SAĞLIK - 07 Haziran 2023 Çarşamba 14:16

Yapay zeka teknolojisi kalp yetersizliğini erkenden tespit edebilecek

A
A
A
Yapay zeka teknolojisi kalp yetersizliğini erkenden tespit edebilecek

Yapay zekanın hızlı gelişimi sağlık alanında da kullanılmaya başlandı. Marmara Üniversitesi ve AstraZeneca Türkiye’nin başlattığı ‘PROHEART-AI’ projesi kapsamında, kalp yetersizliğinin yapay zekâ ve giyilebilir teknoloji kullanılarak erkenden tespit edilmesi hedefleniyor.

Marmara Üniversitesi ve AstraZeneca Türkiye ‘PROHEART-AI’ projesini başlattı. Proje kapsamında kalp yetersizliğinin yapay zekâ ve giyilebilir teknoloji kullanılarak erkenden tespit edilmesi hedefleniyor. Epidemiyolojik verilere göre, hastaneye başvuran her iki kalp yetersizliği hastasından biri sonraki 5 yıl içinde yaşamını yitiriyor ve kalp yetersizliği hastalığı aynı zamanda 65 yaş üstü kişilerde en sık hastaneye yatış nedeni olarak saptanıyor. Bu durum, bu hastalığın erken teşhis ve tedavisini daha da önemli hale getiriyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yanı sıra Mühendislik Fakültesi’nin de dahil olduğu çok disiplinli ‘PROHEART-AI’ projesinde, üzerindeki sensörler aracılığıyla kalbe ait bazı biyolojik verileri anlık izleyebilen ve aynı zamanda bu ölçümleri kaydedebilen giyilebilir teknoloji kullanılacak ve elde edilen biyolojik veriler ve klinik takip verileri ile yapay zeka temelinde algoritma geliştirilecek. Proje, klinik açıdan bu teknolojilerin kullanılarak kalp yetersizliğinin erken tespit edilmesini sağlayacak az sayıdaki çalışmadan biri olarak dikkat çekiyor.

Yapay zeka teknolojisi kalp yetersizliğini erkenden tespit edebilecek

AstraZeneca Türkiye’nin destek verdiği projeye Marmara Üniversitesi ile birlikte Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eskişehir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şehir Hastanesi, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şehir Hastanesi ve Elazığ Fırat Üniversitesi de katkıda bulunacak. Projenin detayları Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Süleyman Şehirli, Marmara Üniversitesi Hipertansiyon ve Ateroskleroz Araştırma Merkezi (HİPAM) Müdürü Prof. Dr. Ali Serdar Fak, AstraZeneca Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölgesi'nden Sorumlu Başkan Dr. Pelin Eriştiren İncesu ve AstraZeneca Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Medikal Direktörü Dr. Viraj Rajadhyaksha’nın katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda kamuoyu ile paylaşıldı.

“Kalp yetersizliği, Türkiye ve dünyada önemli bir sağlık sorunu”

Marmara Üniversitesi HİPAM Müdürü Prof. Dr. Ali Serdar Fak toplantıda yaptığı konuşmada, kalbin kasılma veya gevşeme performansının azalması nedeniyle doku ve organlara gerekli ve yeterli kanı gönderemediğini belirterek, “Ortaya çıkan kalp yetersizliği ise Türkiye’de ve dünyada en sık görülen kronik sağlık sorunlarından biridir. Hipertansiyon, şeker hastalığı, obezite, kalp damar hastalığı, kronik akciğer hastalığı, kronik böbrek yetersizliği, kalp kapak hastalığı, kalp ritim bozuklukları, kalp kası hastalığı veya doğumsal kalp hastalığı kalp yetersizliği sebepleri arasındadır. Kronik kalp yetersizliğinin seyrinde klinik kötüleşmeler yaşanabilir. Hastalar artan şikayetlerle sık olarak acile başvurur. Acil başvuru ve yatışlar hastalığın seyrini olumsuz etkiler ve risk daha da artar. Bu nedenle takipte olası kötüleşmenin erken fark edilmesi çok önemlidir. Erken fark edilmesi ve tedavinin zamanında düzenlenmesi hastalığın seyrini iyileştirebilir” ifadelerini kullandı.

