan geldi. Astana ortaklarımızdan beklentimiz Suriye’de istikrarın sağlanması da yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir”

Tahran'da tarihi üçlü zirve! Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Terör odaklarını Suriye’den atmaya kararlıyız'

Mesafe kat edilmesi gereken bir konunun da siyasi süreç olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekanı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum. Bu endişeleri gidermek için Birleşmiş Milletler ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduk ve olumlu cevaplar aldık. Anayasa Komitesi’nin sürecinin başarısızlığı Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı bir şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun içinde BM’nin toplantıları kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Rejimin tavrı ise birlikte başladığımız bu süreci baltalamaktadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar düzenlenen toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğini kaydederek, “Muhalefet kanadı tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunuyor. Rejimin tavrı ise birlikte başladığımız bu süreci baltalamaktadır. Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir” dedi.

“İdlib’teki ateşkesin ihlal edilmemesi bu bakımdan önemlidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"İdlib’te göreceli de olsa sükûnet varsa bu Astana platformumuzun başarısıdır. Sahada sükûneti muhafaza etmek ve bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmak, onlara yardım eli uzatmak bizlerin görevidir. İdlib’teki ateşkesin ihlal edilmemesi bu bakımdan önemlidir. Özellikle sivilleri sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan sizlerin İdlib’teki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hakimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye 3.7 milyon Suriyeli kardeşimizi geçici olarak misafir etmektedir. Suriye ihtilafının getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülke Türkiye’dir. Suriyelilerin topraklarına huzurlu kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü temin edilmelidir. Güvenlik ve istikrar sağlandığı taktirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü. 1 milyon Suriyelinin geri dönüş için hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Bu krizi biz çıkarmadık külfetinin sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. Uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin temin etmek müşterek menfaatimizedir. Suriye’nin kuzeyi batısındaki durum özellikle dikkat çekiyor. 4 milyonu aşkın Suriyeli uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, BM’nin kolaylaştırmak için sınır ötesi her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum”

“YPG-PKK terörü Suriye’nin toprak bütünlüğüne karşıdır”

Zirve kapsamındaki istişarelerde Suriye’deki durumun ayrıntılı şekilde ele alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisi yönünde yürüttüğümüz çalışmaları gözden geçirdik. Ülkede çatışma ortamının sona ermesi ve kalıcı siyasi çözüme ulaşılması amacıyla birlikte atabileceğimiz ilave adımları değerlendirdik. Bu şekilde Astana platformunun Suriye krizinde çözümün önünü açabilecek en etkili girişim olduğunu bir kez daha göstermiş olduk. Astana garantörleri olarak, bu doğrultuda aynı kararlılıkla çalışma irademizi bir kez daha teyit ettik. Terörle mücadele gündemimizin öncelikli konuları arasında yer aldı. Türkiye olarak DEAŞ olsun, PKK, PYD, YPG olsun terör örgütleri arasında fark görmüyoruz. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Milli güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Astana garantörleri olarak İran ve Rusya’dan bu mücadelede Türkiye’de destek olmalarının beklendiğini kaydeden Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, PYD, YPG terörü hepimizin ortak meselesidir. Terör örgütünün Suriye’nin toprak bütünlüğünü hedef aldığını unutmamalıyız. Suriye ihtilafına ancak siyasi çözümle son verilebileceği yönündeki mutabakatımız bakidir. Bu anlayış temelinde siyasi süreçte gelinen noktayı ve önümüzdeki dönemde atılabilecek adımları etraflıca ele aldık. Astana ortaklarımıza ihtilafın kalıcı ve barışçıl bir şekilde çözülebilmesi için siyasi sürecin hızlandırılmasına yönelik çağrımızı tekrarladık. Astana sürecinin bir ürünü olan ve halihazırda Suriyeli tarafları bir araya getiren tek mekanizmayı temsil eden Anayasa Komitesinin çalışmalarının somut sonuç doğurması zaruridir. Maalesef Suriye rejimi bu konuda uzlaşmaz bir tutum içinde” diye konuştu.

