GÜNDEM - 18 Ekim 2025 Cumartesi 17:48

- DRON) Babası kimsemiz yok diye çağrıda bulunmuştu: Yüzlerce insan kanseri yenen Talha Tamer için gökyüzüne umut balonu bıraktı

A
A
A
- DRON)  Babası kimsemiz yok diye çağrıda bulunmuştu: Yüzlerce insan kanseri yenen Talha Tamer için gökyüzüne umut balonu bıraktı

Hatay’da 3 buçuk yaşındaki Tamer Talha Oğuz’un kansere karşı verdiği mücadelesini kazanması yüzlerce insanın gökyüzüne umut balonu bırakılmasıyla kutlandı. Baba Oğulcan Oğuz’un ‘kimsemiz yok’ diyerek yaptığı çağrıya kulak veren yüzlerce insanın gök yüzüne bıraktığı umut balonları aileyi duygulandırdı.


İskenderun ilçesinde yaşayan Oğulcan Oğuz ve Merve Oğuz çiftinin 3 buçuk yaşındaki evlatları Tamer Talha, 14 ay süren mücadelede kansere karşı gali gelmeyi başardı. Baba Oğuz’un ‘kimsemiz yok, sizden destek bekliyoruz’ çağrısıyla yüzlerce insan Tamer Talha için gökyüzüne umut balonu bırakmak için organize oldu. İskenderun kent merkezinde bulunan Millet Bahçesi’nde bir araya gelen kalabalık ve Hatay Büyükşehir Belediyesinde 2 yıldır itfaiye eri olarak görev yapan baba Oğulcan Oğuz, oğlunun zaferini kutlamak için İtfaiye aracının bomuna çıkarak minik Tamer ile birlikte balonlarını gökyüzüne bıraktı. Renkli balonlarla süslenen İskenderun semaları, duygusal görüntülere sahne oldu. Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte çocuklara mısır, balon, yüz boyama gibi çeşitli aktiviteler de yapıldı. Kanseri yenerek yeniden sağlığına kavuşan küçük Tamer, etkinliğe katılanların alkışları eşliğinde gökyüzüne balonlarını bıraktı.


"Bir baba olarak çok zor günler yaşadık ama bugün oğlumun sağlığına kavuştuğunu görmek tarifsiz bir mutluluk"


Gözyaşlarını tutamayan 27 yaşındaki baba Oğulcan Oğuz, "Bugün bu mutlu günde bizlerle olan tüm Hatay halkına teşekkür ediyoruz. Rabb’im bu hastalıkla mücadele eden tüm evlatların yardımcısı olsun. Bir baba olarak çok zor günler yaşadık ama bugün oğlumun sağlığına kavuştuğunu görmek tarifsiz bir mutluluk" dedi.


"Doktorlar en fazla 11 ay yaşayacağını söylemişti ama biz Rabb’imize sığındık"