Yapay zeka teknolojisi kalp yetersizliğini erkenden tespit edebilecek

“Yaşam kalitesini yükseltmek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz”

Konuşmasına devam eden Prof. Dr. Fak, “Geçtiğimiz yıl HİPAM olarak M.Ü. Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı ve M.Ü. Mühendislik Fakültesi ile birlikte biyolojik verilerden kalp yetersizliğini tespit edebilen bir yazılım geliştirdik. Yakında bilimsel bir dergide yayınlanacak. Bu projemizde ise kronik kalp yetersizliği hastalarında klinik kötüleşmeyi daha erken fark edecek bir yazılım geliştirme amacındayız. Beş klinik merkezle birlikte hastaları takip edeceğiz ve giyilebilir teknoloji ile elde ettiğimiz verileri kullanacağız. Gerçek verileri önceden planlanmış şekilde kullanacağımız için değerli sonuçlara ulaşacağımıza inanıyoruz. Çok disiplinli bir yaklaşımla hayata geçirdiğimiz bu projede giyilebilir cihazlar ve yapay zekâ gibi yenilikçi teknolojiler sayesinde kronik kalp yetersizliği hastalarının takibinde ‘karar destek sistemi’ oluşturmayı hedefliyoruz. Kalp yetersizliği gelişimini engellemek, gelişmişse ilerlemesini yavaşlatmak, yaşam süresini uzatıp yaşam kalitesini yükseltmek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Dijital dönüşümün tüm olanaklarından yararlanıyoruz”

Toplumsal gelişime yön veren uluslararası bir üniversite olma vizyonu ile çalıştıklarını belirten Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Süleyman Şehirli, “Tıp fakültesi olarak üniversitemizin bu vizyonunu medikal dünyaya da taşıma hedefiyle ilerliyoruz. Yaptığımız çalışmalarda paydaşlarımız ile yol almak bizim için çok değerli. İnovatif teknolojilerden faydalanarak geliştirdiğimiz bu çözüm de paydaşlarımızdan biri olan AstraZeneca Türkiye ile yaptığımız güçlü iş birliğinin bir sonucu. Bu çalışmamız hipertansiyon başta olmak üzere, kalp ve damar hastalıkları konusunda ileri düzeyde multidisipliner araştırma anlayışının yerleştiği bir Türkiye hedefimize de çok önemli katkılarda bulunacak. Erişkinlerde en sık görülen ve en sık ölümlere sebep olan kalp ve damar hastalıkları alanında multidisipliner bir yaklaşım ile böylesine önemli bir projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dijital dönüşümün tüm olanaklarından yararlanarak bilişim çağına uygun çözümler sunmak için çalışmalarımıza kesintisiz bir şekilde devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Yapay zeka teknolojisi kalp yetersizliğini erkenden tespit edebilecek

“Bu projede ortaya çıkacak sonuçlar bir ilki gerçekleştirme potansiyeline sahip”

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de inovasyonu, iş birlikleri yaparak mümkün hale getirdiklerini belirten AstraZeneca Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölgesi'nden Sorumlu Başkan Dr. Pelin Eriştiren İncesu, “Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza devam ederken iyileştirilmiş hasta sonuçlarına odaklı, entegre ve kişiselleştirilmiş sağlık hizmetleri çözümlerine sahip bir gelecek hedefiyle de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Teknoloji firmalarıyla ve akademik dünya ile iş birliği yaparak, hastalıkların tanı ve tedavi konusunda sağlık çalışanlarına destek oluyoruz. Marmara Üniversitesi ile kalp yetersizliği konusunda yaptığımız bu iş birliği de yapay zekâ destekli uygulamalar geliştirerek hastalıkların tanı ve teşhisinde sağlık çalışanlarına destek verme konusundaki kararlılığımızın bir yansıması. Pek çok kanser türünden daha ölümcül seyredebilen kalp yetersizliğinde de erken tanı, kanser kadar önem arz ediyor. Bu bağlamda Marmara Üniversitesi’ne yeni nesil teknolojilerle sağlık uzmanlığını buluşturan bu projede koşulsuz destek sağlayacağız. Projede ortaya çıkacak sonuçlar ise sadece Türkiye’de değil dünyada da bir ilki gerçekleştirme potansiyeline sahip. Kalp yetersizliği alanında Türkiye’yi bölgemizdeki bir ana merkez haline getirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye'nin akademik gücü ve sağlık sektöründeki potansiyeliyle birlikte, kalp yetersizliği hastalarının yaşam kalitesini artıracak çözümler sunmaya devam edeceğiz” dedi.