“Suriye’deki insanların çadırlar içerisinde insanca yaşanmayacak ortamda olduklarını unutmamalıyız"

“Komitenin müteakip turunun bir anca önce yapılması ve sürecin başarıya ulaşması ihtilafın BM parametreleri çerçevesinde çözülmesi açısından önemlidir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı uyarınca, Suriye halkının meşru taleplerinin karşılandığı güvenlik ve istikrarın yeniden sağlandığı bir barış ortamı tesis edilmelidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriyeli tarafların bu doğrultuda yapıcı bir anlayışla sürdürecekleri çalışmaları teşvik etmek noktasında çabalarımızı arttıracağız. Suriye’de çözüm çabalarımızın merkezinde yaşanan insani dramın sona erdirilmesi hedefi de yer alıyor. Suriye’deki insanların çadırlar içerisinde insanca yaşanmayacak ortamda olduklarını unutmamalıyız. Buradan hareketle Suriye’nin kuzeyinde yeni briket yapmak suretiyle, Suriyeli kardeşlerimizi evlere taşınmaları için adımlarımızı atıyoruz. Zirve toplantımızda 4 milyonu aşkın kişinin yaşadığı İdlib’teki durumu da ayrıntılarıyla değerlendirdik. Ateşkesin muhafazasının önemine değindik. Mevcut mutabakatları uygulanmasına yönelik çalışmalarımızı ele aldık. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri dönüşleri konusunu da görüştük. Hedefimiz Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde huzurlu kalple dönmelerini temin etmektir” açıklamasını yaptı.

“Suriye ihtilafının BMGK’nın 2254 sayılı kararı temelinde çözüme kavuşturulmasına yönelik çabalarımızı sürdürmekte kararlıyız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“Bugüne kadar Suriye’de terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli kardeşimiz geri döndü. Bu çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. 4 milyonu aşkın Suriyeli sivilin uluslararası yardımlara her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye olarak bu yardımları kolaylaştırmak için her türlü desteği verdik. Aynı çabayı tüm dostlarımızın da göstermesi hayati önem taşıyor. Suriye’nin kuzeyi batısına yardım mekanizmasının temelini oluşturan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının 6 aylığına da olsa uzatılmasını memnuniyetle karşıladık. Suriye ihtilafının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde çözüme kavuşturulmasına yönelik çabalarımızı sürdürmekte kararlıyız. Bir sonraki toplantıyı Rusya’da yapacağız ve şimdiden bu toplantının da hayırlara vesile olmasını diliyorum”

Tahran'da tarihi üçlü zirve! Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Terör odaklarını Suriye’den atmaya kararlıyız'

İran Cumhurbaşkanı Reisi: “ABD, en kısa zamanda Suriye’yi terk etmelidir”

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran'ın başkenti Tahran'daki Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi'nin basına açık kısmında gerçekleştirdiği konuşmada, "ABD, Suriye’nin doğal kaynaklarını yağmalıyor. Tüm yabancı güçler Suriye’den ayrılmalı. ABD, en kısa zamanda Suriye’yi terk etmelidir" dedi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, başkent Tahran'da gerçekleşen Astana Süreci Garantör Ülkeleri 7’nci zirve Toplantısı’nda konuştu. ABD'nin Suriye'deki varlığı hakkında önemli açıklamalarda bulunan Reisi, “ABD, Suriye halkına yönelik ağır yaptırımlar uyguladı ve bu Suriye’de istikrarın sağlanmasını engelledi. Suriye’de savaş yoluyla istediklerini elde edemeyenler tek taraflı yaptırımlar uygulayarak hedeflerine ulaşmak istiyorlar. ABD’nin Suriye’deki bu hukuka aykırı varlığı Suriye’yi istikrarsızlaştırıyor. Siyonist rejimin Suriye topraklarını yok sayma ve bazı haklarını elinden alması bu istikrarsızlığı arttırmaktadır. Aynı şekilde uluslarası hukuku da yok saymaktadır. Umut ediyorum ki bu toplantımızda yapıcı kararlar alınsın ki Suriye’deki istikrar geri dönsün” dedi.

