TEKNOLOJİ - 17 Eylül 2022 Cumartesi 11:56

Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy: '2025 yılına kadar ‘Çevresel, Sosyal, Yönetişim’ alanında liderliği hedefliyoruz'

A
A
A
Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy: '2025 yılına kadar ‘Çevresel, Sosyal, Yönetişim’ alanında liderliği hedefliyoruz'

Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Ayvalık İş Forumu 2022’de katıldığı ‘Etki 4.0’ panelinde, sosyal sorumluluk, çeşitlilik ve sürdürülebilirlik konularına önem veren bir şirket olarak Etki konusundaki stratejilerini paylaşırken, sürdürülebilirlik alanında yaptıkları çalışmaları anlattı.

Vodafone Business, 15-17 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen Ayvalık İş Forumu 2022’ye sponsor oldu. İş dünyasının önemli temsilcilerinin bir araya geldiği etkinlikte Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, ‘Etki 4.0’ paneline konuşmacı olarak katıldı. Panelde Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı ve Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü, Yuvam Dünya Kurucusu Kıvılcım Kocabıyık, Migros Ticaret A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Özgür Tort, PepsiCo Genel Müdürü Ece Aksel ve HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı da yer aldı.

“2025 yılına kadar ÇSY alanında liderliği hedefliyoruz”

Sürdürülebilirliğin kurumsal stratejilerin bir parçası haline geldiğini belirten Aksoy, şunları söyledi: “Günümüz tüketicisinin bir markayla olan ilişkisini sadece kalite ve fiyat belirlemiyor; tüketici o markayla duygusal bağ da kuruyor. Bu ortamda yatırımcılar başta olmak üzere paydaşların beklentileri değişiyor. Bununla birlikte, sürdürülebilirlik kavramının kapsamı da genişliyor. Bunun bir sonucu olarak, bugün birçok şirket, sürdürülebilirlik kavramı yerine Çevresel, Sosyal ve Yönetişim kavramını kullanıyor. Şirket olarak ÇSY çatısı altında yürüttüğümüz faaliyetlerde ‘Amaç Odaklı Vodafone’ yaklaşımı bize yol gösteriyor. Bu doğrultuda kendimize Dijital Toplum, Kapsayıcılık ve Çevre değer alanlarından oluşan bir yol haritası belirledik.

Teknolojiyi kullanarak; sosyoekonomik gelişmeyi destekleyen, herkesi kucaklayan ve dünya kaynaklarını gözeten bir dijital toplum oluşturulmasını hedefliyoruz. Dijital Tarım çözümü, Bu Atıklar Kod Yazıyor projesi, yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel faaliyetlerimizle; Dijital Benim İşim, Kırmızı Işık uygulaması, Ben Varım hareketi, Yarını Kodlayanlar gibi sosyal projelerimizle; ekiplerimizin özveriyle ortaya koyduğu yenilikçi ürün ve servislerimizle, Birleşmiş Milletler'in 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı'ndan 10'una doğrudan katkı sağlıyoruz. Yenilikçi ürün, servis, proje ve uygulamalarımızla 2025 yılına kadar ÇSY alanında lider olmayı hedefliyoruz.”

“Türkiye’de şebekesinin tamamında yenilenebilir enerji kullanan ilk operatörüz”

Çağımızın en önemli krizlerinden birinin iklim krizi olduğuna dikkat çeken Engin Aksoy, şöyle devam etti: “Yapılan son araştırmalar şunu gösteriyor; şiddetli iklim etkilerinden kaçınmak için küresel sera gazı emisyonlarının önümüzdeki 10 yıl içinde sadece yarı yarıya düşmesi yetmeyecek, yüzyılın ortalarına doğru net sıfıra ulaşması gerekecek. İklim kriziyle mücadeleye destek olmak için Vodafone Grubu olarak, 2030’a kadar kendi operasyonlarımızda, 2040’a kadar değer zincirimizde net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı taahhüt ettik. Bu kapsamda Türkiye’de de şebekemiz ve ofislerimizde kullandığımız elektriğin yüzde 100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamaya başladık.

Ülke genelinde 12 veri merkezi, 15 ofis binası ve 25 binden fazla baz istasyonunda tüketilen yıllık toplam 515 Gigawatt saat elektriğin yüzde 100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından satın alıyoruz. Türkiye’de şebekesinin tamamında yenilenebilir enerji kullanan ilk operatörüz. Bunun yanı sıra 2019'da Adana'da, 2020 sonunda da İstanbul Esenyurt'taki teknoloji merkezlerimizde toplam 5 milyon TL'yi aşkın yatırımla güneş enerjisi sistemleri kurduk. Şebekemize ve veri merkezlerimize enerji verimliliği konusunda yatırım yapıyoruz. Teknolojinin gücünü kullanarak dünyamız ve toplumumuz için değer oluşturmaya devam edeceğiz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu. Alerjik rinit neden artıyor Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. "Uzman hekime danışılması gereken durumlar" Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi ve hekim kontrolü" Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu. "Günlük yaşamda alınabilecek önlemler" Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler." Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.