GÜNDEM - 05 Şubat 2026 Perşembe 18:00

Depremzede Beliz, 3 yıldır sakladığı emanetin sahibinin omzunda gözyaşlarına boğuldu

A
A
A
Depremzede Beliz, 3 yıldır sakladığı emanetin sahibinin omzunda gözyaşlarına boğuldu

Hatay’da depremde annesinin cesedini ve ağabeyini 13. saatte enkaz altından çıkaran askerin kendisine üşümesin diye verdiği montu 3 yıldır özenle saklayan Beliz Aydın, Milli Savunma Bakanlığı’nın düzenlediği programla emanetin sahibi olan Emekli Albay Raşit Çelik ile bir araya geldi. Duygusal anların yaşandığı buluşmada Albay Çelik’in ifadeleri gururlandırırken, depremzede Beliz’in sözleriyse hüzünlendirdi.



Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Cebrail Mahallesi’nde yakalanan 19 yaşındaki Beliz Aydın’ın enkaz altında çıkartılan annesi Betül Günyaşar hastanede hayatını kaybederken, ağabeyi Abdurrahman Aydın iki bacağı ampute edilerek hayatta kaldı. Asrın felaketini derinden yaşayan Beliz, depremin 13.saatinde enkazın altından annesi ve ağabeyini kurtaran askerin kendisine üşümesin diye emanet olarak verdiği parkayı 3 yıldır özenle saklıyordu. Beliz’in özenle sakladığı emaneti Türkiye gündemine getiren İhlas Haber Ajansı’nın haberi sonrası montu genç kıza verenin Emekli Albay Raşit Çelik olduğu ortaya çıktı. Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenen programla; emanetin sahibi olan Emekli Albay Çelik, 3 yıl sonra depremzede Beliz ile bir araya geldi. Duygusal anların yaşandığı buluşmada Beliz’in söyledikleri hüzünlendirirken Emekli Albay Çelik’in sözleri gururlandırdı.



"Ben orada tek kaldım ama korkmadım, üstümdeki montun beni koruyacağını düşündüm"



Albay Çelik’in kendisine verdiği montun kendisini güvende hissettirdiğini ifade eden Beliz, "Hiç kimse montu bana bir askerin verdiğine inanmadı, bana ‘halüsinasyon gördün’ diyenler oldu. ‘Orada hiç kimse yoktu diyenler benle dalga geçtiler’ ve ‘olayın şokuyla öyle hatırlıyorsun, orada kimse yoktu’ dediler ve bende hayır vardı dedim. Ben tek kalmayayım diye komutanımız bana üstündeki montu çıkardı verdi dedim, o an beni düşündü ve bunu yaptı dedim ama hiç kimse bana inanmadı. Siz o kadar kıymetlisiniz ki, annemi en son sizin yanınızda gördüm. İyi ki oradaydınız ve iyi ki vardınız. Ben orada tek kaldım ama size emanet olduğum için her şeyin düzeleceğine inanmıştım. Ben orada tek kaldım ama korkmadım, üstümdeki montun beni koruyacağını düşündüm. Ogün hava çok soğuk ve karanlıktı, o soğukta bile hiç düşünmeden üzerinizdekini çıkartıp bana vermeniz beni orada güvende hissettirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben teyzem sayesinde sizleri buldum. Kimseyi tanımıyordum, çekiniyordum ve sizin oradaki varlığınız benim için çok kıymetliydi. Kendimi çok güvende hissettim" dedi.



"Bizim için üniformamız çok kıymetli, bize milletimizin vermiş olduğu bir emanet ve biz bu üniformayla orada görev yaptık"