"Tüm yabancı güçler Suriye’den ayrılmalı"

Suriye’deki yabancı güçlerin bölgeyi terk etmeleri gerektiğini söyleyen Reisi, “ABD, Suriye’nin doğal kaynaklarını yağmalıyor. ABD, Suriye’nin doğal kaynaklarını yağmalıyor. Tüm yabancı güçler Suriye’den ayrılmalı. ABD, en kısa zamanda Suriye’yi terk etmelidir. Suriye'nin toprak bütünlüğü ile milli egemenliğinin korunması ve bölge ülkeler arasında siyasi çözümün sağlanması gerektiğini vurguluyoruz. Bağımsız bir Suriye sadece oradaki halkın sıkıntılarını gidermeye yardımcı olmayacak aynı zamanda komşu ülkelerin de sıkıntılarını giderecektir. İran olarak güçlü bir şekilde Suriye ve Suriye halkını desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Mülteci konusuna da değinen Reisi, “Suriye’de mülteciler önemli bir konu. Suriyelilerin evlerine dönmeleri için bölge ülkeler olarak yardımcı olmalıyız. Suriyeli mültecilerin sorunlarını anlıyoruz ve bu konuda yardım etmeye hazırız” dedi.

“ABD’nin Fırat’ın doğusundaki varlığı kabul edilemez”

Türkiye-İran-Rusya Üçlü Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin katılımı ile İran'ın başkenti Tahran'da gerçekleştirildi. Reisi, zirvenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı konuşmasında, “Bu toplantıda gündeme getirdiğimiz konular oldu. Suriye egemenliğine ve toprak bütünlüğünün önemine vurgu yapıldı. Bu doğrultuda ABD’nin Fırat’ın doğusundaki varlığı kabul edilemez” dedi. Suriye hükümetinin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin sağlanması gerektiğini kaydeden Reisi, "Bugün terörizm bölgelerin güvenliğini tehlikeye atmıştır. Suriye’de, İdlib’de diğer bazı bölgelerde mevcut olan terörizmle ilgili endişeleri gidermek için bütün ülkelerin irade ve azmi önemlidir” şeklinde konuştu.

"Siyonist rejimin saldırılarını kınamak ve saldırıların durulmasının önemi vurgulandı"

Görüşmede, Suriye halkına yardım ulaştırılmasının gerekliliğine vurgu yapıldığını söyleyen Reisi, “Bütün taraflar bölgedeki ekonomik sıkıntıların ve Suriye halkının sıkıntılarının giderilmesinin önemine vurgu yapıldı” ifadelerini kullandı. Reisi, “Aynı şekilde Suriye’nin egemenliğini ihlal edecek hareketlerden çekinmek gerektiği vurgusunu yaptık. Siyonist rejimin saldırılarını kınamak ve saldırıların durulmasının önemi vurgulandı” açıklamasını yaptı. İran Cumhurbaşkanı Reisi, “Rusya, Türkiye ve İran iş birlikleri ve Suriye hükümeti ile işbirliğimiz önemlidir. Özellikle Suriye’nin güvenliğini sağlamak için öngörülen tedbirler Astana formatında başarılı olmuştur” dedi. Reisi, “Ele alınan konulardan biri de, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönmesi. Mültecilerin bir an önce ülkelerine geri dönmeleri için altyapının sağlanması lazım“ ifadelerine yer verdi.