“Bu hastalığın bir ölüm sebebi olmaması için çalışıyoruz”

AstraZeneca Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Medikal Direktörü Dr. Viraj Rajadhyaksha, “Şirket olarak değerlerimizden ve bilimden aldığımız ilham ile yaşam değiştiren ilaçların sağlığın hizmetine sunulmasını hızlandırmaya odaklanıyoruz. Ancak yaşam değiştiren ilaçları hastalara ulaştırma misyonumuzu tek başımıza başaramayacağımızı da biliyoruz. Hastaların ve faaliyet gösterdiğimiz toplumların faydası için iş birliklerinin öneminin de farkındayız. Marmara Üniversitesi ile bilimin öncülüğünde, inovatif ve yeni teknolojileri benimseme vizyonumuz doğrultusunda hastalıkları daha iyi tespit edebilmek ve sağlık sonuçlarını iyileştirmek hedefiyle bu projeyi hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. “PROHEART-AI” projesi ile giyilebilir teknoloji ve yapay zekâyı kullanarak kalp yetersizliği olan hastalarının yaşam kalitesini artıracak çözümler sunmayı hedefliyoruz. Bu yeni girişimimizin kalp yetersizliği alanına yenilik getirmesini ve gelecekteki iş birliklerinin önünü açmasını diliyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun OMÜ, Hong Kong’da APAIE 2026’da uluslararasılaşma vizyonunu tanıttı Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), yükseköğretim alanının en saygın küresel platformlarından biri olarak kabul edilen Asia-Pacific Association for International Education (APAIE) tarafından düzenlenen APAIE 2026 Yükseköğretim Konferansı ve Fuarı’na katıldı. Hong Kong’da, Hong Kong Kongre ve Sergi Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon; 65 ülkeden 500’ün üzerinde yükseköğretim kurumu ile 2 bin 500’den fazla katılımcıyı bir araya getirdi. OMÜ, fuarda Türkiye Ulusal Ajansı’nın koordinasyonunda oluşturulan "Study in Türkiye" pavilyonunda yer alarak Türkiye’nin yükseköğretim potansiyelini uluslararası paydaşlara tanıttı. OMÜ heyetinde Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Emine Şendurur, Uluslararası İlişkiler Birim Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Aycan ve Erasmus Kurum Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Tütüncü bulundu. OMÜ Heyeti çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdi Fuar süresince Asya-Pasifik başta olmak üzere farklı coğrafyalardan üniversite temsilcileriyle çok sayıda ikili görüşme gerçekleştiren OMÜ heyeti; öğrenci ve personel hareketliliği, ortak araştırma projeleri, çift diploma programları ve akademik iş birlikleri üzerine temaslarda bulundu. Gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında mevcut anlaşmaların geliştirilmesi ve yeni kurumsal ortaklıkların tesis edilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. "Asya-Pasifik bölgesindeki üniversitelerle akademik ve bilimsel ortaklıklarımızı güçlendirecek verimli görüşmeler yaptık" Fuar hakkında değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın, "APAIE 2026 gibi yükseköğretim alanında küresel ölçekte saygın bir platformda yer almak, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonunun somut bir göstergesidir. OMÜ olarak yalnızca öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artırmayı değil; araştırma, inovasyon ve bilgi üretiminde de uluslararası iş birliklerini derinleştirmeyi hedefliyoruz. Hong Kong’da gerçekleştirdiğimiz temaslarda, özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki üniversitelerle akademik ve bilimsel ortaklıklarımızı güçlendirecek verimli görüşmeler yaptık. Küresel ölçekte rekabetçi, görünürlüğü yüksek ve iş birliğine açık bir üniversite olma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Uluslararasılaşmayı stratejik önceliklerinden biri olarak konumlandıran OMÜ, APAIE 2026 katılımıyla hem kurumsal görünürlüğünü artırdı hem de küresel akademik ağlardaki etkinliğini güçlendirdi. Üniversite, önümüzdeki dönemde Asya-Pasifik bölgesiyle akademik ve bilimsel iş birliklerini derinleştirmeyi hedefliyor.
