BASKETBOL - 02 Kasım 2009 Pazartesi 20:47

Türk Telekom, Efes Pilsen'i yendi

A
A
A
Türk Telekom, Efes Pilsen'i yendi

Beko Basketbol Ligi'nin 3. haftasının önemli maçında Türk Telekom, Efes Pilsen'i çekişmeli bir mücadelenin ardından 87-83 mağlup ederek rakibine bu sezonki ilk yenilgini tattırdı.


Karşılaşmaya Efes Pilsen Kasun, Türk Telekom ise Wilson'un basketleriyle başladı. İstanbul temsilcisi, Smith ve Kaya'nın basketleriyle etkili olurken, Türk Telekom rakibine Mallet ve Serkan ile karşılık verdi ve 4. dakika 7-7 berabere geçildi. Bu dakikadan sonra hücumda çok başarılı bir görüntü sergileyen Türk Telekom, pota altında Ersin, dış atışlarda da Mallet ve Serkan ile sonuca giderek 13-5'lik seri yakaladı ve 7. dakikaya 8 sayı farkla önde girdi (20-12). Kaya ile farkı azaltmaya çalışan rakibi
karşısında, başarılı savunmasını sürdüren başkent temsilcisi, Hüseyin'in 3 sayılık basketiyle ilk çeyreği 23-16 üstün geçti.

2. periyoda Smith'in 3 sayılık basketiyle giren Efes Pilsen, pota altında Ersin'i durdurmakta zorlandı. 2. periyotta da çok etkili bir savunma yapan Türk Telekom, hızlı hücumlar sonrasında aradaki skor üstünlüğünü sürdürdü ve 13. dakikaya 29-21 önde girdi. Ender ile art arda sayılar bulan İstanbul temsilcisi, yakaladığı 10-3'lük seriyle 16. dakika içinde farkı 1 sayıya (32-31) indirdi. Mallet'in 3 sayılık basketiyle hücumdaki sıkıntısına son veren Türk Telekom, Bekir'in de skora katkısıyla farkı yeniden
açtı ve 17. dakikayı 38-31 üstün geçti. Mallet, Wilson ve Serkan ile sayılar bulmaya devam eden Türk Telekom, oyunun kontrolünü elinde tuttu ve devreyi 45-39 önde tamamladı. 3. çeyreğin ilk dakikalarında Efes Pilsen, hücumda etkili bir oyun sergiledi.

Pota altında Kaya ve Kasun, dış şutlarda da Smith ile sonuca giden Efes Pilsen, 6-2'lik seri bularak 23. dakika içinde farkı 2 sayıya indirdi (47-45). Wilson ile 3 sayılık basket bulan rakibi karşısında Rakocevic ile art arda 7 sayı bulan Efes Pilsen, 16. dakika içinde 52-50'lik skorla ilk kez öne geçti. Hücumda üst üste top kayıpları yapan rakibi karşısında Rakocevic ve Kaya ile skor bulmaya devam eden İstanbul temsilcisi, 28. dakikaya 7 sayı farkla 59-52 üstün girdi. Türk Telekom, periyodun son dakikası
içinde Bekir ile art arda iki 3 sayılık basket bulsa da, Efes Pilsen çeyreği 63-60 önde bitirdi.

Son çeyreğe Hüseyin'in 5 sayısıyla başlayan Türk Telekom, 32. dakikada 65-63 öne geçti. İki takımın karşılıkla basketleriyle 35. dakikada 70-70 berabere geçilirken, iki takım son 3 dakikaya 76-76 eşitlikle girdi. Türk Telekom, son 1 dakikaya Wilson'un sayılarıyla 79-78 önde girerken, son dakika içinde de rakibini hataya zorladı ve salondan 87-83'lük skorla galip ayrıldı.

SALON: Ankara Atatürk
HAKEMLER: Engin Kennerman xx, Serkan Emlek xx, Ersan Ergüler xx
TÜRK TELEKOM: Lang xx 4, Serkan xxx 13, Wilson xxx 18, Ersin xxx 12, Mallet xxx 16, Hüseyin xx 8, Owens x 2, Soner x 2, Bekir xxx 12
EFES PİLSEN: Kasun xx 7, Smith xxx 15, Rakocevic xxx 22, Kerem Tunçeri x, Kaya xxx 17, Shumpert x 2, Sinan x 2, Nachbar x, Ender xx 16, Ermal x 2
1. PERİYOT: 23-16 (Türk Telekom lehine)
DEVRE: 45-39 (Türk Telekom lehine)
3. PERİYOT: 63-60 (Efes Pilsen lehine)
5 FAUL ALAN: Hüseyin (38.55) (Türk Telekom)