Aynur Sena Çabuk

Putin: 'Üçlü görüşmelerin ilerlemesi çok önemli'

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran’ın başkenti Tahran’daki Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi'nin basına açık kısmında gerçekleştirdiği konuşmada, “Suriyeliler kendi aralarında anlaşmalı. Bağımsız ülkelerin geleceğini kurmak için bazı adımlar atılmalı” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran'ın başkenti Tahran'daki Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi'nin basına açık kısmında gerçekleştirdiği konuşmasında, “Öncelikle ben İran Cumhurbaşkanına teşekkür ederim. Çünkü Astana sürecindeki 7. Zirve ve yüz yüze görüşme bizim için önemliydi. Bu görüşmede Suriye’de yaşanan sorunları da gözden geçirdik. Genel olarak baktığımızda Türkiye, Rusya ve İran’ın, Suriye çalışmaları önemlidir. Bizim tarafımızdan bakıldığında ise sivillere karşı kullanılan güç azaldı. Astana Zirvesi, Suriye’de tamamen çözüm bulana kadar devam etmeli. Ayrıca bizim prensiplerimiz var. Bağımsızlık, Suriye için çok önemli ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürmekte bizim için önemlidir. Üçlü görüşmelerin ilerlemesi de önem arz ediyor” dedi.

“ABD ve diğer ülkeler, Suriye’nin değerlerini çalmaya devam ediyor”

Sözlerinin devamında Suriye’nin egemenliğine dikkat çeken ve bu konuda batılı ülkelerin Suriye’deki politikalarını eleştiren Putin, “Suriye konusundaki diyaloglarımızla, Suriye halkının kendi inisiyatifiyle karar almasını sağlamamız lazım. O yüzden anayasa komisyonu oluşturulmuştu. Suriyeliler kendi aralarında anlaşmalı. Bağımsız ülkelerin geleceğini kurmak için bazı adımlar atılmalı. Suriye’de uluslararası terör ocaklarını söndürmek için çabalarımız sürecek. Şunun altını çizmek isterim ki, Suriye’de terör örgütlerinin etkisini görebiliyoruz. ABD ve diğer ülkeler, Suriye’nin değerlerini çalmaya devam ediyor. Rusya, İran ve Türkiye, Suriye halkına yardım etmek için birçok konuya el atıyor. Mülteciler konusunda da elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Ayrıca uluslararası toplumun diğer üyelerinin de bu yardımlara katılmalı. Bizim görüşmelerimizin olumlu ve faydalı olacağını düşünüyorum. Rusya’da da bazı görüşmeler olacak. Burada bulunan tarafları ülkemizde görmekten mutluluk duyacağız” ifadelerini kullandı.

“Fırat’ın doğusunda yabancı ülkelerin bölücü kışkırtması var”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran’ın başkenti Tahran’daki temaslarını sürdürüyor. Putin, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 7. Astana Zirvesi’nde bir araya geldi. Zirve sonrasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Putin, “Astana sürecinin garantör ülkeleri olarak toplantımız çok verimli ve kapsamlı bir şekilde gerçekleşti. Suriye’de yaptığımız işbirliğimizin kilit noktalarını değerlendirdik. Kabul ettiğimiz bildiride Suriye’de yaşanabilirlik için kararlılığımızı belirttik. Suriye’de sorun diplomatik kararlılıkla çözülebilir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasıyla Suriye’nin kaderini, Suriyeliler dış müdahaleler olmadan kendileri belirlemelidir. Planlarımız arasında Astana formatında dışişleri bakanları toplantısının yapılması da var. Suriye’de hükümet ve muhalefet temsilcilerini bir araya getirip Suriye’nin yapısının nasıl olacağı yönünde girişimlerimiz oldu. Biz Suriye Anayasa komitesi çalışmalarına destek vereceğiz. Suriye’de terörizm ve şiddet seviyesi düşüyor. Ana ve diğer grupların neredeyse tümü imha edilmişti. Suriye hükümeti ülkenin neredeyse tamamını kontrol altında tutuyor. Fırat’ın doğusundaki zorluğu değerlendirdik. Yabancı ülkelerin bu terör örgütleri üzerinden bölücü kışkırtması mevcut. Bu nedenle Fırat’ın doğusunda Suriye hükümeti kontrolü sağlamalıdır. Sivillere yönelik okul, hastane, altyapı ve üst yapı için faaliyetlerde bulunulmalıdır. Böylelikle mültecilerin evine dönüşü sağlanacaktır” dedi.