Emekli Albay Raşit Çelik, asrın felaketinin ilk anından itibaren Mehmetçiğin depremzede vatandaşların yardımına koştuğunu belirterek "Biz kimseyi inandırmak için bir şey yapmıyoruz, vazifemiz neyse onu yerine getirmeye çalışıyoruz. O günde onun için onun oradaydık, başkası olsa başkasına yardım edecektik ve yardım da ettik. Sizi orada öyle bırakacak durumda değildik ve bırakamazdık. Ne olursa olsun, sizi bir an önce hastaneye yetiştirmemiz gerekiyordu ve yetiştirdik. Ben annenize çok üzüldüm, Allah rahmet eylesin. Sizin gibi pırlanta gibi 2 evlat yetiştirmiş. Bizim için üniformamız çok kıymetli, bize milletimizin vermiş olduğu bir emanet ve biz bu üniformayla orada görev yaptık. Üniformamızın verdiği güç ve kuvvetle görev yaptık. Sende üniformanın bize vermiş olduğu onuru ve haysiyeti gerçekten çok güzel saklamışsın. Ben bunun için ayrıyeten sana teşekkür ediyorum kızım. İskenderun Tugay komutanımızın emrine girdik, ardından da Antakya ilçesi Gündüz Caddesi’ne gittik. Sorumluluk sahamıza girdik ve vatandaşlarımızı kurtarmaya çalıştık. Ben orada size yardım ederken askerlerimiz fedakarca, canlarını riske atarak vatandaşlarımızı kurtarmaya çalışıyorlardı. Parkayı çıkarıp verme sebebim, senin oradaki insanlardan çekiniyor olmandı. İnşallah depremi yaşayan tüm vatandaşlarımız daha iyi olacak " dedi.



"Askerlerimiz canlarını hiçe sayarak beni ve annemi kurtarmaya çalışıyorlardı"