ENGİN KOCABIYIK - CEM BAYAN - ANKARA

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Uzman diyetisyenden iftar ve sahur arasında 2 litre su tüketimi önerisi Siirt İl Sağlık Müdürlüğünde görev yapan Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, ramazan ayında yanlış bilinen başlıklara dikkat çekerek, "İftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmektedir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlar tercih edebiliriz" dedi. Ramazan ayıyla birlikte yeme içme alışkanlıklarında değişikliklerle ilgili Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, 12 saatlik oruç tutma süresinin sahura kalkılmadığı durumda 19 saate kadar çıktığını, bu süre zarfında neler tüketilip nelerin tüketilmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Ortalama 12 saatlik bir oruç tutma süresinin olacağını belirten Ertaş, "Sahura kalkılmaması durumunda bu süre 18-19 saatlere kadar uzayabilir. Bilinenin aksine vücut yağ tutmaya daha yatkındır. Çünkü bazal metabolizma hızımız minimum seviyelere düşmektedir. Sahura kalkılmadığı durumda uzun açlık riskleri oluşabilmektedir. Bu açlık risklerinden en önemlisi kan şekeri düşüklüğüdür. Bir diğer büyük risk ise vücuda alınan su miktarından daha fazlasının atılmasıyla ortaya çıkan dehidratasyon durumudur. Sahura kalkıldığı takdirde hem dehidratasyon hem de hipoglisemi görülme riskini minimuma indirebiliriz" dedi. İftar öğününde ise uzun süren açlıktan sonra birden yemek yemeyle ilgili uyarıda bulunan Ertaş, "Bu durum hem midede hazımsızlık, şişkinlik oluşturabilir hem de kilo almaya sebep verebilir. Bizim önerimiz burada su ve hurma ile orucu açtıktan sonra bir kase çorba tüketilmesi, sonra da ara verilmesi çok elzemdir. Çünkü açlık ve tokluk mekanizmasını kontrol eden hipotalamus tarafından tokluk hormonları ortalama 20 dakika içerisinde oluşturulmaktadır. Bu arada vereceğimiz 10-15 dakikalık ara hem tokluk hormonunun salınması için gereken süreye katkı sağlayacaktır hem de sindirim sistemimize yardımcı olacaktır. Günlük hayatta var olan kalori ihtiyacımızı Ramazan ayında da aynı şekilde yerine koymak mecburiyetindeyiz. Bunu sadece 2 öğüne sığdırmak zor olabilir, bundan dolayı iftar ve sahur dışında bir de ara öğün önerilebilir" diye konuştu. İftardan 2.5-3 saat sonra eğer çay saatine denk geliyorsa beraber birkaç kuru meyve, birkaç da sert kabuklu meyvelerden olan fındık, ceviz, badem tüketimini öneren Ertaş, "Veya meyve saatine denk geliyorsa belirli bir miktarda meyve yanında da bir su bardağı süt veya bir miktar yoğurt ile beraber tüketilmesi hem kan şekeri dengesi açısından hem de günlük almamız gereken kaloriyi yerine koymamız açısından önem arz etmektedir. Bunun dışında iftarla sahur arasında yeterli miktarda su içilmezse yapılan bir çalışmaya göre vücut bu susuzluk hissini açlık olarak algılayabilmekte, daha fazla kalori tüketimine sebep olmaktadır. Bu sebeple iftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz" şeklinde konuştu. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmekte olduğunu aktaran Ertaş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlılar tercih edebiliriz daha hafif olmasından dolayı. Toplumumuzda çay ve kahve tüketimi oldukça yaygın. Çay ve kahve, kafein içeren içecekler olduğu için bunlar boşaltım sistemimizi daha iyi çalıştırır. Aldığımız su ve diğer sıvıların da hızlı şekilde vücuttan uzaklaşmasına sebebiyet vermektedirler. Bundan dolayı çay su yerine geçer mantığı yanlıştır. İftardan hemen sonra bireyler maden suyu tüketmektedir. Bu durum şişkinliğe yardımcı olmaz, aksine şişkinliği artırır. Maden suyunun uygun saatte tüketimi, iftardan ya da yemeklerden 1 buçuk saat kadar sonra tüketildiği takdirde sindirime yardımcı olacaktır" dedi. Vatandaşlardan Engin Ekin, Ramazan ayında sağlıklı beslenmeyle ilgili "Dikkat edeceğiz tabii yiyeceğimize, içeceğimize çünkü sonuçta sabahtan akşama kadar mide boş kalıyor. Birden bire midemize yüklenmeyeceğiz. Bizim Siirt yemekleri meşhurdur. Mumbar, dolma, perde pilav, içli köfte tabii midemizi bunlarla dolduracağız" şeklinde konuştu.