Ukrayna tahılı meselesi ele alındı

Açıklamalarının devamında İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile yaptığı görüşmeyle ilgili de konuşan Putin, “Rusya ile İran arasında yararlı işbirliğimizi değerlendirdik. Sanayi, enerji ve ulaşım gibi alanları ele aldık. Ülkelerimiz arasında milli paraların kullanımının genişletilmesini konuştuk. İran Nükleer Planı’nın korunması konusunda hemfikiriz. Bu planın her tarafında işbirliğinin de her alanda genişlemesi gerekir” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede Ukrayna tahılının dünya pazarına ulaştırılması konusunu ele aldıklarını ifade eden Putin, “Rusya, Türkiye ilişkileri her alanda dinamik bir şekilde gelişmelidir. Ukrayna tahılının dünya pazarına ulaştırılması konusu ele alındı. İstanbul müzakerelerinde alınan kararların verimliliğine değindik” şeklinde konuştu.

Erhan Altıparmak

Tahran'da tarihi üçlü zirve! Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Terör odaklarını Suriye’den atmaya kararlıyız'

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Avrupa Birliği destekli projede CANİKMAN rüzgârı Samsun’un Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği tarafından desteklenen ’Employment 5.0 İstihdam ve Dijital Girişimcilik’ projesinde Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk insansı robotu CANİKMAN, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’ndeki atölyeler ve eğitim çalışmaları hakkında gençlere bilgiler verdi. Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği tarafından desteklenen ’Employment 5.0 İstihdam ve Dijital Girişimcilik’ projesinde CANİKMAN coşkusu yaşandı. Yenilikçi teknolojiler, yapay zekâ araçlarının çalışma hayatında etkin kullanımı ve dijital girişimcilik konularında uygulamalı eğitimler gerçekleştirilen proje çerçevesinde Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk insansı robotu olan CANİKMAN, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’ndeki atölyeler ve keşif alanları hakkında gençlere bilgi verdi. Türkiye’nin 12 farklı ilinden projede katılımcı olarak yer alan gençlerin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde buluştuğu programda CANİKMAN, kampüste yaş düzeyine göre sürdürülen eğitim çalışmaları hakkında gençlerin sorularını yanıtladı. Yenilikçi teknolojiler ve siber güvenlik konularında gençlerde farkındalık oluşturmak ve teknoloji okuryazarı bireyleri topluma kazandırmaya yönelik projelere devam ettiklerini kaydeden Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Teknolojiye yön veren, hayal eden, tasarlayan ve üreten bir gençlik için hız kesmeden çalışmaya devam ediyoruz" dedi. "Canik’imizde bilim ve teknoloji seferberliğimizi sürdürüyoruz" Akıncı TİHA’nın ve CANİKMAN’in gençlere ilham olduğuna değinen Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde bilim ve teknoloji seferberliğimizi sürdürüyoruz. Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve paydaş kurumlarımızla iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz Employment 5.0 İstihdam ve Dijital Girişimcilik projemizle gençlerimizi, 4 gün boyunca yapay zekâ araçları ve dijital girişimcilik üzerine uygulamalı eğitimlerle, alanında uzman isimlerle bir araya getirdik. Nüfusa kaydedilen ilk insansı robotumuz CANİKMAN ile atölye etkinlikleri gerçekleştiren, ondan bilim ve teknoloji alanında sürdürdüğümüz uygulamalı ve ücretsiz eğitim çalışmalarımızı dinleyen gençlerimize, Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsümüz hakkında bilgiler verdik. Canik’te dijital yetkinlikleriyle farkındalık oluşturan, bilim ve teknoloji alanında değer üreten nesiller yetiştirmeye devam ediyoruz" diye konuştu. İnsansı robot CANİKMAN’in anlatımları eşliğinde Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’ndeki atölyelerde ve keşif alanlarında incelemelerde bulunan gençler, kampüs bahçesinde bulunan Akıncı TİHA ve insansı robot CANİKMAN ile hatıra fotoğrafı çektirdi.