Kayseri Hemoroid sanılan şikayetler ciddi sorunların işareti olabilir Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi. Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların yüzde 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. "Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor" Op. Dr. Ali Can Yalı, hemeroidin 2 çeşidi bulunduğunu söyleyerek, "Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır. Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır. Dış hemoroidler, anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir. İç hemoroidler de adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder" dedi. Hemeroidin birçok nedeni olduğunu söyleyen Ali Can Yalı, "Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır: Kronik kabızlık veya ishal. Dışkılama sırasında zorlanma. Aşırı derecede kilolu olmak. Tuvalette uzun süre oturma. Gebelik hali. Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı. Düzenli olarak ağır kaldırmak. Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır" ifadelerini kullandı. Yalı, hemeroidle karıştırılan sorunlarla ilgili verdiği bilgilerde, "Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir. Anal fissürler, anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir. Kolon poliplerinde de bu polipler kanserli olmayan, çoğu zaman yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailevi ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler. Divertiküloz ve divertikülit de ise gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır. Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir" dedi.
Trabzon Sahile sığmayan şehir yamaçlara tırmanıyor Trabzon’da konut yerleşimi sahil bandında yoğunlaşan yapılaşmadan yamaçlara doğru yön değiştirirken, kentin coğrafi sınırları şehirleşmenin rotasını belirliyor. Bir dönem yoğun şantiye faaliyetlerinin görüldüğü kentte yeni proje sayısındaki azalma, sıfır konut stokunu daraltarak hem fiyat dengesini hem de şehir siluetini etkiliyor. Trabzon’da yerleşim düzeni, kentin coğrafi yapısının etkisiyle sahil bandından yüksek kesimlere doğru yön değiştiriyor. Uzun yıllar Karadeniz kıyısına paralel gelişen yapılaşma modeli, doğuda Yomra, merkezde Ortahisar ve batıda Akçaabat ilçeleri arasında şekillenen konut hattı üzerinden ilerliyor. Bu üçlü aks, kentin konut üretiminde ana omurga niteliği taşıyor. Artan nüfus ve sınırlı düz alanlar nedeniyle sahil şeridindeki genişleme kapasitesi daralırken, yerleşim daha çok yamaçlara doğru kayıyor. Kuzeyde deniz, güneyde yükselen topoğrafya ile çevrili kentte yeni konut alanları eğimli arazilerde yoğunlaşıyor. Bu durum hem şehir siluetini değiştiriyor hem de yapılaşma biçimini dönüştürüyor. Yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını artırdı Bir dönem doğu-batı hattında yoğun şantiye faaliyetleri dikkat çekerken, son dönemde yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını arttırdı. Kent genelinde devam eden büyük ölçekli inşaat projelerinin sınırlı olması, sıfır daire stokunu daraltırken mevcut konutların değerini yükseltti. Sektör verilerine göre son aylarda el değiştiren taşınmazların önemli bölümünü ikinci el konutlar oluşturdu. Yeni proje sayısının azalması, özellikle merkezi lokasyonlarda fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine neden oldu. Ayhan Taflan: "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor" Trabzon İnşaatçılar ve Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, kentte hareketli bir konut alım satımının olmadığını dile getirerek, "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor. Vatandaşlar konut fiyatları düşer mi diye soruyor ama kesinlikle düşmesi mümkün değil. İnşaat maliyetlerini, arsa fiyatlarını, diğer giderleri dikkate almak