Siirt Uzman diyetisyenden iftar ve sahur arasında 2 litre su tüketimi önerisi Siirt İl Sağlık Müdürlüğünde Uzman Diyetisyen olarak görev yapan Nevzat Ertaş, ramazan ayında yanlış bilinen başlıklara dikkat çekerek, "İftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmektedir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlar tercih edebiliriz" dedi. Ramazan ayıyla birlikte yeme içme alışkanlıklarında değişiklikler meydana geliyor. Uzman diyetisyen 12 saatlik oruç tutma süresinin sahura kalkılmadığı durumda 19 saate kadar çıktığını, bu süre zarfında neler tüketilip nelerin tüketilmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, ramazan ayında beslenme ve yaşam şeklinin değişmekte olduğunu söyledi. Ortalama 12 saatlik bir oruç tutma süresinin olacağını belirten Ertaş, "Sahura kalkılmaması durumunda bu süre 18-19 saatlere kadar uzayabilir. Bilinenin aksine vücut yağ tutmaya daha yatkındır. Çünkü bazal metabolizma hızımız minimum seviyelere düşmektedir. Sahura kalkılmadığı durumda uzun açlık riskleri oluşabilmektedir. Bu açlık risklerinden en önemlisi kan şekeri düşüklüğüdür. Bir diğer büyük risk ise vücuda alınan su miktarından daha fazlasının atılmasıyla ortaya çıkan dehidratasyon durumudur. Sahura kalkıldığı takdirde hem dehidratasyon hem de hipoglisemi görülme riskini minimuma indirebiliriz" dedi. İftar öğününde ise uzun süren açlıktan sonra birden yemek yeme durumu görülebildiğini söyleyen Ertaş, "Bu durum hem midede hazımsızlık, şişkinlik oluşturabilir hem de kilo almaya sebep verebilir. Bizim önerimiz burada su ve hurma ile orucu açtıktan sonra bir kase çorba tüketilmesi, sonra da ara verilmesi çok elzemdir. Çünkü açlık ve tokluk mekanizmasını kontrol eden hipotalamus tarafından tokluk hormonları ortalama 20 dakika içerisinde oluşturulmaktadır. Bu arada vereceğimiz 10-15 dakikalık ara hem tokluk hormonunun salınması için gereken süreye katkı sağlayacaktır hem de sindirim sistemimize yardımcı olacaktır. Günlük hayatta var olan kalori ihtiyacımızı Ramazan ayında da aynı şekilde yerine koymak mecburiyetindeyiz. Bunu sadece 2 öğüne sığdırmak zor olabilir, bundan dolayı iftar ve sahur dışında bir de ara öğün önerilebilir" diye konuştu. İftardan 2 buçuk 3 saat kadar sonra eğer çay saatine denk geliyorsa çayla beraber birkaç kuru meyve, birkaç da sert kabuklu meyvelerden olan fındık, ceviz, badem tüketimini öneren Ertaş, "Veya meyve saatine denk geliyorsa belirli bir miktarda meyve yanında da bir su bardağı süt, bir su bardağı kefir veya bir miktar yoğurt ile beraber tüketilmesi hem kan şekeri dengesi açısından hem de günlük almamız gereken kaloriyi yerine koymamız açısından önem arz etmektedir. Bunun dışında iftarla sahur arasında yeterli miktarda su içilmezse yapılan bir çalışmaya göre vücut bu susuzluk hissini açlık olarak algılayabilmekte, daha fazla kalori tüketimine sebep olmaktadır. Bu sebeple iftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz" şeklinde konuştu. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmekte olduğunu aktaran Ertaş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlılar tercih edebiliriz daha hafif olmasından dolayı. Toplumumuzda çay ve kahve tüketimi oldukça yaygın. Çay ve kahve, kafein içeren içecekler olduğu için bunlar boşaltım sistemimizi daha iyi çalıştırır. Aldığımız su ve diğer sıvıların da hızlı şekilde vücuttan uzaklaşmasına sebebiyet vermektedirler. Bundan dolayı çay su yerine geçer mantığı yanlıştır. İftardan hemen sonra bireyler maden suyu tüketmektedir. Bu durum şişkinliğe yardımcı olmaz, aksine şişkinliği artırır. Maden suyunun uygun saatte tüketimi, iftardan ya da yemeklerden 1 buçuk saat kadar sonra tüketildiği takdirde sindirime yardımcı olacaktır" dedi. Vatandaşlardan Engin Ekin, Ramazan ayında sofrada ne bulunsa onu yiyeceğini belirterek, "Dikkat edeceğiz tabii yiyeceğimize, içeceğimize çünkü sonuçta sabahtan akşama kadar mide boş kalıyor. Birden bire midemize yüklenmeyeceğiz. Bizim Siirt yemekleri meşhurdur. Mumbar, dolma, perde pilav, içli köfte tabi midemizi bunlarla dolduracağız" şeklinde konuştu. (ZG-AKK-Y)