Malatya "Uluslararası Peri-implantitis 2026" sempozyumu gerçekleştirildi İnönü Üniversitesi ve Türk Periodontoloji Derneği iş birliğinde "Uluslararası Peri-implantitis 2026" sempozyumu, Mövenpick Otel’de geniş bir akademik katılımla düzenlendi. Dünyanın önde gelen akademisyenlerini Malatya’da bir araya getiren sempozyum, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Daha sonra konuşan Türk Periodontoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Çekici, sempozyumun bilimsel içeriğinin ötesinde deprem sonrası bölgeye yönelik güçlü bir dayanışma anlamı taşıdığını vurguladı. Sempozyumun akademik hayatın yeniden canlandırılmasına katkı sunacağını belirten Çekici, "Bu sempozyum sadece bilimsel bir toplantı olarak değil, aynı zamanda bir dayanışma köprüsü olarak düzenlendi. Bilim ile eğitimin yeniden inşa için en güçlü araçlar olduğunu göstermek için buradayız. Malatya’dan mesleğimize ve birbirimize olan bağlılığımızı tazeleyerek ayrılalım" dedi. İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Neslihan Şimşek, toplantının arka planındaki dayanışma sürecini katılımcılarla paylaştı. Konuşmasında Şimşek, "Neden Malatya’dayız sorusunun cevabı aslında yaşadığımız süreçte saklı. 6 Şubat depremlerinin ardından eğitim ciddi şekilde sekteye uğradı. O günlerde yurt dışından hocalarımız bizlere ulaşıp ‘Sizin için ne yapabiliriz, öğrencilerimize ders anlatmak istiyoruz’ dediler. Dünyanın farklı yerlerinden akademisyenleri bir araya getirerek destek olmak istediler. O an bunun bir ütopya olduğunu düşündüm ama kısa sürede bunun güçlü bir dayanışma modeline dönüştüğünü gördük" şeklinde konuştu. İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuzhan Altun, Türk Periodontoloji Derneği ile birlikte sempozyumu beraber yaptıkları için memnuniyet duyduklarını dile getirerek, toplantının peri-implantitis temasıyla ulusal ve uluslararası akademisyenlerin katkısıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Altun, etkinliğin bilimsel paylaşımın yanı sıra akademik dayanışmayı güçlendirmesini temenni ederek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz konuşmasında ağız sağlığı ile genel sağlık arasındaki kritik ilişkiye dikkat çekti. Organ naklinin multidisipliner bir süreç olduğunu vurgulayan Yılmaz, ağız boşluğunun önemli bir immünolojik geçiş kapısı ve mikrobiyal rezervuar olduğunu belirtti. Periodontal hastalıkların kronik inflamasyona yol açarak bağışıklık sistemini etkilediğini ifade eden Yılmaz, özellikle nakil hastalarında küçük bir diş enfeksiyonunun dahi ciddi ve hayati sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Yılmaz, İnönü Üniversitesinin karaciğer nakillerinde yüksek hacimli merkezler arasında yer aldığını kaydederek sözlerini tamamladı. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, üniversite hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Kalite odaklı bir üniversite olduklarını söyleyen Akpolat, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından 5 yıllık tam akreditasyon alan sayılı üniversiteler arasında yer aldıklarını ifade etti. İnönü Üniversitesinin sağlık altyapısına da değinen Akpolat, Turgut Özal Tıp Merkezinin bin 612 yatak kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük üniversite hastanelerinden biri olduğunu belirtti. Üniversitede bugüne kadar 4 bini aşkın karaciğer nakli ve 2 binden fazla kemik iliği nakli gerçekleştirildiğini ifade eden Akpolat, özellikle karaciğer naklinde geliştirilen çapraz nakil modeliyle uluslararası