Anne Merve Oğuz, doktorların kendilerine evlatlarının 11 ay yaşayabileceğini söylediğinde umutlarını kaybetmediklerini belirterek; "Sabahtan beri balonları gökyüzüne bırakmak için sabırsızlanıyordu. İlk kez itfaiye aracına bindi, biraz korktu ama çok mutlu oldu. Doktorlar en fazla 11 ay yaşayacağını söylemişti ama biz Rabb’imize sığındık. Umudumuzu hiç kaybetmedik ve bugün zaferimizi kutluyoruz. Herkes umut etmeye devam etsin" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Osmanlı Sarayı’nın "Erzurum" şifresi: 469 yıllık vaşak fermanı Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarih Komisyonu Başkanı Taner Özdemir, Osmanlı arşivlerinde yürüttüğü çalışmalarda Erzurum’un hem siyasi hem de doğal tarihini aydınlatan 469 yıllık bir belgeyi gün yüzüne çıkardı. 1557 tarihli ferman, Cihan Sultanı Kanuni’nin Erzurum’a olan özel ilgisini ve sarayın bu kadim şehirden beklentilerini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Erzurum’un sadece bir serhat şehri değil, aynı zamanda Osmanlı saray yaşamının estetik ve lüks ihtiyaçlarını karşılayan stratejik bir merkez olduğu, TDED Erzurum Şubesi Tarih Komisyonu Başkanı Taner Özdemir’in ulaştığı tarihi vesika ile tescillendi. Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait ferman, Erzurum dağlarının asırlardır ev sahibi olduğu vaşakların izini tarihin derinliklerine sürüyor. "Erzurum’u adeta yeniden inşa eden sultan" Belgenin tarihi arka planını değerlendiren Taner Özdemir, Kanuni Sultan Süleyman’ın Erzurum için "ikinci kurucu" vasfı taşıdığını hatırlatarak, "Kanuni Sultan Süleyman Han, Erzurum’un gerçek banisidir. 1534’teki Irakeyn Seferi’nde şehre geldiğinde gördüğü yıkık manzarayı bizzat verdiği emirlerle değiştirmiştir. Şehrin surlarını ayağa kaldıran, iç kale camisini inşa ettiren ve bölgeyi bir eyalet merkezi yaparak Erzurum’a kimlik kazandıran odur. Kanuni’nin Erzurum’u sadece askeri bir üs olarak değil, her türlü zenginliğiyle korunan bir değer olarak gördüğünü bu yeni belgeyle bir kez daha anlıyoruz" dedi. Sarayın Lüks Tercihi: Erzurum’un Nadide Vaşakları Özdemir, ulaştığı belgenin içeriğindeki hayret uyandıran detayı şu sözlerle aktardı: "Hicri 20 Muharrem 965 (Kasım 1557) tarihli bu ferman, ’Hassa-i Hümayun’ yani doğrudan padişahın şahsi hizmetleri ve saray ihtiyacı için Erzurum ve civarındaki avcılar (sayyad) ile rençberlerden vaşak satın alınıp gönderilmesini emrediyor. O devirde vaşak kürkü, asaletin en üst göstergesiydi. Cihan imparatorluğunun kalbi olan İstanbul’daki sarayın, kürk ihtiyacını karşılamak için Erzurum’u adres göstermesi, şehrin o dönemdeki doğal kaynaklarının ne kadar ileri düzeyde olduğunu ispatlıyor." "Tarih ve doğa bugün tekrar buluşuyor" Taner Özdemir, fermanın günümüz Erzurum’u ile ilginç bir paralellik gösterdiğini vurguladı. Son yıllarda özellikle İspir, Oltu ve Tortum gibi ilçelerde vaşakların sıkça kameralara yansımasını değerlendiren Özdemir: "Son zamanlarda hemşehrilerimizin doğada bu muazzam canlılarla karşılaşması bir tesadüf değil. Arşivden çıkardığımız bu belge, vaşakların bu toprakların özbeöz ev sahibi olduğunu kanıtlıyor. O gün sarayın gözdesi olan bu ’orman hayaletleri’, bugün de Erzurum dağlarında varlığını sürdürerek şehrimizin biyoçeşitliliğinin ne kadar köklü olduğunu bizlere hatırlatıyor" şeklinde konuştu. Bir mirasın iki yüzü: hem mimari hem doğa Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: "Bizler bugüne kadar Kanuni’nin Erzurum’a bıraktığı taşınmaz eserleri konuştuk. Ancak bu ferman gösteriyor ki, padişahın mirası sadece camiler ve surlardan ibaret değildir; o, bu coğrafyanın yaban hayatına da bir kıymet biçmiştir. Bu belge, Erzurum’un tarihi mirasını doğasıyla birleştiren eşsiz bir vesikadır"
Erzurum EUSA 2028 için resmi imzalar atıldı Slovenya’nın başkenti Ljubljana’da gerçekleştirilen imza töreniyle, Erzurum’un 2028 yılında düzenlenecek Avrupa Üniversiteler Kış Oyunlarına ev sahipliği resmiyet kazandı. European University Sports Association - EUSA (Avrupa Üniversite Sporları Birliği) Başkanı Haris Pavleti’in ev sahipliğinde düzenlenen törende, uluslararası üniversite sporları adına önemli bir anlaşmaya imza atıldı. Törene; Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı ve Bayburt Üniversitesi Rektörü Mutlu Türkmen, Atatürk Üniversitesi Rektörü Ahmet Hacımüftüoğlu ve Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Bülent Çakmak katıldı. Ayrıca imza töreninde EUSA Genel Sekreteri Matja Peovnik de yer aldı. Avrupa genelinde üniversite sporlarını geliştirmeyi, öğrenci sporcuları desteklemeyi ve uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan EUSA, düzenlediği organizasyonlarla farklı ülkelerden üniversiteleri ve sporcuları bir araya getirerek ortak bir spor kültürü oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda 2028 yılında gerçekleştirilecek Avrupa Üniversiteler Kış Oyunları, Avrupa’nın dört bir yanından başarılı sporcuları Erzurum’da buluşturacak. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bu başarı kolektif bir iradenin ürünü" za töreninde değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum’un bu prestijli organizasyona ev sahipliği yapacak olmasının büyük bir sorumluluk ve gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Hacımüftüoğlu, bu kazanımın yalnızca bir kurumun değil; Atatürk Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi ve Bayburt Üniversitesinin güçlü iş birliği ile yerel yönetimler ve Türkiye Üniversite Sporları Federasyonunun ortak iradesinin bir sonucu olduğunu vurguladı. Erzurum’un 2011 yılında düzenlenen Dünya Üniversiteler Kış Oyunları ile uluslararası organizasyon tecrübesini kanıtladığını hatırlatan Hacımüftüoğlu, şehrin modern tesisleri, güçlü altyapısı ve misafirperverliğiyle 2028 organizasyonuna hazır olduğunu belirtti. Palandöken’in Avrupa’nın önemli kayak merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Hacımüftüoğlu, Erzurum’un sporcular ve delegasyonlar için unutulmaz bir deneyim sunacağını ifade etti. "Uluslararası spor camiası için güçlü bir adım" EUSA Başkanı Haris Pavleti ise törende yaptığı değerlendirmede, Erzurum’un sahip olduğu altyapı, organizasyon tecrübesi ve üniversiteler arası güçlü iş birliğinin bu kararda belirleyici olduğunu ifade etti. Pavleti, Avrupa üniversite sporlarının gelişimi açısından bu tür organizasyonların büyük önem taşıdığını belirterek, Erzurum’un 2028 oyunlarına başarılı bir şekilde ev sahipliği yapacağına inandıklarını dile getirdi. "Türkiye üniversite sporları alanında güçlü bir konuma ulaştı" Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı ve Bayburt Üniversitesi Rektörü Mutlu Türkmen, sürecin ulusal ve uluslararası paydaşların uyumlu çalışmasının bir sonucu olduğunu belirterek, Türkiye’nin üniversite sporları alanında güçlü bir konuma ulaştığını ifade etti. Türkmen, bu organizasyonun genç sporcular için önemli fırsatlar sunacağını ve Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki etkinliğini artıracağını vurguladı. Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Bülent Çakmak ise organizasyonun yalnızca sportif bir etkinlik olmadığını, aynı zamanda akademik ve kültürel iş birliklerini güçlendirecek önemli bir platform olduğunu belirtti. Çakmak, üniversitelerin bu süreçte aktif rol üstlenerek organizasyona bilimsel ve kurumsal katkı sunacağını sözlerine ekledi. Erzurum, Uluslararası Sporun Yeni Buluşma Noktası 2028 Avrupa Üniversiteler Kış Oyunları, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesinde; üniversiteler arası iş birliğini güçlendiren, kültürlerarası etkileşimi artıran ve genç sporculara uluslararası deneyim kazandıran önemli bir platform olacak. Bu büyük organizasyonla birlikte Erzurum’un, Avrupa’nın önde gelen kış sporları merkezlerinden biri olarak uluslararası alandaki konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor. Bu süreç, aynı zamanda Türkiye’nin gelecekte ev sahipliği yapmayı hedeflediği uluslararası spor organizasyonları için de önemli bir referans niteliği taşıyor. 2028 Avrupa Üniversiteler Kış Oyunları’nın Erzurum’da düzenlenecek olması, Türkiye’nin spor altyapısı, organizasyon kabiliyeti ve uluslararası iş birliği gücünü bir kez daha ortaya koyuyor.
Bartın Tesadüfen bulunan 640 yıllık çınar ağacının hikayesi kitap oldu Bartın’ın Akbaş köyü Hızarbaşı mevkiinde köylülerce tesadüfen bulunan çınar ağacının hikayesi, kitap oldu Bartın’da geçen yıl temmuz ayında köylüler tarafından tesadüfen bulunan çınar ağacı İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yetkililerini harekete geçirmişti. Yapılan araştırmada 640 yıllık olduğu belirlenen ağacın Türkiye’nin en görkemli, en heybetli, en yaşlı ağaçları arasında olduğu tespit edilmişti. Programla kamuoyuna tanıtılan çınar ağacı için anıt ağaç olarak tescil edilerek koruma altına alınması amacıyla çalışma başlatılırken Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ise çınar ağacının araştırılmasını önermişti. Çınar ağacının araştırılan hikayesi, "Çınarın Hafızası" adlı çocuk kitabına dönüştürüldü. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya’nın öneri ve destekleriyle İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Temiz tarafından kaleme alınan "Çınarın Hafızası" kitabı; tarihî anıt ağacı merkeze alarak doğa, zaman ve hafıza kavramlarını minik okurlarla buluşturuyor. Eser, yerel mirasın görünürlüğünü artırırken özellikle çocuklarda doğaya saygı ve kültürel mirasa sahip çıkma bilincinin gelişmesine katkı sunuyor. Kitabın arka kapağında yer alan ifadeler, eserin taşıdığı mesajı şu sözlerle aktardı: "Bir ağacın gölgesinde kaç hikâye saklı olabilir? Bartın’da yüzyıllardır ayakta duran anıt çınar, minik okurlarını dalları arasında unutulmaz bir yolculuğa davet ediyor. Bu kitapta doğanın sakin gücünü duyacak ve hatıralarla büyüyen bir ağacın dostluğunu keşfedeceksin." BARÜ’den yapılan açıklamada ise yerel değerlerin ve kültürel mirasın korunması noktasında toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların devam edeceği belirtildi.