Asrın felaketinde enkaz altında kalan ve 2 bacağı ampute edilen ağabey Abdurrahman Çelik, "Biz röportaj vermiyorduk, Çilem teyzem sayesinde devletimizin ve milletimizin yanımızda olduğunu, askerlerimizin her zaman yanımızda olduğunu söylemek istedik. Askerlerimiz canlarını hiçe sayarak beni ve annemi kurtarmaya çalışıyorlardı" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Ali Hızar’dan 6 Şubat mesajı: "Acımız da, birliğimiz de ortak" Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Genel Başkanı Ali Hızar, 6 Şubat’ta ülkeyi derinden sarsan ve asrın felaketi olarak hafızalara kazınan deprem dolayısıyla duygusal bir mesaj yayımladı. Hızar, mesajında 6 Şubat’ın yalnızca bir tarih olmadığını; binlerce canın yitirildiği, şehirlerin sustuğu, yüreklerin paramparça olduğu bir acının adı olduğunu vurgulayarak, "O gece enkazın altında kalan sadece beton değildi; umutlar, hayaller ve yarım kalan hayatlar da göçük altında kaldı" ifadelerini kullandı. Depremin ilk anından itibaren millet olarak tek yürek olunduğunu belirten Hızar, Avrupa’da yaşayan Türklerin de kalplerinin Türkiye ile attığını dile getirdi ve "Mesafeler bizi ayıramaz. Avrupa’da olsak da gözümüz kulağımız memleketimizdeydi. Dualarımızla, yardımlarımızla, gözyaşlarımızla hep birlikteydik" dedi. Avrupa Kayserili İşverenler Birliği olarak dayanışma ruhunu her zaman diri tutacaklarını ifade eden Hızar, depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, geride kalan ailelerin acısını yürekten paylaştıklarını belirtti. "Bu büyük acı bize bir kez daha gösterdi ki; biz, zor zamanlarda kenetlenmesini bilen büyük bir milletiz" diyen Hızar, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının yaşatılmasının en büyük sorumluluk olduğunu vurguladı. Ali Hızar mesajını, "6 Şubat’ı unutmadık, unutmayacağız. Kaybettiklerimizi rahmetle anıyor, aynı acıların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum" sözleriyle tamamladı.
Tekirdağ Çerkezköy TSO Başkanı Çetin, Türkiye-Mısır İş Forumu Toplantısı’na katıldı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin katılımlarıyla Türkiye-Mısır İş Forumu Kapanış Toplantısı Kahire’de gerçekleştirildi. Foruma, Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin de katıldı. Program kapsamında; Türkiye ve Mısır arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 15 milyar dolar hedefine çıkarılması ve üçüncü ülkelerde ortak iş birliği fırsatları ele alındı. Türkiye-Mısır ekonomik ortaklığının, karşılıklı güven ve sürdürülebilir iş birliği anlayışıyla daha güçlü ve kalıcı bir zeminde ilerlediği vurgulandı. Başkan Çetin’den toplantı değerlendirmesi Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, 4 gün süren Türkiye-Mısır İş Forumu programına ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Dört gün boyunca gerçekleştirilen temaslar, iş dünyamıza yönelik istişare toplantıları, odalar arası iş birlikleri ve sektörel görüşmeler; özellikle sanayi, üretim, lojistik ve üçüncü ülkelerde ortak yatırımlar açısından önemli başlıklar sundu. Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası olarak imzaladığımız kardeş oda protokolleriyle, üyelerimizin uluslararası pazarlara açılmasına destek sunmayı hedefliyor; yeni iş birliklerinin geliştirilmesi adına bu tür platformları son derece kıymetli buluyoruz. Türkiye-Mısır İş Forumu’nun kapanış toplantısına katılım sağlayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, dört gün boyunca program sürecine öncülük eden TOBB Başkanımız M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na, Mısır Ticaret ve Sanayi Odalar Federasyonu Başkanı Ahmet Al Wakil’e büyükelçimize ve katılım sağlayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Gerçekleştirilen görüşmelerin ve atılan imzaların, Oda ve Borsalarımız için hayırlı olmasını temenni ediyorum."
Zonguldak TTK’da dört maden ocağında üretimin durmasına ilişkin açılan davanın ilk duruşması görüldü Zonguldak’ta TTK’ye ait 4 maden ocağındaki denetimlerde, su tahliyesi, havalandırma, insan nakli için kullanılan sistemlerin otomatik devreye girmesi için ikinci bir enerji kaynağının olmadığı gerekçesiyle iş durdurmasıyla ilgili açılan davanın ilk duruşması görüldü. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait Kozlu, Üzülmez ve Karadon müesseselerine bağlı 4 maden ocağında geçen 9 Ocak’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince denetim yapıldı. Denetimlerde maden ocaklarında su tahliyesi, havalandırma ve insan nakli için kullanılan sistemlerin otomatik devreye girmesi için ikinci bir enerji kaynağının bulunmadığı tespit edildi. Yaşanan süreçte söz konusu müesseselerde iş durdurma yönünde hazırlanan raporun Zonguldak Valiliği’ne sunulmasının ardından 4 maden ocağında üretim durduruldu. Kurum yetkilileri mevzuatın değişmediğini bahse konu eksikliklerin yorum farklılığından kaynaklandığını, iş durdurma kararının kaldırılmasına yönelik Zonguldak 4. İş Mahkemesi’ne dava açtı. Eksikliklerin maden ocaklarının üretimi sırasında da giderilebileceği ileri sürüldü. Bilirkişinin raporuna itiraz Mahkeme sürecinde aralarında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nden akademisyenlerin de yer aldığı bilirkişiler atandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı avukatları ise bilirkişilerin Zonguldak’tan olması nedeniyle itirazda bulundu. Zonguldak 4. İş Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya TTK ve sendika yetkililerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı. TTK’nın avukatı bakanlık müfettişlerinin işin durdurulmasını gerektirdiği hususlarda itirazının olmamasının; haklılıklarını ortaya koyduğunu söyledi. Bilirkişi raporunda beyanlardan çok müfettişlerin ifadelerinin yer aldığına dikkat çeken avukat, "Bilirkişi raporuna itiraz yoktur. Yeniden bilirkişi raporuna ihtiyaç yoktur. Üretimin 1 aydır durması hem ekonomik hem iş sağlığı ve güvenliği konusunda riskler oluşturmaktadır. Ocaklarda statik ısınmalar nedeniyle metan ve ısı birikimi mevcuttur. Bu nedenle hem iş güvenliği hem de üretim açısından sorun yaşanmaktadır" şeklinde savunma yaptı. Öte yandan heyette nitelikli, havzayı bilen uzman kişiler tarafından raporun hazırlandığı, ara karardan vazgeçilmesi gerektiğini belirten TTK avukatı, "Tüm bu nedenlerle ara karardan vazgeçilmesi, yeni bilirkişi raporu alınmaması ve davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz" şeklinde konuştu. Hakim ise yeniden bilirkişi heyetinin oluşturulacağını açıklarken, Kozlu, Üzülmez ve Karadon müesseseleri için yeni bilirkişi raporu alınmasına karar verdi. Duruşma ise ileri bir tarihe ertelendi.