düzeyde önemli bir konuma ulaştıklarını söyledi. Onkoloji alanında da güçlü bir altyapıya sahip olduklarını belirten Akpolat, üniversitenin kemik iliği naklinde Türkiye’de öne çıkan merkezlerden biri olduğunu kaydetti. Diş Hekimliği Hastanesinin bölgenin önemli sağlık kuruluşlarından biri olduğunu ifade eden Akpolat, bu alanda da ulusal ve uluslararası düzeyde bir marka oluşturmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Minnesota Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Alpdoğan Kantarcı da sempozyuma gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduğunu dile getirerek ulusal ve uluslararası akademisyenlerin katkısıyla güçlü bir bilimsel program oluşturulduğunu söyledi. Son olarak konuşan Türk Periodontoloji ve Türk Oral İmplantoloji Dernekleri kurucusu Prof. Dr. Peker Sandallı ise organizasyon komitesine teşekkür ederek toplantının önemli bir bilimsel konuya odaklanmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından sempozyum oturumlarla devam etti. Peri-implantitis alanında uluslararası düzeyde öncü çalışmalara imza atmış seçkin konuşmacılar ile birlikte deneyimli akademisyen ve klinisyenlerini bir araya getiren sempozyum, dayanışma ve birlikteliği güçlendiren anlamlı bir bilimsel buluşma oldu.
Antalya Uluslararası mozaik sanatçıları Kepez’de buluştu Kepez Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Mozaik Sempozyumu, başladı. "Annelerin Sabrıyla Taşların Dili" temasıyla gerçekleştirilen sempozyum, sanatseverleri Dokumapark Modern Sanatlar Galerisi’nde bir araya getirdi. Taşların dili Kepez’de hayat buldu. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Uluslararası Mozaik Sempozyumu dünyanın farklı ülkelerinden birçok sanatçıyı Dokumapark’ta ağırlıyor. Modern Sanatlar Galerisi’nde sabırla işlenen taşlar, renklerin büyüsüyle taşların diliyle sanatseverlere etkileyici bir görsel anlatı sunuyor. 2 Mayıs Cumartesi günü kapılarını açan sempozyum, Meksika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Hollanda’ya uzanan geniş bir coğrafyadan sanatçıları Kepez’de bir araya getirdi. Farklı kültürlerin taş ve mozaik üzerinden kurduğu ortak dil, daha ilk günden ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Küratörlüğünü Rabia Alagöz’ün üstlendiği organizasyonda sanatçılar, eserlerini yalnızca sergilemekle kalmayıp üretim süreçlerini de izleyicilerle paylaşıyor. Taşın en yalın halinden başlayarak sabırla şekillenen mozaikler, galeride adeta birer hikayeye dönüşüyor. Akademisyenlerin de yer aldığı etkinlik, sadece sanatsal üretimi değil, bilgi ve deneyim paylaşımını da ön plana çıkarıyor. 24 Mayıs’a kadar devam edecek sempozyum süresince ziyaretçiler, hem sanatçıların çalışma süreçlerini yakından gözlemleme hem de ortaya çıkan eserleri inceleme fırsatı bulacak. Sempozyum kapsamında yapılan eserler 10 Mayıs’ta saat 14.00’da açılacak sergide sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Sempozyum etkinlikleri 24 Mayıs’a kadar devam edecek. Uluslararası konuklar Rodrigo Garcia, Girgis Mickail, Mireille Elkess Youhanna, Xenia Samokina, Ekatarina Shmorgun, Suzanne Blom, Darya Zharikova gibi uluslararası isimlerin yanı sıra Türkiye’den Sibel Akbaba, Gülçin Sökücü, Duygu Özkan, Meltem Yalçıkaya Temel, Ceren Karabaki, Emine Öztürk, Metin Katarcı, Nedret Yıldırım Demir gibi birçok değerli sanatçı yer alıyor. Sempozyuma Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Zaimoğlu, Doç.Dr. Işılay Konak, Tunus- Sfax Yüksek Sanatlar ve Zanaatlar Enstitüsü Ögr. Gör. Hana Krichen, Akdeniz Üniversitesi’nden Havva Çetin, Başak Serçe, Hüsna Ela Akbulu ve Gülhan Özdemir gibi akademisyenlerde bilgi ve deneyimlerini sanatseverlerle paylaşıyor.