gerekir. Bunları üst üste koyduğumuzda maliyetler çok artmış durumda ve bu durum vatandaşın üstesinden gelmesini daha da zorlaştırıyor. Allah herkesin yardımcısı olsun. İleriki süreçte de öyle çok hareketli bir konut alım satım dönemi beklenmiyor" dedi. "Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok" Geçmiş yıllarda Trabzon’daki Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü bölgelerinin şantiye alanı gibi olduğuna dikkat çeken Taflan, "Trabzon’un batısı olan Söğütlü- Yıldızlı, doğuda Kaşüstü-Yalıncak yani Yomra ve Akçaabat Trabzon merkez ile birleşti. Kuzeyimiz deniz, güneyimiz yerleşim alanları. Bu yüzden bölgelerin imara açılması, 18. madde uygulamalarının yapılmış olması gerekiyor. Eskiden Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü’nde adeta bir şantiye gibiydi. Aynı şekilde üst bölgelerde de yeni alanların açılması lazım. Çünkü arsa talep meselesidir. Arz yoksa talebin karşılanması mümkün olmaz. Proje olmayınca olan az sayıdaki arsa ve konut çok kıymetli hale geliyor, fiyatlar da yükseliyor. Rekabet olması ve fiyatların dengelenmesi için şehrin güneyinde daha fazla yapılaşma gerekiyor. Firmalar da elbette gelir-gider dengesine bakıyor. İnşaat maliyetleri bittiğinde satış fiyatlarını o günün şartlarına göre belirlemek zorundalar. Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok. Verilere baktığımızda satılan konutların neredeyse tamamına yakını ikinci el. Bunların bir kısmı 20-30 yıllık binalar da olabilir. Sıfır daire zaten bölgemizde çok az. Bu da fiyatları olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İstanbul merkezli 10 ilde kara para ve uyuşturucu operasyonu: 10 gözaltı İstanbul merkezli 10 ilde düzenlenen operasyonda farklı zamanlarda ele geçirilen 10 ton 250 kilogram uyuşturucu maddeyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 10 şüpheli yakalandı. Soruşturmanın, MASAK işbirliği ile yürütülen çalışmalar kapsamında, Europol üyesi ülkelerle gerçekleştirildiği öğrenilirken, 135 taşınmaz, 47 motorlu araç, 1 ticari araç plakası ve 42 şirket ortaklık payına el konulduğu aktarıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü birimleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma çerçevesinde, geniş çaplı kara para ve uyuşturucu operasyonuna imza attı. Soruşturma, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporu doğrultusunda yürütüldü ve Europol üyesi ülkelerle gerçekleştirildi. Karşılıklı bilgi ve belge paylaşımları sonucunda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma", "Uyuşturucu Madde İthal Etme" ve "Suçtan Elde Edilen Malvarlığı Değerlerini Aklama" suçları tespit edildi. Soruşturma kapsamında, söz konusu suçları işleyen suç ağları ile bağlantılı olduğu belirlenen şüpheliler belirlendi. Belirlenen suç örgütü üyelerinin yakalanması için bu sabah operasyonun düğmesine basıldı. Bu kapsamda İstanbul, Hakkari, Ankara, Bursa, İzmir, Hatay, Mersin, Van, Diyarbakır ve Mardin illerinde belirlenen adreslere yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 135 taşınmaz, 47 motorlu araç, 1 ticari araç plakası ve 42 şirket ortaklık payına el konulduğu öğrenildi. Operasyonun, MASAK ve Europol üyesi ülkelerle gerçekleştirilen belge paylaşımı ile başlatıldığı ve büyük bir kara para trafiğinin deşifre edildiği vurgulandı. Bu kapsamda yapılan teknik ve fiziki takipte suç örgütünün ulusal ve uluslararası bağlantılarının ortaya çıkarıldığı kaydedildi. Kimlikleri ve adresleri belirlenen şüphelilere yönelik yapılan araştırmalarda, uluslararası alanda ve Türkiye’de yakalanan 10 ton 250 kilogram uyuşturucu maddeden de sorumlu oldukları belirlendi. Yakalanan 10 şüpheli sorgulanmak üzere İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesine götürülürken, gözaltı sayısının artabileceği ve operasyonun çemberinin genişleyebileceği ifade ediliyor.