ÇEVRE - 24 Temmuz 2024 Çarşamba 17:10

Eğirdir Gölü’nde suların çekilmesiyle su salyangozları kıyıya vurdu

A
A
A
Eğirdir Gölü’nde suların çekilmesiyle su salyangozları kıyıya vurdu

Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Eğirdir Gölü’nde aşırı kirlilik ve su seviyesinin azalması birçok su canlısının ölümüne sebep oluyor. Göl kıyısına vuran binlerce ölü su salyangozunun temizlenmesi gerektiğini söyleyen Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, "Göl kenarından toplanmamaları çevrede çok şiddetli kokulara, kirliliğe ve vicdanları sızlatan manzaralara neden olmaktadır. Gölü bu şekilde korumak mümkün değildir" dedi.


Türkiye’nin en büyük tatlı su göllerinden biri olan ve Isparta’nın da içme suyunun bir kısmının karşılandığı Eğirdir Gölü’nde aşırı kirlilik ve su seviyesinin azalması birçok su canlısının ölümüne sebep oluyor. Gölün besleyici maddesi olarak görülen salyangozlar ölü olarak kıyılarda görülmeye başlandı.



"Eğirdir Gölü ölüyor"


Binlerce salyangozun ölü olarak kıyıya vurmasının sebeplerini açıklayan Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici ölü olarak kıyıya vurun salyangozların ve Eğirdir Gölü’nün de aşırı kuraklık ve kirlilik sebebiyle öldüğünü gösterdiğini vurguladı. Dr. Kesici yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin önemli bir içme suyu kaynaklarından biri olan Eğirdir Gölü son yıllarda ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Gölden aşırı su alınmasının nedeni ile göldeki su seviyesinin düşmesi, göldeki otçul balıkların balıklandırma ile yok edilmesi, bunun sonucunda göldeki su bitkilerinin aşırı artışı ve siyona bakteri sonucunda gölde kirlilik ve ötrofikasyon giderek artmaktadır" dedi.



"Eğirdir Gölü’ndeki bu olumsuzluklar göldeki bu ekosistemin ve gölün direncinin azalmasına neden olmaktadır"


Eğirdir Gölü’nün önemli doğal türlerinden biri olan su salyangozlarının öneminden bahseden Kesici, "Su salyangozları su otu adı verilen bitkilerin üzerinde tutunarak gelişmelerini sürdürürler. Bunlar aynı zamanda suyun temizlenmesinde en önemli doğal filtrelerdir. Aşırı oranda su bitkilerinin çoğalması ve bunların yine kıyılara vurması, gölün yüzeyinde bulunmaları, sıcaklığın artışı Eğirdir Gölü’ndeki bu olumsuzluklar göldeki bu ekosistemin ve gölün direncinin azalmasına neden olmaktadır. Gölün direncinin azalması ile birlikte gölün içinde çok az sayıda kalan bilhassa gölün fanusunu oluşturan kabuklu organizmalar balıkların ölümlerine neden olabilmektedir. Gölün bu şekilde korunması mümkün değildir” şeklinde konuştu.



“Salyangozların toplanarak yurt dışına ihracatları da mümkün olabilir”


Göl kenarında bulunan ölü su salyangozları değerlendirilebileceğinden bahseden Kesici, “Bunları gübre, hayvan yemi olarak kullanılması sağlanabilir aynı zamanda bunlar yurt dışında besin olarak değerlendirilmektedir. Bu şekilde ihracatları da mümkün olabilir fakat göl kenarından toplanmamaları çevrede çok şiddetli kokulara, kirliliğe ve vicdanları sızlatan manzaralara neden olmaktadır. Bunun yanı sıra göldeki sadece yüzeyde olan su bitkilerini toplayan araçlarla su bitkilerinin kesilmesi başka bir yanlışlıktır. Burada kullanılan makinalar göl ekosistemine çok büyük bir zarar verir. Bataklaşmaya ve yine o bitkilere tutunan ve su içerisinde bulunan su salyangozlarının gıcırgan adını verdiğimiz kabuklu organizmaların yok olmasına neden olabilir. Bunun yöntemi bu değildir acele karar vermemek gerekir. Bilimsel yöntemlerle bunun bir çözümü mümkündür. Elbette gölün su seviyesinin korunması öncelikli unsurlardan bir tanesidir çünkü gölün suyu içilemeyecek duruma gelmiştir” açıklamalarında bulundu.



Eğirdir Gölü’nde suların çekilmesiyle su salyangozları kıyıya vurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.