Antalya ANSET operasyonunda 27 kişi adliyeye sevk edildi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suçtan elde edilen gelirin aklanması" suçları kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET’e yönelik yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 35 kişiden 27’si adliyeye sevk edildi. 113 milyon 426 bin TL kamu zararı tespit edildiği belirtilen dosyada, ilk etapta 34 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, daha sonra 1 kişinin daha gözaltına alınmasıyla dosya kapsamındaki kişi sayısının 35’e yükseldiği öğrenildi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET’e yönelik çalışma başlatıldı. Mülkiye Başmüfettişi tarafından hazırlanan tevdi raporu ve emniyet birimlerince yapılan araştırmalar doğrultusunda, ANSET tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlük tespit edildiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında, ihalelerde yetkili olan kişiler ile aralarında suçtan elde edilen geliri aklama amacıyla para geçişleri tespit edilen şüpheliler hakkında işlem başlatıldı. Dosyada, 113 milyon 426 bin TL kamu zararı tespit edildiği bildirildi. Muhittin Böcek ve Cansel Tuncer de dosyada yer aldı Soruşturma kapsamında, İçişleri Bakanlığı kararıyla Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer’in de aralarında bulunduğu isimler hakkında işlem yapıldı. Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 30 Nisan 2026 tarihinde Antalya merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Denizli ve Edirne’de eş zamanlı operasyon düzenlendi. 27 kişi adliyeye sevk edildi Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 27’si, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Soruşturmanın ilk aşamasında 34 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, süreç içinde 1 kişinin daha gözaltına alınmasıyla dosya kapsamındaki kişi sayısının 35’e yükseldiği öğrenildi. Dosya kapsamında 1 kişinin hastanedeki tedavisinin sürdüğü, 2 kişinin emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldığı, 3 firari şüpheli hakkında yakalama çalışmalarının devam ettiği ve 2 kişinin cezaevinde bulunduğu bildirildi.
Samsun Başkan Kurnaz: "Kut-ül Amare Zaferi, unutulmaması gereken bir zaferdir" Samsun’un İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Kut-ül Amare Zaferi, millet olarak unutmamamız ve unutturmamamız gereken bir zaferdir" dedi. İlkadım Belediyesi ve İlkadım Kent Konseyi’nin katkılarıyla, Fatma Çavuş Kız Mesleki ve Teknik Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan Kut-ül Amare Fotoğraf Sergisi açıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun İngilizlere karşı Irak Cephesi’nde elde ettiği zaferin görüntülerinin yer aldığı ve Emekli Kurmay Albay İbrahim Yıldırım’ın katkılarıyla hazırlanan sergi, katılımcılar ve öğrenciler tarafından beğeni topladı. Serginin açılışını yapan ve programda konuşan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Birinci Dünya Savaşı’nda, ’üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ olarak tabir edilen İngiltere’ye karşı Osmanlı Ordusu’nun Irak Cephesi’nde elde ettiği destansı bir zaferdir Kut-ül Amare Zaferi. Millet olarak unutmamamız, unutturmamamız gereken bir zaferdir. Bizler de bu zaferi unutturmamak, hafızalarda daima yer almasını sağlamak için Fatma Çavuş Kız Mesleki ve Teknik Lisesi öğrencilerimiz tarafından hazırlanan serginin açılışını gerçekleştirdik. Bu kıymetli fotoğraflardan oluşan serginin hazırlanmasında emeği olan değerli öğrencilerimize ve öğretmenlerine teşekkür ediyorum. Bu anlamlı sergi vesilesiyle Kut-ül Amare Zaferi’nin 110’uncu yıl dönümünü kutluyor, vatanı uğruna can veren şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlıklı ömürler diliyorum" diye konuştu.